İçeriğe geç

Fileye değmeden

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Fileye değmeden

Bölüm 4

Mesafe

Bazı kararlar bir anda alınmaz. Sessizce birikir. Bir cümle, bir bakış, bir mesaj… Sonra bir sabah uyanırsın ve şunu dersin: “Ben buna artık dahil değilim.” O sabah okula giderken içimde tek bir duygu vardı: soğukkanlılık. Heyecan değil. Öfke değil. Sadece netlik. Serviste arka sıraya oturdum. Kulaklığımı taktım ama müzik açmadım. Camdan dışarı baktım. İnsanlar koşuyordu, arabalar geçiyordu. Hayat devam ediyordu. Benim içimde de bir şey yerli yerine oturuyordu. Okula girer girmez koridorda bir gerginlik vardı. İki kişi yüksek sesle konuşuyordu. Erkeklerin kendi aralarındaki o gereksiz güç gösterisi… Eskiden görmezden gelirdim. Bugün rahatsız oldum. Ece yanıma geldi. “Şevval, iyi misin?” “İyiyim,” dedim. “Sadece farkındayım.” Dolabımı açtım. Tam o sırada telefonum titreşti. Yine mesaj. “Bu tavrın çok saçma olmaya başladı.” Ekrana baktım. Derin bir nefes aldım. Ve uzun uzun yazdım. İlk defa. “Saçma olan tavrım değil. Saçma olan, birinin dikkatini almak için kendimden ödün verdiğimi sanman. Ben kimsenin ilgisiyle değer kazanmıyorum. Ve bu konuşma beni hedeflerimden uzaklaştırıyorsa, o konuşma bitmiştir.” Gönderdim. Kalbim hızlanmadı. Ellerim titremedi. Teneffüste kantinde bir yanlış anlaşılma çıktı. Bir erkek arkadaşım yüksek sesle konuştu. “Ne bu havalar?” dedi. Gözlerinin içine baktım. “Bu hava değil,” dedim. “Sınır.” Sessizlik oldu. İşte o an şunu fark ettim: Netlik bağırmaz. Netlik durur. Beden eğitimi dersinde antrenman sertti. Pas çalışırken biri bilerek topu sert attı. Dengesiz bir hareketti. Topu tuttum, geri verdim. “Böyle oynamıyoruz,” dedim. Sesim sakindi ama kesindi. Antrenör düdüğü çaldı. “Şevval haklı,” dedi. “Disiplin istiyorum.” O an içimde bir cümle yankılandı: “Gürültü yapan değil, doğru duran kazanır.” Antrenman arasında telefonuma baktım. Uzun bir mesaj gelmişti. “Bu kadar katı olman gereksiz. Herkes bir şeyler hissediyor. Bu kadar uzak durarak kendini yalnızlaştırıyorsun.” Gülümsedim. Ve daha uzun yazdım. “Yalnızlık, kendini kaybetmekten iyidir. Ben uzak durmuyorum, kendime yaklaşıyorum. Birinin beni anlamaması, benim kendimden vazgeçmemi gerektirmez. Ben derslerimi, sporumu, emeğimi ikinci plana atmam. Buna saygı duymayanla yolum olmaz.” Altını çizilesi bir gerçekti bu. Okul çıkışı Ece bana sarıldı. “Değiştin,” dedi. “Evet,” dedim. “Ama sertleşmedim. Sadeleştim.” Eve geldiğimde masama oturdum. Defterler, kitaplar… Hepsi oradaydı. Telefonumu çekmeceye koydum. Şunu düşündüm: Dikkat isteyen her şey değerli değildir. Değerli olan, dikkat gerektirmez. Gece mesaj geldi. Sonuncusu. “Bu kadar mesafe koyarsan kimse kalmaz.” Cevap yazmadım. Çünkü bazı cümleler cevap istemez. Sadece karar ister. Yatağa uzandığımda içimde öfke yoktu. Ama bir uyanıklık vardı. Şunu kabul ediyordum: Bu yaşta birçok erkek için ilişkiler bir oyun. Ben oyun oynamıyorum. Bu yüzden kendime bir söz verdim: Kalbimi değil, yolumu koruyacağım. Ben Şevval’im. 7. sınıftayım. Erkeklerden uzak duruyorum çünkü dikkatimi dağıtan şeyleri hayatımda tutmuyorum. Bu bir savaş değil. Bu bir seçim. Ve en güçlü seçimler… Sessiz olanlardır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.