İçeriğe geç

Zombi Salgını

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Zombi Salgını

Bölüm 3

3.bölüm

Çığlıktan sonra zaman garip bir hâl aldı. Dakikalar mı geçti, saniyeler mi bilmiyorum. Saatime bakmadım. Baksam da anlamı olmayacaktı zaten. Zaman, artık dışarıdaki dünyaya aitti. Biz içerideydik. Herkes aynı yerdeydi ama kimse aynı düşüncede değildi. Bunu hissediyordum. Sessizlik uzadıkça, içimizde birikenler ağırlaşıyordu. Yavuz kapıya yaklaştı. Kapıyı açmadı. Sadece kulağını dayadı. “Bir ses var mı?” diye sordum. Başını yavaşça iki yana salladı. “Yok,” dedi. “Ama bu iyi bir şey değil.” Zeynep kanepeye oturmuştu. Dizlerini karnına çekmişti. Gözleri doluydu ama ağlamıyordu. Sanki ağlarsa bir şeyler geri dönmeyecekmiş gibi kendini tutuyordu. “Belki yanlış anladık,” dedi kısık sesle. “Belki biri düştü. Belki—” “Zeynep,” dedi Elif yumuşak ama net bir tonla. “Bu bir düşme sesi değildi.” Zeynep sustu. Mert salonun içinde dolaşıyordu. Sürekli yer değiştiriyordu. Camdan kapıya, kapıdan mutfağa. “Tamam,” dedi sonunda. “Bence bu binada kalmak daha güvenli. Dışarı çıkmak zaten yasak.” “Ya buraya gelirse?” dedi Emir. Bu soru havada asılı kaldı. “Kim?” demedi kimse. Hepimiz ne demek istediğini anlamıştık. Efe yine sessizdi. Ama bu sefer telefonuna bakmıyordu. Pencereye yaklaşmıştı. Camın önünde duruyordu ama perdeyi aralamıyordu. Sanki bakmadan da görüyordu. “Bir şey söyleyeceğim,” dedi sonunda. Herkes ona döndü. “Bu sadece bir olay değil,” dedi. “Haberlerde gördük. Bu yaygın. Yani… bir yerden bir yere taşınıyor.” “Ne taşınıyor?” dedi Mert sabırsızca. Efe bir an durdu. “Ne olduğunu bilmiyorum,” dedi. “Ama normal değil. Ve geçmeyecek.” İçim ürperdi. Çünkü ilk defa biri, bunu yüksek sesle söylüyordu. Televizyon bir anda kendi kendine sesini açtı. Hepimiz irkildik. Ekranda görüntüler vardı bu kez. Canlı değildi. Kayıttı. Bir hastane koridoru. Terk edilmiş gibiydi. Bir sedye devrilmişti. Işıklar yanıp sönüyordu. Spiker konuşmuyordu. Alt yazı geçiyordu. “Yayılma kontrol altına alınamıyor.” Nefesim kesildi. “Temas uyarısı.” Zeynep elini ağzına kapattı. “Temas ne demek?” diye fısıldadı. Cevabı ben de bilmiyordum. Ama öğrenmek istemediğimi biliyordum. Bir anda aşağıdan bir ses geldi. Bu sefer çığlık değildi. Bir şey sürükleniyordu sanki. Ağır. Düzensiz. Yavuz kapıya doğru bir adım attı, sonra durdu. “Kimse kapıyı açmıyor,” dedi. “Kimse.” Mert başını salladı. “Açmayız,” dedi. Ama sesi titredi. Ben o an şunu fark ettim: Artık dışarıyı merak etmiyorduk. Artık içeride güvende olup olmadığımızı sorguluyorduk. Efe perdeyi bir parmak araladı. “Ela,” dedi. “Bakma.” Ama çok geçti. Sokağın başında biri vardı. Yürümüyor gibiydi. Durmuyordu da. Sadece… yaklaşıyordu. Ve o an anladım: Bu binada kalmak bir seçim değildi. Sadece ilk karardı.

Bölüm sonu

2 yorum