“Melankoli” için sonuçlar
Arama sonuçları
Melankoli
Ayca
Aklımdakiler boşa gitmesin
Melankoli Seferi
Jane Victor
"Aşk nedir bilmezdim.Ve bilmezdim birini sevebilmenin güzelliğini.Oysa hep içimde gizlerdim.Gizlerdim aşk ile kavrulma isteğimi."
-Şiirlerim
Caramell 🌒
Hisseden bir kalp için , ölümden de beter acılar vardır - Alfred Musset Şiir yazan bir şair -Aden
GÜNIŞIĞI
Turuncu Kedi
Her şey bir ölümle başladı... Ölüm, üzerine atılmış sırların karanlık perdesini aralamak için yaşayanlara bir şans tanıdı. Asıl sorun yaşayanlar bu gerçeklerle mücadele edebilecek miydi?
Fatal Cheat
Eross
Kendini bildi bileli North west hapishanesinde tutulan Allysa, sürekli tam olarak hatırlayamadığı geçmişine dair rüyalar görmektedir. En beklemediği anda kendi hücresine transfer olan 2 kız sayesinde aradığı cevaplar aydınlanmaya başlar.
Kapana Kısılmış Ruh
Elif Betül
Susarsam, duyar mısınız ruhumun çığlıklarını?
lacuna
dilan ok
boşluk
Hiçliğin Güncesi
Deleted account
Bazı insanlar ölmez. Sadece yaşamaya devam ederken yavaş yavaş içlerinden silinirler. Eski bir ev, siyah deri kaplı bir günlük ve her sayfada biraz daha çözülen bir zihin... Kim olduğunu söylemeyen bir anlatıcı, geçmişini parça parça hatırlamaya çalışırken okuru da kendi hafızasının içine sürüklüyor. Yazdığı her satır, yalnızlığın, suçluluğun ve bastırılmış anıların karanlığında biraz daha derine iniyor. Fakat bu bir itiraf değil. Bu bir yardım çığlığı da değil. Çünkü bazı insanlar kurtarılmak istemez; yalnızca unutulmak ister. Günlük ilerledikçe gerçek ile hayal arasındaki sınırlar siliniyor. Hatırlanan anılar birbirini yalanlıyor, karşılaşılan insanlar sanki hiç var olmamış gibi kayboluyor ve her yeni sayfa, ilk cümleden beri hissedilen o tek soruyu büyütüyor: Anlatıcı gerçekten aklını mı kaybediyor, yoksa okur mu yanlış parçaları birleştiriyor?
İÇ GÜNAHLAR
İsmilazimdegilbasharfiben
Yasak bir aşk....
Henüz Kendime Varamadım
Mei Misaki
Kendimi kötü hissettiğim zamanlarda, içimde birikenleri bana zarar vermeden dışarı bırakabilmek için yazarım. Osamu Dazai, yazı dilinden ve dünyaya bakışından etkilendiğim yazarlardan biri. Bu yüzden satırlarım zaman zaman onun melankolik ve içe dönük atmosferini taşıyabilir. Bu kitapta yer alan yazılar, hayatın farklı dönemlerinde kendimi anlamaya çalışırken kaleme aldığım düşüncelerden oluşuyor. Benim gibi hayatta henüz kendine varamamış, hislerini anlamlandırmaya çalışan ya da belki de yalnızca anlaşılmaya ihtiyaç duyan insanlara bir şey söylemek istiyorum: “Sizi anlıyorum.” Umarım bu satırlarda kendinizden bir parça bulur, yalnız olmadığınızı hissedersiniz.
Ağlayan Melek Beyaz Güller ve Bir O Kadar Tuhaf Gariplikler
HARUN ŞENGÜL
Paris’in porselen kokulu serin havasından, İzmir’in ciğerleri kavuran yakıcı sıcağına uzanan bir kaçış... ya da belki de sert bir yüzleşme. "Bembeyaz olacaktım. Annem öyle istemişti. Bagajda beyaz güller ve bir ağlayan melek heykeliyle yola çıkarken sordum kendime: Gitmek mi daha zordu, yoksa kaldığın yerde yabancı olmak mı?" --açıklamayı ben değil arkadaşım yazdı (:
Gecenin Kızı
Talad Turabiki
romantik bir vampir hikayesi... aşkın doruklarda yaşandığı bir gizem.. arel 17 yaşında liseli bir kız ancak birsürü sır saklıyor. acaba aşık olduğu adamın kim olduğunu anlşayabilecek miiii????

BİR ÇİZGİ KADAR YAKIN
Bilge
Bir Çizgi Kadar Yakın, acele etmeyen bir yakınlığın, dokunmadan da kurulabilen bağların romanı. Vera çizgilerle düşünür; Aras sesle. Biri boşlukları sever, diğeri mesafeyi. Aynı şehirde, aynı zamanın içinde yaşasalar da uzun süre birbirlerinin hayatına doğrudan girmezler. Çünkü bu hikâye tanışmalarla değil, fark etmelerle ilerler. Mesajlar gecikir, cümleler yarım kalır, bazı duygular hiç söylenmez. Yan roller fazla karışır, aile geçmişten kapıları açar, yanlış zamanlamalar doğru hisleri gölgeler. Bu roman, büyük itirafların ve dramatik kavuşmaların peşinde değildir. Daha çok, kaçırılan anların bıraktığı izi takip eder. Bir sesin kulakta kalışı, bir çizginin yarım bırakılışı, bir odada sessizce oturup duvara bakma hâli… Gençliğin o “henüz olmamış” duygusunu, yan rolde kalmanın hafifliğini ve insanın kendine mesafe koyarak da sevebileceğini anlatır. Bir Çizgi Kadar Yakın, yüksek sesle değil, içten konuşan; okurunu hızlandırmayan ama bıraktığı hissi uzun süre taşıyan bir roman.

Sistem Hatası
x
İyi yazılmış bir kod hata vermez. Ama Bahadır'ın hayatında her şey baştan bozuktu. O, veri şifrelerini satır satır kıran biriydi, ta ki Parla, dünyasına dahil olana kadar.
Güneş Seni Kör Etsin
HARUN ŞENGÜL
Dışarıdan görünen kusursuz bir hayat, ama bir yanda sadece bir hizmetçi...
Kayıplar Senfonisi
Werasky
İnsanın en büyük trajedisi nedir? Kimine göre masum çocukların ağızına gözyaşları girerkenki haykırışları. Kimine göre elde etmek için çabaladığımız süre içerisinde olmayacağını bile bile çabalamak. Kimine göre anne tepkisi. Kimine göre baba korkusu. Kimine göre anlaşılamamazlık.kimine göre sinek vızıltısı. Kimine göre burun tıkanıklığı... Roberto LENSON birgün çalıştığı lokantada garsonluk işinden kaytarıp götürmesi gereken bir rakı ve birkaç mezeyi unutarak ona çokta uzak kalmayan bir masadaki kadını görerek her zaman yanında taşıdığı eskiz defterini çıkararak resmini çizmeye başlar. Bu kadın 12 yıl önce Roberto'yu terkeden annesine çok benzemektedir...
ÖLÜ ÇİÇEKLERLE DOLU VAZO
Reyhan
Bazı yaraların iyileşmesi için öpülmesi gerekir. 040126
Hiçliğe yolculuk
Muhammed
Varoluşsal sancılar çektiğim hayatın anlamını ve hayattaki görevimi sorguladığım günlerde içimde yaşayan Albert Camus ve Satre nin dışavurumu
Kaybolmuş zihin
Gizem İnan
Hayat farklı kişiliklerin ve evrenlerin karmasıdır.Biz ise minik bir nokta belki... Bu yazdıklarım okuduğunda senin kendini benliğini sorgulamana yarayacak ya da her seyi başlatan düşüncelere girecek zihninde...
İntihara sürükleyen duygular
Nurşin Kaya
İçimde tufanlar yaratan boşluklar, evet boşluklar tasvir edilemeyen gün geçtikçe beni intihara sürükleyen duyguların, yaratığı karadelikvari boşluklar.İşte bu boşluklara itafen yazıyorum,duyulmasını istemediğim sesiz çığlıklar,ucu bucağı olmayan uçurumda yankılanıyor.Bu çığlıkları duyun istedim belki anlayamazsınız ama görün,bilin istedim. Yazım yanlışlarımı mazur görün profesyonel değilim,bir yanlışım olduysa affola.
Shakespeare Cinayeti
Ecrin Yavaş
"Bir zamanlar hayat veren dudakların Bu kez son versin hayatıma.” Sahnedeki genç kız repliğinin ardından yerde yatan koyu kumral saçlı çocuğun dudaklarına yapıştı. Kısa bir öpücüğün ardından bütün seyirciler heyecanla sessizliğe gömüldü. Juilet’in piyese göre hançeri alıp kendine saplaması beklenirken sahnedeki genç kadın oyuncu arkadaşının hemen yanına diz çöktü ve acı içinde bağırmaya başlayınca boğazından ve burnundan gelen koyu kırmızı kan beklenen bir şey değildi.” Şehrin karanlık gecelerinde işlenen cinayetlerin, kana bulanmış çarşafların içindeki bedenler ve zehirle buluşan dudaklar… Hepsinin temelinde yitip gitmişliğin intikamı yatıyordu ve halk buna Shakespeare cinayeti diyordu.

Paralel Kalpler
MERVE KAYIN
Seul’ün neon ışıkları altında, parıltılı bir idolün çöküşü ile sıradan bir hemşirenin görünmez hayatı kesişirse ne olur? Joon Seo, milyonların tapındığı bir K-pop ikonu. Ancak bir trafik kazasının ardından, hafızasındaki boşluklarla hastane odasında uyandığında artık sadece bir 'yabancı'. Gerçekliğinden koparılmış, çevresi menajerinin ördüğü yalan ağlarıyla çevrili bir kukla. Yuna Park ise gecenin karanlığını, annesinin bitmek bilmeyen tedavi masraflarını karşılamak için nöbet tutarak geçiren, vicdanının ağırlığıyla nefes almaya çalışan bir kadın. Yuna, yıllar önce Joon’u korumak uğruna onu terk etmesi için menajerinden aldığı o kanlı parayı kabul ettiğinde, kendi ruhunu çoktan satmıştı. Şimdi, Joon hafızasını yitirmiş bir şekilde hastanesine getirildiğinde; geçmişin hayaletleri, Bukchon Hanok köyünün dar sokaklarında yeniden canlanıyor. İkisi de aynı şehrin farklı paralel evrenlerinde hapsolmuş iki yaralı kalp. Ancak bazı sırlar, hafıza silinse bile ruhun derinliklerinde kanamaya de
ANTALYA GÜNCESİ
AYBİGE ÇALIŞKAN
ÇİZGİ ROMAN VERSİYONU "Beni bir canavardan kaçıp başka bir canavarın ateşine sığınmakla suçlama. Ankara'da küllerim kalmıştı, Antalya'da ise sadece yanmamı istemeyen bir hayalet." Zehra Toprak Eyüpoğlu, ailesinin Ankara'daki yıkıcı iflasının ve dağılan yuvasının enkazını arkasında bırakarak 1992 sonbaharında Akdeniz'in tuzlu rüzgarlarına sığınır. Ankara'nın isli soğuğundan kaçarken sığındığı bu sıcak sahil kenti, ona vaat edilen huzurlu bir liman değil; geçmişin günahlarıyla örülmüş fırtınalı bir sürgün yeri olacaktır. Kampüsün tekinsiz zarafeti içinde iki farklı uçurum Zehra'yı kuşatır: Bir yanda Bozkurt hanedanlığının her şeye sahip olabileceğine inanan, Zehra'yı tüm okulun gözü önünde kendi mülkü ilan eden karanlık veliahdı Doruk; diğer yanda ise yüzünü gizleyip gölgelerden fısıldayan, cebine "Yanmanı istemiyorum" notunu bırakıp kaçan meçhul bir yabancı. Toprak, Doruk'un yakıcı kafesinde mi kül olacaktır, yoksa onu uzaktan izleyen o sessiz hayaletin sırrında mı boğulacak?

