Karargahın bahçesinde eğitim yapan erleri izliyordum ne kadar orada öyle durdum bilmiyorum ama bahçeye Cihangir ve tim çıktılar cihangirin gözü yine üzerimdeydi umursamadım telefonum çalmaya başladığında çetonun aradığını gördüm
”Tomy oraya bir saldırı olacak çabuk herkese bildir bu köpekler yoldadır oraya geliyorlardır” demesine kalmadan karargahın giriş kısmında bomba sesi geldi ve ardından kurşun sesleri sardı tüm etrafı ben şoktan çıkıp eğitim yapan erlerin olduğu tarafa bağırıp
“erleri toplayın içeri çabuk acele edin” diyerek kapıya doğru koşmaya başladım cihangirlerde benle beraber Harekete geçtiklerini gördüm çaktırmayın aralarında en hızlısı benim bu hoşuma gitti. Giriş kısma ulaştığım da yerde yatan eri gördüm hızla yanına koşup sipere doğru çektim allahtan zayıf bir şeydi. Arkamdan cihangirlerin bizi koruduklarını fark ettim. Bilin bakalım ben de ne yok evet evet silahım yok siperden çıkıp erin yere düşürdüğü tüfeği elime aldım ve silaha bakıp
“Varolun yerini tutmazsın ama bir kaç leşten sıkıntı gelmez kimseye” diyerek sıkmaya başladım ben sıktığımda öyle boşa sıkmam. Cihangirin emirler yağdırdığını duyuyorum ama umursamıyorum tabi ki şuan görevde değilim ve resmî olarakta göreve başlamamışım için bu kadar rahatım. Leş kargaları gittikçe çoğalırken sağımda bir hareketlik hissettim sızmaya çalışıyorlar p*çler elimde ki tüfekte bir boka yaramıyor
“a*mına koyucam böyle işin lan her şey üst üste gelsin” diyerek sızmaya çalıştıkları yere yönelerek çetoyu aradım
“nerede kaldınız lan içeri sızmaya çalışıyorlar o kadar er var içeride” dediğimde Cihangir yanımda bitmişti.
“Sen sana söylediklerimi duymuyor musun?” Diye bağırdığında aval aval yüzüne bakıp
“duyuyor gibi duruyorum da benim mi haberim yok ve şu ortamda bunu mu tartışalım gerçekten” dediğimde duvarın arka tarafından gelen p*çlerin sesiyle kendime gelip Cihangir’den uzaklaştım elimde ki mermisi bitmiş tüfeği yere fırlattım bileğime kuvvet artık diyerek hızlı hareket edip duvara tırmandım adamlar beni fark edemeden yere atlayıp bir tanesinin silahını alıp dördünü de eşek cennetine gönderdim. Rahatlıyordum lan bir yıldır sahalardan uzak kalmıştım çok özlemişim lan. Cihangir de arkamdan atladığında biz dışarı da diğerleri içeri de kalmışlardı en azından biz bu taraftan bunları halledebilirdik. Önümüze çıkanları öldürürken pöh ekipleri destek için gelmişlerdi onlarla beraber bu saldırıya izin vermemiştik çetonun sesini duydum.
“Tom nerdesin lan iyi misin?” Diye bağrınıyordu.
“Ne bağırıyorsun lan Mart kedisi gibi” ortama giriş yaptım. Çeto istihbaratçıydı hatta en iyi istihbaratçılardan birisidir. Pöh amiri Cihangir’e yaklaşarak
“Durum nedir yüzbaşım?” Dediğinde
“nizamiyede ki iki askerimiz yaralı çok şükür önemli bir şey yok size de teşekkür ederiz hayatımızı kurtardınız” dediğinde amir
“görevimiz çeto bizi harekata geçirdi onun sayesinde” dediğinde çetoya bakıp
“Ulan ibne biliyordun ilk beni arasaydın” dediğimde çeto “saldırmalarını istedik içeride ki şerefsiz için onun bundan haberi vardı büyük ihtimalle” dediğinde sinirle “şimdi s*ktim belanı seni benim elimden kim alacak bakalım” dediğimde çeto “sabır et çok güzel bir planımız var” dedi Cihangir ise içeri girip konuşmamız gerektiğiyle ilgili bir şeyler söylüyordu. Toplantı odasına aciliyetten toplandığımızda babam içeri girdi herkes ayağa kalktı yine ben kalkmadım abi ben hala resmî olarak işe başlamamıştım banane herkesin gözü bana kaydığında açıklama yapma gereği duydum “resmî olarak işe başlamış bulunmuyorum hala sivilim” dediğimde Cihangirin tövbe diyerek kafasını çevirdiğine şahit oldum. Babam ise “Koyun can derdindeyken kasap et derdinde” dedi sert sesiyle “üslubuna dikkat edeceksin yüzbaşı” diyerek devam etti. Ben ise “Benim burada görev yapmamın asıl sebebini söyleyin bana komutanım benim zaten bir timim ve bir hayatım vardı bana açıklama yapmadığınız sürece böyle” dedim sertçe babam ise
“eğer buraya gelmeseydin hayatın bitecekti son çıktığın görevde ki yaptıkların yüzünden ölen ele başının kardeşi bütün herkesi ayağa kaldırmış durumda bugün şu an olanlarda bundan dolayı” dediğinde ben omuz silkip “istediğini almalarını sağlayalım” dediğimde herkes bana maymun kıçıymışım gibi baktı yüzbaşı ise “ya da izini kaybettirelim arka plana çekelim komutanım” dediğinde ben bu sefer elimi masaya vurdum. Babam yüzbaşıya dönerek “karşında gördüğün delinin neler yapabileceğini bilmiyorsun sen” dediğinde ben ise “deli Meli ayıp ediyorsunuz komutanım ben sadece vatanıma milletime hizmet için elimden ne gelirse yapıyorum” dediğimde yüzbaşı “komutanım planımız ne ne yapacağız” diye sorduğunda çeto cevap verdi
“tomrisin söylediğini onlara istediklerini vereceğiz” ben de gülüp “doğru karar” babam ise
”evladım biz kafayı mı yedik biz niye yüzbaşıyı bile isteye ön plana çıkaralım” dediğinde çeto
“komutanım şöyle ki bu Tom rahat durmayacak biliyoruz ve herif tomu almadan rahat durmayacak bu da bir gerçek Tom ön planda olsun ki herifi yakalayabilelim tabi yanında istihbarattan Metehan da olacak hep yakınında olacak”
babam ise “ben ne güne duruyorum elin oğlu benim kızımı koruyacakmış s*ktir git lan o kıl kuyruğu zaten sevmiyorum peşinden ayrıldığı yoktu bir zamanlar” “Komutanım acaba abartmıyor musunuz kıskançlıkta bir yere kadar hem bana Tom demeyi de kes o ne öyle Tom ve Jerry de ki kedi gibi” diyerek çetoya döndüm “Ben bu plana kabulüm okeydir benim için” dedim babam ise
”ben okey falan değilim”
“komutanım duygusal yaklaşıyorsunuz şu an az önce bana söylüyordunuz biraz profesyonel olalım lütfen” alay ederek bu cümleyi kurdum babam ise daha fazla kudurarak “ben sana hayır desem yarın gidip adamı benim önüme atarsın biliyorum ne desem boş olacak sana bütün operasyon detaylarını istiyorum Çetin Metecana da söyle yaklaşırsa kızıma kendine kazıklardan kazık beğenir” dediğinde ben ”koyun can derdinde kasap et” dedim yine alayla babam kötü kötü bakıp “Cihangir sende hiçbir detayı atlamadan takip ediyorsun timinle bu operasyonu” “Albayım peki benim diğer timim ne olacak buraya getirdiniz beni ama ya orada ki görevim” “Terör örgütüne verdiğin büyük zarar ve açığa çıkman doğrultusunda bu karar verildi başka bir yüzbaşı görevlendirilecek timin başına” dedi ciddiyetle “tamam bu iş hallolduktan sonra eski timime devam etmek istiyorum” dediğimde babam alayla gülüp “bu işler çocuk oyuncağıydı zaten yüzbaşı hadi çık git elimde kalacaksın yoksa” dediğinde sinirle “işinize geldiği gibi albayım bana hiçbir şey söylemeden timimden ayırıp buraya getiriyorsunuz bu sizin için çocuk oyuncağı gibi sanki ne dersiniz?” Dediğimde babam “kızım beni çıldırmadan çık şu odadan yarın cezalı kendisi yüzbaşı artık ne ceza verirsin bilmem” dediğinde Çetin gülmemek için kendini sıkıyordu sinirle ona dönüp “gülme bak elimde kalırsın” dedim o ise kafasıyla onayladı ve ayağa kalktı “albayım ben çıkayım işler beklemez” dediğinde ayağa kalkıp sıkıca sarıldım “haberleşiriz” dediğinde çıktı babam da çıktı ben ise sıkıntıyla ellerimi saçıma götürdüm telefonumun sesiyle cebimden telefonu çıkardım Karahan abimdi büyük ihtimalle duymuştu saldırıyı
“efendim abi” “iyi misiniz bir şey yok değil mi?” Dedi korkarak “iyiyiz abi korkmana gerek yok kardeşin bir harika sen unutuyorsun” dediğimde o nefes verip
“kapıdayım zaten kapat geldim” bir şey dememi beklemeden kapattı “ulan Karahan sen bu korkuyla nasıl polis oldun la” dememle karşımda oturan Cihangir’i fark ettim bana bakıyordu onu umursamadım salaktı çünkü abime yaptıklarını yanına bırakmayacaktım. Ayağa kalkmamla içeri timi girdi karakolda gördüğüm askerler
”komutanımın kızı bacım senin ne işin var kız burada” dediğinde “öğrenirsiniz kardeş hadi bana eyvallah” dedim çıktım o piçi ziyaret edeceğim ama önce abimi teselli etmem gerekiyor. Binanın bahçesine çıktığımda abimde hızlı adımlarla bana geliyordu hızla kollarını bana sardığında bende ona sarıldım. Saçlarımdan öptüğünde bahçede ki askerlerin merakla bize baktıklarını gördüm. Boğazımı temizleyip abimden ayrıldım “keşke gelmeseydin buraya” dediğimde abim saçlarımı okşayıp “abisinin gülü ben niye kaçayım onlardan geçmişte kaldı onlar” dediğinde kafamla onayladım bu sırada babam ve cihangir içeriden çıktı arkalarında da tim çıktı. Abim Cihangir’i umursamadan babama yanına gitti kafasıyla selam verdi ikiside kalabalık ortamda ciddiyete bürünürdü. Arkalardan “Kara dostum nerelerdesin sen ya” diye birisi söylenerek abimin yanına geldi abim ise
“kardeşimmm asıl sen nerelerdesin hiç gözükmüyorsun yıllardır?” Dedi abimde “hiç sorma derin mevzular birader” dediğinde Cihangir ikiliye gözlerinden ateş fışkırarak bakıyordu. Abim ise “vaktim var kardeşim her zaman müsaitim sana” dediğinde abim bana baktı. Babama “baba bir şey lazım mı Tomrisi annem evde bekliyor” dediğinde ben yüzümü ekşitip “anne terörü mü hiç almayayım benim işlerim vardı değil mi komutanım bir ton belge falan vardır şimdi” dediğimde babam “artistlik yapıyordun götür oğlum bugün işi mişi yok” dediğinde ben babama dönüp “komutanım siz benim elime düşersiniz o günü sabırsızlıkla bekleyeceğim” dediğimde abim omzuma kolunu atıp “rüzgar kendine iyi bak kardeşim merkez karakoluna gelirsen oradayım” dediğinde ben rüzgara dönüp “sen şu abimin anlata anlata bitiremediği rüzgarsın senden çok bahsediyor abim” dediğimde abim saçımı karıştırıp “cadı zaten bir o var onu anlatacağım tabi” dediğinde cihangirin yumruklarını sıkması komik geldi abimi kıskanıyordu salak pişman olmuştu büyük ihtimalle “karacığım tek sen varsın benim hayatımda da biliyorsun gülüm” dediğinde kahkaha attım babam çoktan gitmişti. Bende abime dönüp “Mutlu tabloyu bozuyormuş gibi olacağım ama daha fazla gitmezsem anam beni o dağlara leş yapacak” dedim abim ise gülmedi bile davar işte
“düş önüme yerden bitme” “senin bu yaptığın haksızlık ama” “abi” Feyza’nın sesiydi bu bu kızın burada ne işi vardı abim hiç ifadesini bozmadı rüzgara “yakın zamanda uğrarsın inşallah kardeşim dikkat et kendine Allah’a emanet ol”dedi bana dönerek “babamla konuşayım çıkarız” dedi kolunun altında beni de sürüklüyordu farkında değildi sadece. Babamla konuşup bahçeye çıktığımızda Feyza ve Cihangir banklarda oturmuş konuşuyorlardı önlerinden geçerken Feyza “şey biraz konuşabilir miyiz?” Dediğinde bize mi dediğini anlamadım abim “senin araban buradaydı ben geçiyorum eve sende geç kalmadan geliyorsun dağhan yüzünden eksilerdesin yine” dediğinde kafamla onayladım.
“adım Gökçe belki biliyorsundur” dediğimde kafasıyla onayladı beni “ben teşekkür edecektim fırsat olmadı teşekkür edemedim kusura bakma öyle kaba bir davranış sergiledim” dediğiyle gülümsedim “saçmalama sen orada onu mu düşünecektin böyle düşünüpte üzme kendini lütfen sen bir kabalık yapmadın kabalık yapan biri varsa o da abindi o kişi yani için rahat olsun” dediğimde devam edecekken Cihangir “özür diledim ya tavrım için niye uzatıyorsun kızım” “birincisi ben senin kızın değilim böyle konuşamazsın ikincisi sen duydun mu dilediğini şahsen ben duymadım da içinden dilemiş gibiydin daha çok” dediğimde Feyza’ya dönüp “neyse neyse sen üzme kendini lütfen iyi ol başka bir şeye gerek yok bir şeye ihtiyacın olursa da buradayım” dediğimde daha çok gülümsedi “gülmek sana çok yakışıyor hep gül sen” dediğimde gözünden bir damla yaş aktı “teşekkür ederim kızımı da beni de kurtardığın için Allah razı olsun” dediğinde “hepimizden lütfen daha fazla teşekkür etme kendimi tuhaf hissediyorum” dediğimde annem aklıma geldi “benim gitmem lazım eve gidiyorsan bırakabilirim” dediğimde abisine bakıp “aynı yerde mi oturuyoruz” “aslında düne kadar hayır ama artık evet ailem sizin karşı apartmanınızda oturuyor”dediğimde kafasını sallayıp “rahatsızlık vermezsem bırakır mısın beni?” “Saçmalama ne rahatsızlığı hadi gel arabam bu tarafta” Feyza abisine sarılıp hızlı adımlarla peşimden geldi. Arabaya bindiğimizde hızla askeriyeden çıktım “ben abim adına da özür dilerim Gökçe o benim için korktuğundan o tepkileri vermiştir” dediğinde “saçmalama onun içinde sen özür dilemeyeceksin herhalde kimse çocuk değil Feyza abin bağırabilir korkabilir ama sonra özür dilemesine engel değil neyse biz aramızda hallederiz sen nasılsın bıcırık nasıl?” Dediğimde gülümsedi ve “çok iyi seni soruyordu dün akşamdan beri abla bizim kahramanımız resmen diye dolaşıyor etrafta”dediğinde gülümsedim “yerim onu ya bir gün görüşelim zaten karşı apartmanda oturuyorsunuz” dediğimde “şey..” diyip sustu “ne oldu?” “Karahan peki o da mı?” Dediğinde “yani büyük ihtimal öyle olacak görev yeri buraya çıktı” dediğimde derin bir nefes aldı. Kafasını nazik bir şekilde cama döndü. Sessizleşti o saatten sonra bir şey konuşmadık o sessizce yolu izledi bende hızlı bir şekilde mahalleye gelince annemin gazabından korkmadım değil hani. Evin önünde durunca Feyza görüşürüz diyip kendi evlerine geçti ben de boku yemiş bir şekilde bekliyorum. Korkunun ecele faydası yok diyip indim arabadan hızlı olup evin önüne geldim kapıya gelmemle açılması bir oldu. Dağhan abim kapıda durmuş sırıtıyordu bana bana olumsuzca kafa sallayıp
“Sen şimdi boku yemedin mi?” Dediğinde geri gitmek istedim abim yakalarımdan tutup içeri soktu
“Ufff abi ne yapıyorsun çek şu pençelerini üzerimden” dememle
“Anne Tom geldi” diye bağırdı p*ç ya o sırada annem mutfaktan ellerini havluya silerek çıktı kafasıyla içeri gösterip
“Geç bakalım hapishane gülü” dediğinde yüzümü buruşturdum annem bu lafı söylüyorsa gerçekten boku yemiştim oturduğumda koltuğa annem karşı koltuğa abim ise tekli koltuğa rahat bir şekilde oturdu. Bacak bacak üstüne atmış sırıtarak bana bakıyordu pislik annem ise
“Anlat bakalım bela mıknatısı kızım”
“Şimdi şöyle oldu ….” Tüm herşeyi en ince ayrıntısına kadar anlattığımda
“Oh be” diye nefeslendim annem ise
“İşimizi ne zamandır şiddetle çözüyoruz Tomris” dediğinde ben omzumu silktim
“Küçük kızı görünce bende ipler koptu” dediğimde annem
“Küçük kız mı?”
“Evet eve girdiğimde köşeye sinmiş ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuştu ona da vurmuş p*ç herif görünce dayanamadım hem sende tanıyorsun zaten babamın timinden Cihangir yüzbaşının kardeşi ve yeğeni” dediğimde annem
“Sana ne kadar şiddetle çözmüyoruz desem de boş biliyorum küçük çocuk diyorsun iyi yapmışsın demeyeceğim kadına yardım ettiğin için teşekkür ederim annecim”
“Bu mahalle halkı neden bir bok yapmıyor kapıda sesleri dinliyorlardı” dağhan abim
“Bir şey yapmaya kalksalar şaşırtırlar zaten a*ına koyduklarım” dediğinde annem ona terliğini fırlatıverdi.
“Karahan abim nerde?” Dediğimde dağhan abim
“Odasına girdi yemeğe çağırırsınız dedi” kafamla onayladım
“Bende odamdayım yemeğe çağırırsınız” dediğimde
“Siz ikinizde bir haller var ama yakında çıkar kokusu” dediğinde dağhan savcılık yeteneklerini kullanıyordu
“Yeteneklerini başkalarının üzerinde kullan dada” dediğimde yüzünü buruşturup
“Dada deme diye kaç kere söyledim sana ben” dediğinde omuz silkip odama yöneldim. Karahan abimin bu olayları sindirmesi gerekiyordu yatağıma yatıp gözlerimi kapattığımda uykum vardı abi benim. Gözlerimi açtığımda saat kaçtı hiç bilmiyordum evde bir gürültü vardı ama ben uyanmak istemiyordum. Dağhan abim odaya Paldır küldür daldı
“Tom kalk artık misafirlerimiz geldi” dedi pardon pardon anırdı
“Ne misafiri” ye sorduğumda
“Kara da aynı şeyi söylüyor aile evinde olmaya alışın kardeşlerim benden tavsiye her an herkes gelebilir misafirliğe” dediğinde
“Ne diyon ya çık geliyorum” dedim sinirle üstümü değiştirdim ve seslerin giderek yükseldiği salona adım attım ‘anasını avradını bunlar ne alaka’ diye geçiremeden annem kolumdan yakaladığı gibi
“Kızım babanın askerleri tanışmışsındır bugün bende balkondayken gördüm çağırıverdim annem hadi git sofrayı kur sen” anneme sorarcasına baktım
“Kim ben sofra kuracağım anne takımlarını bu kadar boşverdiğini bilmiyordum Karahan abimden isteseydin daha iyiydi benim mutfağa girmem savaşa girmemle eş değer be afitap sultan” dememle annem kafasını olumsuz anlamda sallayıp
“Kara, Dada mutfağa yardıma gelin annecim” dediğinde zafer gülüşü attım dağhana
“Kızım biz erkeğiz sen kadın senin yapman gereken şeyleri ben niye yapıyorum”
“Şimdi bunu mu tartışalım dadacığımmmm”
“Dada deme bana diye kaç defa söyledim sana” söylenerek ayağa kalktı
“Bu arada sizde hoşgeldiniz tanışamadık ama ben tomris gökçe”
“Memnun olduk” dediler kimsenin ismini bilmiyorum artık günden güne öğrenirdim kara oturuyordu koltukta gitmemişti mutfağa gidip onun oturduğu koltuğun kolunun üzerine yaslandım. Fısıldayarak
“Bunlar nereden çıktı şimdi” dediğimde kara bana gülüp
“Sus sanki annemi bilmiyorsun” dediğinde hak vermiştim onlara. Kapı çaldığında ayaklandım kapıyı açabilirdim en azından annem evi aş evine çevirmişti ne de olsa başkası gelse çok açım yemek var mı dese yok demezdik kapıyı açmamla feyz ve abisi olacak fısıltı bey kapıda bana bakıyordu. İstemediğimiz ot burnumuzun dibinde bitiyor anasını avradını ben şaşkınlıktan ne yapacağımı şaşırdım kara içerseydi a*ına koyayım. Cihangir
“Rahatsızlık verdik ama afitap hanım davet edince kıramadık” Feyza’ya bakıp
“Senin rahatsızlık verdiğin kesin ama feyzacım sen üstüne alınma lütfen bu söylediğim abine özel” dediğimde Feyza gülümsedi bende ona gülümsedim. Yoluverdiğimde içeri geçtiler küçük kızı getirmemişlerdi. Kara suratı asılmış telefonuyla ilgileniyordu yine aynı yerime geçtim. Babam eksikti ortamda olmaması daha iyiydi biz yoksa birbirimize girerdik dağhancığım odaya geldiğinde Feyza ve yeni timimle selamlaştı dağdan burada görev yaptığı için tanışıyorlardı büyük ihtimalle. Kara oyun oynuyordu bende oyununa dahil olmak için(bozmak için) parmak attım. “Bana bak yürüyen bela bulaşma bana” dediğinde
“En sevdiğim abim ama ayıp oluyor” dediğimde hızla telefonu cebine soktu. Kolunu belime sardığında gülümsedim dada
“Pis fırsatçılar şöyle gel tomris” dediğinde omuz silkip
“Sen beni anneme ispiyonlarken iyi gelmiyorum beni kara abim kurtardı beni hapis köşelerinden” dediğimde dağhan“Bok kara kurtardı” dediğinde yav he he bakışları attım abimler sevdiğimi söylemiş miydim. Karanın telefonun çalmasıyla cebinden çıkarıp açtı
“Efendim Esra” yanında olduğum için duyuyordum
“Amirim rahatsız ettim ama olay var merkeze gelebilir misiniz?” Dediğinde kara hızla ayaklandı
“Geliyorum” abime sen çok fenasın bakışları atarken anneme seslendi
“Anne merkezden aradılar üstümü değiştirip çıkacağım” dediğinde annem mutfaktan çıktı
“Çocuğum yemek yemedin” kafasını öpüp
“Siz yiyin sultanım ben yerim merkezde gece gelmeyebilirim” dediğinde ben ayaklandım
“Ben geçireyim abicimi” dediğimde dağhan
“Sizden korkulur birader” diyerek fısıldadı sus bakışları atıyorduk. Odasına girip üstünü değiştirip çıktı
“Hız diyincede sen be abilerin en kralı” diyerek gurur duyarcasına baktım abim
“Sana iyi sıkılmalar cadı başını evde de belaya sokmamaya çalış Feyza’ya iyi davran bak” dediğinde selam verip
“Emriniz başım üstüne amirim” diyerek gaza geldim tam kapıyı açtık babamla karşılaştık
“Babaların en albayı evine barkına hoş geldin anacığımın biricik kızının ilk aşkı” diyerek boynuna atladım. Yağcılıkta üstüme yoktur
“Yine ne belaya bulaştı benim bela mıknatısım” diyerek saçımı okşadığında hızla ayrıldım
“Aşk olsun babamızı da özlemeyelim mi?”
“Anne babam bugün aşçının yemeklerini seninkinden daha çok beğendiğini aşçı askere söylüyordu”
“Ula tatara bak sonu fena olur ha” omuz silkip annemin yanına ilerledim
“Anne sana söylediğimi duymuyor musun?”
“Kızım baban beni kendi başına bela etmez bu lafları bırakasun”
“Of yaaaa biz ne zaman yemek yiyeceğiz en sevdiğim abimde gitti zaten”