İçeriğe geç

ZÜBBE

Bölüm 7 · 4 dk okuma

ZÜBBE

Bölüm 7

Tarot

Chapter 7

İra'dan

Emile beni Chloe’nin evinin önüne bıraktı. Kıpkırmızıydım. Emile’in yüzüne bakamıyordum. Çantamı arkadan hızla kaptım ve tekrar bakmadan kapıyı çalmaya başladım. Chloe kapıyı açtı. “Kızım neredesin sen? Şunun şurası iki saat uzaklıktasın. Nasıl dört buçuk saatte gelebildin?” Gözleri arkama takıldı. Gülerek el salladı. “Şimdi anladım. Geçsene içeri.” Ben içeri girerken Sergei kapıya çıktı. “Ooo Emile, nasılsın?” Emile çalıştırdığı arabayı durdurdu. Arabadan indi. “Merhaba Sergei.” Selamlaştılar. “Çok uzun zamandır seni görmüyorum. Yüzünü gören cennetlik. Dua edin ikinize de bulunması gereken sanat eserleri vermiyoruz. Bu aralar inşaat işine dadanmaya karar verdim.” Emile sırıttı. “Bence harika bir konu. Ucuza mimar, mühendis ister misin?” Sergei o iç gıcıklayan çatal dilini çıkarttı. “Ne yapacaksın? Kaçıracak mısın?” “Bakarız.” Sergei elini onun omzuna koyup sıktı. Emile ister istemez dik dik bakmaya başlayınca gerildim. “Sen sadece sanat eserlerinin ve tarihi eserlerin yerlerini söyle yeter. Giderek yavaşlıyorsun. İra aklını başından mı alıyor yoksa?” Emile de elini onun omzuna koydu. Sergei’in bakışlarındaki sertleşmeyi fark ettim. Siktir amına koyayım. “Sen de giderek daha az korkutucu oluyorsun. Kabuslarımdan rüyalarıma terfi ettin Sergei.” Sergei sırıttı, Emile de. Gülmeye başladılar. “Senin yerinde bir başkası olsaydı Emile, o kulaklarını çoktan sağır edip ne kadar iyi bir Beethoven olabileceğini izlerdim. Ama seni seviyorum. Kafa çocuksun.” Sergei selam verip içeri girdi. Girerken de enseme vurdu. Emile’ye bakıp gülümsedim. Utanarak el salladım. İçeri girdim. Chloe kapıyı kapattı.

“Anlatıyorsun.” Elime tutuşturulup nereden geldiğini anlamadığım şarabıma baktım. “Eh, şey...” “Seviştiniz değil mi lan? Keşke dövseydim dışarıda onu. Kalbini bir kez daha kırarsa tüm kemiklerinin kalbine batacağına dair bir uyarı niteliğinde.” Başımı sallayıp koltuğa oturdum. Chloe’nin evi oldukça sadeydi. Siyah koltuklar, siyah masa, siyah halı... Chloe zorlasa evrenini siyaha boyayacaktı. “Yani seviştik diyemem...” Chloe ellerini sabır dilercesine havaya kaldırdı. “Sikeyim, yeter artık. Sik şu çocuğu İra. Yüce Lucifer!” Kaşımı çattım. “Sen ateist değil misin?” Chloe omuz silkti. “Gerçekten birisini seçecek, adına dua edeceksem Lucifer daha mantıklı bir seçenek gibiydi.” Başımı salladım. Chloe yanıma oturdu, burnumun dibine girdi. “Ne yaşadınız?” Yutkundum. “Ön sevişme? Fingirdeşme... Benim midem çok kötü galiba.” Yerimden fırlayıp lavaboya koştum. Kusmaya başladım. Bir yandan da ağlıyordum. Sikeyim tüm dünyayı! Yeteri kadar günahkar değil miydim ben? Yetmiyor gibi işlediğim günahlara bir yenisini eklemiştim. Sanırım cehennemin en dibinde yanacaktım. Chloe içeri girdi. Saçlarımı hafifçe tuttu, yüzüme gelenleri çekti. “İra, günahkar değilsin. Bana göre bir cehennem yok. Ama varsa da oraya gideceklerin listesi çok fazla.” Kafamı klozetten kaldırdım, fayansa çöktüm. Buz gibi fayansın üzerinde tir tir titriyordum. “İra, bu dünyada ne kadar iğrenç insanlar var. Sırf aşık olduğun adam...” “Anlamıyorsun, en kötü, en büyük, en tehlikeli günah şehvettir. Emile’in günahı şehvet. O beni hasetten koruyor ama ben onun günahının kendisiyim. Ben ikimizi de cehenneme götüreceğim.” Hıçkırarak, yarı bağırıp inleyerek ağlamamı artırdım. Chloe beni kaldırıp elimi yüzümü yıkadı. “İra bana bak, kendine gel. Bu kadar ağlamana hiç gerek yok hayatım. Eğer günahkarsak, günahkar doğuyoruz. Günahkar doğuyoruz çünkü doğma sebebimiz şehvet. Belki de asla kurtulamayacağımızı bilerek yaşıyoruz. Sizler zaten cehenneme gideceğinizi kabulleniyorsunuz. Kızım sanat kaçakçılığı yapıyorsun, eminim bu yüzden de cehenneme gideceksin.” İşte bunun üzerine kendimi yere atıp bağırarak ağlamaya başladım. Sergei gelip suratıma şarap döktüğünde kendime geldim. “Kalk artık İra. Ben de seninle aynı şeylere inanıyorum. Benimkisi öfke ve ben öfkelenmek üzereyim. Sil gözyaşlarını yoksa Behemoth hemen yanımda olacak.” Banyodan çıktı. Şokla ağzım bir karış açık Chloe’ye baktım. Chloe gülmemek için kendisini kasıyordu. “Kalk hadi İra, seni temizleyelim.” Saçımı yıkıyordu. “Emile, Jeanne ile yatmış. Yaz başında. Ben ne tepki veririm bilmiyordum; artık biliyorum. Tepkisizlik, bağırma, küfür etme... Sonrasında özür dileyip adamla fingirdeşme...” Chloe saçlarımı yıkadıktan sonra yüzümü yıkadı. Sakince başını salladı. İçeriden havlu ve kıyafet getirdi. “Sikeyim Emile’i. Onu seviyor musun?” Saçımı kurulamaya başladık. “Evet, sikeyim! Belki de onu bırakmalıyım. Belki de daha başkasını sevmeliyim. Tanrı’dan kurtuluşum için dua etmeliyim. Belki de Emile’in beni sevmemesini atlatıp yoluma devam etmeliyimdir.” Chloe başını salladı. Kıyafetlerimi makineye atıp çalıştırdı. “Eğer atlatmak istersen, başkasına aşık olursan şükür derim. Eğer onu hâlâ sevdiğini söylersen seni dinlerim. Eğer onunla sevgili olduğunu söylersen sevinirim. Eğer ondan nefret ettiğini söylersen ondan nefret ederim. Rahatla. Sorun yok. Seni asla yargılamadım, seni asla yargılamam. Yaşadığın zorlukların da farkındayım. Emile’in bir yerde sana iyi gelip kafanı dağıttığını biliyorum. Bırakıyorum ki esas zorluklarını atlatabilesin.” Alnımdan öptü. “Seninle gurur duyuyorum İra. Hadi gel de beraber içelim.”

İçeri geçtik. Kendime votka aldım. Bu sertti, zira Sergei Rusya’dan getiriyordu. Vişne votka yapıp köşeme çekildim. Chloe elinde tarotları ile geldi, yere oturdu. “Sıraya girin bakayım. İlk İra.” Göz devirdim. “Yapma, bunun sonu o Tarot isimli korku filmine benzemeyecek değil mi?” Güldü Chloe. “Evet, sen asılan adam olacaksın. Seni asan da bu gidişle Sergei.” Sergei bana bakıp güldü. “İra’nın benden korkmasına alınmaya başladım.” Chloe kartlarını karmaya başladı. Yavaşça kartlara üfleyip tek tek açtı. “Asılan Adam. Değnek Beşlisi. Değnek Dokuzlusu. Kule. Kupa Ası. Kupa İkilisi. Kader Çarkı. Azize. İmparator.” Chloe her bir kartı sesli açtı. Göz göze geldik. “Topla şunları lütfen Chloe.” Chloe neye kırıldığımı anlayarak kartları tek tek almaya başladı. Sergei’e bakmak için kartları tekrar kardı.

Bölüm sonu

1 yorum