Sabah uyandığımda ilk kez şunu fark ettim: Telefonuma bakma ihtiyacı hissetmiyordum. Normalde alarmı kapatır kapatmaz bildirimlere göz atardım. Kim yazmış, kim çevrim içi… Ama bu sabah elim telefona gitmedi. Kalktım, perdeleri açtım. Hava serindi ama aydınlıktı. İçim de öyleydi. Aynanın karşısında saçımı toplarken kendime baktım. “Bugün dağılmayacaksın,” dedim içimden. “Bugün kendinsin.” Okula gittiğimde ilk ders fen vardı. Öğretmen yoklama alırken sınıfta hafif bir uğultu vardı. Herkes bir şeyler konuşuyordu. Ben defterimi açtım. Konuya odaklandım. Garip bir şekilde hoşuma gitti bu hâlim. Sessiz ama güçlü. Teneffüste Ece yanıma geldi. “Şevval, sana dün akşam mesaj attı mı?” diye sordu. “Hayır,” dedim. “Üzülmedin mi?” “Hayır,” dedim tekrar. Daha net. Tam o sırada telefonum titreşti. Ekrana baktım. İsmini gördüm. Bir an durdum. Sonra açtım. “Dün maçtan sonra konuşamadık. İyi misin?” Ekrana baktım. Eskiden olsa kalbim hızlanırdı. Cevabı düşünüp dururdum. Ama şimdi sadece şunu düşündüm: Bu bana ne katıyor? Cevap yazdım. “İyiyim, teşekkür ederim.” Ne emoji ekledim ne soru sordum. Telefonu kapattım. Ece bana baktı. “Bu kadar mı?” dedi şaşkınlıkla. “Bu kadar,” dedim. Ve gerçekten bu kadardı. Öğleden sonra antrenman vardı. Okuldan sonra salona geçtik. Dizliğimi taktım, saçımı sıkıca topladım. Antrenörümüz düdüğü çaldı. “Bugün pas ve savunma çalışacağız,” dedi. Isınma sırasında top elimden kaçtı. Eskiden olsa moralim bozulurdu. Ama bu sefer topu aldım, tekrar denedim. Daha sağlam tuttum. Daha bilinçli. Takım arkadaşım Zeynep yanıma yaklaştı. “Bugün çok ciddisin,” dedi. “Ciddiyim çünkü hedefim var,” dedim. Antrenman sırasında yoruldum. Terledim. Bacaklarım titredi. Ama bırakmadım. Her pasımda şunu düşündüm: Ben burada boşuna değilim. Bir ara kenara geçtik. Telefonuma baktım. Yeni bir mesaj gelmişti. “Neden bu kadar kısa yazıyorsun?” Derin bir nefes aldım. İşte tam da bu yüzden. Cevap yazdım. “Çünkü odaklanmam gereken başka şeyler var.” Gönderdim. Ve içimde hiçbir pişmanlık olmadı. Antrenör beni yanına çağırdı. “Şevval,” dedi, “senin oyunun değişmiş. Daha kontrollüsün.” “Çalışıyorum hocam,” dedim. “Belli oluyor. Böyle devam et.” İşte bu. Beni mutlu eden buydu. Eve dönerken serviste yine mesaj geldi. “Bir şey mi yaptım?” Ekrana baktım. Ve ilk kez net bir karar verdim. “Hayır. Sadece şu an buna ihtiyacım yok.” Nokta koydum. Uzun açıklamalar yapmadım. Çünkü açıklamak zorunda değildim. Eve girdiğimde annem mutfaktaydı. “Yorgun görünüyorsun,” dedi. “Evet ama iyi bir yorgunluk,” dedim. Odamda masama oturdum. Defterlerimi açtım. Fen, matematik, Türkçe… Zorlandım ama devam ettim. Telefonum sessizdi. Ve bu sessizlik bana güç verdi. Gece yatağıma uzandığımda şunu düşündüm: Bu yaşta hissettiğim şey aşk değildi. Bir karışıklıktı. Bir dikkat dağınıklığıydı. Ben dağılmak istemiyorum. Ben toplanmak istiyorum. Ben Şevval’im. 7. sınıftayım. Kariyerime, derslerime, sporuma ve çevreme odaklanıyorum. Geçici hislere kanmayacak kadar farkındayım artık. Ve bu… Büyümek.
Bölüm 3
Netlik
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.