Boşluğun en karanlık noktasında, milyarlarca ton ağırlığındaki o muazzam okyanus nihayet asılı kalacağı sarsılmaz eksene kavuştu ve su omuzlandı sekiz yüce varlık ile. Bu sekiz muazzam güç, okyanusun bittiği ve hiçliğin başladığı o ince çizgide yan yana gelerek evrenin ilk ve en ağır yükünün altına girdiler. Gövdeleri saf enerjinin ve kadim mühürlerin ışığıyla yıkanan bu varlıklar, devasa su kütlesinin tabanını adeta aşılmaz bir gökyüzü gibi yukarıya doğru kilitlediler. Onların omuzlarında yükselen o karanlık tavan, yukarısının vahşi baskısını aşağıya sızdırmayan mutlak bir kalkan haline geldi.
Bu sekiz yüce varlık, suyun alt katmanında devasa bir çember oluşturup durduğunda, evrenin o zamana kadar şahit olmadığı bir denge kuruldu. Her biri okyanusun farklı bir yönünü, farklı bir akıntısını ve öfkesini kendi bağrında eriterek sabitledi. Altlarındaki sonsuz boşluk, üzerlerindeki devasa su tavanının gölgesinde ilk kez sakin ve tekinsiz bir korunak halini aldı. Yukarıdaki o karanlık okyanus ne kadar delice çırpınırsa çırpınsın, bu sekiz dilsiz direğin sarsılmaz iradesi karşısında duruldu ve kendi sınırlarına hapsoldu.
Yaratılan bu muazzam düzen, hiçbir söze ve isme ihtiyaç duymadan, sadece bu sekiz gücün dilsiz nöbetiyle mühürlendi. Onlar, suyun tabanını gökte tutarak alt katmanların kendi yolunu çizmesine, o büyük hikayenin başlamasına zemin hazırladılar. Üstteki saf koyuluk ile alttaki mutlak hiçlik arasında aşılmaz birer köprü gibi dikilen sekiz yüce varlık, evrenin ilk çatısını dilsiz bir yeminle tutarak kutupların ayrılacağı ve mühürlü soyların uyanacağı o kadim saati beklemeye koyuldu.