Sonunda 2. bölümü yazabildim. Neyseee iyi okumalar!!^-^ •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Lilyum'dan Sabah uyandığımda o günde sıradan bir gün gibiydi. Ama olmayacaktı... Üstümü giyinip saçıma da her zamanki gibi topuz yaptım, en sonda topuklu ayakkabılarımı da giyindim ve artık hazırdım. Odamdan dışarı çıktıktan sonra sarayda bir panik havası sezdim. Hemen oradaki bir hizmetçiyi durdurup "Bir şey mi oldu?" diye sordum. Bana bakarak "Kralın durumu kötüleşmiş hanımefendi doktor geldi. Kraliçe ve prens de orada." dedi. Kral bu aralar çok kötü bir hastalığa yakalanmıştı. O da en az beni kraliçe kadar severdi onu her zaman babam gibi görmüşümdür. Hizmetçiye döndüm "Tamam teşekkürler." başını eğdi ve gitti. Bende hemen kralın odasına eteğimin ucunu tutarak koşar adım yürümeye başladım. Kapıya geldiğim de durdum ve tam kapıyı tıklatıcakken kapı açıldı ve doktor odadan çıktı. Bana baktı içerden kraliçenin ve Minho'nun ağladığını duyabiliyordum. Doktor başını eğerek "Başınız sağ olsun Kral... ruhunu teslim etti." dedi ve yürümeye devam etti. Hayır bu olamazdı değil mi. Olamaz o ölmüş olamaz hayatım boyunca bana baba sevgisini hissettirmiş adam ölmüş olamaz. Hemen içeri girdim kraliçe ve Minho ağlıyordu perişan olmuşlardı bende öyle. Minho kraliçeye göre daha güçlü görünüyordu ama biliyordum onun içten içe kraliçeden daha çok kırıldığını içinde fırtınalar koptuğunu biliyordum. Ama o bunu belli etmiyordu. Güçlü görünmek istiyordu bir erkek ve prens olarak güçlü görünmek istiyordu. Yanlarına gittim ve yatakta üstü ince beyaz bir örtü olsa da silüeti belli oluyordu yatağın yanında diz çöktüm hâlâ inanamıyorum. Ağlamaya başladım. O günkü gibi... Aradan bir kaç saat geçmişti biraz kendimizi toparlamıştık kraliçe cenaze törenini ayarlamak icin ayrılmıştı. Ben ve Minho da birlikte bahçede bir banka oturmuştuk konuşmuyorduk çünkü ikimizde dağılmıştık. Sessizliği ben bozdum. Minho'ya bakarak "İstersen bu akşam Yıldızlı Uçurum'a gidip babanın yıldızı orada mı diye bakabiliriz." dedim. Minho da bana baktı "Hâlâ çocuk masallarına inanıyorsun Lilyum ama biz bir masalda değiliz." dedi. Bu cümleyle biraz kırılmıştım ama belli etmedim. Bakışlarımı ondan çektim "Masalda olmadığımızı biliyorum ama ben sadece... ya da boş versene bu gece orada olacağım istersen gelebilirsin." dedim ve yanından ayrıldım. Akşama kadar odamda oturmuş yemek dahi yememiştim. Ama bu önemli değildi. Gece olupta yıldızlar bir bir gülümsemeye başladığı zaman gök yüzünde benim için oraya gitme vakti gelmişti. Sabahtan hazırlattığım papatya buketini ve bir mum alıp en son yanıma bir kaç kibritte aldım ve odamdan çıktım. Minho'nun odasına doğru baktım. Onun da gelmesini isterdim. Ama yapabileceğim bir şey yoktu. Bazıları acılarını yansıtır, bazıları ise diğerlerinin acısını hafifletebilmek için acılarını içlerinde yaşamak zorunda kalırlar. Minho öyle biriydi işte dıştan duygusuz ve ciddi görünen ama diğerlerinden binlerce kat fazla acı çeken, üzülen, kırılan biriydi. Duygularını göstermek istiyordu ama bir prens olduğu için ondan güçlü olması, duygularını göstermemesi, sahte duygular yaşaması bekleniyordu. Bunları düşünürken sarayın arka bahçesine varmıştım. Gizli geçitten geçtikten sonra ormandan hızla geçtim. Artık gelmiştim Yıldızlı Uçurum'a. Gökyüzünü incelerken mumu ve buketi yere bıraktım. Gökyüzünde daha önce hiç görmediğim bir yıldız aramaya başladım. İşte oradaydı. Anneminkinin tam yanında. Bunu görünce hem gözlerim doldu hem de gülümsedim. Hemen bir kibrit çıkartarak mumu yaktım sonra yere çömelip ellerimi birleştirdim. Gözlerimi kapatarak "Gökyüzündeki yıldızlar, lütfen ona yol gösterin ve yalnız olmadığını hissettirin. Onun karanlığa gömülmesine izin vermeyin..." gözlerim kapalı olmasına rağmen yaşlar ısrarla akmaya başlamıştı. Yüzümdeki yaşları silmeden devam ettim "Yalvarırım, anneme sahip çıktığınız gibi ona da sahip çıkın. Onun huzuru bulmasında ve yüklerinden kurtulmasına yardım edin, yardım edin ki bu dünyada ki gibi hastalanıp ışığı kaybolmasın." dedim ve mumu üfleyerek söndürdüm. Tam o anda çalıların arasında bir hışırtı duydum. Bunu zaten Minho olduğunu biliyordum. Arkamı dönmeden "Gelmişsin." dedim. Hiç bir şey demeden geldi ve yanıma oturdu ve gökyüzüne baktı. Sonra bir iç çekti bende ona baktım. Gözleri dolan yaşlar yüzünden parlıyordu. Gülümsedim. Duygularını göstermeliydi oda herkes gibi. Sonra bana bakıp "Bu gün dediğim şeyler için özür dilerim. Ben... ben bir anda söyledim onları." dedi. Gözlerine bakarak "Biliyorum merak etme. Duygularının yaşattığı yük yüzünden öyleydin. Bence şimdi o yükü indirmenin zamanı geldi ha? Ne dersin?" dedim. Minho gözlerini tekrar gökyüzüne dikti ve "Hiç sırası değil. Annemi dediğine göre cenaze töreninden iki gün sonra taht töreni yapılacakmış. Bu da demek oluyor ki sorumluluklarım artacak. Kral olacağım." dedi. Sonra gözlerini sildi. Ona baktım "Yinede iki gün iki gündür. Duygularını açmalısın artık Minho. Hiç kimsenin yanında olmasa da benim yanımda. Herkesten daha fazla acı çektiğini biliyorum. Sadece erkek ve prens olduğun icin bunları yansıtamaman saçmalık, bence herkesin duygularını açmaya hakkı vardır." dedim. Bana baktı "Yanılıyorsun, herkesin duygularını başkalarına açmaya zamanı ve şansı yoktur." dedi. Güldüm "Ben başkası mıyım yani? Unutma Minho ben senin en yakın arkadaşınım. Annenden bile gizlediğin şeyleri gelip bana anlatırsın sen." dedim. Minho daha ciddi bir şekilde "Bu durum farklı Lilyum. Bazıları için duygularını saklamak gerekir nerede olursa olsun. Bunu anlayamazsın. Başkası olman gerekir bazen ise kendi benliğinden vazgeçmen." dedi. Bende artık sinirlenmeye başlamıştım "Evet, anlayamam belki. Ama neyi anlıyorum biliyor musun? Böyle gidersen sonunun babandan farksız olmayacağını." dedim ve çekip gittim. Ormandan geçerken ağaçların arasından sızan ay ve yıldızların ışıkığı yüzümü aydınlatıyor gözyaşlarımı ortaya çıkarıyordu. Gizli geçitten geçip saraya girdim, sonra odama çıktım. Kapıyı kapattıktan sonra yere çöktüm. Artık hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Herkes... sevdiğim herkes yavaşça ellerimden kayarken ben hiç bir de yapamıyordum. Ben buydum işte hiç bir zaman önemsenmeyen, fikirleri saçma bulunan bir saray çalışanı. Bazılarına göre torpille sarayda yaşamaya başlamıştım. Bazılarına göre ise zaten bu dünyada olmamalıydım. Yinede bazen kendini ifade etme ihtiyacı duyar insan. Bazen yükten kurtulmak için bazen de sadece keyfi. Eğer kendini bu yükten kurtaramazsa sonu da çok uzak değildir o insanın. Kral öyleydi ve şimdide Minho öyle olacaktı. Duygularını içine atacak, onların önemsiz olduğunu düşünecekti. Ama bir duygu belirsiz olsa bile önemsiz değildir. İnsanlar bunu anlamakta neden bu kadar zorluk geçiyor? Neden içe atılan herseyin aslında onları doldurup içten içe yediğini anlamıyorlardı? Bunu anlamaları için illa yaşamaları mı gerekiyordu? Ben yaşadım ve o zaman da duygularımı serbest bırakmadığım için çok pişmanım. Annem öldüğünde güçlü görünmek istediğim için mezarı başında ağlamadığım için çok pişmanım. Pişmanım işte! O zamanlar bu dünyada hayatta kalmak için duyguların gizlenmesi gerektiğini düşündüğüm için çok pişmanım! Oysa ki o zamanlar bilemezdim o duyguların beni yiyip kalbimi parçaladığını. Duygularımı saklamamam gerektiğini bir zamanlar bana Minho söylemişti. Yıldızlı Uçurum'dan ilk döndüğüm gece. Ama o şimdi neden duygularını gizliyordu ki? Ona yardım etmeye çalışıyordum, onunda bana yardım ettiği gibi. İnsan değişebilir miydi gerçekten? Yoksa değiştirilir miydi? Baskılarla, emirle, azarlarla? Kraliçe Minho'ya babası ölüm döşeğine geldiğinde baskıları arttırmıştı, bir şeyi yapmasını istediğinde emir verirdi, yapmadığında veya yanlış yaptığında da azarlardı hem de saatlerce. Minho'yu kraliçe değiştirmişti, şimdi bende onu kendi benliğine döndürecektim. Yoksa Minho daha fazla acı çekecekti. Ölüm ise... Ölüm doğanın kanunudur önlenemez ama acısı ve yükü azaltılabilirdi. •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Bu bölümde bitirmiş durumdayız. Umarım sizi duygusallıkla sıkmamışımdır! Bu bölümde kendi hayatıma da biraz gönderme yapmak istedim. Neyseee diğer ki bölümlerde görüşmek üzere!!^-^
Bölüm 2
Ölüm Doğanın Kanunudur🌠
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.