Bugün sabah erkenden annemden izin alarak okula gitmedim. Geçen gün yaşadığım olaylar yüzünden biraz dinlenmeye ihtiyacım vardı. Akşam olunca annemden tekrar izin alıp markete gitmeye karar verdim. Sokaklar sakin görünüyordu. Marketten alışverişimi yapmış, eve dönerken bir köşede bir grup insanın kavga ettiğini gördüm. Yaklaştıkça kavganın ortasında Yankı'nın olduğunu fark ettim. Kalbim hızla atmaya başladı, çünkü Yankı'nın etrafında olmak her zaman bir tehlike işaretiydi.
Yankı, yine kendini kaybetmiş gibiydi. Bir başkasıyla yüksek sesle tartışıyorlardı. Ben hızla oradan uzaklaşmaya çalıştım, ama tam o sırada Yankı gözlerimi üzerinde hissetti. Onun bana bakışıyla bir an donup kaldım.
Yankı'nın yüz ifadesi önce şaşkınlıkla karışıktı, sonra bir tehdit havası yaydı. "Vera, nereye bu kadar aceleyle?" diye sordu, adeta sesinde bir hiddet vardı. Arkadaşları da etrafında dönüp bana bakmaya başladılar. Kalbimdeki korku bir an için beni esir aldı, ama sonra içimden bir güç belirdi. Kendime güvenmeliydim. Hızla, "Benim işim var, lütfen beni rahat bırakın" dedim ve adımlarımı hızlandırdım. Arkalarından yankılanan gülüşmeleri duyabiliyordum.
Nihayet Yankı ve arkadaşlarının sesleri geride kaldı. Eve geldiğimde annem beni endişeli bir şekilde karşıladı. Bir şey söylemedin odama çıktım. O gece, pencereden dışarıya bakarken düşündüm. Yankı'nın o kavganın neden ortasında olduğunu merak ediyordum. Bir süre sonra kendimi uykunun kollarına teslim ettim.
-Sonraki gün-
Okula gitmek için hazırlanırken, içimde hala dün gece gördüğüm kavga ve Yankı'nın yüz ifadesiyle ilgili düşünceler vardı. Kafamda bir sürü soru vardı ama önce günlük rutinimi tamamlamam gerekiyordu.
Okula vardığımda, sınıf arkadaşlarımın neşeli sesleri beni karşıladı. Dersler başlamadan önce koridorlarda dolaşırken Yankı ve arkadaşlarını gördüm. Göz teması kurmadan geçip gitmeye çalıştım ama Yankı'nın gözleri beni buldu. Bu sefer yüzünde sert bir ifade vardı, ama bir yandan da bir şeyler düşünüyordu gibi görünüyordu. Onu boşvererek hızlıca sınıfıma girdim. Dersler başladıktan sonra hoca bize bir proje verdi. Gruplar halinde çalışmamız gerekiyordu ve benim de Yankı'nın grubuna düşmüştü. Bakışlarım Yankı’ya döndüğünde ise bunun tesadüften uzak olduğunu anlamıştım. Tam hocaya itiraz etmek için elimi kaldıracakken Yankı bir anda söze girdi. “Ee hocam başlayalım artık derse değil mi?” Hoca derse başlamıştı. Kafamı ona çevirdiğimde keyifli sırıtışıyla geriye yaslanmıştı. Ondan kaçışım yoktu.
