İçeriğe geç

VALİM- Aşk ve Adalet

Bölüm 3 · 6 dk okuma

VALİM- Aşk ve Adalet

Bölüm 3

Aile Ortamı (Part 1)

kusura bakmayın bu salak kaydetme hataları daha tam düzelmemiş ben ne kadar bölümü düzeltsem paragrafları ayırsamda olmuyor bölümü 2 part şekilinde yarı yarıya atıcam çünkü diğer kabul etmiyor.

♟️VALİM🥊 3.Bölüm AİLE ORTAMI İsmi bir varlığı bile yoktu bebeğimizin babası hayatında Eflah'ın yaptığı yemeği yedikten sonra Günerşen ailesi ile beraber konağa geçmiştik. Daha yarı yoldayken Şeyma beni arayıp Vuslat'ın konağa geçtiğini söylemişti. Sadece biraz burnu kanamış ve eli yaralanmıştı. Güneş Hanım ile yol boyunca konuşmuştuk çok tatlı kadındı. Maalesef yine kandırılmıştım. Ümmühan ve Ayşe ile daha yakından tanışmıştım. Ümmühan biraz agresif bir kızdı. Ama ezberi çok kuvvetliydi ona söylenen yaklaşık 6.000 kelimeyi sırasını karıştırmadan aklında tutabiliyordu. Diller ilgisi vardı. Ve göğüslerine kadar uzanan sarı saçları ve koyu mavi gözleri ona çok yakışıyordu. Kıyamet Asilcan ile nişanlıymış. Nişanlısını bana göstermişti. Kıyamet'e göre çok genç duruyordu. Ayrıca ikiside mabi gözlüydü fakat Kıaymet siyah saçlıydı. 2 aydır nişanlıymışlar. Ümmühan 24 yaşında Kıyamet'te 26 yaşındaymış. Ayşe'de ailedeki çoğu kişi gibi kumral saçlı yeşil gözlüydü. Aynı şekilde Güneş hanımda yeşil gözlü beyaz tenli kumral saçlı bir kadınken Şener Bey mavi gözlü, kahverengi saçlı yanık tenliydi. İkiside çok genç yaşta ebeveyin olmalıydılar çünkü şuan 53 yaşındalarmış. Kerim de 36 yaşındaydı. Avluda herkes çay içerken Eflah konudan bağımsız araya girdi. "Erva yengem düğün ne zaman çünkü benim Kerem Vuslat abimin düğününde halay çekmek gibi bir hayalim varda." Eflah da Vuslat gibi İstanbul Türkçesiyle konuşuyordu. Ümmühan dilden dolayı çok farklı konuşma tarzına sahipken diğer herkesin konuşma şekli Mardin yöresine uygundu. Elimdeki çay bardağını sehpanın üzerine bırakıp ayağa kalktım. "Daha Vuslat ile kesin bir karar vermedik ama aklımda bir tarih var. Artık geç oldu bana müsade." hafif gülümsemeule avludan ayrıldım. Üst kata çıkmak yerine askıdan montumu alıp bahçeye çıktım. Konak güzeldi ama içinde bana hitap eden bir şey yoktu. Kocam vardı ama ruhunda bana ait olan bir şey kalmamıştı. Daha ilk darbede kocam beni bırakmıştı kim ne derse desin yaptığı döneklikti ve kocam böyle bir adam değildi. Vuslat'ın bebek istememesini anlardım hatta mümkün oldukça ona tolerans tanımıştım. Ama korunmayıp sonra hamile kalınca böyle kafasına göre çekip gitmesi olmuyordu. Akan yaşlarımı sildim. Benim sinirine bile aşık olduğum kocam ondan bir parça taşıyan halimi yüz üstü bırakmıştı. Bu adam ne yaşamıştıda böyle keskin sınırlar çizmişti kendine? Hayır aileside çok iyi insanlardı Güneş Hanımın ben evliliğe onay vermediğine inanmıyordum. Kadın Vuslat'ın küçüklük fotoğraflarına bile dokunmaya kıyamıyor gibi davranıyordu. Sahtede değildi bu davranışları. Ellerimi yüzüme kapattığımda bir çift kol, beni sardı. "Yavrum noldu?" sırtımı göğsüne yasladığımda daha çok ağladım. Kollarını dirseklerimin biraz üstünde sarmıştı. Karnımdan ya da belimden değil. "Vuslat bana sebeb bile söylemiyorsun." dediğimde konunun ne olduğunu olmuş gibi sıkılmış gibi nefes verdi. Kollarını daha sıkı sardığında geri çekilmedim bu gece konuşacaktık. Öule kavga edip küsücek kadar vaktim yoktu. "Sana en başından beri söyledim Erva bebek olmayacak diye." "Ben de bebek olursa ona babalık yapmak zorundasın demiştim. Ya da korunacaksın." çenesini başımın üstüne yasladığında ellerimi yüzümden çekip karnıma yaslamak istediğimde izin vermedi. "Bebeğimize isim düşündün mü?" "O piçin varlığına bile tahammül edemiyorum." dediğinde içimde bir şeyler parçalandı sanki. "Ben düşündüm. Aslında erkek olursa Atalay koymak istiyordum ama senden daha çok bebeği sahiplenen biri olduğu için ilk ismini onun adı ikinci adı Atalay olucak." dediğimde küfür etti. "Umrumda değil." "Kız olursada Mevhide olucak. İkinci isminide onun kesin koyacağını düşündüğüm ismi vericem. Bu arada anlamı Allah'ın hediyesi demekmiş. Hani babalığı kabul etmiyorsun ya." "Ne mutlu sana. O piçin yanında beni hayal etme bana yeterli." dedi. "Bebeğimize babalık yapmak zorundasın." dedim aksini istemez bir tonda. "Öyle sikik bir görevim yok. İstersen sen anne oldum diye kandır kendini." dedi. İlk başta üzülüyordum ama şimdi iyiki ilk ayları geçmişiz. Yoksa Vuslat bir şekilde beni ikna edip bebeği aldırabilirdi. "Doğuma kadar birlikte olmayacağız bebeği riske atamayız." eskiden olsa kocam yapmaz derdim fakat bugün aklımın sınırlarını zorlayacak şeyler yapmaktan vazgeçmiyordu. Bebeği düşürmemi sağlayabilirdi özellikle son aylarda. Hışımla beni kendine çevirdiğinde elleri artık omuzlarımdaydı. "Erva! Beni kendin mahrum bırakamazsın! O piç senin karnında yaşamına devam ediyor olması bile ona yasakken birde beni geri plana atamaz!" neden öyle dediğimi anlamıştı. "Sen bebeğimiz geri plana attın ama Vuslat? Doğruyu söyle sana da mı aynısını yapanlar oldu. Bu yüzden mi asla sana karşılık veremeyecek bebeğinden nefret ediyorsun? " Güneş Hanım ve Şener Bey asla öyle insanlar değildi fakat bunu ona başkası yapmış olabilirdi. Sanki yemin edermiş gibi kulağıma fısıldadı. "Karnındaki piçe yetemediğini anladığın zaman sende onu geri plana atacaksın Erva." dediğinde ürperdim. Siktir bu adam gerçekten hem sinir hastası hem ruhsal hastaydı. Sinir hastası olduğunu biliyordum fakat ruhsal sorunları olduğu bilseydim bebek için biraz daha beklerdim. Sakince geri çekildiğinde hızlı ve büyük adımlarla konağa girdi. Yine kafamı karıştırmayı başarmıştı. Sandığı gibi bebeğe ondan daha çok değer vermiyordum ikisinide eşit sevme çalışsam bile her zaman Vuslat'ı daha çok sevicektim çünkü dediğim gibi bebek bile bana ondan bir parçaydı. Avucumu karnıma yasladığımda bir kez daha tekme attı. "İlk tekmende bilmeden yanında olduğu gibi yine her zaman yanında olacak annem." biraz daha bahçede kalıp sonra kimsenin dikkatini üzerime çekmeden Ayşe'nin gösterdiği odama girdim. Merdivenin hemen karşısında 3 katlı konağın 2. Katındaydım. Odaya girdiğimde üzerindeki pantolan hariç her şeyi çıkarmış ve yatakta yatan kocama baktım. Yüzü bana dönük değildi ki genellikle kapıya dönük yatan taraf onun olurdu anvak bu sefer yüzüme bakmamak için pencere tarafına yatmıştı.

Parmak uçlarımda yürüyü ses çıkarmamaya dikkat ederek üzerimdekileri çıkarıp kocamın yanına yattım. Maalesef yorgan altımızda kalmıştı ve ben şimdiden üşümeye başlamıştım. "Erva?" birkaç mırıltı çıkardığımda bana döndü. Gözleri hafif kısık saçları dağılmış kocama döndüm tamamen. "Biraz kalkar mısın?" dediğimde kendiyle birlikte benide kaldırıp yorganı yattığımız yerden çekti. Tekrar uzandığımızda yorganı omuzlarıma kadar örtüp kollarını etrafıma sardı. Karnıma temas etmeyecek şekilde. Başımı göğsüne yasladığımda sırt üstü uzanıp bir bacağımı bacaklarının üzerine bıraktı. "Yoruldum Erva, nikah istiyorlar düğün istiyorlar çocuk istiyorlar bitmiyor istekleri." hayıflanır gibi saydıkları çok kolay şeylerdi ikimiz içinde. "Nikah ve düğün aynı anda halolur. Bebek zaten bende"

Yeşil gözleri gözlerime döndüğünde mırıldanır gibi, "Biliyor musun eğer kız olup sana benzerse," heyecanla atan kalbimle nefeslerim düzensizleşti. İlk defa bebeğimize hakaret etmeden bir cümle kuruyordu. "Onu öldürmekten çekinmem Erva. Sen bile kızının öldüğünü bilmeden onu büyütürsün onun ruhunu öyle bir karartırım ki artık onu tanıyamamaya başlarsın." "Peki, erkek olursa?" şuan nabzını ölçmem gerekiyordu eğer kızar tepki verirsem bir daha bu kadar dürüst konuştuğu bir zaman olmayabilirdi. "O zaman sevenleri düşünsün." dedi soğukkanlılıkla. İçim titrerken gözlerim sızladı. "Bebeği neden etrafında tutuyorsun? Hiç bir cümlende yetimhaneye bırakırım veya onu başka bir aileyi veririm demedin? Senin sorunun bebek değil Vuslat, bunu sende biliyorsun ama amacını anlamıyorum." çocuktan vazgeçmemi söylememişti. Sadece çocuğu hedef almıştı. Belki daha yeni öğrendiğimiz için böyledir demek aptallık olurdu çünkü 6 yıldır tanıdığım Vuslat asla ani kararlar vermezdi. Elbette o da hamile kalacağımı düşünmüştü. Ve düşündüğü zaman bu cümleleri aklından geçirmeye başlamıştı

Cevap vermeyip sessiz kaldığında parmaklarımı göğsüne yaslanıp Vuslat'a dahada yakınlaştım. Eğer gece bebek tekme atarsa ve bundan rahatsız olursa en azından beni uyandırmaya kıyamayıp benden uzaklaşmaya çalışmazdı."İyi geceler kocam." bir elini saçlarıma çıkardı ve saçlarımla oynarken, "Sadece sana iyi geceler karım." dedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.