Yutan Sarmaşık normal bir etçil bitki değil. Genetik olarak değiştirilmiş bir tür. Kanserli hücreleri yenileyebilecek proteinler üretmesi için üzerinde yıllardır çalışılıyor. Fakat beklenmeyen bir mutasyon geçiriyor. Bu mutasyonla birlikte polenleri artık sadece bitkiyi çoğaltmaya değil, canlı hücreleri ele geçirmeye başlıyor.
BÖLÜM 3
İlk Hata
Tolga, fanusun etrafında yavaşça dolaştı.
Camın iç yüzeyine yapışan altın sarısı polenleri dikkatle inceliyordu.
“Bu mümkün değil…” diye mırıldandı.
Nazlı da yanına geldi.
“Neden bu kadar şaşırdınız? Sonuçta bitkiler polen üretir.”
Tolga başını iki yana salladı.
“Evet, üretir. Ama bu tür üretmez. En azından laboratuvar ortamında üretmemesi gerekiyordu.”
Kuzey kaşlarını çattı.
“Yani bir şeyler ters gidiyor.”
“Sanırım…”
Tam o sırada laboratuvarın diğer ucundan hafif bir vızıltı duyuldu.
Üçü de aynı anda sesin geldiği tarafa döndü.
Sarı siyah çizgili küçük bir arı, tavana yakın lambaların etrafında dönüyordu.
Nazlı şaşkınlıkla güldü.
“Buraya arı nasıl girmiş olabilir?”
Kuzey omuz silkti.
“Geçen hafta seranın kapısını açık bırakmışlardı. Belki o zamandan kalmıştır.”
Tolga’nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Hayır…”
Nazlı ona baktı.
“Ne oldu?”
Tolga’nın sesi bu kez çok daha sertti.
“O arıyı hemen yakalayın!”
“Neden?”
“Çünkü o bitki çiçek açtığında yaydığı kimyasallar sadece böcekleri çekmek için değil…”
Sözünü bitiremeden arı doğruca fanusun üzerine kondu.
Bitkinin yaprakları bir anda açıldı.
İncecik yeşil uzantılar yıldırım hızıyla arıya doğru fırladı.
Nazlı irkilerek geri çekildi.
“İnanamıyorum…”
Arı son anda kurtulmayı başardı.
Ama kaçarken kanatları altın renkli polenlerle kaplandı.
Vızıldayarak laboratuvarın içinde hızla dolaşmaya başladı.
Tolga elindeki ağı kaptığı gibi peşinden koştu.
“Kuzey! Havalandırmayı kapat!”
Kuzey kontrol paneline yöneldi.
Parmakları tuşların üzerinde gezindi.
“Ekran donmuş!”
“Nazlı, kapıları kapat!”
Nazlı koşarak otomatik kapıları devreye soktu.
Tam o anda arı havalandırma ızgarasının üzerine kondu.
Kanatlarını birkaç kez çırptı.
Altın renkli polenler, görünmez bir sis gibi ızgaranın içine çekildi.
Laboratuvarın sessizliği yerini boğuk bir uğultuya bıraktı.
Tolga’nın yüzü bembeyaz olmuştu.
“Hayır…”
Nazlı endişeyle ona baktı.
“Sadece birkaç polen tanesi. Bu kadar korkacak ne olabilir?”
Tolga gözlerini havalandırma kanalından ayırmadan cevap verdi.
“Keşke sıradan polen olsaydı.”
“O zaman nedir?”
Tolga derin bir nefes aldı.
“Bu bitkinin polenleri canlı hücrelere tutunabiliyor.”
Nazlı’nın kalbi hızlandı.
“Yani…”
“Eğer tahmin ettiğim şey doğruysa…”
Tolga cümlesini tamamlayamadı.
Çünkü laboratuvarın havalandırma sistemi çalışmaya başlamıştı.
Ve artık o polenler yalnızca bu odada değildi.
Binanın her katına doğru sessizce yayılıyorlardı…
Devam edecek…🧟♀️🌿🧟
