İçeriğe geç

KADERİN DÖRT FIKRASI

Bölüm 2 · 5 dk okuma

KADERİN DÖRT FIKRASI

Bölüm 2

1. Bölüm

MAHİ

Kehanetin Bulunan Kısmı

Torunu kadimin ruhunu taşıyacak.

Doğuş beraberinde ölümü getirecek.

Yirmi Sekiz Yıl Önce

Mahi tekrar düşüncelere dalmıştı. Kehaneteki kişinin bu kaderi seçmeme gibi bir şansı yoktu. Acıyordu, bu büyük bir sorumluluktu, dördüne de yazıktı.Umuyordu ki kehanet yakın zamanda gerçekleşirdi.

Dünya günü geçtikçe daha çok kararıyordu. Halk sessizliğe gömülmüştü. Kralın ne planlar çevirdiğini kimse bilmiyordu. Onun için ruhunu şeytana sattığını söyleyenler vardı. Nitekim altı yıl önce yaşanan olaylar da bunun kanıtı gibiydi. Aklı yine kehanete gitti. Kırmızı deri kapaklı defteri babaannesinin ölümünün ardından onun sandığında bulmuştu. Başta deftere yazılanları anlayamamıştı. Çünkü defter bomboştu. Defteri biraz daha inceleyince sırt kısmında bir sertlik hissetti sırt kısmındaki şeyi biraz aşağı doğru itince bir hançer yere düştü. Hançer bir iğne kadar inceydi. Ancak paslı duruyordu. Üzerinde semboller vardı kabzasında da bir resim. Hançerin kabzasıı altından olmalıydı. Sarı olduğu bariz ancak çok kirlenmiş gibiydi. Kabzasında semboller vardı. Hançerin keskinliğini ölçmek istedi elini hançerin ucuna değdirdiği an parmağını kesti. Hızla hançerden elini çekti ama nafile Mahinin parmağından bir damla kan defterin üzerine düştü Mahi defterin üzerindeki kanı silmek için atıldığı anda defterde yazıların belirmeye başladığını gördü. Defter bir anda yazılarla doldu. Defterin ilk sayfasında hançerin kabzasındaki resme benzer bir resim vardı. Resimde bir göl vardı resimdeki gölün içinde bir kayık duruyordu ,kayığın üstünde başındaki pelerini indirmiş bir kadın vardı kadının tam karşısında siyah bir ejderha duruyordu. Hançerindekinden farkı defterde resimdeki kadının yüzü seçilebiliyordu. Uzun saçlıydı, gözleri büyüktü, ona benziyordu. Daha doğrusu Mahi ona benziyordu.

Ejderhaya baktı Mahi ne kadar asıl bir varlık diye düşündü içinden. Onun da bir ejderha dostu olabilirdi. Eğer kral ejderhaların akademiye girişlerini yasaklamamış olsaydı, daha doğrusu öğrencilere ejderha eğitimini yasaklamamış olsaydı.

Mahi merakla defterin sayfalarını çevirmeye başladı, ilk başta yazılan yazıları anlayamıyordu. Eski bükrekçe olmalıydı, çok eski. Sayfaları çevirdikçe yazı giderek şimdiki konuşulan bükrekçeye yaklaşıyordu ancak bir şey anlaşılmıyordu, defterin sonlarına doğru yazıyı iyice anlamaya başladı. İki şey farketti Mahi: birincisi defteri birden fazla kişinin yazmıştı ,ikinici ise yazanlar her kimse hepsi kehanetten bahsediyordu.

Açıkçası kehanet biraz tuhaftı. Bundan kardeşine bahsetmeliydi. Arkadaşlarına da ama nedense kimseye söyleyememişti.

Mahi günler sonra kütüphanede araştırmalar yapmaya başladı. Öncelikle eski bükrekçe ve şimdiki bükrekçeye çeviriye dair sözlük aramaya başlamıştı. Neyse ki bunu bulmak çok zor olmamıştı ancak nedense sözcükleri çevirip bir araya getirdiğinde ortaya anlamlı cümleler çıkmıyordu. Ancak erken tarih yazıları az da olsa farklı kaynaktaki yazılarla karşılaştırarak- bunu yüzyıllar öncesine ait bir kitabı inceleyip hangi sözcüğün hangi anlama gelebileceğini araştırarak bulmuştu- çevirdiği ilk yazıda şundan bahsediyordu "Kehaneette bulunan kahin kimdi ya da neydi, hangi zamanda ne amaçla söylendi, tam olarak bilinmiyor ancak benim bazı tahminlerim var. Büyücüler konseri bunun insanlıkla beraber var olduğunu düşünüyor. Çoğunaa göre kehanet kadimlerin sözü .Kalan büyük çoğunluğa göre bir lanet. Biz azınlıklardan bazıları ise bunun bir haber olduğunu düşünüyoruz. Daha büyük bir şey için. Kehanetin tamamına ulaşmış olsam da. Sadece tek bir cümlesini hatırlayabiliyorum. Sahte kralın doğacak üç oğlu ;bir lanetli ,bir kral bir kahraman. İçimdeki his çok tehlikeli bir şeyin yaklaştığını söylüyor."

Yazı burada bitiyordu ama anladığı kadarıyla bu nesile aktarılan bir anı defteri kılavuz olmalıydı. Muhtemelen bu yazıları yazan herkes onun atasıydı bunu bir tesadüf eseri farketmişti. Birgün arkadaşlarıyla otururken defter yanındaydı arkadaşından biri defterin ne olduğunu merak edip açmaya çalışmıştı defterin kenarındaki demirden dolayı aynı şekilde o da elini kesmişti Mahi heyecanla defterin açılmasını beklemişti ancak hiçbir şey olmamıştı. Mahi babaannesinin kan büyücüsü olduğunu biliyordu. Kendisi de öyle olmalıydı ancak babaannesinden hiçbir şey öğrenememişti bu konuda hatta kardeşiyle bu konu hakkında herhangi bir yerde konuşmaları yasaktı. Nedenini hep merak etmişti ancak hiçbir zaman tam cevaba ulaşamamıştı.

Çevirdiği başka bir yazıda şöyle diyordu. " Bulduğum parşomenin bazı kısımları güveler tarafından yenmişti. Bu yüzden geri kalan yazıları okuyamıyorum ama kehanetin devamını mutlaka bulacağım. Eğer kehanetette söylenen kadın ben değilsem de benim soyumdan olacak en azından kehanetin gerçek sahibine yardım etmiş olurum. Atalarımın yaptığı gibi."

Mahya aynı yeri tekrar tekrar okudu. Kaçırdığı bir şey olmalıydı. Yazıları yazan aynı kişi gibiydi ancak sanki farklıydı. Birinde bulduğunu ama unuttuğunu söylüyor, diğerinde kehanet bulacağını ya da kehanedeki kişinin kendisi olabileceği olasılığından bahsediyordu. Bir bulmaca gibiydi, çözmesi gereken büyük bir bulmaca. Ataları gibi o da bunun peşinden gitmeliydi.Bulduğu bütün parçaları deftere yazmalıydı.

Yarınki büyücüler konseyini düşündü. Defterden onlara bahsetmeli miydi? Defterde yazılana göre çok eski zamanlarda da konsey vardı. Ancak ya farklı bir konsey ise defterde bahsedilen. Her şeyin böyle zalimce olduğu bir zamanda defterden bahsedip ne kan büyücüsü olduğunu ne de datalarını yazılarını riske atamazdı. Daha ne kardeşine ne arkadaşlarına ne de sevdiği adama kitaptan bahsedebilmişti. Kora Kamer ve Mahi akademide tanışmıştı. Kamer kral ın kız kardeşiydi ancak birbirlerine benzerlikleri su ve katran kadar farklıydı ikisinin sadece akan kanları ortaktı. Üçü kardeş gibiydi. Mahi büyürken yalnızdı, kardeşi Cezirden uzaktı. Ikisi akademiye gelene kadar farklı eğitimler almıştı. Mahi'nin kendi öz kardeşiyle gerçek anlamda yakınlaşması, sarılması akademide olmuştu. Ailesi onları çok katı şartlar altında büyütmüştü akademiye geldikten kısa süre sonra anne ve babası ölmuştu. Akademiden fırsat buldukları her anda yaz tatilinde babaannesinde kalıyorlardı. Akademinin üçüncü sürprizi ise bir aşk olmuştu. Kader sonunda onun da yüzüne gülmüştü. En azından Mahi böyle düşünüyordu. Kaderin gülüşü bazen acıdır. Anlaşılan o ki Mahi'nin acısı daha bitmemişti.

Yazılan bu hikayenin ilk kurbanı oydu, en masumu da oydu. Onun hikâyesi erken bitti. Ne kızına ne kocasına doyamadan kaderin soğuk pençesi onu bu dünyadan alıp götürdü.

Kader izn verseydi, sayılı nefesi olmasaydı dünyada kızına sarılır sevdiği adama, kocasına uzun uzun bakardı.

Mahi bu dünyadan ayrılırken kadere kızmadı. Yaşaması gerekenleri yaşamıştı. Acıyı tatmıştı mutluluğu da.

Gözleri yavaş yavaş kapanırken bunları düşünüyordu. Aniden içinde kızının sesini duyma isteği belirdi keşke bir kerecik de olsa anne dediğini duyabilseydi, keşke Ebed'in ona son kez sevgilim dediğini duyabilseydi.

Mahi sayılı nefeslerinin sonuncusuna gelmişti gözleri yavaşça bu dünyaya kapandı sonsuzluğa açıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.