Keyifli okumalar canlarım❤
👉🌟🌟🌟🌟✔
30.Bölüm
🌸İÇİMDEKİATEŞ🌸
Ağlarken kafamı çevirip ona baktım. Yıkık bitik bir halde ağlıyordu.
"O görüntüden sonra..Eve saldırdılar ben yoktum..Kardeşim Bana geldi ama ben evde yoktum!!..Tüm adamlarımı topladım onu aradım ben..Her taşın altına baktım koca şehirde ama bulamadım...Bir gün çıkıp geldi.. Abisine geldi...Ama ben yoktum evde!!."
Ağlayarak anlatıyor,anlatırken bazen kendine sinirlenerek, bağırarak içindeki acıyı dışarı dökmeye çalışıyordu.
Ayağıya kalktı elleriyle kendine, kafasına, göğsüne vurdu.
Bu hâli karşısında içimden ona karşı geçen tek duygu üzülmekti.
Sadece her zerreme kadar üzülmek
"Yoktum! Bana geldi ama.. Ben yoktum.."
Bende onun yerinde olsam, bu yaşadıklarını yaşardım kesin.
Aradığın kardeşin bir gün kapına geliyor ama sen yoksun..
Bu çaresizliğin hangi haliydi?..
Dizlerinin üzerinde yere düştü ellerini önünde açarak kafasını yerden kaldırıp bana baktı. Gözlerimin içine bakarak içindeki acıyı anlattı. Göğsüne vurarak,
"Melek içimdeki ateşi görüyor musun? sönmeyen bir ateş var..Her nefes alış verişimde..Orada yanan daha da harlanan. Öyle bir acı ki mantıklı düşünmeme engel, vicdanımın sesini bile bana ulaştırmayan bir yangın var içimde."
"Ben. Ben elimden gelenin en iyisi yapmaya çalıştım..Senin ruh hastası abinin! Benim Zerdam'a yaptığı gibi yapmadım.."
Göz yaşlarım yanaklarından akarken burnumu çekerek ona seslendim.
"Sinan.."
Kafasını güçlükle kaldırarak bana baktı. Bende konuşmama devam ettim.
"Abimin yaptığından bu kadar nasıl eminsin? Ben izlediğim hiç bir kasette, güvenlik kamerasında abimi görmedim?"
Kafasını hafifçe salladı.Beni onayladı.
"Haklısın..Beni aradı adamlar, Zerda'nın eve geldiğini söylediler onlar daha telefonu kapatmadan çatışma sesleri geldi.."
Durdu. Ağlamaktan devamını anlatamadı.
"Ben çocuklardan en yakın kimse onları eve yönlendirdim..Bende en hızlı şekilde bizim çocuklar ve yanımıza aldığımız adamlarla eve geçtik...Eve geldiğimizde bahçenin girişinde ateş yakmışlar içinde biri vardı ilk Zerda olduğunu anlamadım..Etrafa baktığımda bizim eve bıraktığımız çocukların cansız bedenleri yerde yatıyordu gözlerim kardeşimi aradı ama bulamadım..Cehennemin içinde gibiydim yoktu götürdüler sanırken o ateşin içinden bir bebek sesi
geldi ilk kulaklarımın bir oyunu diye düşündüm ama Fatih ,Fırat, Uğur,Yiğit de O' bebek sesi mi?' Diye sorunca o ateşe girmeye çalıştım bana engel olmaya çalıştılar ama ben girdim..Yerde Zerda bir şeyin üstüne kapanmış onu koruyordu.Onu kendime çekip sarıldığımda yüzünün bedenini halini sonra farkettim..."
Ben bugün neler duyuyordum resmen kanım dolmuş bir şekilde ağlayarak onu dinliyordum.
"Kucağıma alarak ateşlerin içinden çıkaracağım zaman ağzından kanlar gelerek konuştu 'A-abi oğlum..onuda al' dedi ben arkamıza dönüp daha yeni Zerdayı kucağıma aldığım yere baktım orsda.. Bebek vardı donmuş bir şekilde dediklerini anlamaya çalıştım..Fatih ve Fırat arkamdan geldiler yerdeki bebeği Fırat kucağına aldı biz o ateşin içinden çıkınca Zerdayı dumandan uzak çimlerin üstüne yatırdım. Sordum ona sana bunları kim yaptı diye!! Son nefesinde bana kan kusarak 'Oğlum sana emanet abi onu koru ona verme.. dedi. Ben göğsündeki kurşun yarasını geç farkettim bu yüzden kan kusup duruyormuş..Zerda'm
Kim yaptı bunu sana kim.."
Kaşlarını çatarak ağlamaktan kan çanağına dönen gözleriyle gözlerimin içine baktı. Bu bakışları yüzünden derince yutkunup sordum.
"Ki-kim yapmış?.."
"Kerem Yağıç !!! Dedi bana son nefesinde senin p*ç abinin ismini söyledi bana !!!"
Ben asıl şimdi duyduklarımla nefes alamadım kafamı hayır anlamında salladım inanmadım ona
"Yalan söylüyorsun abim yapmaz benim abim böyle ruh hastası akıl dengesi bozuk biri değil o.."
Lafımı kesti, yerden kalktı.
"Sus. Sakın. Bana o p*ç abini savunma!!
Sakın!! Çevredeki güvenlik kameralarına baktım araştırdım o gün çatışmaya giren arabanın plakası senin abinin üstüne çıktı..Tek anlamdığım senin abin gibi sıradan bir insan o kadar zaman boyunca kardeşimi nerde sakladı ve halende benden nasıl iyi saklanıyor?"
"Bilmiyorum Abimle Zerda... Aklım almıyor. Hem o İzmire gitmişti çalışmak için, burda İstanbul'da olması saçma yanlış..Bir şeyler eksik ama ne.."
"Ben gözümle gördüğüme, kulaklarımla duyduğuma inanırım!."
Kanepeye kendini bir çuvallamış gibi bıraktı.Kollarını dizlerine koyarak alnına masaj yaptı. Galiba bugün yaşadıklarını tekrar anlatmak ona zor geldi. On- on beş dakika ikimizdende konuşan olmadı.
Dakikalardır bu işte benim suçum neydi diye düşündüm en sonunda bunu ona sormak istedim hazır her şeyi anlatıyorken bir daha böyle bir fırsat yakalayamazdım...
Derin bir nefes alarak
"Sinan. Peki benim suçum ne ?"
Sorduğum soruyla masaj yapan eli durdu.
"Melek..İsmi gibi melek olan kadın."
Ondan böyle bir cevap beklemediğim için yerimde kıpırdadım ,o da konuşmaya devam etti.
"Sana yemin ederim ki ben sadece abini bulmak istedim ,O benim ciğerimi söküp aldı! Bende onun canlı canlı ciğerini sökmek istedim ! Ben hiç bir meselemde aileye dokunmam! Ama senin abin! Benim tek hayatta olan ailemi aldı benden..Şimdi diyorsundur Yıldız da senin kız kardeşin ama ben onun varlığından Zerda'nın kaybından sonra haberdar oldum Babam olacak şerefsiz!
Onun annesine zorla... "
Ağlamaya başlayınca kendimi kötü hissettim.
Yıldız'ı bir kaç kez görmüştüm hâl ve haraketleri ağır abi tipinde olan kız
Yıldız çok farklı bir kızdı dışardan çok sert duruyordu ama içindeki o temiz kalpli kızı görmüştüm ben.
Bir gün yanıma odaya gelerek bana bir şeyler sormuştu konuşmak istemişti hatta 'Sen burda zorla mı tutuyorlar? Eğer öyle bir şey varsa bana söyle kurtarırım seni. 'Demişti ama ben konuşamamıştım annem gelmişti aklıma yapamadım.Uzattığı o eli tutamadım.
Ama gerçekten bana kaç ay tutsaklığım boyunca o el uzatan tek insandı.. Belki o da bilseydi bunları uzatmazdı o elini diğerleri gibi beni suçlardı ..
Demek onun annesine rızası dışı..
Allah'ım sen böyle insanları Gaffar isminle kahret ya rabbim. Erkeklerin kadınlardan güçlü olması onu dövsün ,sövsün diye ona rızası dışı zorla dokunması için vermedi rabbim..
Onu korusun diye vermişti rabbim erkeklere gücü kuvveti..
Biz insanoğlu her şeyi yanlış anladığımız gibi bunu da yanlış anladık ya da Rabbimin bize dediklerini gene yapamamıştık.
Sinan ağlamasını durdurup anlatmaya devam etti.
"Neyse ben sana bunları yaşatmak istemedim yemin ederim Zade..Zerda'nın oğlu bana son emaneti..O hasta zaten anne karnında bile beslenememiş bir buçuk kilo doğan bir bebek.Zerda onu bana getirdiğinde kollarımda Son nefesini verdi ama ben yaşıyordur umuduyla onu Fırat'ın hastanesine götürdüm Fırat 'nabız yok Sinan 'da dese insan sevdiğine ölümü yakıştırmıyor be Melek...Sonra Zade'nin durumuna baktılar yeni doğmuş olduğunu, beslenemediğini söylediler makinelere bağladılar. Kaç gün sonrada öğrendik ilik lazımmış..Dayısı olarak ilk ben verdim ama benim test sonuçlarım negatif çıktı benden sonra bizim çocuklar, bütün korumalar, tanıdığımız tanımadığımız bütün herkes verdi ama sonuç hiç birinde pozitif çıkmadı."
Ben akan göz yaşlarımı silerek onu dinlemeye devam ettim.
Ayağıya kalkarak pencerenin ağzına gitti omzunu pencerenin kenarına dayayarak devam etti anlatmaya .
"Anne tarafından Zadeye umut yoktu. Tek çarem o şerefsizi bulmaktı..Onu aradım ama hâlâda bulamadım p*çi!..Eğer onu bulsaydım Zadeye ilik verdikden sonra ona dokunmayacaktım çünkü Zerda bana annemin emanetiydi ben o emanete sahip çıkamadım. Kardeşimde bana son nefesinde oğlunu emanet etti ben bu sefer o emeneti koruyup kollamak istedim içindeki yanan ateşe rağmen..
Bir gün bilgi öğrendim. Ailesi olduğu annesine ve kız kardeşi olduğunu öğrendim. Araştırdım annen yaşından ve kronik hastalıkları yüzünden ilik veremezmiş geriye sen kalmıştın seni buraya getirdim sen üç gün baygın yatarken sanada test yaptılar ama..Tek umudum sendin sende negatif çıktın. Zade her gün hayat mücadelesi verirken benim elimden bir şey gelmedi. O orda küçücük bedeniyle, kalbiyle mücadele verirken bende o camın arkasından onu hayatta tutma mücadelesi veriyordum. Umudum bitti derken bir aşı çıktı ortaya eğer bu aşı yoluyla taşıyıcı anne bulunarak bir çocuk dünyaya gelirse Zademin kurtulabileceğini söylediler.
Zadeye ismini ben koydum kardeşim bir isim koymuşmuydu bilmiyorum..Zade anlamı Oğul demek ben onu kendi oğlum yerine koyarak bağrıma bastım .Sen baba tarafı olduğun için dünyaya gelecek çocuğun Zade'ye ilik verme yüzdesi daha yüksek olduğunu söylediler..Ben mecbur kaldım sana bunları yaşatmak istemedim ama mecburdum affet beni içimdeki yanan ateş beni yaktığı gibi senide yakmasına izin verdim ben babam ve senin p*ç abin gibi olmak istemedim ama bak bana bende onlar gibi Zalim oldum.."
Oturduğum siyah deri kanepeden kalkarak yavaşca onun yanına gittim bende pencerenin diğer taraf kanatına omzumu verdim simsiyah geceye bakarak konuştum
"Keşke böyle olmasaydı Zadeye yardım ederdim bana gerçekleri başında anlatsaydın bir yol bulmaya çalışırdım ama şimdi hiç bir önemi yok ne de olsa ölü biriyim ben..Annemin helvamı kavurduğu bir ölüyüm ben.."
Bunu bana o demişti hâlâ kulaklarımdan gitmiyor dedikleri.
"Annen? Şu an senin helvanı pişiriyor olmalı."
"Ne ?"
Benim kalktığım yere oturup ortadaki sehpanın üzerinden kumandayı aldığında ondan birkaç adım geriye kaçmış, salonun diğer köşesinde kollarımı önümde bağlamıştım. Ayakta durduğum için inanılmaz bir ağrı bacağımdan başıma doğru tırmanırken dişlerimi sıkmakla yetindim.
Açılan televizyonla gözlerim onun üzerinden televizyona döndü. Açık haber kanalında kameranın kadrajında yanıp kül olmuş bir ev vardı. Anlamsızca, çattığım kaşlarlarımla televizyona bakarken arkadan olayı anlatan spikerin sesini dinlemeye çalışsam da ancak birkaç kelimesini çıkartabilmiştim, gözlerimi simsiyah olmuş harabeden alamıyordum.
Üç gün önce başlayan yangın... iki günde ancak söndürülmüş..ve bir ceset ?
Gözlerime tanıdık gelen şeylere zihnim alarm vermiş kabullenmeyi reddediyordu. Kulaklarım çınlamaya başlamış, hararetle ekranda bir şeyler anlatan spikerin sesi gittikçe silikleşmişti. Kulaklarım uğulduyordu.
"Anne ?" fısıltıyla çıkan sesimle daha fazla tutamadığı yaşlar bir bir aktı yanaklarımdan. Günler önce çekilmiş haberin kadrajına Bir kadın girdiğinde akıl sağlığımı koruyabilmek için beynimin içindeki çığlık çığlığa olan itirazlar sustu. Gerçek beni öyle çarptı ki nefesim kesildi.
Görüntüde yavaş yavaş kararan havaya karşın cayır cayır yanan büyük ev tezatlık oluşturuyordu. Annemin çığlıkları kulaklarımda yankılanırken duyduğum cesedin kim olduğunu deli gibi merak ediyordum. Yoksa abim mi dönmüştü ?!
Zamanı tamamen unutmuştum. Sanki olay şu anda oluyormuş gibi kapıya koştuğumda spikerin sesiyle olduğum yerde kaldım.
"Kırıkkale'de akşam saatlerinde bir binada patlama oldu ve binada tek can kaybının Melek Yağıç olduğu tespit edildi.."
Melek Yağıç ?
"Yangın itfaiye güçleri tarafından yaklaşık iki günde zorlukla söndürülürken yangının sıçradığı diğer evlerde büyük zarar gördü. Ateşi körükleyen şeyin binanın deposundaki kömür ve yakacakların olduğu düşünülürken..."
İsmim aklımda yankılanırken yanlış duyduğuma emin olup televizyona tekrar döndüm. Altta yazan isim ve ekranda yanan eve girmek için canı pahasına çırpınan kadına bakarken gözlerim yaşlardan dolayı gittikçe buğulanıyordu. Ekran gittikçe bulanıklaştı. Boğazımda oluşan dev yumruya rağmen koltukta keyifle oturan adama döndüm ve konuştum.
"B-bu da ne demek oluyor ?" Sesim titrerken gözlerimin etrafı yavaşça kararıyordu.
"Şu demek," ayağıya kalktı, ellerini cebine koyup tam karşımda durdu. "Sen öldün."
Ben bu yaşadıklarımı unutmamıştım. Yüzünü zifiri karanlıktan çekip, ellerimi tuttu ben daha ne olduğunu anlamadan ağzından çıkan kelimeler bana bir umut vaadetti
"Melek sen ölmedin ben iyice umudunu kesmeni isdedim sadece Zade'nin son umudu senken ben.. Ben yanlış karalar aldım affet beni.. Sen yaşıyorsun yoğun bakımda senin bilgilerinle bir hasta yatıyor Annen seni her gün hastanede ziyarete gidiyor ."
Ellerimi buz kesmiş ellerinden hızlıca çektim.
Göz yaşlarım akıp giderken ona baktım
"Yalan söylüyorsun..Ben gözlerimle gördüm sen izlettin o yangını gördüm ben .Spikerdin dediklerini ya onlar neydi?
"Doğruları söylüyorum Melek..Evet eviniz yandı daha doğrusu ben yaktırdım ama annene benim ayarladığm adamlar senin vefat ettiğini söylediler Spiker aldığı para karşısında öyle bir haber yaptı.."
Ben bu gece sabaha sapa sağlam ulaşırsam büyük bir başarıydı. Bugün ben neler öğrenmiştim...
"Eğer bana yapılan test pozitif çıksaydı o zaman ne olacaktı?"
"Senden alınan ilikden sonra tekrar seni Kırıkkale'ye gönderecektim. Bu yüzden evinde yangın çıkardım belki p*ç abin ortaya çıkarda bende yakalarım diye hem sen ilik verdikten sonra tekrar seni yoğun bakıma yatışını yapabilmek içindi . Sana zarar vermek istemedim. Ben zalim olmak istemedim.."
"Peki ben kaç aydır annemi izledim o ..?"
"Evet annen komşulara hep seni anlattı komşular annene destek oldular ,senin yoğun bakımdan çıkacağını söylediler annen her gün bir yere gidiyordu.."
"E-Evet kabrime gidiyor diye düşündüm ben hep.."
Kafasını hayır anlamında salladı.
"Evet seni ziyarete gidiyordu ama mezarlığa değil..Hastaneye gidiyordu."
Gülerek ona baktım,bu karşımdaki adamın kalbinde merhamet kırıntısı mı vardı?
Aylar öncesi bana böyle dememişti ama..
Beni öldü biliyordu annem..
Yangın..
Sinan sen nasıl bir kişiliğe sahibsin,canavar gibi davranırken içinde, bir yerlerde beyaz bir tarafın var mı senin?
Düşüncelerimden sıyrılarak Sinan'a baktım.
"Gerçekten mi?Annem benim yaşadığımı biliyor demi şimdi ben ölmedim mi?"
Şaşkın ve mutlu bir hâl içinde,içimde kelebekler uçuştu.
Adı umut olan kelebekler,Rabbim benim için karanlık dünyama tekrar güneşin huzmelerini yolluyordu.
Güneş daha yoktu ama huzmeler güneşin geleceğin habercisi idi.
Buna imanın tamdı
Sinan'ın sözleri ile ona baktım.
"Gerçekten Melek gerçekten seni annene götürecektim Kırıkkale'ye gittiğimizde söyleyecektim sana bunu ama yolculuk yapman yasakmış o yüzden söyleyemedim. "
Şuan öyle bir mutlu olmuştum ki için içime sığmadı.Çocuklar gibi mutlu olmuştum. Annem beni yaşıyor biliyordu..
Yaşıyordum ben!
Ölmemiştim!
Karşımda onun son cümlelerini bitirmesine izin vermeden, bu yaşadığım sevinçle mantıklı düşünmeden bu mutluluğu onun boynuna atılarak yaşadım.
Aylar sonra ilk kez mutluydum.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Yeni bölüm en kısa zamanda gelecek inşallah ama oy ve yorumlarınızla yanımda bana destek olun lütfennn❤❤❤



