İçeriğe geç
Kami

Deniz Kabuğu

Elif Demir

RomanDevam ediyorGenç Kurgu

"Bir deniz kabuğu olsam sonsuz denizde uçsuz bucaksız sularda olurmuşçasına" Bazen olur ya hani sabah erken saatte uyanırsın daha uykunu bile alamamışken kurduğun alarm seni yeni bir güne hoşgeldin demek için uyandırır. Uyanırsın ama hâla yatakta oturup boş gözlerle herhangi bir yere bakarsın sanırım ayakta uyumak gibi birşey. O anda hayatı sorgularsın ben neden buradayım, neden yaşıyorum, saat kaç, neden okula gidiyorum, neden adam akıllı uyanmak yerine bu aptal alarm yüzünden sıcacık yatağımdan ayrılıyorum gibi sitemler edersin. Hoş hergün yaşadığım rutinim bu şahsen sabah o aptal alarm yüzünden uyanırım, boş boş yere bakar hayatı sorgularım. Yüzünü yıkamak için lavaboya giderken de şimdi yüzüm sıcacıkken bu su beni neden dondurmak zorunda diye de düşünürsün. Yapmadığınız şey değil kesinlike. Annem kahvaltıyı hazırlamayı bitirince çağırır beni "Masal, kızım uyandın mı? Kahvaltıyı hazırladım babanı çağır ve gelin kahvaltıya hadi" evet yine sıradan bir gün. Babam salonda elindeki gazeteyi okuyor, pardon sudoku çözüyor olacak. Yani anlamıyorum bu kadar dalmasını sağlayacak ne olabilirki. Rakamları doğru sıraya koyacaksın yanlış koyarsan olmazmış çok saçma. "Dr. Fırat Durmuş kahvaltıya bekleniyorsunuz" babam gülerek ayağa kalktı ve alnıma bir öpücük kondurdu. Kahvaltı yapma görevimizi de yerine getirdiğimize göre artık okula doğru vites atabilirim. Babam hazırlandıktan sonra arabayı çalıştırdı önce beni çok sevdiğim okuluma bırakacak sonra hastaneye doğru gidecekti. Okulumu seviyorum ama beni çok sıkıyor özellikle kimya. Bu kadar saçma bir ders olamaz biz bilim adamı değiliz, bizden atomu parçalara ayırıp içinde kaç tane proton ve nötron var diye uğraşılacak şeyler sormayın. Bazen düşünüyorum madem kimya hocaları birer dâhi neden bilim insanı olmadılar da bizim olmamızı istiyorlar. İşte böyle kendi kendime düşüncelere dalarken sınıfa ne zaman geldiğimden haberim yok, ben daha az önce sıcacık yatağımda değil miydim ne ara buraya geldim. "Günaydın! Yüzünün hali ne böyle yine tersten mi uyandın? " diyen Yasmin'i gördüm ve küçük bir tebessüm ettim. Yasmin, siyah kıvırcık saçlı, yeşil gözlü, 1.65 boylarında, sempatik aynı zamanda kendisine çok düşkün tatlı bir kızdı. "Evet ya yine doğru düzgün güne başlayamadım ama sen yine formundasın bakıyorum" Yasmin bana eliyle bir öpücük gönderdi bende onu tutarak kalbime doğru götürdüm. Sonra klasik bir öğrenci sorusu duydum "ilk ders ne?" Umut'un sorusunu duyunca gülmeden edemedim. Tam cevap verecekken ben de ilk dersin ne olduğunu unuttum. "Tarih dersi malesef! Çok sıkıcı, benim uykum geliyor ama eski insanlara saygısızlık olmasın diye göz kapaklarımı açık tutmaya çalışıyorum." diyen Ecrin'in sesini duydum, yanında oturan ikizi Burçin de onun bu yakınmasına karşılık "Saygısızlık olmaması için derken" diye sordu. Ecrin ona doğru bakıp, "Hani onlar bizden büyükler ya aralarında atalarımız var o açıdan saygısızlık yapmak istemiyorum." dedi nedense bu konuşma benim çok hoşuma gitmişti. En az Ecrin kadar Burçin de tarih dersinden nefret ediyordu. Ecrin ve Burçin tek yumurta ikizleri, ikiside birbirlerine çok benziyorlar sanki anneleri kopyala yapıştır yapmış. Kızıl saçlı ve kahverengi gözlü ikizler gerçekten görenleri hemen etkileyebilecek kadar muhteşem güzelliğe sahiptiler. Ben neden onlar gibi değilim onların kızıl saçlarını görünce kahverengi saçlarımdan nefret ediyordum. Sanırım güzel olan tek şey yeşil gözlerim başka birşey yok. Tarihçi Kübra hoca sınıfa giriş yaparken yüzünde gülücükler eksik olmuyordu. "Günaydın gençler geçen hafta verdiğim sayfa 83' deki ödevler yapıldı mı? Yoklama defterini doldurup kontrol edeceğim" dediğinde beynimden vurulmuşa döndüm. Hoca daha şimdi sınıfa girdi, bari 'nasılsınız iyimisiniz' diye girseydi konuya böyle pat diye söylenmez ki kötü haberler. Yasmin hemen önümde oturuyordu omzuna hafifçe vurdum arkasına dönünce "Hoca ne zaman ödev verdi, sen yaptın mı? " dediğimde başını hayır anlamında salladı. Kahretsin artık tarih dersinden de nefret ediyordum. Kübra Hocanın ne zaman ödev verdiğini bilmediğim sayfayı açtım. Allah kahretsin kompozisyon ödeviymiş hemen yazmaya başlamak için kalemimi çıkardım ama kompozisyon konusu beni tekrardan beynimden vurdu. XIX. yüzyılda sosyal hayattaki değişimler mi? Bunu ben nereden biliyim. Ben o dönemde yaşamadım ki. Neyse o zaman sallayalım.'Eee insanlar o zamanda bir sürü faaliyet göstermişlerdir' yazdığımı görünce silgi ile sildim 'Aferin sana Masal, soru sana faaliyetlerini soruyor zaten onun üstüne bir sürü faaliyet yaptılar yazılır mı gerizekalı' kendi kendimi sövdüğüme göre B planına geçiyoruz telefondan bakacam. Telefondan gördüğüm herşeyi geçirdim ve sanki yardım almadan yapmış gibi kendimi bir dahi olarak hissettim off ne saçmalıyorum yardım almadım ki bildiğin şu arkamda oturup uyuyan ikizler gibi kopyala yapıştır yaptım. Kübra hoca ödevleri kontrol ederken sıra bana geldi ve bana küçük bir bakış attı "Bunu sen mi yazdın Masalcığım yoksa bir yerden yardım falan mı aldın? " hocanın sorduğu soru gayet normaldi çünkü ben tarih sınavında kavimler göçü sonucunda ne olmuştur sorusuna 'orada hiç kimse kalmamış' cevabı vermiş insanım. "Hocam biraz telefondan yardım almış olabilirim." biraz mı? Kübra hoca sonra kafasını tamam anlamında sallayıp masasına dönerken zil çaldı ve dışarı çıkıp bir banka oturdum. Yasmin de benimle birlikte gelmişti ve sosyal medyada birşeyler ile uğraşıyordu. Sonra işte yine zil çaldı sınıfa geçtik ders işledik yine zil çaldı klasik bir okul günüydü işte. Okul çıkışı ben, Yasmin, Ecrin ve Burçin kol kola okula yakın bir sahile doğru gidiyorduk. Bu hayatta en sevdiğim şey kesinlike sahile gitmek, o kumlara basmak ve denizi seyretmek. Çok rahatlatıcı bir şey, en sevdiğim bir diğer şey ise deniz kabukları. Deniz kabuklarına bayılıyorum çok güzeller, her birinin şekli ve kendisi farklı. Yani ne bileyim anlatamıyorum işte ama siz anladınız. Siz çiçeklerden, resim çizmekten vb. şeylerden hoşlanıyorsunuz bende deniz kabuklarından hoşlanıyorum. Eğer bana hediye verirseniz lütfen deniz kabuğu verin çok daha mutlu olurum. Temiz havayı ve muhteşem manzarayı soluduktan sonra eve doğru gitmek için bir taksi çağırdım, kızların evi buraya yakındı o yüzden onlar yürüyerek gitti bende daha taksi işkencesi çekecektim. Hayat neden bana böyle davranıyordu. Okula gelirken babam beni bırakıyor ama benim çıkış saatimde o hâla çalışıyor oluyordu. Taksi evimin yakınında durduğunda indim, evimin önüne kadar getirmeye ve nerede yaşadığımı bilmesine gerek yoktu bence. Anahtarla kapıyı açtım ve eve girdim. Ayakkabılarımı çıkarıp koşar adımlarla odama gittim. Çantamı herhangi bir yere attım ve formamı çıkırıp rahat pijamamı giydikten sonra bir 'ohh' çekip, sabahtan beri beklediğim an olan yatağa atlayışımı gerçekleştirdim. Yatağa bir atladım sanki sürekli rahatlamak ve stresimi atmak için yüzdüğüm denize atlarmış gibi atlamıştım. Bir ses çıktı, evdeki en değerli eşyam olan sevgili, rahat yatağım kırıldı sandım cidden. Ne zaman bu kadar yorulduğumu bile bilmiyordum bir süre sonra rüyalar âlemine doğru yola çıktığımı bile farkedemez haldeydim.

Bölüm
0
okunma
87
Beğeni
29
Puan
5,0
Puan ver

Benzer eserler

Elif Demir imzalı diğer eserler