''Deniz.'' Küçük kız kafasını kaldırıp,karşısında dikilen abisine baktı.
''Efendim.'' Kafasını üzgün bir şekilde eğip konuşmaya başladı abisi.
''Annemle babam yine kavga ediyor.'' Küçük kız umursamaz bir şekilde etrafı izlemeye devam etti.Küçük ayaklarını ileri geri sallıyor,kollarını göğsünde birleştirmiş etrafı izliyordu.
''Her zaman kavga ediyorlar.'' Abisi sıkıntılı bir şekilde üfleyip,
''Ama bu sefer farklı.Birbirlerine çok bağırıyorlar ve...'' Abisinin gözünden süzülen yaşa dikkatli bir şekilde baktı Deniz.Neden ağlıyordu? İkisi de bu manzara oldukça alışmıştı.Hiçbir duygu belirtisi göstermeden izledikleri manzara şimdi ne olmuştu da abisin gözyaşına sebep olmuştu?
''Babam anneme masadaki vazoyu fırlattı ve annemin kafası kanadı.'' Gözlerini şaşkın bir şekilde açmış,abisine bakıyordu.Sakinliğinden eser kalmayan halinin yerini üzüntü devralmıştı.Alışkın oldukları aile içindeki tartışmalara bir yenisi eklenmişti.
Şiddet...
İki kardeş acı dolu bir şekilde birbirine bakmakla yetindi sadece.
Bir haftadır sürekli işe gidiyordum.Düşündüğümden daha yoğun geçmişti bu haftam.Sürekli çalışmıştım ve kendimi bir şeylerle meşgul etmek biraz da olsa bana iyi gelmişti.
Kasada olan son müşteriyi de alıp sonunda sandalyeye oturdum. Hava çok sıcaktı ve bu sıcakta çalışmak aşırı yorgunluğa ve bunalmama sebep oluyordu.
Önümde dikilen birini görünce telefondaki bakışlarımı kaldırıp karşımdaki kıza baktım.''Merhaba.''
''Merhaba.'' dedim sorgular biçimde.
''Ayşegül teyze nerede?'' Kafamla üst katı işaret ettim.
''Üst kattaydı en son.'' Kız hafifçe gülümseyerek kafasını salladı.Ardından beni inceleyerek konuşmaya başladı.
''Burada çalışıyorsun sanırım.Bora yeni birinin işe başladığından bahsetmişti.Ben Zeynep.'' Bana doğru uzattığı eline şaşkınlık içerisinde baktım.Borayı görmeyeli 4 yıl olmuştu ve yeni birisiyle tanışıp sevgili olmasına şaşırmıştım.Çünkü kendisini tanıdığım boyunca ilişkisi olduğuna şahit olmamıştım hiç.
Uzattığı eline karşılık elimi uzattım.
''Deniz.'' Tokalaştığı elini hafifçe çekerek;
''Memnun oldum Deniz.Artık iş arkadaşıyız.Neyse ben gidip Ayşegül Teyze'ye bakayım.''
Kafamı onaylar biçimde sallayıp arkasını dönüp gitmesini bekledim.Zeynep'e yakın olmam demek Bora'ya yakın olmak demekti ve Bora'ya yakın olmak Özgür'e yakın olmak demekti.
İyice çıkmaza girmekten korkuyordum.Yanlış anlaşılmalar dahi olsa artık düzeltmek için bile çabalamak istemiyordum.
İşten çıkmama son bir saat kalmıştı.Bugün fazlasıyla yorgun hissediyordum.Kendimi boş bir çuval gibi sandalyeye bırakıp hafifçe gözlerimi kapattım.Uyku bastırıyordu ve engel olamıyordum buna.
Zeynep'le çok konuşmamıştık.Samimi bir insana benziyordu ama kendimi oldukça uzak tutmaya çalışıyordum.
Çünkü korktuğum şeyler vardı ve ben kendimi korumak istiyordum.Bugün Zeynep'le Ayşegül Teyze sürekli üst kattaydı.Birinin doğum günü kutlanacağını söyleyip,sürekli orayla ilgilenmişlerdi.Gözlerimi hafifçe aralayıp,etrafa baktım;
bu katta kimse kalmamıştı ve etraf çok sessizdi.Tahminimce üst katta 2-3 kişi vardı.Gözlerimi tekrar yorgunluk içinde kapattım.
Birkaç saniye sonra birden depodan duyduğum sesle hızla gözlerimi araladım.Kalbim aniden duyduğum ses yüzünden hızlanmış,hafif titrememe sebep olmuştu.
Depoda sadece kitaplar vardı ve oraya hırsız girse dahi işine yarayacak şeyler yoktu.Etrafa göz gezdirip kimse olmadığını görünce gergince yerimden kalkıp depoya gittim.
Yavaş adımlarla geldiğim kapının önünde durup biraz soluklandım.Adrenalinden dolayı ellerim titriyor,resmen kalbimin atış sesini duyuyordum.Açıkçası neyle karşılaşacağımı bilmiyordum ve korkuyordum,çok korkuyordum.
Kapının kulpunu titreyen elimle tutup aşağıya indirdim.Ama hayır açılmadı.Bir kez daha denedim yine olmadı.Burayı kitlemezdik ve şuan kitli olması oldukça garipti.Gerginlikle derin nefes aldım ve etrafa öylesine göz gezdirdim.Belki sıkışmıştır diye bir kez daha indirdiğim kapı kolu açılınca yavaşça içeriye girdim.
İçeri girdiğim anda birden biri tarafından çekilip elleriyle ağzımı kapatınca beklemediğim hamle karşısında ne yapacağımı şaşırdım.Oda çok karanlıktı ve hiç bir şey göremiyordum.Elimden gelen sadece çırpınmaktı.Birinin daha bu tarafa doğru yürüdüğünü hissettim.Ağzım kapalı bir şekilde sandalyeye oturtturuldum.Olabildiğince çırpınıyor,bağırmaya çalışıyordum ama sesimi ben bile zor duyuyordum.Ağzım bantlandı,gözlerim,ellerim ve ayaklarımda bağlandı.Bunlar yapılırken çok çırpındım ardından şaşırtıcı derecede sakindim.Sadece olacakları bekleme başlamıştım.Arkamdan gelen bir kız sesi duydum.
''Acaba anladı mı?'' Pür dikkat konuştuklarını dinliyordum.
''Olabilir,bilemedim.''
Seslerin hiçbiri tanıdık değildi.Birkaç saniye sonra ışıklarla birlikte gözlerim açıldı ve şaşkınlıkla etrafıma baktım.''İyi ki doğdun Zeynep'' diyen sesler birden kesildi.Herkes şaşkınlık içinde birbirine bakıyordu.Fakat benim kitlendiğim tek bir yer vardı.
Kafamdaki sesleri içimdeki duyguları bastıran tek bir şey vardı bende.Yeşil renkteki gözler.O da hiç beklemediği manzara karşısında ne yapacağını bilmez şeklinde bana bakıyordu.Bora'nın ona bir şey söylemediği belliydi.
Herkes de şaşkınlık hakimken ikimiz bambaşka duygular içindeydik.Gözlerinde bir çok şey gördüm;hayal kırıklığı,özlem,üzüntü ve şaşkınlık.Elindeki düşen lacivert bandanaya gözyaşları içinde baktım.Beraber yaşadığımız anılara bıçak saplamıştım.O bıçakları çıkarmamaya çok gayret ettim.Ama bugün bir bıçağı daha canım ne kadar çok acısa da söküp çıkardım.Kalbimden akan kanlar yerde birikti,birikti,birikti...
İkimizde o kanların içinde boğulduk.
''Bugün sana çok güzel bir hediye aldım.'' Şaşkınlık içinde ona baktım.Bana çok hediye almazdı.Ama bu benim için hiçbir zaman sorun olmamıştı.Bana koparıp verdiği çiçekler bile beni mutlu eder kaç yıl geçmesine rağmen hala saklardım.
''Ne aldın.Çok merak ettim.'' Boğazını temizledi ve sakince konuşmaya başladı.
Gözleri gözlerimde,kalbi kalbimdeydi.
''Aslında öyle çok büyük bir şey değil ama görünce beğeneceğini düşündüm ve aldım.'' Merakla beklemeye başladım.Hafifçe gülümsedi.
''Bu arada hediye paketi yaptırmayı unutmuşum.Öyle poşete koymuşlar ama...''
''Hiç sorun değil sevgilim.Senin düşünmen bile yeter.''
Elindeki poşeti bana uzattı.Elinden alıp poşetin içindekini çıkardım.
Lacivert bir bandanaydı...
