İçeriğe geç

Zoraki Nikah

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Zoraki Nikah

Bölüm 1

1. Bölüm — Bir Gecede Değişen Hayat

Bazı kararlar vardır, insanın hayatını sonsuza dek değiştirir. Üstelik bazen bu kararları kendin bile vermezsin.

Benim hikâyem de ailemin benim yerime verdiği bir kararla başladı.

Ben Defne Yılmaz. Yirmi bir yaşındayım. Hayatım boyunca büyük hayaller kurmadım. Sevdiğim insanlarla huzurlu bir hayat yaşamak, ailemin yanında olmak ve kendi geleceğimi kurmak istedim. Ama bir akşam öğrendiğim gerçek, bütün hayallerimi elimden almak üzereydi.

Her şey o akşam başladı.

“Defne, kızım, sofraya gel!”

Annemin sesini duyunca telefonumu yatağa bıraktım ve odadan çıktım.

“Geliyorum anne!”

Merdivenlerden inerken ağabeyim Emir'in salonda babamla konuştuğunu gördüm. Yirmi beş yaşındaki ağabeyim normalde beni görür görmez takılmaya başlardı ama o akşam yüzünde tek bir gülümseme bile yoktu.

“Ne oldu size? Biriniz cenazeden çıkmış gibi, diğeriniz dünyayla kavga etmiş gibi duruyor.”

Emir bana baktı.

“Her şeyi şakaya vurmasan olmaz mı, Defne?”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Ne yaptım yine?”

Cevap vermedi. Annem mutfaktan çıkıp masaya oturmamı söyledi. Küçük kız kardeşim Elif de odasından geldiğinde hepimiz sofraya oturduk.

Ancak kimse yemek yemiyordu.

Babamın yüzündeki ifade içimi huzursuz etmişti.

“Baba, bir sorun mu var?”

Babam çatalını bıraktı.

“Defne, seninle konuşmamız gerekiyor.”

İçimde kötü bir his belirdi.

“Ne hakkında?”

Bir süre sustu. Ardından derin bir nefes aldı.

“İşlerimiz bir süredir kötü gidiyor. Bazı borçlarımız var.”

“Tamam, borç olabilir. Bunun için neden hepiniz böyle davranıyorsunuz?”

Emir başını öne eğdi.

Babam gözlerimin içine baktı.

“Borçlu olduğumuz aile Karahan ailesi.”

Elimdeki çatalı masaya bıraktım.

Karahan ailesi…

Şehirde adını duymayan yoktu. Güçleri, servetleri ve kimsenin karşılarına çıkmaya cesaret edemediği işleriyle tanınırlardı. Ailenin en büyük oğlu Karan Karahan ise hepsinden farklıydı.

Yirmi sekiz yaşında, soğuk, sert ve tehlikeli bir adamdı. İnsanların onun yanında iki kez düşünmeden konuşamadığı söylenirdi.

“Ne kadar borcumuz var?” diye sordum.

Babam cevap vermekte zorlandı.

“Çok fazla, kızım. Bunu ödememiz mümkün değil.”

“Peki, ne yapacağız?”

Babam gözlerini kaçırdı.

“Karahan ailesi bir anlaşma önerdi.”

Annemin gözleri doldu.

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

“Nasıl bir anlaşma?”

Babam sustu.

Sonra hayatımın en korkunç cümlesini söyledi.

“Sen Karan Karahan'la evleneceksin.”

Bir an nefes alamadım.

“Ne?”

“Bu evlilik karşılığında borçlarımız silinecek.”

Ayağa kalktım.

“Şaka yapıyorsun, değil mi?”

Kimse cevap vermedi.

“Baba, ben o adamı tanımıyorum bile! Neden onunla evleneyim?”

“Defne, başka çaremiz yok.”

“Benim hayatım hakkında nasıl böyle bir karar verebilirsiniz?”

Gözlerim anneme kaydı.

“Anne, sen de mi bunu kabul ediyorsun?”

Annem ağlamaya başladı.

“Bizi affet, kızım.”

O an içimde bir şey kırıldı.

“Ben kimsenin borcunun karşılığı değilim!”

Odama koşup kapıyı kapattım. Küçük kız kardeşim Elif arkamdan gelmek istedi ama onu bile görmek istemiyordum. Ağabeyim Emir'in koridorda babamla tartıştığını duyuyordum.

“Onu bu işe nasıl karıştırırsın baba? O benim kardeşim!”

Babamın cevabını duyamadım.

O gece hiç uyumadım. Hayatımın başkalarının elinde bir pazarlığa dönüştüğünü düşünüyordum.

Üstelik bilmediğim bir şey daha vardı.

Aynı saatlerde, şehrin diğer ucundaki Karahan malikanesinde de başka bir kavga yaşanıyordu.

Karahan Malikanesi

“Ben o kızla evlenmeyeceğim.”

Karan Karahan'ın sesi büyük salonda yankılandı.

Babası Selim Karahan, oğlunun karşısında dimdik duruyordu. Annesi Leyla sessizce onları izlerken yirmi dört yaşındaki Aras koltuğuna yaslanmış, konuşmaları dinliyordu. Karan'ın yirmi iki yaşındaki kız kardeşi Duru ise endişeli gözlerle ağabeyine bakıyordu.

Selim Bey masaya elini vurdu.

“Bu evlilik yapılacak!”

Karan alaycı bir gülümsemeyle başını salladı.

“Benim hayatıma da mı sen karar vereceksin?”

“Bu yalnızca senin hayatınla ilgili değil. Bu anlaşma iki aile için de gerekli.”

“Beni ilgilendirmiyor.”

Selim Bey oğluna yaklaştı.

“Bazen ailen için istemediğin şeyleri yapmak zorunda kalırsın.”

Karan'ın çenesi gerildi.

“Ailem için çok şey yaptım. Ama hayatımı tanımadığım bir kadınla birleştirmeyeceğim.”

Aras araya girdi.

“Baba, Karan haklı. En azından kızı tanımadan böyle bir karar vermek—”

“Bu konu kapandı!” diye bağırdı Selim Bey.

Karan bir süre babasına baktıktan sonra ceketini aldı.

“Bu evliliği kabul etmiyorum.”

Ardından salondan çıktı.

Ama kapıya ulaştığında babasının son sözleri onu durdurdu.

“Yarın Yılmaz ailesinin evine gidiyorsun. O kızla tanışacaksın. Sonrasını da birlikte göreceğiz.”

Karan arkasına dönmedi.

Çünkü o da bu evliliği istemiyordu.

Ve hayatına kimin gireceğine başkalarının karar vermesine izin vermeye hiç niyeti yoktu.

Ertesi Gün

Kapının zili çaldığında odamdaki yatağa oturmuş, ne yapacağımı düşünüyordum.

Annem kapıyı açtı.

Ardından salondan babamın heyecanlı sesi duyuldu.

“Hoş geldiniz.”

Merakla kapıya çıktım.

Siyah takım elbise giymiş, uzun boylu bir adam kapının önünde duruyordu. Koyu renk gözleri etrafı dikkatle inceliyordu. Arkasında iki adam daha vardı.

Babam hemen bana döndü.

“Defne, gel kızım.”

Olduğum yerde kaldım.

“Bu, Karan Bey'in kendisi.”

Dünyanın durduğunu hissettim.

Karan Karahan karşımdaydı.

Adam gözlerini bana çevirdi. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden beni inceledi.

Sonra soğuk bir sesle konuştu.

“Demek benimle evlenecek olan kız sensin.”

İçimdeki korkuya rağmen başımı dik tuttum.

“Ben kimseyle evlenmek istemiyorum.”

Babam hemen araya girdi.

“Defne!”

Ama Karan elini kaldırarak onu susturdu.

Bakışları yeniden bana döndü.

“Güzel. En azından bu konuda aynı fikirdeyiz.”

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

“Ne demek istiyorsun?”

Karan ceketinin düğmesini açıp koltuğa oturdu.

“Ben de bu evliliği istemiyorum.”

İlk kez kendimi biraz olsun anlaşılmış hissettim. Ama ardından söylediği sözler bütün umutlarımı söndürdü.

“Fakat ailelerimiz bu anlaşmayı yapmış. İkimizin ne istediğiyle ilgilenen yok gibi görünüyor.”

Ona öfkeyle baktım.

“Öyleyse git ve bu evliliği reddet!”

Karan'ın yüzü sertleşti.

“Bana emir vermeye alışma, Defne Yılmaz.”

“Ben de hayatımı mahvedecek bir adama boyun eğmeye alışmayacağım!”

Salondaki herkes sessizliğe gömüldü.

Karan ayağa kalktı ve bana doğru birkaç adım attı.

“Beni tanımıyorsun.”

“Tanımak da istemiyorum!”

Gözlerini gözlerimden ayırmadı.

“Güzel. Çünkü ben de seni tanımak için gelmedim.”

Bir an durdu.

“Bu evliliğin nasıl gerçekleşeceğini konuşmaya geldim.”

Kalbim yeniden hızlanmaya başladı.

O an anladım ki ailelerimiz kararlarını çoktan vermişti.

Ve biz, birbirimizi tanımayan iki yabancı, istemediğimiz bir geleceğe doğru sürükleniyorduk.

Ama Karan'ın bilmediği bir şey vardı: Bu evliliği kabul etmemek için yalnızca kendisi mücadele etmeyecekti. Ben de sonuna kadar savaşacaktım.

Ve hiçbirimiz, bu anlaşmanın yıllardır saklanan gerçeklerle nasıl bir ilgisi olduğunu henüz bilmiyorduk.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.