İçeriğe geç

Zoraki Nikah

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Zoraki Nikah

Bölüm 2

2. Bölüm — Ben Senin Esirin Değilim

Karan Karahan'ın karşısında duruyordum. İçimde korku, öfke ve çaresizlik birbirine karışmıştı. Karşımda duran adam, hayatımı değiştirecek kararı vermiş olan kişiydi. Üstelik yüzündeki ifade, bütün bunlar onun için sıradan bir iş anlaşmasından ibaretmiş gibi görünüyordu.

“Bu evliliğin nasıl gerçekleşeceğini konuşmaya geldim,” dedi tekrar.

Kollarımı göğsümde birleştirdim.

“Benim konuşacak bir şeyim yok. Cevabım belli. Evlenmeyeceğim.”

Babam hemen araya girdi.

“Defne, lütfen. Bizi daha fazla zor durumda bırakma.”

Ona döndüm.

“Baba, beni hiç düşündün mü? Ben ne hissediyorum, ne istiyorum diye bir kez bile sordun mu?”

Babam cevap veremedi.

Karan ise koltuğa oturmuş, konuşmalarımızı sessizce izliyordu. Bir süre sonra ayağa kalktı.

“Babanla tartışmanın bir anlamı yok. Bu anlaşmayı yapan ben değilim, sen de değilsin.”

“Öyleyse neden buradasın?”

Bakışları sertleşti.

“Çünkü ailem bu evliliği istiyor.”

“Benim ailem de istiyor diye hayatımı size teslim edeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.”

Karan birkaç saniye boyunca yüzüme baktı. Ardından hafifçe başını yana eğdi.

“Her zaman böyle misin?”

“Nasıl?”

“İnatçı.”

“Sen de her zaman insanlara tepeden mi bakarsın?”

Arkamda annemin sessizce iç çektiğini duydum. Emir'in ise gülmemek için kendini tuttuğunu fark ettim.

Karan'ın çenesi gerildi.

“Sanırım anlaşamayacağız.”

“Sonunda doğru bir şey söyledin.”

Tam o sırada Emir ayağa kalktı.

“Yeter artık. Kardeşim bu evliliği istemiyor. Siz de istemiyorsunuz. O hâlde herkes kendi yoluna gitsin.”

Karan'ın yanındaki adamlardan biri öne çıkacak gibi oldu ama Karan bakışıyla onu durdurdu.

Sonra Emir'e döndü.

“Sen onun ağabeyisin, değil mi?”

“Evet. Bir sorunun mu var?”

“Hayır. Sadece kardeşini korumaya çalıştığını görüyorum.”

Emir bir adım öne çıktı.

“Bunu anlaman güzel. Çünkü onu üzersen karşında beni bulursun.”

Karan'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.

“Tehditleri sevmem.”

“Ben de kardeşimin hayatının pazarlık konusu yapılmasını sevmiyorum.”

İkisi birbirine bakarken ortam iyice gerildi.

Sonunda Karan ceketini düzeltti.

“Yarın akşam ailelerimiz bir araya gelecek. O zaman son karar konuşulacak.”

Bana döndü.

“Orada ol.”

“Gelmezsem?”

Gözlerini gözlerime dikti.

“O zaman da gelmediğini öğrenirim, Defne Yılmaz.”

Ardından arkasını dönüp evden çıktı.

Kapı kapandığında derin bir nefes aldım. Dizlerimin titrediğini yeni fark ediyordum.

Elif koşarak yanıma geldi ve elimi tuttu.

“Abla, gerçekten o adamla mı evleneceksin?”

Ona sarıldım.

“Bilmiyorum, Elif. Gerçekten bilmiyorum.”

Ama içimde bir ses, bu hikâyenin daha yeni başladığını söylüyordu.

Karahan Malikanesi

Karan eve döndüğünde Aras onu salonda bekliyordu. Duru da pencerenin önünde oturmuş telefonuyla ilgileniyordu.

“Nasıl geçti?” diye sordu Aras.

Karan ceketini çıkarıp koltuğun üzerine bıraktı.

“Berbat.”

Duru başını kaldırdı.

“Kız nasıl biri?”

“Fazla konuşuyor.”

Duru gülümsedi.

“Yani senden korkmadı?”

Karan kardeşine sertçe baktı.

“Duru.”

“Tamam, sustum.”

Aras güldü.

“Bence ilginç biri. Senin karşında herkes başını öne eğer. Birinin sana karşı gelmesi hoşuna gitmiş olabilir.”

Karan ona soğuk bir bakış attı.

“Saçmalama.”

“Peki, peki. Ama bir şey söyleyeyim mi? Bu evlilik düşündüğünden daha zor geçecek.”

Karan cevap vermedi.

Çünkü kardeşinin söylediklerinin doğru olabileceğini düşünmek bile canını sıkıyordu.

Tam o sırada babası Selim Bey salona girdi.

“Yarın akşam herkes burada olacak. Yılmaz ailesi de gelecek.”

Karan ayağa kalktı.

“Baba, bu işin uzamasını istemiyorum. O kızla evlenmeyeceğim.”

Selim Bey sakin bir sesle cevap verdi.

“Yarın akşam anlaşmanın neden yapıldığını öğreneceksin. Ondan sonra hâlâ reddetmek istiyorsan konuşuruz.”

Karan kaşlarını çattı.

“Ne demek bu?”

“Yarın öğreneceksin.”

Selim Bey odadan ayrıldı.

Karan arkasından bakarken ilk kez huzursuz oldu.

Babası ondan ne saklıyordu?

Ertesi Akşam

Karahan Malikanesi'nin kapısından içeri girdiğimde kendimi başka bir dünyaya adım atmış gibi hissettim.

Her yer gösterişliydi. Büyük avizeler, mermer merdivenler, duvarlardaki tablolar… Ama bütün bu ihtişamın içinde kendimi bir misafir gibi bile hissetmiyordum.

Emir yanımda yürüyordu.

“Bir şey olursa bana haber vereceksin, tamam mı?”

Başımı salladım.

“Merak etme.”

Elimi sıktı.

“Ciddiyim, Defne.”

“Biliyorum, ağabey.”

Salona girdiğimizde Karan'ı gördüm. Siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, babasının yanında duruyordu. Beni görünce kısa bir an bakışlarımız kesişti.

Hemen başka tarafa baktım.

Karan'ın kız kardeşi Duru yanıma geldi.

“Merhaba. Ben Duru.”

“Defne.”

Gülümsedi.

“Abim biraz zor biridir. Sakın söylediklerini kişisel algılama.”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Bunu bana söylemen mi gerekiyor, yoksa ona mı?”

Duru kahkaha attı.

“Sanırım ikimize de!”

İlk kez o akşam gülümsedim.

Yemek masasına oturduğumuzda iki ailenin büyükleri konuşmaya başladı. Ancak birkaç dakika sonra Selim Bey elindeki bardağı masaya bıraktı.

“Artık asıl konuyu konuşabiliriz.”

Herkes sustu.

“Bu evlilik yalnızca borç meselesi değil.”

Karan kaşlarını çattı.

“Baba, ne anlatıyorsun?”

Selim Bey bakışlarını önce ona, sonra babama çevirdi.

“Yıllar önce iki aile arasında bir anlaşma yapıldı. Ancak bu anlaşmanın bir kısmı hiçbir zaman yerine getirilmedi.”

Babamın yüzü bembeyaz oldu.

Emir hemen ona döndü.

“Baba, sen ne biliyorsun?”

Babam cevap vermedi.

Selim Bey devam etti.

“Bu evlilik, geçmişte yarım kalan bir anlaşmayı tamamlayacak.”

Karan masaya doğru eğildi.

“Benden ne saklıyorsun?”

Babası bir süre sustu. Ardından söylediği sözlerle herkesin yüzündeki ifade değişti.

“Defne'nin babası, yıllar önce hayatını kurtardığım bir adama söz verdi. O sözün karşılığında iki aile birbirine bağlı kalacaktı.”

Şaşkınlıkla babama baktım.

“Baba, bu doğru mu?”

Babam başını öne eğdi.

Gözlerim doldu.

“Benim hayatım hakkında verilen sözün ne zaman, kime verildiğini bile bilmiyorum!”

Karan da öfkeliydi. Sandalyesini geriye itti ve ayağa kalktı.

“Ben kimsenin geçmişte verdiği sözün bedelini ödemeyeceğim.”

Selim Bey sertçe cevap verdi.

“Bu anlaşmanın sonuçlarını hepimiz biliyorduk.”

“Ben bilmiyordum!”

Karan'ın sesi salonda yankılandı.

Sonra bana baktı.

O an ikimiz de aynı şeyi anladık: Ailelerimiz bizden bir şey saklıyordu.

Karan yanıma geldi ve alçak sesle konuştu.

“Bu evliliği istemediğini biliyorum.”

“Evet. İstemiyorum.”

“Güzel. Çünkü bu anlaşmanın ardında ne olduğunu öğreneceğiz.”

Ona şüpheyle baktım.

“Neden sana güveneyim?”

Karan'ın yüzü ciddileşti.

“Güvenmeni istemedim. Sadece senin de benim gibi kandırıldığını düşünüyorum.”

Ardından masaya döndü.

“Bu evliliğin neden istendiğini öğrenene kadar hiçbir karar vermeyeceğim.”

Ben de ayağa kalktım.

“Ben de.”

İlk kez aynı tarafta duruyorduk.

Ama bu, birbirimize güvendiğimiz anlamına gelmiyordu.

Çünkü o gece öğrendiğimiz gerçek, saklanan sırların yalnızca başlangıcıydı.

Ve malikaneden ayrılırken babamın arkamdan söylediği tek bir cümle duydum:

“Defne… Keşke sana gerçeği daha önce anlatabilseydim.”

Arkamı döndüm.

“Neyin gerçeğini, baba?”

Babamın gözleri doldu.

“Senin doğduğun geceyle ilgili olanı…”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.