İçeriğe geç

Çiçeksiz Mezarlar

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Çiçeksiz Mezarlar

Bölüm 3

GEÇMİŞİN BELİRLEDİĞİ KADERLER

Onun düğününe gitmemden tam 2 hafta geçmişti.O tabi ki de beni görmemişti.Salon düşündüğümden daha kalabalıktı.Babası tanıdığı herkesi bu ''güzel'' günlerine davet etmişti sanırım.Daha fazla dayanamamış,düğün salonunu terk etmiştim.

Babamda beni görmemişti.Onun babasıyla benim babam arkadaştı ve ortak arkadaşları çok olurdu.Bu yüzden tanıdığı biriyle sohbete daldığı için o ortamdan hemen sıyrılmıştım.

Ama annesiyle babası beni görmüştü.Açıkçası bu benim için bir şey ifade etmiyordu.Zaten söyleyeceklerini de sanmıyordum.Oğullarının pek mutlu günlerini bozmak istemezlerdi sonuçta.

Şimdi ise yatakta uzanmış derin düşüncelere dalıyordum sürekli.Gözlerim dalıyor,bi kapıdan çıkıp başka düşüncenin kapısını aralıyordum.

Elime telefonu alıp,kartımda kalan paraya baktım.

Seksen bin...

Bu beni çok götürmezdi bu yüzden hemen bir iş bulmalıydım.Şu birkaç haftadır tek yaptığım uyumak,derin düşüncelere dalmak ve telefonla uğraşmaktı.Elimdeki telefondan saate bakıp,hazırlanmak için ayağa kalktım.

Üzerime bol pantolon ve basit bir tişört geçirip,vakit kaybetmeden evden çıktım.Bir iş bulup geçimimi sağlamam gerekiyordu.Ve bana uygun gelen tek yer kafe gidi gözüküyordu.

Bir saat yürümüştüm neredeyse.Ve sonunda bi kafenin camına yapıştırılan ilan gördüm.

Bayan eleman aranıyor.

Vakit kaybetmeden kafeye giriş yaptım.Kasada bir adam duruyordu ve telefonuyla ilgileniyordu.

''Merhaba.''

''Merhaba.''dedi sorgular biçimde.

''Ben dışarıda iş ilanını gördüm de.Hala işçi alıyor musunuz diye sormak için geldim.'' Adam birkaç saniye yüzüme baktıktan sonra bir aydınlanma yaşamış gibi kafasını hızlıca sallayıp,

''Patron sol taraftaki odada oraya gidip görüşebilirsiniz.'' Kafamı sakince sallayıp,işaret ettiği yere doğru yürümeye başladım.Kalbim heyecandan çok hızlı atıyordu ve çok gerilmiştim.Adamın bahsettiği odanın kapısında durup derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım.Kafe çok elit bir yere benziyordu.Burada kendini beğenmiş insanlar çok olabilirdi ve ben nasıl baş edeceğimi bilmiyorum.Gel sesini duymayı beklerken kapı birden açıldı.Ve şaşkın bakışlarım kapıyı açana yöneldi.Yaşlı ve hafif göbeği olan bir adamla göz göze geldik.Sorgular bir biçimde,

''Buyurun?'' dedi.Boğazımı temizleyip karşılık verdim.

''Merhaba.Ben iş görüşmesi için gelmiştim.''

''İsterseniz dışarıda konuşalım.''dedi karşımdaki yaşlı adam.

İçeriye girdiğimde mekanın sahibi olmanın verdiği düşünceyle bir odasının olacağını düşünmüştüm fakat bir odadan çok işçilerin zaman geçirdiği eski bir yere benziyordu.İki tane koltuk ve köşede sadece bir masa vardı.

Adamın yönlendirmesiyle köşedeki masalardan birine oturduk.Ellerini masada birleştirip oldukça suratsız bir şekilde bana bakmaya başladı.

''Öncelikle bazı şartlarımız var.İstersen bunu sana anlatayım.''Kafamı sallayıp söyleyeceklerini merakla beklemeye başladım.

''18 yaşından büyük olman,müşterilere karşı güler yüzlü olman ve asla tahammül edemediğim şey iş yerine zamanında gelinmemesi.Geç kalındığı zaman maalesef affımız yok.''

Altından kalmayacağım şeyler değildi.Zaten şuan işe ciddi anlamda ihtiyacım varken iş seçme gibi bir durumum da yoktu.Kafamı sakinlikle salladım ve konuşacakları varsa beklemeye başladım.

''Maaşı sen sormadan söyleyeyim 12 bin lira.Eğer iyi iş çıkardığını görürsek işçilerimizin bu maaş tabi ki yükselir.''

Büyük bir memnuniyetle başımı salladım.Maaşı da uygun gelmişti.Tam ağzımı açıp kabul ettiğimi söyleyecekken sözümü kesip tekrar konuştu ve benim kalbimdeki yara bantlarını kaldırıp tekrar kanamasını sağladı.

''Ve son olarak bizim ve müşterilerin güvenliği çok önemli.İş yerine alacağımız kişinin sicilinin temiz olması gerekiyor.''Kafasını yana eğip merakla bana bakmaya başladı.Ben ise yüzümde nasıl bir ifadenin olduğundan habersiz adama boş bakışlar atmaya başladım.Bunun karşıma çıkacağını hiç düşünememiştim.Ve iş ararken bile karşıma çıkmıştı.Sesimin titrememesine özen gösterip,

''Çok teşekkürler.Şartlarınız bana uymuyor maalesef.''Adam bana birkaç saniye boş boş,ne uğraştırdın der gibi bakıp konuşmaya başladı.Sandalyesinden kalkıp,

''Anladım.İyi günler.'' deyip yanımdan yavaş adımlarla uzaklaştı.

Benim iş bulmam artık daha da zorlaşmıştı.Ve iş tamamen şansa kalmış gibi duruyordu.Kendimi açıklayamazdım bile insanlara.Yaptığım yanlışların hayatıma dönüşü ağır olmuştu ve ben artık bir yükle daha mücadele etmekten yorulmuştum.

Kafeden çıkıp neredeyse 5 saattir iş aramıştım.Ya çalışma saatleri uymuyordu ya da çok ağır şartlar altında düşük maaşlı çalışmamı istiyorlardı.Artık umudumu kaybetmek üzereydim.

Eve dönme kararı almışken birden eski bir kitapçı gördüm.Ve son kez şansımı denemek için oraya yöneldim.İçeriye adımımı attığımda ferah bir koku beni karşıladı ve o mükemmel kokuyu içime çekmek için birkaç saniye gözümü kapatıp derin derin soludum.İçeride yaşlı bir teyze elindeki kitapları yerleştiriyordu.''Merhaba'' dedim artık bugün kaçıncı kez tekrarladığımı bilmediğim şekilde.Kadın elinde kalan son kitabı yerleştirip,yüzünü bana döndü.Gülümseyerek,

''Merhaba canım.'' dedi.Oldukça çekingen bir şekilde ve huzursuzlukla konuşmaya başladım.

''Ben iş başvurusu içine gelmiştim.'' Gülümsemesi daha da büyüyen kadın,sol tarafta kalan sandalyeyi işaret edip,

''Ah tabi ya,buyur geç kızım ayakta konuşmayalım.''dedi.Onun bu güler yüzlülüğüne hafifçe tebessüm edip gösterdiği yere geçip oturdum.

''İş arıyorsun demek ki.Kaç yaşındasın sen?''

''26 yaşındayım.'' Ardından hitap etmek için adını sordum.

''Ayşegül kızım .Senin?'' dedi meraklı bir şekilde.

''Adım Deniz.Çok memnun oldum Ayşegül Hanım.''

''Ben sana anlatayım işini maaşını sen kabul edersen gel yarın başla.8'de açıyoruz dükkanı.Bu dükkanda çalışan eğer sende başlarsan 3 kişi olacak.Her gün başka biri açıyor dükkanı.Sonra...'' Ardından tüm detayları anlatmaya başladı.Kendisini pür dikkat dinlemiştim.Ve Ayşegül teyzeye oldukça da ısınmıştım.Kendisi 56 yaşındaydı ama buna rağmen çok güzel, oldukça dinç bir kadındı.Onunla biraz sohbet ettikten sonra izin isteyip eve doğru yol almaya başladım.İçimdeki huzursuzluk hala yok olmamıştı ve ben kirli geçmişimi anlatana kadar da yok olamayacak gibiydi.Söylemeye cesaret edememiştim.Hapishanede yattığımı söylemeye dilim gitmemişti.O tatlı,güler yüzlü kadının bana korkarak bakmasını kaldıramazdı yüreğim.Çünkü ben korkunç biri değildim.Ben isteyerek insanlara zarar verecek biri değildim.Boğazım sıkışıyor nedenini bilmediğim bir şekilde ruhum daralıyordu.Eve çok yaklaşmıştım ve oturduğum ev biraz ıssız bir yerdeydi.Arkamda ayak sesleri duyuyordum ve bu soğuk soğuk terlememe sebebiyet veriyordu.

Sakin ol Deniz,sakin ol.O da senin gibi evine gitmek isteyen biri.

.Artık bedenimi bir telaş sarmış ve o telaştan kurtulamıyordu.Ben adımlarımı hızlandırdıkça arkamdaki kişi de hızlandırıyormuş gibi hissediyor ve artık nefes alıp vermekte güçlük çekiyordum.Ellerim çok terlemiş,kalbimin neredeyse sesini duyuyordum.Sonunda dış kapının önüne varıp,elim titreye titreye delikten anahtarı geçirmeye çalıştım.Arkama dönmeye hala cesaret edememiştim.Ve biri tarafından çekildim.Ardından kalan bir çığlık, ağzıma kapanan eller ve adımın seslenmesi oldu.

Bölüm sonu

13 yorum