İçeriğe geç

Fileye değmeden

Bölüm 15 · 2 dk okuma

Fileye değmeden

Bölüm 15

Zıtlık problem mi?

Bir ay sonra her şey hızlanmış gibiydi. Dizim neredeyse tamamen iyileşmişti; artık beni durdurmuyor, sadece temkinli olmamı hatırlatıyordu. Ama asıl değişen bedenim değil, içimdi. Daha rahattım. Daha sesliydim. Daha bendim. Okulda bir yerden bir yere yetişirken birileri mutlaka sesleniyordu. Koridorda laf atıyor, kantinde masalar arasında dolaşıyor, gülüşleri üstüme çekiyordum. Bu popülerlik değildi. Sıcaktı. Benim enerjimdi. İdmana girdiğimde Kerem top sektiriyordu. Beni görür görmez durdu. “Geç kaldın,” dedi. Kaşlarımı kaldırdım. “Saatine güvenmiyorum,” dedim. “Ben gelince başlıyor idman.” Güldü. “Kendini fazla önemli sanıyorsun.” “Sanmıyorum,” dedim. “Öyleyim.” Yanından geçip sahaya girdim. “Bugün hafif al,” dedi arkamdan. Döndüm. “Koç musun?” dedim. “Yoksa hâlâ panik mi?” Kerem başını iki yana salladı. “İnatçısın.” “Evet,” dedim. “Alış.” Isınırken bilerek sert pas attı. Top kollarıma çarptı. “Ne yapıyorsun?” dedim. Omuz silkti. “Refleks test ediyorum.” Gülümsedim. Topu aldım, ona daha sert attım. “Geçtin,” dedim. “Ama tekrar deneme.” Maç temposuna girdik. Bir pozisyonda yanlış yere koştu. “Orası değil,” dedim. “Sen karışma,” dedi. “Karışırım,” dedim. “Yanlış yapıyorsun.” Topu kurtardı. Bana baktı. “Haklıymışsın.” Göz kırptım. “Genelde.” Aramızdaki laf atmalar kimseyi rahatsız etmiyordu. Aksine, sahayı canlı tutuyordu. Bir sayı aldığımızda bana baktı. “Yine mi sen?” dedi. “Kıskandın mı?” dedim. “Biraz,” dedi. Gülümsedim. “Normal.” İdman sonunda yan yana yürüdük. “Bugün çok konuştun,” dedi. “Enerjim var,” dedim. “Sorun mu?” “Hayır,” dedi. “Sadece…” durdu. “Zor.” Güldüm. “Beni idare etmek zor,” dedim. “Ama eğlenceli.” “Evet,” dedi. “Sinir bozucu derecede.” Bahçede durduk. “Yarın servis çalışalım,” dedi. “Kaytarırsan söylerim.” “Kime?” dedim. “Herkese.” Gözlerimi devirdim. “Çok cesursun.” “Senin yanında mecburum,” dedi. Göz göze geldik. Bir saniye sürdü. Yeterdi. Deniz uzaktan bakıyordu. Fark ettim. Umursamadım. İçimde hâlâ bir mesafe vardı. Kerem’le olan şey farklıydı. Zorlamayan, tartışmalı, gülüşlü. Yan yana durup aynı fikirde olmamak gibiydi. Eve dönerken telefonum titreşti. *Kerem: “Yarın geç kalma.”* Yazdım. *“Söz vermiyorum.”* Hemen cevap geldi. *“İnadın hoş.”* Gülümsedim. *“Biliyorum.”* O gün şunu anladım: Bazen flört, uyum değil; zıtlıktır. Ve ben, zıtlaşırken kendim olmaktan çok keyif alıyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.