Kehanetin Bulunan Bazı Kısımları
Gaspçı'nın doğacak iki oğlu birden.
İkisi de lanetli ikisi de kurda karşı.
MAVİ
Ah gökler aşkına dünyada cehennemi yaşamak bu olsa gerekti. Ağaçların gölgesinde yürümeme rağmen terden sırılsıklam olmuştum. Şu koca ormanda güzel olan tek şey kuşların şarkısıydı. Etrafta uçuşan türlü türlü şey vardı. Serçeler, güvercinler, böcekler, kelebekler,markut ... Markut mu? Yüzyıllardır görünmeyen bir yaratıktı muhtemelen yanılmıştım.
Ormanda azıktıların albastı ve arçuraların hatta yelbegenlerin olduğunu duymuştum. Bizzat bir erşek bile görmüştüm ancak markut apara ve ayıhılar uzun zamandır çok uzun zamandır yoktular. Yine de başımı tekrar kaldırıp göğe baktım belki gerçekten de odur diye ancak nafile gökte hiçbir şey yoktu. Bu ormanda sırtıma sırtıma vuran sıcak hava dalgaları dışında hiçbir...
Bazen sadece neden diye soruyorum neden hep başıma türlü türlü belalar geliyor diye günah keçisi ben miyim. Gökler aşkına buraya sadece bitki toplamak için geliyordum kader bana, yine bir taraflarıyla gülüyordu anlaşılan.
Bu sıcak hava dalgasının nereden geldiğini tahmin edebiliyordum. Hiç görmemiştim,sadece kitaplarda vardı ama ancak bir ejderhaın nefesi bu kadar sıcak ve kuvvetli olabilirdi. Göğe bakmayı bırakıp yere baktım, önümde kocaman gölgesı duruyordu. Sanırım bu durumda iki seçeneği vardır insanın ;birincisi olmasını istediğim şey yerin yaralı benim için alması, ikincisi ise arkamı dönüp bu kadim varlığa selam verip beni yakıp yakmamasına karar vermesini beklemekti. Ejderhalar insan öldürmeme yanlısı olsalar da sinirlenirlerse gözleri hiç bir şeyi görmeyebilirdi.
Birinci seçenek olanak dışı gibi göründüğü için - büyü dünyasında yaşasak da yeri yaramazdım, en azından toprakla büyü yapmakta hatta herhangi bir büyü yapma konusunda eğitim almış değildim tabi ufak kıvılcımlar çıkarıp ateş yakabiliyordum-ikincisini yaptım, arkamı döndüm ve gövdemi başımla birlikte yere eğebildiğim kadar eğdim. Bu hareketleri yaparken oldukça yavaş olmaya dikkat ediyordum. Yanlış bir hareket yapıp ejderhayı kızdırmak istemezdim. Gözlerimi birazcık yerden kaldırıp ejderhaya baktım, görebildiğim sadece devasa ayaklarıydı. Merakıma yenik düşüp gözlerimi biraz daha kaldırdım, gövdesini görebiliyordum.
Ejderhanın rengi çok güzeldi, siyah gibiydi ama değildi, gri olmalıydı. Çok köyü, derin bir gri. Sessizce gözlerimi ejderhayı görmek için daha da kaldırdım. Şimdi yüzünü görebiliyordum. Gözleri çok büyüktü, çok güzeldi. Daha dikkatli baktım gözlerine. Onun da bana dik dik baktığını fark ettim. Gözleri Şafak rengiydi. Gözlerindeki turuncu yansımalar mavilikler göğe bakmak gibiydi... anneme bakmak gibiydi. Gözlerinde annem vardı. Gözlerindeki gökte annem vardı. Ama ben annemi hiç görmemiştim ki.
Bir anda göğe kara bir bulut indi, ejderha gözlerini kapatmıştı. Gözlerini tekrar açtığında orada annem yoktu, gözlerindeki gök kaybolmuştu yerini derin bir karanlığa bırakmıştı gözlerinin rengi karaydı şimdi gözleri derin bir kuyuya bakmak gibiydi.
Ejderhaların böyle bir özelliği mi vardı hiçbir yerde buna dair bir şey ne okumuş, ne görmüştüm.
Ejderhaların gözlerinde yanılmıyorsam küçümser bir ifade geçmişti. Ejderhaların da insanlar gibi yüz ifadelerin olduğunu bilmiyordum, bunu da ilk defa görüyor olabilirdim. Tabii muhtemelen hiçbir zaman bir ejderhaya bu kadar yakın durmadığım için olabilir. Gökler aşkına ejderhanın gözlerine o kadar dalmışım ki daha yeni fark edebiliyordum ona ne kadar yaklaştığımı. Beni korkutmalıydı ama nedense korkmuyordum. Bana zarar verecek gibi değildi hem gözlerinde annem vardı. Ya da hepsi bir hayalden ibaretti, halüsinasyon mu görüyordum acaba. Sihirli bir bitkiye dokunmamıştım, en azından bilerek böyle bir şey yapmazdım bitkilere dair hemen her şeyi biliyordum, bilgimin çoğunu babamdan öğrenmiştim, o bir şifacıydı. Geri kalan biligileri kitaplardan ve kendi keşiflerimden öğrenmiştim. Bir kerseinde yaptığım bir karışım içmemin sonrasında her yerimde kırmızı benekler çıkmıştı neyseki vücudumda gitmeleri sadece bir gün sürmüştü babamın dediğine göre bitkiyi yanlış dozda kullandığım için öyle olmuş biraz daha fazla kullansaymışım tahtalı köyü boylarmışım.
Bu bakışma fazla uzamıştı. Az önce korkmadığımı iddia etsem de şu an pek aynı düşünmüyordum, içgüdülerim kaç demiyordu ama beynim türlü türlü senaryolar kurmaya başlamıştı. Ejderhayı biraz daha incelemeye karar verdim. Belli ki bu bakışmanın sonu daha gelmemişti. Ejderha devasa boyuttaydı. Kanatları muhteşem görünüyordu. Kanatlarında gri yansımalar vardı, gümüş gibi parlak yansımalar. Sadece güneşin vurduğu kısımlar öyleydi, geriye kalan kısım soluktu. Muhteşem bir parlaklıktan kalan kalıntılar gibiydi.
Bakışmaya devam ediyorduk. Muhtemelen beni yiyecekti. Ama saçma ejderhalar insan eti yemezdi. Sadece öldürmek için yakarlardı.Beni öldürmeyi mi düşünüyordu?O da saçma. Çünkü hiçbir şekilde içimde kaçma isteği yoktu. Karşımda ki bir insan olsaydı çoktan hançerimi boğazına dayamıştım ama karşımdaki varlığa bunu yapabileceğimi sanmıyorumdum muhtemelen daha adım atmadan ölürdüm.
Gözlerinde çok kısa bir an tekrar küçümser bir ifade geçtim. Evet sevgili meczup divane kardeşlerim hep yanınızdaydım ama bugün aranıza katılmaktan onur duyuyorum. Beni kabul ettiğiniz için teşekkürler. Saçmalaya başlamıştım iyice.Beni öldürecekse ya da artık her ne yapacaksa bir an önce gerçekleşebilir miydi? Çünkü sıkılmaya başlamıştım. Bir an önce ne yapacağına karar verseydi de bu göz hapsinden kurtulsaydım.
Duyduğuma göre yani okuduğuma göre ki bu çok az bir bilgiydi çünkü ejderhalar hakkında yazmak yasaktı sadece genel geçer bilgiler vardı. Buna rağmen onlar hakkında bulabildiğim bütün kitapları - ki bu babamın Tulpar Lordu oluşundan dolyıydı-okumuştum. Ejderhalar insanlarla konuşmamaya yemin etmişti. Onun sesini duyan son kişi yaklaşık bin yıl önce yaşayan bir Sangal keşişiydi. Anlatılanlara göre kadim olanın çok yakın bir dostu, bir sırdaşı varmış. Bu kişi kadime ihanet edip ejderhalara zarar verecek bir şey yapmış. O günden sonra susma yemin etmiş ejderhalar. Tabii ki detaylar hiçbir yerde yazmıyor. Ancak bazı yorumcular kademin kandırıldığını ve ejderhaları güvenini kırdığı için ejderhaların bu hareketi gerçekleştirdiğini söylüyor ancak bence yorum yapmak için yorum yapmışlar. Kral yazıları değiştirmiştir. Bir kere kadim olanın hangi tarihte yaşadığı bilinmiyordu, ayrıca kadim olanın kandırılabileceğini sanmıyorum. Bir kan büyücüsüydüo, yalan söylediğini anlardı. Senin niyetini sen daha düşünmeden anlayabilirdi. Geleceği görebilme gibi yeteneğinin de olduğunu söyleyenler -okuduğum kitaplardan- vardı. Duyduğuma göre kadimin devrinden bu yana büyük büyücüler Konseyi vardmış. Konseyin çoğunluğunu daima kadınlar oluşturduğundan, kadınlar konseyde denilirmiş. Bazı ejderhalar da bu konsere dahil olurmuş, yani yorumlamaların çoğu saçmalıktan ibaret. Ancak insanların elindeki tek şey buydu kimse gerçekten susma nedenlerini bilmiyordu. Ya da bilenler vardı ama bu bir sırdı.
Ne kadar da çok sır var. Dünyada bir ömre bu kadarı fazlaydı. Babamın da her zaman sırları vardı. Sonuç olarak yine aynı noktaya ulaşmıştım. Ejderhalar insanlarla konuşmazdı.
"Doğru duymuşsun mavi"dedi. Ne? Kim ne dedi? Ben demedim. İç sesim mi dedi. İç sesim bir erkek olmaya karar vermiş olamaz değil mi? Yaşlı biri erkek. Etrafıma bakındım kimse yoktu geriye tek bir seçenek kalıyordu. Karşımdaki varlık. Aslında sesi duyduğum an ona ait olduğunu anlamıştım ama bilirsiniz insanoğlu inkar etmeyi severdi, ben böyle durumlarda daha çok severdim. Ses kesinlikle onundu tabii halüsinasyon görmüyorsam bir de konuşması için ağzını oynatması gerekirdi. Hiç ağzını açmamıştı. Delirip sesini beynimde duymuş olmadıysam. Gökler aşkına bu gerçek olamazdı değil mi? Gerçek miydi ?
Gökler bugün ne kadar da ballı bir gün size seslenip duruyorum. Umarım ki sizi bu kadar anmamın hayrına bugün beni insanolarak - yanmış bir et olarak değil - sağ salim evime ulaştırırsınız. Duam bu kadar beni dinlediğiniz için teşekkürler.
Benimle bir gülme sesi yankılandı. Kafayı yedim sevgili dostlar. Kısa bir ömürdü ama beni hatırlayacağınıza eminim. Aynı gülüş beynimde yeniden yankılandı. Belli ki ejderhanın keyfi yerindeydi. Şimdi ağzında da vardı aynı gülüş. Neyse en azından yaşayacağım galiba. Bu arada beynimde yankılanan gülüş büyüleyici diyebilirim ama ejderhanın yüzündeki gülüşü kesinlikle korkutucuydu. Tamam kabul ediyorum biraz dramatik davranmış olabilirim ama gerçekten neden bunlar hep benim başıma geliyordu. Gerçi muhtemelen ailem ve onların parlak geçmişi yüzünden.