İçeriğe geç

Gözlerindeki Yabancı

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Gözlerindeki Yabancı

Bölüm 7

Defol Git!

Arşiv odasının ağır ahşap kapısını aralayıp koridora çıktığımda, kalbim hâlâ göğüs kafesimi dövüyordu. Kapıyı arkamdan tamamen kapatmadım; parmak ucuyla aralık bıraktığım o küçük boşluktan, içerideki manzarayı izlemeye devam ettim.

Ayaz, sırtını yasladığı tozlu rafların önünde birkaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra, içinde tuttuğu o devasa öfkeyi ve çaresizliği serbest bıraktı. Ani bir hamleyle masanın üzerindeki o kalın arşiv klasörlerini ve eski bülten yığınını duvara doğru savurdu. Dosyalar etrafa saçılırken, ellerini saçlarına geçirip boğuk bir çığlıkla soluk soluğa kaldı; geçirdiği o ağır krizin altında eziliyor, zihni bu devasa yıkımı sindiremiyordu.

Birkaç saniye sonra, kan bürümüş gözleriyle ayağa kalktı. Zihninden geçen tek şey, bu kumpasın baş mimarlarından biri olan Mira’ya ve onun o kan emici ailesine gidip hesap sorulması gerektiğiydi. Zaten adımlarını öfkeyle kapıya doğru yönelttiği o an, taşa kesmiş yüzünden o zehirli düşünce okunuyordu.

Fakat tam o saniyede, koridorun karşı ucundan gelen o tanıdık ve sinir bozucu sesler duyuldu. Mira, elinde kahve bardağıyla, her zamanki o pervasız ve kibirli yürüyüşüyle koridorda beliriverdi. Arşiv odasının önünden geçerken kapının aralık olduğunu ve benim dışarıda olduğumu görünce yüzünü buruşturdu; bana küçümser bir bakış atıp göz devirerek içeriye daldı.

— Ne oluyor burada, yine ne karıştırıyorsunuz siz? Sabah sabah... —diyerek söze başladı Mira, ama cümlesi boğazında kaldı.

Ayaz, karşısında Mira’yı gördüğü an, gözlerindeki o kırgınlık ve şok bir anda yerini kontrolden çıkmış bir öfkeye bıraktı. Üstüne doğru bir adım atıp, tüm koridoru inleten o sert, nefret dolu sesiyle kükredi:

— Defol git lan buradan! Sizin o sülalenizin, o şeref yoksunu ailenizin yediği haltları, hayatımızı nasıl kaydırdığını yüzüne vurmadan defol git! Beni zamanında evlatlık veren o adamların da, o şirketi tek gecede batırıp bizi —bana gerçek ailemmiş gibi o büyük acıyı ve göçü yaşatan o insanları— mahvedenlerin arkasındaki o kirli ellerin kim olduğunu yeni öğrendim lan ben! Zamanında gerçek ailem sandığım insanlarla birlikte çektiğim o acının, o iflasın sebebi sizmişsiniz! Hangi yüzle geliyorsun buraya, hangi yüzle o adını taşıyorsun lan sen?! Defol git gözümün önünden!

Mira, Ayaz’ın bu korkunç, gözü dönmüş halini, sarf ettiği o ağır gerçekleri ve arkadaki ekranda açık duran o iflas haberini görünce kanı çekilmiş gibi sarardı. Her şeyi öğrendiklerini, o karanlık sırrın tamamen açığa çıktığını anladığı an dehşete kapıldı; renkten renge giren yüzüyle birlikte tek kelime bile edemeden, arkasına bile bakmadan koşar adımlarla koridordan uzaklaştı.

Odanın içinde yeniden o sağır edici, ağır bir sessizlik hakim olduğunda, Ayaz’ın o dik ve sert duruşu bir anda çözüldü. Duvara yaslandı ve son gücü de tükenmiş gibi yavaşça yere kayarak çöktü. Omuzları sarsılıyor, hayatı boyunca taşıdığı o en ağır yükün ve az önceki patlamanın ardından yapayalnız kalmanın acısıyla paramparça oluyordu.

Daha fazla dışarıda bekleyemedim. Aralık duran kapıyı iterek içeriye girdim ve dizlerinin üzerine çökmüş olan Ayaz’ın önünde durup kollarımı boynuna doladım; başını göğsüme bastırıp, o buz gibi duvarlarını kendi bedenimle sarmalamadım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.