İçeriğe geç

Bir Sıra Mesafesi

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Bir Sıra Mesafesi

Bölüm 2

İlk Teneffüs

Zil çaldığında sınıf bir anda hareketlendi.

Sandalyeler geriye çekildi, çantalar açıldı, herkes bir anda konuşmaya başladı.

Kumsal defterini kapatıp çantasına koydu.

İpek çoktan yanına gelmişti.

— Kantine gidiyoruz.

Kumsal başını salladı.

— Sen git, ben birazdan gelirim.

İpek kaşlarını kaldırdı.

— Niye?

— Defterimi düzenleyeceğim.

İpek birkaç saniye Kumsal’a baktı.

— Sen gerçekten teneffüste defter düzenleyen insanlardan mısın?

Kumsal gülümsedi.

— Evet.

— Çok sıkıcısın.

— Biliyorum.

İpek gülerek sınıftan çıktı.

Kumsal çantasından kalemlerini çıkarırken yanında oturan Ege sandalyesini geriye çekti.

— Sen gerçekten defter düzenliyor musun?

Kumsal ona baktı.

— Evet.

— İlginç.

— Nesi ilginç?

— Benim defterim dönem sonunda bile böyle durmuyor.

Ege kendi defterini açtı.

Sayfaların yarısı karalanmış, bazı yerlerinde anlamsız çizimler vardı.

Kumsal istemeden güldü.

Ege bunu fark etti.

— Güldün.

Kumsal hemen yüzünü toparladı.

— Hayır.

— Gördüm.

— Yanlış gördün.

— Tamam, tamam.

Ege defterini kapattı.

— Bu arada ben Ege.

Kumsal şaşırdı.

— Biliyorum.

— Ben de senin Kumsal olduğunu biliyorum.

Kumsal hafifçe gülümsedi.

— O zaman tanışmış olduk.

— Evet. Resmen.

İkisi de birkaç saniye sustu.

Sonra Ege ayağa kalktı.

— Kantine gidiyorum. Bir şey ister misin?

Kumsal başını iki yana salladı.

— Yok, teşekkür ederim.

Ege sınıftan çıkarken kapının yanında durdu.

— Emin misin?

— Eminim.

— Tamam.

Kapıdan çıktı.

Kumsal birkaç saniye arkasından baktıktan sonra yeniden defterine döndü.

Ama bu kez yazdığı hiçbir şeyi gerçekten okumuyordu.

Nedense Ege’nin sorduğu o basit soru aklında kalmıştı.

Bir şey ister misin?

Belki de garip olan buydu.

Ege’nin yaptığı hiçbir şey özel değildi.

Ama Kumsal uzun zamandır insanların küçük şeylerini bile bu kadar fark etmemeye çalışıyordu.

Çünkü birini önemsemeye başladığında, onu kaybetme ihtimali de beraberinde geliyordu.

Ve Kumsal bunu hiç istemiyordu.

Ege kantinde Mert’le karşılaştığında Mert elindeki meyve suyunu ona uzattı.

— Oğlum yeni yerin nasıl?

Ege kutuyu aldı.

— Normal.

Mert sırıttı.

— Kumsal’ın yanında oturuyorsun.

— Evet.

— Nasıl biri?

Ege birkaç saniye düşündü.

— Sessiz.

Mert güldü.

— Senin yanında kim sessiz kalmaz zaten?

Ege cevap vermedi.

Sınıfa doğru bakarken Kumsal’ı kapının yanında gördü.

Kumsal da o sırada başını kaldırmıştı.

Bir an göz göze geldiler.

Kumsal hemen başka tarafa baktı.

Ege ise farkında olmadan gülümsedi.

Mert bunu kaçırmadı.

— Hımm.

Ege ona döndü.

— Ne?

— Hiç.

— Mert.

— Bir şey demedim.

Ege başını sallayıp sınıfa doğru yürüdü.

Ama Mert’in yüzündeki o anlamlı gülümseme aklında kalmıştı.

Daha ilk günün sonunda kimse bunun nereye gideceğini bilmiyordu.

Kumsal için Ege hâlâ sadece yanındaki sırada oturan çocuktu.

Ege içinse Kumsal, merak etmeye başladığı biriydi.

Ve bazen bir hikâyenin başlaması için bundan fazlasına gerek yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.