“Gençkızedebiyatı” için sonuçlar
Arama sonuçları
MİHRİMAH/yarı texting
Angel
...
EVLİ.ASKER ( Düzenleniyor)
Gidiciyim_ben
Seni istiyorum. Kokunu istiyorum Bedenini istiyorum Nefesini istiyorum Kalbini istiyorum Benimle olmanı istiyorum Sevişmeni istiyorum Ruhunu istiyorum kahkahanı gülüşünü istiyorum Gel nolur! Gel Beni sensiz bırakma! Yapamıyorum artık Olmuyor sensiz! Bırakma beni burda! .... Yaman ve Zeynep'in aşkı, yasak aşkı, kadının ilmek ilmek genç adamın kalbine işlediği aşkı... Şiddet unsur içermektedir Çalınması veya taklit edilmesi durumunda hukuki işlem uygulanacaktır!. Eser tamamlandıktan sonra bölümler düzenlenecektir.
Hayalet Çocuk
Gecenin Gölgesi
Depresif bir liseli kız, her gün günlüğüne yazı yazardı. Bir gün okuldan aşırı derecede yorgun döndüğünde günlüğüne bir şey yazamadan uyuyakaldı. Onu bekleyen büyük sürpriz ise uyandığında günlüğünde kendisinin yazmadığı yazılarla karşılaşmasıydı...
Dar Kafa
Zeynep
✨Wattpad'de +350.000 okunma✨ Şu an sap gibi kalmıştım gerçekten. Neyse canım. Başa gelen çekilir. Yapacak bir şey yok, mecbur ıslanacağız. Gidebildiğim yere kadar kaldırımın yağmur gelmeyen yerlerinden ilerledim. O da işte beş on metre falan. Artık ıslanma vakti gelmişti. Ne diyelim, gazamız mübarek olsun. Tam besmele çekip koşmaya başlamıştım ki yağmur durdu birden. Yani durdu herhalde, yoksa ıslanmam gerekirdi. Ama hala yağıyordu. Gökyüzüne bakıp kontrol yapacağım sırada bir şey fark ettim. Islanmama sebebim şemsiyeymiş. Onun da sahibi... Yine bu çocuk! "Ne yapıyorsun?" diye çıkıştığımda sert sesiyle cevap verdi. "Boşuna direnme. Ya beraber böyle gideriz, ya da sen şemsiyeyi alıp tek gidersin. Karar senin." Allah Allah! Beyefendiye bak ya! Hayır yani kim bu çocuk? Ne derdi var benle? "Ya sen kimsin? Kimsin ki böyle bir şeyi bana söyleme hakkını kendinde görüyorsun? Derdin ne senin?" diye çıkıştığımda düz bir şekilde yanıt verdi. "Seni ilgilendirmez." "Manyak mıdır nedir ya?" diye söylenip hızla uzaklaştım yanından. Fakat hala ıslanmıyordum. "Sen bilirsin, beraber gideriz o halde."
VİRAN
TÜLAY DEMİRKOL
Kızı odaya sokan adam , gözü dönmüş bir vahşilikle kızı odadaki yatağın üzerine attı. Bir taraftan üstünü çıkarırken bir taraftan da yatağa doğru gitmeye başladı. Kızın yataktan kalkmasını görüp hızla kızı tutup tekrar yatağa attı. Kızın ağlamalarını, yalvarmalarını aldırmayıp üzerine çıktı.Kızın kendini iteklemeye çalışmasına aldırış etmeden ona saldırmaya başladı. Kızın üzerindeki tişörtü çıkarmaya çalışan adam kızın çırpınmaları yüzünden bunu başaramayınca hırsla tişörtü ön kısımdan yarıya kadar yırtmıştı. Adamın son yaptığıyla çığlık atıp daha çok çırpınmaya başladı. Adamdan bu şekilde kurtulamayacağını anlayan kız bir süre durdu ,etrafında kendini koruyacak bir şey aramaya başladı. Adam kızın pes ettiğini düşünerek kadının bedeni üzerindeki iğrenç dokunuşlarına devam etti.Ne kadar üzerindeki adamdan tiksinse de kurtulmak için yol arıyordu. En son yatağın yanındaki gece lambasını buldu gözleri. Yaşadıkların dehşetiyle lambayı tuttuğu gibi adamın kafasına geçirdi. Bayılan adamla hızla yataktan kalkıp, nasıl bir halde olduğunu bile umursamadan kendini evden dışarı attı. Yalın ayak koşmaya başladı. dakikalarca koştu ve en sonunda kendini çalıştığı restoranda buldu. Hızla içeri girdi.Gizlenecek yer ararken kendine arkadan bir ses duymuştu.Giray’ın sesiydi bu.Onu arkasından tanıyamadığından seslenmişti genç adam. “Sen de kimsin ? Ne işin var burada? Sana diyor-” Arkasını dönen kızla neye uğradığını şaşırdı .Kaşları anında çatılmıştı.Kızın üzerini baştan aşağı incelemişti. Geçen her dakika siniri artıyordu. Konuşmadan bile bir insanı korkutabilecek bir potansiyel vardı şuan Giray da . İleriki bir bölümden kesit...
Bir Yaz Hikâyesi
Gecenin Gölgesi
Mavi mi? Kahverengi mi?
Dinle Beni Bi' -Texting-
Umay
Her şey arkadaşımın kız kardeşini işletmemi istemesiyle başlamıştı. * Aras: Lütfen dinle beni bi' Aras: Vallahi her şeyi en başından anlatacağım ama lütfen görüşelim önce bu şekilde anlatamam Yağmur: Ne senin açıklayacak ne de benim dinleyecek bir şeyim kaldı. Yağmur: Defol git hayatımdan. Aras: Yapma, lütfen bir şans ver anlatmam için Yağmur: Bitti, anlıyor musun? Artık bitti Aras "abi"! *** Kitabın klişeler barındırdığını bilerek başlamanızı istiyorum. Tamamen eğlencesine yazılmış bir kitaptır. Çerezliktir. Keyifli okumalar. •Tüm hakları saklıdır! Çalınması ve taklit edilmesi durumunda gereken hukuki işlemler yapılacaktır! `wattpad'de 280k okunmuş bir kitaptır fakat uygulama yasaklandığı için burada yeniden yayımlanıyor. Hepinizi beklerim.
Geriye Kalanlar
Durumavii
Lalin sıradan bir kızdı. Herkes kadar herkes gibiydi. İlk aşkını tehlikeli bir oyunun ortasında bulacağını bilemezdi. En yakın arkadaşının ısrarıyla o gece ilk kez evden izinsiz çıkarak, kaçak bir gençlik partisine katılmıştı. Parti bir teknede gerçekleşiyordu ve katılanlardan bir kısmını tanıyordu. Onlar, bir süre önce okullar arası basketbol müsabakasında kendilerini yenmekle kalamayıp, küçümseyen kolejli öğrencilerdi. Beyninden zonklayan müzik ve şişelerce içki ve tanıdık garip bakışlar... Lalin partinin bir an önce bitmesini istemişti. Ancak o parti, yaşadığı süre boyunca kafasının içinde devam edecekti. Korkunç bir patlama oldu; ardından sürüklenen çınlama ve korkunç bir sessizlik. Lalin ve diğer altı kişi gözlerini küf kokan bir depoda açtıklarında, karşılarında kara bir maske ve maskenin ardına gizlenmiş bir adam vardı. Korktular. Ağladılar. Bağıranlar, çıkış arayanlar ve titreyenler... Adam, her birine bir böceğe bakarmış gibi bakarken, görünen tek yeri olan kızarık gözleri ölüm saçıyordu. "Birazdan evinize gideceksiniz." Haykırışlar ve yardım çığlıkları dindi. Ancak Lalin hissediyordu; asıl çığlığı bundan sonrası için atmaları gerekiyordu. "Ailenize dönecekseniz. Birazdan kana bulanan ellerinizle kalem tutmaya hazır olacaksınız." Parti gecesi her birinin hafızasında pusluydu. Kimse bir şey anlamamıştı. Biri bile anlamak için çabalamamıştı. Tek istedikleri adamın söylediğiydi; evlerine gitmek. "Ama önce... Sizinle sevdiğiniz bir şey yapacağız." Bakışlarıyla yedisini de infaz ediyordu. "Oyun oynamayı hepiniz seviyorsunuz, değil mi?" Adamın neden bahsettiğini bilmiyorlardı. Neden orada olduklarını bilmiyorlardı. Bildikleri hiçbir şey yoktu. Bazılarının dizleri titredi, bazılarının ise kalpleri. "Bu oyunda hepinize sırasıyla bazı görevler verilecek. Belirtilen sürede görevini yerine getiren, bir üst tura geçecek." "Ya, ya geçemeyen." diye sordu titreyen bir ses. "Cezalandırılacak." Adam gülümsedi. Lalin, adamın gülümsemesinden süzülen kanın kokusunu alabiliyordu. "Cezası mı?" Deri eldivenlerini çıkardı. Parmak boğumları taze sıyrıklarla doluydu. "Ölüm." Lalin. Cihangir. Berika. Asır. Su Can. Yekta. Onların artık iki seçenekleri vardı. Onların ölmek için sebepleri vardı. Oyna Ya Da Öl.
ABİM SAYILIRSIN
Dyanne
Arkadaşlarım yine saçmalamaya başlamışlardı. Abimin en yakın arkadaşlarından birisinin bana o gözle bakmasının imkanı yoktu, olmamalıydı da. O, benim abim sayılırdı. Benden hoşlandığı falan yoktu, aptal arkadaşlarım kafalarında kurup duruyorlardı. Bunları düşünürken istemsizce kafam abimlerin oturduğu tarafa döndü. Onu gördüm, beni izliyordu. Göz göze geldik. Ama normaldi, değil mi?
Zümrüdü Anka yeniden doğuş
Naz Yılmaz
Küçüklüğümüzden bu yana, bize kader ile ilgili öğretilen üç gerçek vardır. Birincisi: doğacağın gün. İkincisi: öleceğin gün. Üçüncüsü ise: evlenip, hayatının geriye kalan yaşamını geçireceğiniz insandır. Sen daha göze güzel gelen bu kirli dünyaya gözlerini açmadan bu üç şey senin alın yazın olarak yazılır, kaderin olarak bilinir. Yengem her zaman alnına yazılan kişi senin karşına çıkınca dilin lal olur, ağzına mühür vurulur derdi. Çünkü kaderi yaradan yazar, senin için en hayırlısını alnına yazar, derdi. Benim dilim ne lal oldu, nede ağzıma mühür vuruldu. Sesim çıktı, isyan ettim ama beni ne görenim nede duyanım oldu. Karar alındı, hüküm verildi. Ellerime kelepçe değil, ayaklarıma prangalar vuruldu. Henüz on yedi yaşımda benden kadın olmam istendi. Kirli zihinler altında töre adı verilen bu ateşe benide acımadan attılar. Ailem dediğim insanlar ben o ateşte cayır cayır yanarken üzerime birde onlar odun attı. Ateşimi harlayıp o ateşin içinde kül oluşumu izlediler. Ama ben o küllerden yeniden doğacağım, beni yakanları bende yakacağım, onlar bana nasıl acımadılar ise bende acımayacağım. Yanımda oturan adamın, alın yazım, kaderim olmadığını herkese göstereceğim. ______________________ Küçük bir kız çocuğunun ne kadar güçlü olduğunu anlatan bir kitaptır. Okudukça o güçlü kızı görüp onunla beraber yaşayacağız
Nokta Gelmedi
Aytuğ Tunç Deveci
Eylül Soral ülke çapında ismi bilinen ünlü bir yazardır. Bir gün imza günlerinden birinde dolaylı yoldan, istemeden de olsa okurlarından birinin ölümüne sebep olur. Bu olayın ardından yaşananların vicdanıyla daha fazla hayatına devam edemez ve ölümüne sebep olduğu kızın ailesinin evine gitmeye karar verir. Fakat önü görülemez bir kadere adım atacağından habersizdir. Eylül'ün imza gününde hayatını kaybeden kızın abisi Araf Arsoy, kardeşinin intikamını almaya ant içmiştir. Eylül'ü düşmanı olarak kabul etmeye başlamış Araf'ın planları, kadını kendi evlerinde görmesiyle beraber bozularak bambaşka bir hâl alacaktır. Aralarında nefretle başlayan ilişki, zaman içerisinde bambaşka bir hisse dönüşecektir. Fakat Araf'ın gizlediği büyük bir sırla herkes derinden sarsılacak, ortaya çıkan gizemli ve anonim bir düşmanın Araf'ın ailesini ve Eylül'ü tehdit etmesiyle kurulmaya başlanan tüm dengeler bozulacaktır.
Gece Güneşi
Nur
Nil'den Senelerim vardı. Herkes gibi bu fani dünyada geçirdiğim saatlerim ve günlerim, haftalarım ve aylarım, yıllarım ve ömrüm vardı fakat benim geçirdiğim bu zaman diğer insanlardan farklı ilerleyen bir kısır döngüydü. Çoğunlukla içinde kaybolduğum dipsiz bir kuyuyu andıran hayatım asla değişmiyor ve sanki kalan ömrümün fragmanını bana izletiyordu. Hastalıklı bir bünyeye sahip olmak benim suçum değildi fakat yaşadığım bu katlanılmaz hayat benim eserimdi. Ve ben de bu eserin yaralı sanatçısıydım. Evran'dan Senelerim vardı. Herkes gibi bu fani dünyada geçirdiğim saatlerim ve günlerim, haftalarım ve aylarım, yıllarım ve ömrüm vardı fakat benim geçirdiğim bu zaman diğer insanlardan farklı ilerleyen bir kısır döngüydü. Çoğunlukla içinde kaybolduğum dipsiz bir okyanusu andıran hayatım asla değişmiyor ve sanki kalan ömrümün fragmanını bana izletiyordu. Kendi sesime, kendi şarkıma sahip olamamak benim suçum değildi fakat yaşadığım bu katlanılmaz sesler benim eserimdi. Ve ben de bu seslerin sağır olmak isteyen yaralı müzisyeniydim.
Ayın Eşsiz Etkisi: Aysar
nisanurr'
Doğum günü kutlamasında afili şarkılar söyleyen kadını hayranlıkla izleyen adam, adamın katlanılması güç olan melankolik haline rağmen kadının lisede ona takıntılı derecede meftun olduğundan ve yılların ardından ışıltılı gözleriyle karşılaştığından bihaberdir. Taşlı, engebeli, yokuşlarla donatılmış yollarının birbirlerine tekrardan bağlanması ve yeni bir yol ortaya çıkarmaları ne kadar sürerdi? Özgürlüğünü kaybetmiş ruhların üstlerindeki oklardan temelli arınmaları ne kadar sürerdi? Peki ya ufak bedenlerin buzlarını eritip kendi benliklerini bulmaları ne kadar sürerdi?
TURUNCU
Yağmur Yabalak
Sert ve kesin bakışlarını suratıma dikti. "Söylesene Turuncu! Neden bu kadar nefret ediyorsun benden?" düz bakışlarımı kömür renginde ki gözlerine diktim. "Görmüyor musun sana olan aşkımı?" sesinde garip bir tını vardı. "Birbirimize zıt insanlarız." histerik bir gülüş attı. "Zaten zıt renklerdir Turuncu ve Siyah. Turuncunun içindeki siyah veya siyahın içindeki turuncu çok dikkat çeker." sigaranın zehrini derince çekti içine. "Ama unutma Turuncu ve Siyah birbirleri için yaratılmış gibi yakışırlar. Ve sen turuncu, benim için yaratıldın."
sevgimi -senin- ulaşamayacağın bir yere koydum.
Nahi
"Uyu!" diye fısıldadı. "Uyu, güzelim!" dediğinde gözümün kenarından akan yaşı hissettim. "Bir süre uyuyacaksın, ama o süreden sonra geri uyandığında hikayemiz asıl o zaman başlayacak." diye konuşmaya devam ettiğinde bir şeyler söylemek istedim. Ancak karnımdaki acı tüm bedenime usulca yayıldı, konuşmamı engelledi. "Seni çok seviyorum." deyip, yanağıma uzun bir öpücük kondurduğunda yüzümü buruşturmak istedim ancak ona bile gücüm yetmedi. "Onlarsız bir hayata başlamak ikimize de çok iyi gelecek, ama sanma ki bu birkaç saat önce yaptığın hareket cezasız kalmayacak." Gözüme bir karartı çöktü. "Artık, benimsin ve benim olarak kalacaksın." dediğinde artık karartıdan başka bir şey göremedim ve gözlerime çöken ağırlık sonucu bilincimde onunla orantılı bir şekilde kapandı. SEVGİMİ -SENİN- ULAŞAMAYACAĞIN BİR YERE KOYDUM
Tarantula (Texting)
Ecrin
Her şey okula gitmek için sallana sallana yürürken kaldırımın üzerinde tarantula görmemle başlamıştı.Atladığım kısım ise bu tarantulanın resim konusunda çok yetenekli olan biri tarafından çizilmiş olmasıydı.
Beyaz Kaos
Zehra Göver
Caelum'da her şey her zamanki gibiydi. Dünya'dan getirilen kullanıcılar okula yerleştiriliyor, Müdire Sahra ve yardımcı öğretmenler öğrencilerle teker teker ilgileniyordu. Öğrenciler güçlerine göre ayrılıyor ve ellerine ders programları veriliyordu. Öğrencilere başka bir evren olduğunu anlatmak ve onların tüm bu bilgileri sindirmeleri için birkaç gün beklenirdi. Müdire Sahra, Dr. Frank ve Orion o gün yeni gelen öğrencilerle ilgilenen kişilerdi. Artemis ise o öğrencilerin arasında gelen sıradan, her şeyden habersiz bir kızdı. Ya da... gerçekten öyle miydi? Her şeyden habersiz ve sıradan? ⚔ “Siz üç temsilci tartışırken dedim ki şu şehri biraz gezeyim. Sonra bir baktım, uyumuşum. Işık yolu da böyle yan etkiler yapıyormuş bende, öğrenmiş oldum.” ⚔ “Herkese günaydın size good morning. Horozun başını kesin ya siz, çok erken bu saat.” ⚔ "(...) Yerleri çoktan değiştik Orion. Buradaki her şeyden bihaber olan ve yepyeni bir dünya ve kişilerle tanışacak olan ben değilim, sensin. (...)"
-Dut güzeli-
İrem
Aşkın tarifini yazmaya hazır mısınız? Aşkı doruklarınıza kadar yaşamak ister misiniz? Ne demişler; -Gülü seven dikenine katlanır-
Karanlığın Sessiz Fısıltıları
Sıla
O bir hastaydı... Ne kadar bıçak altına yatıcak olsada onun iki seçeneği vardı. Ya ölüm, Ya da delilik. Çok düşük ihtimalleri vardı hayatta kalmak için. Normal bir insan olabilmek için. Ya ameliyat olur hayatta kalmaya çalışır ya da ölmeyi bekler. Hepsi bu kadar.
Kar Tanesi
Melez
532 *** **56: Kar Tanesi. 532 *** **56: Ben bugün hastalığımı yendiğimi öğrendim. 532 *** **56: Ben sana gelmek için hastalığımı yendim. 532 *** **56: Artık hiçbir engel kalmadı. Nehir: Ne saçmalıyorsun sen ya? 532 *** **56: Ben, seni çok seven bir adamım. Yıllardır bugünü bekliyordum. Nehir: Yok yere beklemişsin, önümde engel yok diyordun ama birazdan tekrar bir engel göreceksin. Nehir adlı kullanıcı sizi engelledi, bu numaraya artık mesaj gönderemezsiniz.
Bende Sevilecek Miyim..?
Esma
Bildirimlerden haberdar olmak için takip etmeyi unutmayın 🤍🤍
SAHİPSİZ KALPLER MEZARLIĞI
gecenin karanlığında, ikimizden başka hiç kimse yoktu. Nefes alıp verişlerimiz, birbirine karışıyor , onun teninin kokusunu her rüzgar estiğinde daha net bir şekilde soluya biliyordum. Zehir yeşili gözlerini tehlikeli bir şekilde kısıp, yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Boğuk bir fısıltıyla "zehir." dedi. Etli koyu renk dudakları tekrar aralandı, ılık nefesini yüzüme doğru üfleyip, başladığı cümleyi tamamladı. "BURASI SAHİPSİZ KALPLER MEZARLIĞI, KALBİ OLAN KİMSE BURADA BARINAMAZ".
YAYINCIM/Yarı texting
Zamanın ötesinde
O BİR YAYINCIYDI BEN İSE ONUN SADECE BİR TAKİPÇİSİYDİM
Yük
Ayşe
Numara : merhaba ufaklık. Nasılsın? Asena : siz kimsiniz? Numara : benim kim olduğumu öğrenmek istermisin cidden? Asena : sanırım yanlış kişiyi aradınız, size iyi günler Numara :bekle bekle kapatma. Sadece söylediklerimi dinlemen kafi. Kendinden şüphe eder gibiydin ya, kapı gerçekten çaldı. Bahçenin ortasında duran bankta, seni biri bekliyor, hemen oraya git. Sana birşey vermesi gerekiyor. Asena : ne diyorsunuz siz! Ne bankı? Numara :..... Konuşma bitmişti. Bu da neydi böyle? Gerçekten birinin bunu şaka olarak yaptığını söylemesine ihtiyacım vardı. Telefonu sıkı sıkı tuttum. Ve doğrumu değilmi bilmek için kapıdan bahçeye doğru baktım. Gerçekten de orada bir bank vardı. Ve bir de karanlıkta ayakta hareket eden biri. Deliriyormuydum acaba bu da neydi?

