Sınıf sessizdi, öğretmenimiz ders anlatıyordu ama ben dikkatimi dağınık bir şekilde sıralar arasında gezdiriyordum. Birden Yankı'nın sesi kulaklarımda yankılandı. "Vera, neden hala buradasın? Seni görmekten gerçekten tiksiniyorum," dedi alaycı bir tonla, sınıfın sessizliğini bozarak.
Gözlerim aniden Yankı'ya döndü. Kalbim hızla atmaya başladı, çünkü bu tarz saldırılara artık alışmıştım ama her seferinde içimdeki kırılganlığı daha da derinleştiriyordu. Öğretmenimiz gözlerini bize çevirdi ama sessiz kaldı. Yankı'nın etrafındaki arkadaşları gülüşmeye başladı, sınıftaki diğer öğrenciler ise sessizce izliyordu.
"Bana ne yaptığımı mı soruyorsun?" diye devam etti Yankı, sesindeki alay gitgide daha da belirginleşiyordu. "Senin gibi zayıfları ezmek benim için çocuk oyuncağı." dedi ve bu sözlerle birlikte sınıfın sessizliği daha da derinleşti. Benim gözlerim dolmuştu ama onlara belli etmemeye çalıştım.
Yankı, sınıfın sessizliğini kullanarak devam etti. "Belki de biraz daha dayanıklı olmalısın, o zaman insanlar seni ciddiye alır," dedi, alayla gülerek. Kalbimdeki öfke, korku ve aynı zamanda ona karşı duyduğum karmaşık çekimle baş etmeye çalışırken, içimdeki sessiz çığlıklar duyuluyordu. Yankı'nın alay dolu sözleri sınıfın içinde yankılanırken, içimdeki kırılganlık duygusu daha da derinleşiyordu. Onun karşısında ne kadar dirensem de, her seferinde bu sözlere karşı kendimi savunmasız hissediyordum. Sınıfın sessizliği ve diğer öğrencilerin sessizce izlemesi, içimdeki utanç ve öfkeyi daha da arttırıyordu.
Hocanın sessizce duruşu, Yankı'nın davranışlarına müdahale etmemesi, içimdeki hayal kırıklığını da beraberinde getiriyordu. Neden kimse bana yardım etmiyordu? Neden Yankı, bu kadar özgürce zorbalık yapabiliyordu?
Yankı'nın sözleri, beni içsel olarak derinden yaralıyordu. Onun gözlerindeki alaycı bakışları ve sesindeki kibir, ona karşı beslediğim karmaşık duyguları daha da karmaşık hale getiriyordu. Belki de beni bu kadar hedef almasının altında, başka duygular yatıyordu. Ama bu duyguları kabul etmek bile zor geliyordu.
Sınıfın sonunda, sıranın arkasına geçip gözyaşlarımı tutmaya çalıştım. Yankı'nın saldırılarına karşı nasıl daha güçlü olabilirdim? Ve ona karşı duyduğum karmaşık duyguları nasıl anlayabilirdim? Belki de onun içinde, benim göremediğim başka bir yan vardı. Ama bu düşünce bile içimdeki öfkeyi ve korkuyu hafifletmeye yetmiyordu. Zil çaldığında, sınıfın sessizliği bir anda bozuldu ve öğrenciler yerlerinden kalkarak dışarı çıkmaya başladılar. Yankı ve arkadaşları da gülüşerek sınıftan çıktılar, ancak ben hâlâ sıramın arkasında oturmuş, içsel çatışmalarla boğuşuyordum.
Gözyaşlarımı silemeden, yavaşça sınıftan kalktım ve sınıf kapısından dışarı adım attım. Koridorda sessizce ilerlerken, içimdeki karmaşık duyguları düşünüyordum. Yankı'nın bana yaptığı zorbalıkların altında yatan gerçek nedir? Onun içindeki kırılganlık ve öfke nasıl bir arada var olabiliyordu?
Birden, arkamdan hızla yaklaşan adımları duydum. Kalbim hızla atmaya başladı ve içimde biriken öfke bir kat daha arttı. Yankı mıydı? Neden hâlâ peşimdeydi? Döndüm ve karşımda onu gördüm. Yüzünde alaycı bir gülümseme vardı ve bana yaklaşıyordu.
"Ne istiyorsun?" diye sordum, sesimdeki titreme ve öfke belirginleşiyordu. Yankı, alayla gülerek, "Sadece seninle eğleniyorum, Vera," dedi. "Sana zarar vermekten hoşlanıyorum, çünkü sen zayıf birisin."
Kelimeleri yüzüme çarpan bir tokat gibi hissettim. Gözlerim dolmuştu ama ona karşı bir şey yapamıyordum. Arkadaşları da etrafımızda durmuş, alaycı bakışlarla bizi izliyorlardı. Her seferinde onun karşısında bu kadar güçsüz hissetmek, içimdeki öfkeyi daha da körüklüyordu.
Birden, içimden gelen bir dürtüyle Yankı'nın üzerine yürüdüm. Gözlerimin içine bakarken, içimdeki karmaşık duyguları hissediyordum. Ona karşı hem öfke dolu hem de tuhaf bir çekim hissediyordum. Ama bu duyguların arasında kaybolmuştum ve ne yapacağımı bilemiyordum.
Yankı, sert bir şekilde bana yaklaştı ve sesindeki alay gitgide daha da belirginleşti. "Seni ezmek çok kolay, Vera," dedi. "Seni sevmiyorum, sadece güçsüz olduğun için seni hedef alıyorum."
Bu sözlerle birlikte içimdeki kırılganlık bir kez daha ortaya çıktı. Ona karşı duyduğum karmaşık çekimle başa çıkmakta ne kadar zorlandığımı fark ettim. Belki de Yankı'nın içinde, benim anlayamadığım başka bir taraf vardı. Ama bu düşünce bile içimdeki öfkeyi ve korkuyu hafifletmeye yetmiyordu. Ve ben tüm korkularıma rağmen Yankı’ya aşıktım.