Sabahın ilk ışıkları odanın perdelerinden içeri süzülürken Aras alarmını kapattı.
Yeni okulundaki ikinci günüydü.
Daha ilk günden başına gelenleri düşündükçe içini garip bir huzursuzluk kaplıyordu. Ama ne olursa olsun geri adım atmayacaktı.
Üniformasını giydi, çantasını omzuna aldı ve evden çıktı.
---
Okul her zamanki gibi kalabalıktı.
Koridorlarda öğrenciler sohbet ediyor, sınıflarına yetişmeye çalışıyordu.
Aras dolabına doğru yürürken çevresindeki birkaç kişinin ona baktığını fark etti.
Bazıları fısıldaşıyor...
Bazıları ise sadece onu izliyordu.
"Neden herkes bana bakıyor?"
Dolabını açtığı anda cevabı gördü.
Defterlerinin üzerine siyah kalemle tek bir cümle yazılmıştı.
**"Bu okuldan git."**
Aras'ın yüzü bir anda asıldı.
Yazıyı sessizce sildi.
Tam arkasını döneceği sırada tanıdık bir ses duyuldu.
"Beğendin mi?"
Arkasını döndüğünde Teoman, birkaç metre ötede duvara yaslanmış onu izliyordu.
Arkadaşları kahkaha atıyordu.
"Yazı biraz kısa olmuş." dedi Aras sakin bir sesle.
"Bir dahakine daha yaratıcı ol."
Koridordaki öğrenciler şaşkınlıkla ikisine baktı.
Teoman'ın gülümsemesi yavaşça kayboldu.
Kimse ona böyle cevap vermiyordu.
Kimse.
Teoman ağır adımlarla Aras'a yaklaştı.
İkisi arasında yalnızca birkaç santimetre kalmıştı.
"Benimle oyun oynama."
Aras gözlerini kaçırmadı.
"Ben oyun oynamıyorum."
Koridorda sessizlik hâkimdi.
Teoman birkaç saniye boyunca Aras'ın yüzüne baktı.
Sanki onun gözlerinde bir şey arıyordu.
Sonra alaycı bir tebessümle geri çekildi.
"Bu inat... bakalım ne kadar sürecek."
Teoman uzaklaşırken arkadaşlarından biri sessizce sordu:
"Neden özellikle bununla uğraşıyorsun?"
Teoman durdu.
Kısa bir an sessiz kaldı.
"...Sana ne?"
Verdiği cevap sertti ama sesi her zamankinden daha farklı çıkmıştı.
Aras bu konuşmayı duymamıştı.
Ancak o andan sonra okulda tek bir şeyden emindi.
Teoman'ın amacı sa
dece zorbalık yapmak değildi.
Bunun arkasında kimsenin bilmediği başka bir neden vardı...
Devam edecek..