İçeriğe geç

ZORBA

Bölüm 2 · 3 dk okuma

ZORBA

Bölüm 2

Yankı, çocukluk aşkımdı. Mahallemizde her gün birlikte oynar, masumca hayaller kurardık. O, benim için güçlü, cesur ve koruyucu bir figürdü. Birlikte büyüdük, birbirimizin en yakın dostu olduk. Ancak lise yıllarında her şey değişti. Yankı, zamanla zorba biri haline geldi. Güç arayışıyla dolup taşan bir öfke vardı içinde. İçindeki bu karanlık yüzü görmek beni derinden üzdü. Bir gün, uzun zaman sonra karşılaştık. O zamana kadar aramızda pek çok şey değişmişti. Ben hâlâ o masum çocukluk aşkıydım, ama o artık bambaşka biriydi. Karşılaşmamızda, Yankı'nın tavırları soğuk ve alaycıydı. Eskiden bana olan ilgisini kaybetmiş gibi görünüyordu. "Ne oldu sana Yankı?" diye sorduğumda, sadece küçümseyen bir gülümsemeyle karşılaştım. O an, içimde bir yerlerde hâlâ o eski Yankı'yı arzuladığımı fark ettim, ama artık o kişi yoktu.O gün, kalbimde derin bir acı hissettim. İçimdeki çocukluk anılarıyla, bugün aramızdaki gerilimi birleştirmek çok zordu. Yankı, hayatımın bir parçasıydı ama artık benim için eski dostluğumuzun değerini yitirmişti. Sanki ilk aşkım gitmiş yerine bambaşka kötü biri gelmişti. Tüm bunları düşünürken okul bahçesinde sessizce oturuyordum, güneşin ılık ışıklarını tenimde hissederek elimdeki kitaba odaklanmıyordum bile. Birden uzakta gelen gürültüyle dikkatim dağıldı. Gözlerimi kaldırdığımda, Yankı ve arkadaşlarının bahçede dolaştığını gördüm.

Kalbim hızla atmaya başladı. Yankı, çocukluk aşkımdı. Onun gelişiyle birlikte geçmişteki hatıralar canlanmaya başladı zihnimde. Bir zamanlar beraber oyun oynadığımız, bahçede koşup eğlendiğimiz günler gözlerimin önünden geçti.

Yankı'nın çevresindeki arkadaşlarıyla birlikte bahçeyi doldurmasıyla birlikte, bir karışık duygu yumağı içinde buldum kendimi. Onun enerjisi ve etrafına yaydığı o kendine güven duygusu hâlâ etkiliydi. Ancak zamanla bir şeylerin değiştiğini biliyordum.

Bahçede sessizce oturup, onları izlemeye devam ettim. Onun varlığı, içimdeki duygusal fırtınaları harekete geçiriyordu. Bir yandan geçmişe dair tatlı hatıralar, diğer yandan bugünün gerçekliği arasında gidip gelen duygular içinde daldım.Yankı'nın sesi, bahçede bir kelebek gibi uçuşan duygularımı harekete geçiriyordu. Onun çocukluk arkadaşlarıyla şakalaşırken ve bahçenin ortasında duruşuyla herkesin dikkatini çekerken gözlemlemek, hem heyecan vericiydi hem de içimi burkan bir özlemle doluydu. Bir zamanlar birlikte oynadığımız, gülüp eğlendiğimiz günler geride kalmıştı. Şimdi farklıydık, her ikimiz de değişmiştik. O güçlü ve karizmatik halini korurken, ben sessizliğin içinde kendi dünyama çekilmiştim. Gözlerim zaman zaman ona kayarken, içimdeki çalkantıları bastırmaya çalışıyordum. Geçmişe dair duygularla bugünün gerçekliği arasında sıkışıp kalmış gibiydim. Onları izlemeye devam ederken, beni görmemesi için dua ediyordum. Yüzümün gizlenmesi için kafamı kitaba gömmeme rağmen şans benden yana hiç olmamıştı. Tepemde beliren birkaç gölgeye rağmen kafamı kaldırmamıştım. “Vera, ne zamandır buradasın?" diye seslenince kafamı kaldırmıştım. Gözleri alaycı bir ifadeyle üzerimdeydi. Kitabımı kapatıp ona öylece baktım ama cevap vermedim. Yankı'nın sesi ve arkadaşlarının kahkahaları arasında rahatsız olmuştum, ama sakin kalmaya çalıştım. Yankı, birkaç adım daha atarak yanıma yaklaştı. "Hey, Vera! Okumaktan başka ne yapıyorsun burada?" diye sordu, sesinde alaycı bir tını vardı. "Bize katılmaz mısın?" Ben hâlâ cevap vermedim, sadece gözlerimi tekrar kitabıma çevirerek sessizce hayatıma devam ettim. Yankı'nın arkadaşları arasında gülüşmeler yükseldi, içlerinden adının Gökhan olduğunu bildiğim çocuk “Sarmadı bu, çok ağlamaklı lan.” diye alayla konuştu ama ben artık onlara aldırmıyordum. Hızla kalktım ve uzaklaşmaya başladım. Yankı'nın ardından yükselen sesler bir süre daha duyuldu, ama ben kendi yoluma odaklanmıştım. Yeni bir köşe bulup tekrar oturduğumda içimde derin bir acı vardı. Gözlerim yavaşça dolarken ağlıyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.