İçeriğe geç

Zombi istilasi

Bölüm 9 · 2 dk okuma

Zombi istilasi

Bölüm 9

9. Bölüm

Kırılma Noktası

Hastanenin koridorları artık eskisi gibi değildi.

Birkaç saat öncesine kadar insanların telaşla koşuşturduğu o düzenli ortamın yerini korku almıştı.

Hemşireler hastaları güvenli odalara taşımaya çalışıyor, doktorlar neyle karşı karşıya olduklarını anlamak için dosyaları karıştırıyordu.

Kimse bunun adını koyamıyordu.

Ama herkes aynı soruyu soruyordu.

“Bu nasıl başladı?”

Tolga laboratuvara girer girmez bilgisayarın başına geçti.

Ekranda hastanenin farklı bölümlerinden gelen hasta kayıtları peş peşe açılıyordu.

Nazlı dosyaları incelerken sessizliği bozdu.

“Tolga…”

“Hımm?”

“Bu kişiler birbirlerini tanımıyor.”

Tolga başını kaldırdı.

“Biri çocuk servisinden… biri yoğun bakımdan… biri de kantinde çalışan görevli.”

Nazlı derin bir nefes aldı.

“Tek ortak noktaları bu hastanede bulunmuş olmaları.”

Tolga sandalyesinden kalktı.

“Demek ki düşündüğümüz doğru.”

“Polenler…”

“Evet.”

O sırada Kuzey telaşla laboratuvara girdi.

Elinde bir tablet vardı.

“Şehirdeki diğer hastaneler de vaka bildirmeye başlamış.”

Nazlı şaşkınlıkla ona döndü.

“Nasıl olabilir? Polenler bu binadan dışarı çıkmış olamaz.”

Kuzey tableti masaya bıraktı.

“Hastaların yakınları, ambulans ekipleri, ziyaretçiler… Kimse bunun bulaşıcı olabileceğini bilmiyordu. İnsanlar hastaneden çıkıp normal hayatlarına devam etti.”

Odanın içinde ağır bir sessizlik oluştu.

Tolga pencereye yürüdü.

Aşağıdaki bahçede onlarca insan telefonla konuşuyor, yakınlarını bekliyor, ambulansların gelişini izliyordu.

Her şey hâlâ normal görünüyordu.

Ama Tolga artık o kalabalığa farklı gözle bakıyordu.

Felaket bazen sessiz başlardı.

Bir hemşire kapıyı çalarak içeri girdi.

“Doktor Tolga.”

“Evet?”

“Güvenlik odasından çağırıyorlar.”

“Neden?”

“Hastanenin kamera kayıtlarında garip görüntüler var.”

Üçü birlikte güvenlik merkezine geçti.

Güvenlik amiri görüntüleri ekrana yansıttı.

“Şuraya dikkat edin.”

Kamera görüntüsünde Ahmet görünüyordu.

Koridorda tek başına yürüyordu.

Kimseye saldırmıyordu.

Sadece…

İnsanları izliyordu.

Bir kadın yanından geçti.

Ahmet dönüp arkasından baktı.

Sonra yürümeye devam etti.

Bir çocuk koşarak önünden geçti.

Yine sadece baktı.

Nazlı şaşkınlıkla fısıldadı.

“Saldırmıyor…”

Tolga dikkatle görüntüyü izliyordu.

“Çünkü kendini hâlâ kontrol etmeye çalışıyor.”

Tam o sırada görüntüde yaşlı bir adam dengesini kaybedip yere düştü.

Elindeki poşet yere saçıldı.

Yaşlı adamın avucunda küçük bir kesik açılmıştı.

Yere birkaç damla kan düştü.

Ahmet bir anda durdu.

Başını yavaşça çevirdi.

Sanki o ana kadar duymadığı bir sesi duymuş gibiydi.

Burnundan derin bir nefes çekti.

Gözbebekleri büyüdü.

Yüzündeki ifade değişti.

Tolga ayağa fırladı.

“Ekranı durdurma…”

Kimse nefes almıyordu.

Ahmet ağır adımlarla yaşlı adama doğru yürüdü.

Her adımında sanki kendiyle mücadele ediyordu.

Dudakları titredi.

“Git…”

Yaşlı adam korkuyla geri çekilmeye çalıştı.

Ahmet iki eliyle başını tuttu.

“Git…”

Bir anlığına eski Ahmet geri dönmüş gibiydi.

Sonra…

Bir çığlık attı.

Kamera görüntüsü sarsıldı.

Koridordaki insanlar panikle kaçışmaya başladı.

Güvenlik görevlileri Ahmet’in önünü kesmeye çalıştı.

O an odadaki herkesin yüzü bembeyaz oldu.

Kimse konuşamıyordu.

Tolga yavaşça sandalyeye oturdu.

“Başladı…”

Nazlı gözlerini ekrandan ayıramıyordu.

“Artık bunu durdurmak çok zor olacak.”

Tam o sırada Tolga’nın telefonu çaldı.

Arayan annesiydi.

Telefon birkaç saniye boyunca çalmaya devam etti.

Tolga ekrana baktı.

Sonra telefonu sessize aldı.

Nazlı şaşkınlıkla sordu.

“Neden açmadın?”

Tolga gözlerini kapattı.

“Çünkü şu an ilk kez doktor olmamla oğul olmam arasında seçim yapmak zorundayım.”

O cümleden sonra odada derin bir sessizlik oldu.

Ve dışarıdan peş peşe ambulans sirenleri yükselmeye başladı.

Şehir, henüz farkında olmasa da…

Artık eski şehir değildi.

Bölüm sonu

2 yorum