İçeriğe geç

Sonu belli Hikayem

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Sonu belli Hikayem

Bölüm 6

3. Ölümle yaşam arasında

3. Ölümle yaşam arasında

🎶Ashe - Moral of the Story🎶

"Sonunda, ölüm bile olsa, yaşadığım her an gülmeyi öğrendim,

Çünkü hayat bize yüzümüzdeki gülümsemeyi bile çok görecek kadar acımasızdı."

Sokaktaki dondurmacının önünden geçerken üç çocuk neşeyle dondurma almak için sıraya dizilmişti. Kadına yaklaştılar, büyük bir heyecanla dondurmalarını aldılar ve kahkahalarla sokakta koşmaya başladılar. Onları izlemek, benim de canımı dondurma çekmesine neden oldu. Orta yaşlı kadına yaklaştım ve bir çilekli dondurma istedim. Çilek, en sevdiğim meyveydi ve dondurmayı da her zaman çilekli ya da vanilyalı tercih ederdim.

Kadın dondurmamı uzatırken, çiçeklerimi dikkatlice kolumun altına koydum ve dondurmayı elime aldım. Dondurmanın erimemesi için hızlıca yemeye başladım.

Sokağın kenarı boyunca yokuş aşağı ağır ağır yürüyordum. Ayaklarım, her adımda kaldırım taşlarına ritmik bir şekilde vuruyordu. Aklım, bugün almadığım ilaçlarda takılı kalmıştı. Eğer doktorum ilaçlarımı almadığımı öğrenirse, çok büyük bir fırça yiyeceğim kesindi. En kötüsü ise, bu yürüyüş sırasında bayılma ihtimalimdi. Saatime baktım; 11:25. Öğle yemeğimi yemeden evden çıkmanın pişmanlığını hissediyordum. Normalde öğle yemeğini yemeden güne başlamazdım ama bugün içimdeki heyecanla kahvaltıyı bile atlamıştım, babamdan izin almak için koşar adım evden çıkmıştım.

Mahalleye giden sokaklar genellikle ıssız ve sessizdi. Geçtiğim dar sokaklarda nadiren bir insan görürdüm. Söylentilere göre, gece vakti dar sokaklardan birinde yürüyen biri, kaldırımda oturan genç adamların kağıda ot sarıp içtiklerini görmüştü. O karanlıkta, bir iki sokak lambasının yandığı yerde, nasıl bu kadar net görmüş olduğu artık hayal gücünün sınırlarını zorluyordu. Yine de, bu sokaklarda yürürken bir nebze de olsa ürperti hissederdim.

Başımı eğdim ve ayaklarıma baktım. Kaldırım taşlarının hizasında yürümeye çalışıyordum, bu küçük oyun beni gülümsetmişti. Belki siz de şu an yapıyorsunuzdur, başınızı eğip adımlarınızı hizalamaya çalışıyorsunuzdur.

Dar sokağı yürürken, karşıdaki dönemece yaklaştığımı fark ettim.

Bu da yolun neredeyse üçte birini bitirdiğim anlamına geliyordu. Ancak içimdeki mutluluk, aniden yerini bir ürpertiye, bir korkuya bıraktı. İçimi kaplayan korku büyüyordu ve nabzım hızlanmıştı. Bir bağırtı duydum. Kalbim endişeyle çırpınırken, tüylerim diken diken olmuştu. Tüm bedenimi kaplayan bu ürpertiyle, sanki biri aslan gibi kükremişti. Dönemeçte birisi, belki de birileri vardı.

Dondurmamın elimden kayıp gittiğini o an fark ettim. Çiçeklerime sıkıca sarıldım ve korkuyla dönemece doğru ilerledim.

Adımlarımı atarken içimden sayıyordum:

1.Derin nefes al.

2.Nefes ver.

3.Sakin ol. Her şey yolunda.

4. ...

Dördüncü adıma ulaşmadan önce, her şey aniden hızlandı. Nefes alışverişim hızlandı, kalbim boğazımda çırpınmaya başladı. İçimdeki korku, tüm bedenimi sarmıştı, sanki etrafımda bir aslanın kükremesini duyar gibi oldum.

Sanki kum saatindeki kum taneleri hızlanmış gibi, her şey bir an içinde gerçekleşti. Birisi hızla dönemeçten çıktığında, adımlarımı hızlandırdım ve aklım sanki çalışmasını durdurmuştu. Adamı durdurmaya çalıştım ama nefes alıp verişlerim hızlanmıştı.

O anda, arkamdan hızla yaklaşan biri kolumdan tutup beni kendiyle sürüklediğinde, aklımda sadece tüm bunların nasıl başladığı sorusu vardı.

Kalbim, hız treninden atlamış gibi çırpınıyor, nefes alıp verişim hızlanıyordu.Aklım, ayaklarım ve ellerim iradem dışında hareket ediyordu. Yüzüme çarpan begonya yaprakları havada savrulurken, kalbim hız trenine binmiş gibi çırpınıyordu.

Kolumdan tutan elin sahibinin yüzüne bile bakmamıştım. Gözlerim karşıya sabitlenmişti, ama gerçekte hiçbir şey görmüyordum. Sanki bir rüyanın içinde gibiydim, ölüyor muydum yoksa gerçek hayatta mıydım? Bu çırpınışlarım, hayatta kalmak için mi yoksa ölümü kabullenmek için miydi?

O an düşündüğüm tek şey, ölüyor muyum ve bu çırpınışlarım ölürken mi gerçekleşiyor?

Bir insan düşünün, ölürken çırpınıyor ve ölüm çırpınışları sırasında acı çekiyor.

Bir insan düşünün, o çırpınışları her gün yaşıyor. Her gün ölüyor aslında. Belki de çoktan ölmüştür, kim bilir?

Belki de ruhu hâlâ çocuktur, yaşayamadığı onca şeye hâlâ aç. O çırpınışlar, büyüyemeyen o çocuğun ölmeme mücadelesidir belki de.

İşte böyle bir insan vardı, adı Hazal olsun. Hazal, her sabah uyandığında o tanıdık ağırlığı hissederdi. Sanki bir el, göğsüne bastırıyor ve nefes almasını zorlaştırıyordu. Bu ağırlık, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yükümlülüktü. Onun için hayat, bir dizi tekrarlayan çırpınıştan ibaretti.

*Stefan Zweig'in bir karakteri gibi, Hazal da hayatın ona sunduğu küçük anlardan medet umardı. Bir çiçeğin açışı, bir kuşun cıvıltısı, güneşin batışı...

Bu anlar, ona bir anlık huzur verir, ama hemen ardından derin bir melankoliye kapılmasına neden olurdu. Her şey geçici, her şey uçucuydu. Acı çekişleri ise kalıcı.

*Fyodor Dostoyevski'nin romanlarındaki karakterler gibi, Hazak da kendi iç dünyasında derin sorgulamalar yapardı. "Neden buradayım? Neden yaşıyorum? Bu acının anlamı nedir?" diye sorardı kendi kendine.

Cevaplar, genellikle daha fazla soruya yol açar, ve bu sorgulamalar, onun zihnini bir labirente çevirirdi. Çıkışı olmayan, karmaşık bir labirent.

*Virginia Woolf'un bilinç akışı tekniğiyle anlatıldığı gibi, Hazal'ın da düşünceleri bir nehir gibi akardı. Bir an çocukluk anılarına gider, bir sonraki an geleceğe dair korkularıyla yüzleşirdi.

Çocukken hayalini kurduğu hayatı, şimdi bir hayal kırıklığı olarak görüyordu. Geçmişin masumiyeti, geleceğin belirsizliğiyle birleşince, bu çırpınışların anlamı daha da karmaşık hale geliyordu.

Ölüm, kalbi kırık binlerce ruhun mezarıydı belki de. Hazal için ölüm, bir kurtuluş değil, bir tehdit gibiydi.

Çünkü ölmek, onun için sadece fiziksel bir sona ermek anlamına gelmiyordu. Ölmek, içindeki çocuğun umutlarının, hayallerinin, yaşayamadığı anların da yok olması demekti.

Bu yüzden her gün, her an çırpınıyordu. Bir yandan yaşamak istiyor, bir yandan da bu bitmeyen çırpınışlardan kurtulmak istiyordu.

Hazal'ın hikayesi, birçok insanın görünmeyen savaşlarının bir yansımasıydı.

Her gün ölen ama aslında hâlâ hayatta olan, içindeki çocuğu büyütemeyen ve yaşamın acı gerçekleriyle boğuşan binlerce insanın hikayesi...

Bahsı geçen yazarların örnek verdiğim karakterleri;

*Stefan Zweig:

Karakter: Amok Koşucusu

Kitap: Amok Koşucusu

*Fyodor Dostoyevski:

Karakter: Raskolnikov

Kitap: Suç ve Ceza

*Virginia Woolf:

Karakter: Clarissa Dalloway

Kitap: Mrs Dalloway

______________

Diğer bölümde bir soru sormuşdum son sahnede ki kız size kimi hatırlatıyor diye. Şimdi cevabını veriyorum o kız İmkansız kitabındaki İnci Akkaya. Bilenleri tebrik ediyorum. Böyle bir sahne olmasını istedim. Kitaplsr aynı evrende zaten. Hem de onları bir birine bağlıyan şey o kafe "Sihirli dünya" kafesi...

Bu bölüm varla yok arasında olmasının sebebi sondaki o olay ve en sonda benim dikimden yazılmış Öykü Hazal.

Neden Öyle değil Hazal olarak bahsettim?

Çünki Hazal annesinin ikinci ismiydi babası da anesinin ismini kızına vermişti.

Kitapda hiçkimse Öyküden Hazal diye bahsetmiyor. Ben Öykünü Hazal olarak gördüğüm için yalnız ben Hazal diye bahsedeceğim. Çünki Öylü Hazal benim için Hazaldır. Şöyle diyim ; aynı annesi gibi...

Maalesef başka bir şey söyleyemeyeceğim. Zaten gelecek bölümde öğreneceğiz.

Yeni bölümler için sınır; 40 okuma, 20 kalp ve 45+ yorum. İlginiz için teşekkürler ❤️

Aşağıda Hazal için kalp bırakın 🫀

Bölüm sonu

26 yorum

  • Bazen yapabildiklerimizin veya elimizde olanların değerini bilmiyoruz. Sen bu hikaye ile yapabildiklerimizin değerini çok iyi anlatmışsın⭐️✨💗Hazal içim kalp🫀

    1Yanıt
  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺

  • Yapması bizim için basit olan şeylerin onun için bu kadar zor olması😭Hazal çok güçlüsün pes etme🥺