Zil sesi koridorlarda yankılanırken öğrenciler sınıflarından çıkıp bahçeye doğru akın ediyordu. Aras ise elindeki ders programına bakarak hangi sınıfta olması gerektiğini anlamaya çalışıyordu.
"Laboratuvar... ikinci kat..."
Kendi kendine mırıldanırken omzuna sert bir çarpma hissetti.
Elindeki kitaplar yere saçıldı.
"Önüne baksana."
O sesi tanımıştı.
Başını kaldırdığında karşısında yine Teoman vardı. Yanında her zamanki gibi üç arkadaşı duruyordu. Dördünün de yüzünde aynı alaycı ifade vardı.
Aras eğilip kitaplarını toplamaya çalışırken Teoman ayağını kitaplardan birinin üzerine bastı.
"Yeni çocuk..."
Aras yavaşça başını kaldırdı.
"Bu okulda kimsenin gözüne batmadan yaşamak istiyorsan önce haddini bileceksin."
Koridordan geçen öğrenciler kısa bir an durup baktılar. Kimse tek kelime etmedi.
Kimse Teoman'a karşı çıkmaya cesaret edemiyordu.
Aras kitabını çekmeye çalıştı.
"Çek ayağını."
Bu söz, Teoman'ın arkadaşlarını şaşkına çevirdi.
İlk kez biri ona böyle konuşuyordu.
Teoman birkaç saniye boyunca Aras'ın gözlerinin içine baktı. Ardından sırıttı.
"Cesursun."
Ayağını çekti.
"Umarım bu cesaretin uzun sürer."
Dört kişi kahkahalar atarak uzaklaştı.
Aras kitaplarını topladı. Parmakları hafifçe titriyordu ama bunu kimseye belli etmedi.
Tam arkasını dönecekken sınıftan bir kız sessizce yanına yaklaştı.
"İyi misin?"
Aras başını salladı.
"Evet."
Kız etrafına bakınıp sesini alçalttı.
"Sana bir tavsiye vereyim."
Aras merakla ona baktı.
"Teoman'la sakın uğraşma."
"Neden?"
"Çünkü bugüne kadar onun karşısına çıkıp da zarar görmeyen kimse olmadı."
Kız bunları söyledikten sonra hızla uzaklaştı.
Aras olduğu yerde kaldı.
Koridorun sonuna doğru yürüyen Teoman'a baktı.
İçinden tek bir cümle geçti.
*"Ben senden korkmayacağım."*
Ama fark etmediği bir şey vardı.
Koridorun köşesini dönen Teoman, bir anlığına arkasına dönüp sadece Aras'a bakmıştı.
O bakışta öfkeden daha fazlası vardı.
Sanki Aras'ı ilk kez görmüyormuş gibiydi...
Devam edecek...