Çığlıktan sonra kimse konuşmadı. Sanki ses, sadece aşağıdan değil, içimizin bir yerinden gelmişti. Hepimiz aynı anda susmuştuk. Televizyon açıktı ama kimse bakmıyordu. Spiker konuşmaya devam ediyordu belki de, bilmiyorum. Çünkü kulaklarım uğulduyordu. Zeynep’in eli perdenin ucunda kaldı. Çekmedi. Açmadı. Olduğu yerde dondu. Mert’in az önceki gülümsemesinden eser yoktu. Gözleri sabitlenmişti. İlk defa onu bu kadar sessiz görüyordum. “Duyan oldu mu?” dedi Emir fısıltıyla. Kimse cevap vermedi. Çünkü hepimiz duymuştuk. Ama kimse bunu kabul etmek istemiyordu. Kalbim hızlanmıştı. Göğsümün içi daralıyordu. Aklımdan saçma bir düşünce geçti: Belki yanlış duymuşuzdur. Ama o çığlık yanlış duyulacak türden değildi. Çok netti. Çok insandı. Yavuz ayağa kalktı. Salonda iki adım attı, sonra durdu. “Bu binadan geldi,” dedi. “Alt katlardan.” “Kesin bir şey olmuştur,” dedi Mert. Ama sesi kendine bile inandırıcı gelmiyordu. Elif ellerini kavuşturmuştu. Sürekli aynı hareketi yapıyordu; parmaklarını birbirine sürtüyordu. Korktuğunda hep böyle yapardı. “Polisi arayalım,” dedi. Telefonumu çıkardım. Tekrar denedim. Şebeke yok. Efe ilk kez konuştu. “Kimseyi arayamayız,” dedi sakin ama sert bir sesle. “Zaten söylediler. Hatlar kesik.” O an fark ettim. Efe başından beri daha sessizdi. Daha dikkatli. Sanki bir adım sonrasını düşünüyordu. Zeynep perdeyi yavaşça kapattı. “Bir daha çığlık gelirse…” dedi ama cümleyi bitiremedi. Hepimiz dinlemeye başladık. Ayak sesi var mı diye. Bağırış var mı diye. Hiçbir şey yoktu. Bu, çığlıktan daha korkutucuydu. Televizyondan gelen ses tekrar netleşti. Spiker aynı cümleleri tekrarlıyordu. “Evlerinizden çıkmayınız.” “Kapılarınızı kapalı tutunuz.” “Bu bir tatbikat değildir.” Mert kumandayı alıp sesi kıstı. “Tamam,” dedi. “Panik yok. Kimse dışarı çıkmıyor.” “Ya biri yardıma muhtaçsa?” dedi Zeynep. O cümle odada asılı kaldı. Çünkü hepimizin aklından aynı şey geçiyordu ama kimse yüksek sesle söylemek istemiyordu: Ya yardım eden olursak? Ben pencereye doğru bir adım attım, sonra durdum. Camın arkasında karanlık vardı. Sokak lambası yanıyordu ama ışığı yetmiyordu. Aşağıyı göremiyordum. İçimde bir his vardı. Bu, tek bir çığlık değildi. Bu, bir zincirin ilk halkasıydı. Ve biz, henüz neyin içine çekildiğimizi bilmiyorduk.
Bölüm 2
2. Bölüm
Bölüm sonu
3 yorum
AHMET BAK DÜŞME HA(KESİN YARDIMA GİDECEK BU SALAKLAR OTURUN ULAN OTURDUĞUNUZ YERDE)
https://cizgi.studio/eser/kul-evi-33fd85
https://cizgi.studio/eser/kul-evi-33fd85

