Geçmişimde kötü bir insandım ve yaptıklarımın sonucu beni pişmanlığa sürüklemişti.Geçmişim diyorum çünkü o geçmişteki kızı benimseyip,kendi benliğime katamıyorum.
Hapishanede kaldığım süre boyunca kendimle istişare yapma zamanım çok olmuştu.Çok düşünmüştüm ve aslında benim gidermek istediğim tek duygunun sevgi olduğuna karar vermiştim.Ben sevilmek istiyordum.Sadece sevilmek...
Sevgiye açtım ve bana geçici mutluluk getiren her şeye bağlanıyordum.
Bağlandığım şeyler artık bir bağımlılığa dönüşüyor, geç de olsa farkına vardığım bazı gerçekler yüzüme bir tokat gibi çarpıyordu.Kurtulmak için çabalıyorum,çabalıyorum ve çabalıyorum...
Sonuç nerede olduğunu bile bilmeyen bir Deniz,
yanlışların altında ezilirken, ne uğruna yaşadığını bilmediği Dünya uğruna çırpınan Deniz,
yalnız kalmamak için her şeyi yapan,hangi yollardan yürüdüğünü bile bilmeyen ama sırf yanında birileri var diye giden ve artık yapayalnız kalan bir Deniz.
Evimin salonunda oturmuş boş boş karşımdaki duvara bakıyordum.O paranın altından nasıl kalkacağımı düşünüyordum.
''Kalkamayacaksın Deniz,kalkamayacaksın.Bir çok şeyin altında ezilip öleceksin.'' diye fısıldadım kendi kendime,başımı iki yana acıyla sallayarak.
Ardından gözyaşlarımın ıslattığı yastığımla beraber geceyi sonlandırdık.
Sabah elimi yüzümü yıkadıktan sonra kıyafetlerimi değiştirip,işe gitmek için evden çıkmıştım.
Kulaklığım kulağımda müzik dinleyerek,sakin adımlarla iş yerine gidiyordum.Sonunda kitapçıya varıp,kapıyı araladım.Çalıştığım yerin üst katı da vardı ve insanlar genelde orayı ders çalışmak ya da kitap okumak için kullanıyordu.Çantamı askılığı asıp,ileride kitapları düzelten Ayşegül teyzeye selam vermek için ilerledim.
''Kolay gelsin Ayşegül teyze.'' Gülümseyerek bana döndü.
''Oo hoş geldin kızım.Saol,saol.'' Elindeki kitaplara bakarak tekrardan konuşmaya başladı.
''Çocuklar bazen son andan kitapları almaktan vazgeçiyor sonra başka rafa koyuyor.Bende ne yapayım işte onları yerine koyuyorum.'' Hafifçe tebessüm ettim.
''Artık sen hiç yorulma ben yaparım o işleri.'' Burada bazı kitaplar renklerine göre ayrılmış bazıları ise türüne göre ayrılmıştı.
''Yok kızım sürekli otur otur nereye kadar.Hem zorlayıcı bir iş de değil.Sen şuanlık yerleri silsen olur mu? Ben süpürmüştüm zaten.'' Kafamı sallayarak dediğini yapmaya gittim.
İşim çok zor değildi.Bu iki saat içerisinde yerleri silmiş,birkaç kitap düzenlemiş ve kasayla ilgilenmiştim.Düşündüğümden iyi ilerliyordu bugün.Kasada son kalan müşterinin ödemesini aldıktan sonra tam sandalyeye oturacakken içeriye giren iki koli dolusu,küçük şişelerdeki suyu gördüm.Ayşegül Teyze adamla konuşup, ödemeyi yaptıktan sonra yanına yaklaşmakta olan bana döndü.
''Kızım sana zahmet şu suları mutfağa taşır mısın?''
''Taşırım tabi ki.'' Düşündüğümden daha ağırdı kutudaki sular ve sürükleyerek bir şekilde halletmiştim.Mutfaktan çıktığımda arkası dönük bir şekilde konuşan iki kişiyi gördüm.Onlar da kapı sesini duymalarıyla bana döndüler.Karşımdaki kişiyi görmemle şaşkınlıktan gözlerim açıldı.Ne yapacağımı bilmez bir şekilde ona baktım.Kendime yeni bir hayat kurmuş gibi davranıyordum ve kapattığım eski defterler tekrar açıldıkça afallıyordum.
Bora da aynı şekilde bana bakıyordu.Gözlerinde bir çok ifade vardı ve benim tek ayırt edebildiğim şaşkınlıktı.Beni gördüğüne sevinmiş miydi ya da tiksinti dolu muydu?
''Deniz?''
''Bora?''
Bora...Özgürün yakın arkadaşıydı.Çok sevdiğim adamın...Düğününe şahit olduğum adamın...
Kendimi toparlayıp,yapmam gerekeni yaptım.
''Buyurun,ödemenizi alayım.''
Elindeki kitapları oldukça yavaş şekilde kasaya koydu.Beni incelediği belliydi ve bu gerilimi üst seviyede yaşamamı sağlıyordu.
''Nasılsın?'' Ondan gelen soruyla kafamı kaldırıp ona baktım.
''İyiyim.167 lira 67 kuruş.'' Cüzdanından parasını çıkarırken elimdeki hikaye kitaplarını poşete koyuyordum.Kız kardeşi vardı ve büyük ihtimal ona almıştı.Elimdeki poşeti ona uzatıp,elimden alıp,gitmesini bekledim.Ama o hala yüzüme bakıyordu.
''Ayşegül Teyze nerede?'' Sorgular bir şekilde ona baktım.Nereden tanıyordu ki?
''Üst kattaydı.''
Bunu söylememden birkaç saniye sonra merdivenden inen Ayşegül Teyzeyi gördük.Yüzünde büyük bir gülümseme,ve gözlerinde büyük bir sevgiyle Bora'ya yaklaşıp sarıldı.
''Oy canım Boram çok özlettin kendini nerelerdeydin uzun zamandır.'' Borada sarılmasına büyük bir samimiyetle karşılık vermişti.
''Uzun zaman dediğin de bir hafta Ayşegül Teyzecim.Zeynep hasta, sürekli onunla ilgileniyordum.''
''İyi bak kızıma hemen dönsün özledik kendini.'' Zeynep'i tanıyor muyum diye düşündüm fakat asla çıkaramadım.Kimdi bu Zeynep?
''O da çok özledi çalışmayı ve seni.İyileşsin hemen dönecek buraya emin ol sen.'' Elini Ayşegül Teyzenin omuzuna koyup,rahatlatıcı bir gülümseme bahşetti.
''Geçmiş olsunumu ilet Zeynep'e.'' dedi Ayşegül Teyze büyük bir sevgiyle.
''İletirim merak etme Teyzecim.Kendine iyi bak,ben gideyim artık.'' Ayşegül Teyze elini Bora'nın omzuna koyup,hafifçe vurdu.
''Sende iyi bak oğlum.Görüşürüz.''
Bora son kez bana baktı.Arkasını dönüp,gittikten sonra Ayşegül Teyze bana dönüp konuşmaya başladı ve bana yaklaşan bazı tehlikelerin çanlarının sesini duymama sebep oldu.
''Zeynep Bora'nın sevgilisi.Burada çalışıyor.Borada sık sık gelirdi. O gün bugündür çok severim kendisini.''
Zeynep'in burada çalışması Borayı daha çok görmem demekti.Borayı daha çok görmem bana düşman olan kişiyi,Özgür'ü daha çok görmem demekti.
***
Bundan sonra başlıyoruz desem 🤐


