Herkeste gözlerimi gezdirdim hepsi mutluydu Cihangir’i boğmamak için zor tutuyordum kendimi sakin olmam gerekiyordu. Annem
“Eee kızım sende çocuklarımla aynı time geçtin dimi”
“Anne onlar çocuklarında ben değil miyim sanki hiç tanımadığın bir insanmışım gibi konuşuyorsun”
“Çocuklarıma söyleyecek bir kaç kelimem var yavrum hele sen dur” tim kendini gülmemek için tutuyorlardı
“Oğluşlarım bu kız patavatsız pervasız hareketleri vardır dikkat edin emi yavrularım başınıza dert aldınız” hayretle anneme bakıyordum
“Benim zaten bir timim vardı annecim başına dert olduğum babamın tercihiydi bu”
“Babana artık ben laf söylemeyi bıraktım kızım sana da bıraktım”
“Tövbe tövbe” derken telefonum çaldı baktığımda mitten arıyorlardı hızla sofradan kalktığımda
“Dinliyorum”
“Tomris çıkman lazım oradan? Evinizi izliyorlar” cama doğru ilerledim baktığımda iki araba vardı kapının önünde ben sizin şimdi ağzınıza sıçmadım mı belimde ki silahıma sarıldım
“Tamam kapat halledeceğim”
“Sakın indirmiyorsun adamları”
“Ne demek indirmiyorsun gidip teslim olayım isterseniz” babam ayaklandı bunu söylememle
“Tomris evden onlara gözükmeden çıkacaksın diyorsam çıkacaksın emri ikiletme”
“Hay sizin emrinize sokayım emi nasıl çıkacağım ben gözükmeden” diyerek dışarı çıkacağım için kapının oradan antrede ki ceketimi aldım giyinirken telefonu hoparlöre aldım
“Bu konuda senden iyisini tanımadım ben Tomris sen her zaman en iyisini yapıyorsun” dediğinde
“He a*ına koyayım o yüzden her b*ka ben bulaşıyorum” “Anne çıkıyorum ben” diyerek kapıya yöneldim babam yanıma dikildi
“Dikkat ediyorsun saçının teline zarar gelmesin” annem ise
“Ama kızım yemek yemedin açsın”
“Çocukların bensiz yemek daha rahat yerler annecim” dediğinde annem koluma çimdik attı
“Senle uğraştığımı biliyorsun” sarıldı kocaman
“Allah’a emanet ol yavrum” dediğinde babama
“Anneme dikkat edin baba ne yapacakları belli olmaz” dağhan da
“Sen burayı düşünme ben şimdi koruma için talepte bulunuyorum”
“Sen bir tanesin dada çıktım ben” dediğimde
“Dikkatli olmayı unutmuyorsun fıstığım”
“Sizi seviyorum canım ailem” diyerek merdivenlerden aşağıya inmeye başladım. İçimden cihangire de sövüyordum önceden abimle çekildikleri fotoğraflardan tanıyordum onu abimle araları bozulunca hiç görmemiştim nasıl karşılaşmamıştık demiyorum çünkü ben istihbaratla çalışıyordum istihbarat timiydik biz. O zamanlar abim Cihangir ve onun sevgilisi 3 lü olarak takılırlardı acaba evlenmiş miydi. Şuan zaten onu düşünmemin tam zamanıydı sanki bende bazen saçmalıyordum he. Kimseye gözükmediğime emin olduktan sonra arka mahalleden bir taksi çevirdim karargahın adresini verdim.
Bana kalacağım odayı gösterdiklerinde kendimi o odaya attım hemen nöbetçi askere tembihlediğim yemeğim gelmişti. 3 kişi nöbetçi er vardı onlara da yemek söylemiştim bana getirdiği poşetin içinden lahmacunu ve ayranımı alıp
“Bunlar sizin gençler afiyet olsun”
“Ama komutanım nöbetteyiz”
“Oğlum biriniz yiyin diğer ikiniz nöbet tutun onu da mı ben söyleyim ya”
“Emredersiniz komutanım”
“Dikkat edin ama bak gözünüzü dört açın” dediğimde kafasıyla onayladı beni
Yatağın karşısında ki çalışma masasının üstüne lahmacunu koydum
“Çok acıkmışım ya anacığımın yemeğini de yiyemedim zaten” diye kendi kendime konuşuyordum. Yemeğimi yedikten sonra kahve almak için kantine ilerledim beni tanımadıkları için bana bakıyordu.
“Bana ordan bir sade kahve yapsana Şen ama duble olsun”
“Ney olsun ney olsun bacım” dediğinde
“Bir bacım değil komutanım ikinci duble dedim”
“Pardon komutanım duble ne demek rakı yok ki duble koyayım”
“Hay ben senin Türkçene olum büyük kupa bardakta istiyorum”
“He tamam komutanım kusura bakmayın ben öyle diyince alkolle karıştırdım”
“Evet Şen kahveyi de rakı bardağında içerim ben çünkü”
“Kusura bakmayın komutanım oturun siz ben yapıyorum hemen adımda Kerem bu arada”
“Memnun oldum Kerem bekliyorum seslenirsin” arkasını dönüp kahve yapmaya koyuldu kahvemi aldıktan sonra bahçeye çıktım derin bir nefes çektim karşınıza Cihangir’in çıkması iyi olmamıştı. Onun abimle samimi olduğu zamanları hatırlıyorumda kalbim çarpmıştı ilk fotoğrafını gördüğümde ama sonra abimin Feyzayı sevdiğini öğrendikten sonra verdiği tepkisinden sonra hiç görmemiştim. Karşılaşınca dumura uğramıştım bakalım bizi neler bekliyor. Gözlerimi açtığımda yattığım yataktan kalkmak istemedim hiç ‘he yat gülüm azar işitmeyi çok seviyoruz zaten’ iç sesimi dinlemeden kalktım çünkü uzun zaman sonra göreve dönüyordum. Önce albayın yanına gitmeliydim yani babamın odasının kapısını çaldığımda o kılçık yüzbaşı da odadaydı. Babama selam durup
“Yüzbaşı Tomris Gökçe sayar”
“Rahatta dinle beni”
“Kafana buyruk hareket etmek yok, kendi bildiğini yapmak yok, burnunun dikine gitmek hiç yok, emirlere itaatsizlik yapmayacaksın, operasyonlarda yüzbaşının emirlerinden çıkmayacaksın anladın mı yüzbaşım” sinirlenme Tomris o cinleri geri gönder Tomris
“Komutanım dizimi kırıp annemin yanından ayrılmayayım isterseniz”
“Ah keşke ah keşke 3 tane deli fişek var bende seviniyordum kız olacaksın diye ama nereden bileydim dördüncü erkek olacağını” dediğinde
“Şey demediğiniz kaldı iadeyi nerden yapıyoruz diye soracaksınız utanmasanız komutanım” masaya sertçe elini geçirdi
“Dediklerimi duydun gerisi önemli değil affetmem duydun mu baban değil komutanınım ona göre hareket et davran bitmiştir gözün üstünde olacak Cihangir onun bir hatasıyla seninde başın yanar”
“Emredersiniz komutanım”
“Şimdi çıkabilirsiniz her an operasyon olabilir hazırda bekleyin” deyip bizi postaladı yüzbaşı sinirlenmişti başına kaldığım için büyük ihtimalle nereden çıktı bu deli diye düşünüyordu işte tam şuan mutlu oldum delirtmek hoşuma gitti yüzbaşıyı
“Komutanı duydun tek bir hatan bile olmayacak affetmem” dediğinde
“Affetmenizi isteyende yok zaten yüzbaşım hemen gelip söyleyin yeter ki benimle muhatap olmayın” bahçeye doğru yürüdük o önde ben arkada salak affetmezmiş kimse ondan af dilenmedi zaten ay biz birbirimizi öldürmezsek iyidir.
“Algan timi toplan” diye gür bir sesle bağırdı ben omuzlarım dik bir şekilde yanında duruyordum
“Yeni tim üyemiz Yüzbaşı Tomris Gökçe sayar”
“Merhaba arkadaşlar çok karşılaştık şimdi tanışmaya fırsatımız oldu zaman geçtikçe daha iyi tanışırız inşallah” diyerek konuşmama devam ettim yüzbaşı konuşmam bitince
“Evet arkadaşlar bu kadar aylaklık yeter hadi bakalım 35 tur koşuyla başlıyoruz” hızla ikişerli sıraya geçip koşu için hazırlandık.
Koşuyu bitirdiğimizde hepimiz dimdik gelecek yeni emri bekliyorduk
“Şınav pozisyonu al” ben dilimi tutamadım
“Siz niye pozisyon almıyorsunuz yüzbaşım”
“Sana hesap mı vermem lazım sayar” tartışmak için ağzımı açıyordum ki
“Duyamadım ne dedin evet akşama kadar mı çekeceksin şınav sen bilirsin sayar” a*ına koyarlar böyle işin konuşmama izin vermeden devam etti ben şınav çekerken beni hafife alıyordu öyle 300 400 şınavla yorulacağımı düşünüyordu o benim ama ben sana gösterirdim
250 den sonrasını saymayı bıraktığım şınavda tim parkur yapıyordu yüzbaşı ellerini önümde bağlamış duruyordu o pes etmeden ben pes etmezdim. Bir asker yanımıza geldi
“Komutanım tomris komutanımı toplantı odasında bekliyorlarmış albayım iletmemi istedi” yüzbaşı kafasıyla onayladı ve
“Kalk bakalım yüzbaşım” dediğinde
“Beni böyle eğitimle yıldıramazsınız yüzbaşım”
“Beni hafife alıyorsun sayar sana yapabileceklerimi göstermedim daha”
“Siz de beni hafife alıyorsunuz yüzbaşım müsaadenizle” diyerek yanından geçtiğimde çok terlemiştim askere
“Elimi yüzümü toparlayıp geliyorum sen devam et”
Toplantı odasına geldiğimde mit başkanı ve çeto vardı. Karşılarına oturduğumda
“Tomris itler her yerde çolpanı arıyor seni gören olmuş muydu?”
“Hayır tabi ki o kadar kendimi belli etmemek için uğraşıyorum kim bulabilir ki”
“Bak bu iş çığırından çıktı artık şüphe çekmemen gerekiyor bir süre uzak duracaksın çolpan olmayacaksın önemli bir şey olmadığı takdirde irtibat olmayacak” dediğinde
“Tamam başkanım ama nerden bilebilirler ki”
“Bilmiyoruz ama araştırmamızı da yapıyoruz timini o yüzden dağıttık amaçları seni almak çolpanı bulmak istiyorlar o yüzden çolpan yok bir sorun olmadığı sürece de ortaya çıkmayacak sende kendini gizleyeceksin” dediğinde çeto
“Anlaşıldı” onlar çıktıklarında bende arkalarından baktım bir süre yorulmuştum lan ağzıma s*çtı cihangir saate baktığımda öğle yemeği saati geçmişti oha a*ına koyayım 5 saat şınav mı çekmiştim yani ay bayilacağum şimdi. Masadan destek alarak ayağa kalktım gerçekten arkadaşlar başım çok fena dönüyordu. Güneş çarpmıştı büyük ihtimalle yüzbaşıda vicdan namına bir kırıntı bile yoktu velhasıl kelam. Kendimi zorladım kantine inip tatlı bir şeyler alsam iyi olacaktı ama sorun şu ki bu merdivenlerden inmem mümkün değildi görünürden kimse de yoktu Cihangir kurak topraklarda kalsa kimse sana su vermeye emi kılçık herif kapıdan destek alarak koridora çıktım. Babamın kapısından çıkan Cihangir’i gördüm ama o an yer ayaklarımın altından kaydı gitti.
Gözlerimi açtığımda beyaz ışık gözlerimi alıyordu
“Anasını avradını s*keyim bu nasıl bir ışık lan” dememle bir kahkaha duydum devamı da geldi kendime iyice geldiğimde içim susuzluktan yanıyordu
“Ha bağa oradan bir su verun da bu ne susuzluktur böyle için yanayi” dediğimde başımda dikilen yeni timimle karşılaştım ve artı olarak Cihangir ordan bir kız
“Nasıl hissediyorsun kendini” bana bir bardakta su uzattı suyu içtim
“Şimdi daha iyiyim a*ına koyayım o nasıl bir şeydi lan eşek cennetine boyluyorum sandım” timden
“Komutanım bizde korktum valla sizi öyle görünce”
“Valla komutanım ya albayımdan da azar yedik zaten”
O sırada babam revirden içeri girdi
“Yüzbaşım nasıl oldunuz?”
“Bomba gibiyim maşallahım var baksana ağzım yüzüm kaymadı hiç çok iyiyim bu bombalıkla kim bilir kaç adamı patlatırım” dediğimde babam boğazını temizleyip
“Boşboğazlık etme da Cihangir oğlum sende 5 saat şınav çektirmek nedir biraz insaflı davran vur dedikte öldürme sende” ben nerelere gideyim babama ters ters bakıp
“Ben şimdi sen babaanneme söylemez miyim sen gör sülalede ki biricik kız torununa işkence çektiriyor bu evladın demez miyim?” Askerlerin yanında belli etmemeye çalışıyor ama korkuyordu babaannemden şey bende biraz ona benziyorumda kendisiyle pek iyi anlaşırım babamda o yüzden ikimizden de korkar
“Suyunu çıkarma Tomris sen benim askerimsin”
“Aynı zamanda kızınım da komutanım ne demek vur dedik öldürdün”
“Hadi hadi sana bir şey olmaz Cihangir sen de abartmadan evladım” timdekilere dönüp
“Acaba evlatları mı karıştırıyor beni yok sayıyor şuan” diye devam edecekken güneş çarpmasının en kötü yanı kusmak arkadaşlar kolumda ki serumu nasıl çözdüm ve lavaboya koştum bilmiyorum. Gerçekten a*ına koyacam ama ya bir bu eksikti içtiğim sadece bir bardak suyu da kustuğumda boş boş öğürüyordum birinin saçlarımı arkama topladığını hissettim babamdı bu sırtımı ovalarken
“Geçecek bebeğim tamam” diye konuşuyordu gözlerimden yaş geliyordu artık ama babam beni kucakladığında kafamı göğsüne yasladım revire geri getirdiğinde dağhan ve Karahan abimde gelmişti. Abilerim beni o halde gördüğünde
Dağhan abim
“Baba neler oluyor?”
“Güneş çarpmış oğlum” Karahan abim
“Baba bizi buraya böyle perişan olalım diye mi çağırdın daha geleli 1 hafta oldu bu kız buraya geldiği hale bak bir şey de söylemiyorsun alphan eksik burada bir tek.” Dediğinde babam sessiz kaldı timdekiler ve doktor sessizce dinliyorlardı kara
“Bana onu da buraya çekmediğini söyle” dediğinde babam bir cevap vermedi
“Böyle işin ta a*ına koyayım baba ne diye geldik onu da söyle bari gizli saklı iş yapma bizden” babam
“Tehlikedesiniz benim uğraşan bir grup terör unsurları sizinle tehdit ediyorlar” dağhan
“Baba hepimiz kendimizi koruyabiliriz bunuda biliyorsun değil mi?”
“Biliyorum ama bu tehlikeyi görmezden gelemezdim çocuklar tartışmaya kapalı bir konu bu”
“Abi babam haklı burada olmamız daha güvenli” kara
“Bunu sen mi söylüyorsun daha dün düzenimi niye bozdun demiyor muydun?”
“Şimdide böyle söylüyorum karacığım” babam ise
“Benim işlerim var çocuklar sen de dinlen küçük hanım bir süre burada kalacaksın” dediğinde kafamla onayladım kara başıma dikilip
“Kızım alphan da gelirse burası ne olur biliyor musun sen?” Dediğinde
“Abimi niye bana kötülüyorsun abicim onu sizden daha çok seviyor olabilirim ama hepinizi seviyorum zaten” diyerek şakaya aldım
“Dalga geçme benimle burası çekilmezdi daha çekilmez hal alıyor allahım bana sabır ver” cihangire bakarak konuştu Cihangir ise
“Hayırdır birader öyle bakıyorsun” onu umursamadan kara saçımı öptü ve
“Dağhan hadi biraderim gidelim bir rüzgarı göreyim ben sonra gideriz” bir birlerine trip atıyorlar ay tam delirmelik ortam dağhan abimde saçımdan öptü
“O abin olacak kılçık inşallah biraz geç gelirde rahat nefes alabiliriz”
“Dada benim abimde senin neyin be kankiş”
“Valla komutanım benim size kanım çok ısındı sizinle iyi anlaşacağımı düşünüyorum” Kara sert bir şekilde ona baktı
“Adın neydi kardeşim”
“Kutay kara bey” dediğinde zorla da olsa kahkaha attım. Kara daha da sinirlendi
“Bana bak tom seni keserim kızım gülme elimde kalırsın”
“He ondan gülüm” öpücük attım.
“Ayağınızı denk alın birader kardeşime farklı gözle bakanın kafasını kopartırım nokta”
“Abiiii hadi işinize gidin iyiyim bende anam karıdan bana kıyafet isteyin be” diyerek onları postaladım tim üyeleri kaldığında yüzbaşı
“Nasıl hissediyorsun kendini?”
“Neden soruyorsunuz yüzbaşı daha çok işkence etmek için mi?”
“Soruya soruyla karşılık vermesen mi acaba”
“Daha iyiyim yüzbaşı” timde hep bir ağızdan
“Geçmiş olsun komutanım”
“Sağolun beyler ben sizi tam tanımıyorum ya tanıtsanıza kendinizi”
“Ben Erhan komutanım karakolda karşılaşmıştık”
“Ben Birol komutanım”
“Ben Arsel” ben hemen
“Tam zengin bebesi ismi” tim güldüğünde Cihangir hariç
“Bende kamil komutanım”
“Ben Timur komutanım”
“Ben de son olarak Burak komutanım timin çaylağı diyebiliriz”
“Memnun oldum hepinizi tanıdığıma”onlarda gülümsediler
“Siz dinlenin komutanım bizde çıkalım artık” yüzbaşıda
“Sare yüzbaşı kalkmayacak bugün buradan” dediğinde
“Tamamdır abi”
“Ama ben iyiyim ve yemek yemek istiyorum ya kantine gideyim bari”
“Söylerim erlerden biri getirir” kafamı geri yastığa bıraktığımda yüzbaşının suratına yumruk geçirme isteğiyle doldu içim. Sareye baktığımda
“Bana kedi gibi bakma öyle Cihangir abiyle papaz olmak istemiyorum”
“Sende haklısın o mendeburla kimse uğraşmaz” dediğimde güldü
“Komik kızsın aslında”
“Aslında daha çok belayı çeken bir kızım ama yine de sen bilirsin” “ne zaman biter bu serum ya sıkıldım ya”
“30 dakikaya biter uzun sürmez biraz uyumaya çalış bence” gözlerimi kapattım biraz uyuyabilirdim yorulmuştum zaten o canavar Cihangir’den kurtulmanı rahatlığıyla uyudum.
“Nasıl oldu?” Diye Cihangir’in sesini duymamla uyandım ama gözlerimi açamıyorum
“Abi siz gittiğinizden beri uyuyor zaten ve hala tansiyonu düşük büyük ihtimalle o yüzden uyuyor”
“Anladım gözün üstünde olsun” o sırada kapı açıldı Cihangir
“Yine mi sen ne işin var yine burada?”
“Hemşire hanım kardeşim nasıl oldu?” Karanın sesini duydum adımlarını yakınımdan duydum dudaklarını anlımda hissettiğimde
“Ateşi var sanki biraz” “yüzbaşıyı dışarı çıkartında kardeşimin üstüne şu tişörtü giydireyim”
“Ben ikinizi de dışarı alayım ben giydiririm”
YAZARDAN
İki adamda dışarı çıktıklarında Karahan duvara yaslanıp sırtını duvara yasladı Cihangir ise ne yapacağını şaşırmıştı.
“Sen sürekli benim karşıma çıkıp duracak mısın böyle” diye sordu Cihangir içinde ki sese engel olamayarak Karahan ise onu umursamıyordu. Cihangir ise
“Sana söylüyorum duymuyor musun?”
“Umursamıyorum senin varlığını benim için yoksun” dediğinde Cihangir
“Siktir git şurdan karşıma çıkıp durma hele Feyza’nın karşısına çıkayım deme”
“Sen siktir git evime kardeşini alıp gelen benim sanki”
“Zorunluluktandı o”
“Ben senin gibi demeyeceğim bunu böyle bil umrumda değilsin karşılaşabiliriz tanımıyormuş gibi davran görme duyma çünkü ben öyle yapıyorum”
“Kolaydı sanki dostum dediğim adam kardeşime aşık oluyor sonra yıllar sonra hiçbir şey olmamış gibi karşıma çıkıyor sikerler bu işi”
“Cihangir onayladığın evlilikte Feyza mutlu oldu mu hiç ben sana adam gibi geldim Feyza’ya söylemeden sana söyledim değil mi adamlık yapıp sen ne yaptın beni ve aşkımı küçümsedin değil mi şimdi geçmiş karşıma beni suçlama sen suçlusun en büyük suçlu sensin”