İçeriğe geç

Çiçeksiz Mezarlar

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Çiçeksiz Mezarlar

Bölüm 4

GÖZYAŞLARININ ISLATTIĞI GEÇMİŞLER

Bazen o kadar hayatıma son vermek istiyordum ki bu hastalıklı düşünceden kurtulamıyordum.Ölmek istiyordum;böyle bir hayata sahip olmak, ölme düşüncesine beni her gün daha da yaklaştırıyordu.Hapishanede o kadar zor bir hayat geçirdim ki bir gün anlık bir düşünceyle buna yeltendim.

Ölünce her şeyin son bulacağı düşüncesi o kadar güzel geldi ki,büyük bir hüzünle değil büyük bir mutlulukla bir yerden bulduğum kalın bir ipi alıp,gece herkes uyurken kendimi asmaya çalıştım.Ölmek isterken öyle bir çırpındım ki yaşamak istediğime Azrail'i bile inandırdım.İp, boğazımda ölümle ruhumun arasında bağ kurmaya çalışırken bedenim tepki gösterir gibiydi.Ayaklarımı sağa sola savuruyor,ellerim boğazımdaki ipi tutuyor,ve çığlık atmaya çalışıyordum.Her şey o kadar hızlı yaşanıyor gibiydi ki bunun hızına yetişemiyordum.Ve birileri tarafından yukarı kaldırıldığı hatırlıyorum.Beni yukarı doğru kaldırıp,boğazımdaki ipten kurtarmışlardı.Sonra buz gibi olan soğuk zemine yatırıldığımı hatırlıyorum.Bayılmak üzereydim ve son duyduğum yetişin çığlıklarıydı.

Şuan da ölmek istiyordum ve ben ölümü bir kaçış olarak görmekten hiçbir zaman vazgeçmeyecektim.

Arkamda kim var bilmiyordum ya da tahmin edemiyordum.Eliyle ağzımı sıkı sıkı kapatmış çığlık atmamı engellemişti.Yavaşça kulağıma yaklaştığını hissettim.

''Sakın ses çıkarma ya da herhangi bir hamle girişiminde bulunma Deniz.Burası oldukça ıssız bir yer tek varacağın sonuç ölüm olur.'' Çok korkuyordum.Ölmek isteyen bir insana göre çok korkuyordum.

Ölmek istiyordum ama ölmek isteyen bir insana göre fazla çırpınıyordum.Beni ölüme yakınken engelleyen şey neydi?

Sanırım hala içimde kalan yaşanamamışlıklardı.

Bunun için direnmek isteyen bir tarafım vardı ve her ölüme yaklaştığımda beni engellemeye çalışıyordu.

Herhangi bir tepki vermedim.Yere benimle birlikte eğilip,titreyen elim yüzünden düşürdüğüm anahtarı alıp kapıyı açtı.

''Şimdi sakince konuşmak için beni evine götüreceksin değil mi Deniz Hanim?'' Çok sakin konuşuyordu ve bu beni daha da ürpertiyordu.Söylediğini yapmaktan başka bir şey gelmiyordu aklıma.Birinci katta olan evime hızla ulaşıp kendi eviymiş gibi anahtarla kapıyı açtı.Hala arkamdaydı ve ağzımı sıkı sıkı kapatmıştı.Nefes almak git gide daha da zorlaşıyordu benim için.

Hızlıca eve geçip kapıyı kapattı.

''Sakın boşuna bağırma eğer uslu durursan bende sadece gerekeni söyler giderim.'' Sadece kafamı salladım.

Ardından yavaşça ağzımdaki elini çekti.Tek yaptığın ona dönüp bakmak oldu.

Hafif sakallı,siyah saçlı,esmer bir adamdı ve tanımıyordum.Oldukça yavaş adımlarla koltuğa gidip yayılarak oturdu.Ben ise herhangi bir tepki vermeden, olduğum yerde durup tepkisizce beklemeye başladım.

''Eee Derya Hanım hapisten çıktığını duyduk ziyaretine gelelim dedik.Nasılsın hayat nasıl gidiyor? Alaylı bir şekilde benim evimde bu şekilde konuşması o kadar sinirimi bozuyordu ki elimi yumruk yapıp tırnaklarımı etime batırmaktan başka bir şey yapamadım.

''Seni ilgilendirmiyor.Neden geldiğini söyle ve defol git.''

Hafifçe gülümseyip,kafasını yana eğdi ve beni incelemeye başladı.

''Bakıyorum turp gibisin.Atakların yok,gözlerin kızarık değil,gözaltıların mor değil?'' Bir süre sustu ve benden gelecek cevabı bekledi.Ama cevap veremedim,konuşamadım.Sürekli açılan geçmişimden kaçamadım.Utanıyordum,eski Denizden utanıyordum.Yaptıklarımdan utanıyordum.Yaptın bir hata arkasında dur be Deniz diyemiyordum çünkü ben çok korkak bir insandım.

Bedenim titriyordu.Çok soğuk bir yerde çıplak kalmışım gibi titriyordum.Duymak yaşamaktan daha çok acı veriyordu çünkü bu sefer farklı olan şey pişmanlığında benimle olmasıydı.

Elini cebine attı ve şeffaf,küçük poşetin içinde belli olan o tozu çıkardı.Ve ben ona hipnoz olmuş gibi bakarken,poşeti sağa sola sallamaya başladı.

''Uğruna canlar yaktığın,canlar aldığın,nöbetler geçirip,kendini bile tanımadığın bu poşetin içindekini hatırladın mı?'' Gözlerimden süzülen yaşlar,geçmişimdeki Denizin üzerine damladı,damladı ve damladı...

O Deniz'i gözyaşlarımla boğmak isterken gün yüzüne çıkmayı beklediğini görmek daha da canımı yaktı.

''Bize yaptığın 100 bin lira borcun hesabını sormaya geldik Deniz Hanım,Deniz hanım...''Artık sakinliğinden eser kalmayan adama baktım ve bu sonu gözükmeyen yolda ya çıkış yolu bulacaktım ya da ölüm yolu.

Bölüm sonu

14 yorum