Ege, Derin'in mesajına cevap verdikten sonra telefonu yatağının yanına bıraktı.
Aslında konuşma bitmiş gibiydi.
Ama birkaç saniye sonra telefon yeniden titredi.
Derin yazıyordu.
"Bu arada ödev olmasaydı muhtemelen kimseyle konuşamazdım."
Ege gülümsedi.
"Abartıyorsun."
"Hayır, ciddiyim."
"Peki şimdi pişman mısın?"
"Neden?"
"Benimle grup olduğun için."
Mesaj gönderildikten sonra birkaç saniye cevap gelmedi.
Ege kendi kendine güldü.
Tam o sırada telefon yeniden titredi.
"Hayır. İyi ki olmuş."
Bu kısa cevap bile Ege'nin yüzünü güldürmeye yetmişti.
O gece sohbet uzadıkça uzadı.
En sevdikleri şarkılardan bahsettiler.
Çocukluk anılarını anlattılar.
Hayallerini paylaştılar.
Derin'in veteriner olmak istediğini öğrendi.
Çünkü hayvanları çok seviyordu.
Ege ise ne olmak istediğine hâlâ karar verememişti.
"Belki de büyümek bu yüzden zor." diye yazdı.
"Niye?" diye sordu Derin.
"Çünkü herkes senden ne olacağını bilmeni bekliyor."
Derin birkaç saniye sonra cevap verdi.
"Bence önemli olan ne olacağın değil, nasıl biri olacağın."
Ege ekrana baktı.
Derin yine farklı konuşuyordu.
Bu yüzden onunla konuşmak hoşuna gidiyordu.
Saat ilerledikçe sohbet daha samimi hale geldi.
Bir noktadan sonra ikisi de uykusuz kalmalarına rağmen konuşmayı bırakmak istemedi.
Gece yarısını geçmişti.
"Yarın okul var." diye yazdı Ege.
"Biliyorum."
"O zaman uyuyalım."
"Tamam."
Ama ikisi de çevrim içinden çıkmadı.
Bir dakika geçti.
Sonra iki dakika.
Sonunda Derin yazdı.
"İyi geceler Ege."
"İyi geceler Derin."
Telefonun ekranı kapandığında Ege uzun süre tavana baktı.
Kalbinin neden böyle hissettiğini bilmiyordu.
Ama uzun zamandır ilk kez kendini bu kadar mutlu hissediyordu.
---
Ertesi gün okulda hava güneşliydi.
Ege bahçeye girdiğinde arkadaşlarıyla konuşuyormuş gibi yaptı ama gözleri yine birini arıyordu.
Birkaç saniye sonra Derin'i gördü.
Bu kez yalnız değildi.
Yanında birkaç kız öğrenci vardı.
Yeni arkadaşlar edinmeye başlamıştı.
Ege bunu görünce sevindi.
Tam o sırada Derin onu fark etti.
Gülümsedi.
Sonra el salladı.
Ege de karşılık verdi.
Bu küçücük hareket bile bütün gününü güzelleştirmişti.
Derslerde birkaç kez göz göze geldiler.
Her seferinde ikisi de gülümsemekten kendini alamıyordu.
Arkadaşları bile bir şeylerin farkına varmaya başlamıştı.
Öğle arasında Mert dirseğiyle Ege'ye vurdu.
"Hayırdır?"
"Ney?"
"Yeni kız."
Ege hemen kendini savundu.
"Ne yeni kızı?"
"Derin."
"Ne olmuş Derin'e?"
Mert gülmeye başladı.
"Bir şey olmamış. Ama sen olmuşsun."
Ege cevap vermedi.
Çünkü ne söyleyeceğini bilmiyordu.
Belki de Mert haklıydı.
Belki gerçekten değişmeye başlamıştı.
O gün okul çıkışında yağmur başladı.
Öğrenciler kapının önünde bekliyordu.
Derin de oradaydı.
Yanında şemsiye yoktu.
Ege çantasından şemsiyesini çıkardı.
Sonra cesaretini toplayıp yanına gitti.
"İstersen birlikte yürüyebiliriz."
Derin şaşkınlıkla baktı.
"Rahatsız etmem mi?"
"Hayır."
Birlikte yürümeye başladılar.
Yağmur sessizce yağıyordu.
Şemsiyenin altında yan yana ilerlerken ikisi de garip bir huzur hissediyordu.
Konuştular.
Güldüler.
Ve yolun nasıl bittiğini anlamadılar.
Derin'in sokağına geldiklerinde durdular.
"Teşekkür ederim." dedi Derin.
"Ne için?"
"Bugün için."
Ege gülümsedi.
"Her zaman."
Derin birkaç saniye ona baktı.
Sonra evine doğru yürüdü.
Ege ise olduğu yerde kaldı.
Kalbi yine hızlı atıyordu.
Çünkü ilk kez, Derin'in hayatında sıradan bir insan olmaktan daha fazlası olmak istediğini fark etmişti...
