İçeriğe geç

Zombi istilasi

Bölüm 15 · 5 dk okuma

Zombi istilasi

Bölüm 15

15. Bölüm

ilk başarı: mor sarmaşık

Seranın önündeki kalabalık camlara vurmaya devam ederken Tolga elindeki küçük tüpe baktı.

İçinde birkaç damla vardı.

Aylarca aradıkları çözüm belki de avucunun içindeydi.

Annesi sessizce yanına geldi.

— Emin misin?

Tolga başını kaldırdı.

— Hayır.

Kuzey şaşkınlıkla ona baktı.

— Bunu böyle rahat söylemen hiç güven vermedi.

Tolga gözlerini camın arkasındaki Hasan’a çevirdi.

— Ama başka seçeneğimiz yok.

Nazlı yavaşça başını salladı.

— Hasan üzerinde deneyebiliriz.

— Ya işe yaramazsa?

Nazlı birkaç saniye sustu.

— O zaman en azından neyle karşı karşıya olduğumuzu öğreniriz.

Hasan seranın dışında dizlerinin üzerine çökmüştü.

Başını ellerinin arasına almıştı.

Tolga kapıya doğru ilerledi.

— Hasan!

Hasan başını kaldırdı.

Gözleri kırmızıydı.

Ama onu tanıdı.

— Tolga…

— Seni kurtaracağız.

Hasan’ın dudakları titredi.

— Beni… içeri alma.

Tolga’nın gözleri doldu.

— Seni burada bırakmayacağım.

Annesi seranın içindeki küçük yan kapıyı açtı.

Hasan içeri girdiğinde herkes birkaç adım geri çekildi.

Tolga yaklaşmadı.

Elindeki tedaviyi hazırladı.

— Hasan, biraz acıyabilir.

Hasan başını salladı.

— Yeter ki… beni kurtar.

Tolga tedaviyi uyguladı.

İlk birkaç saniye hiçbir şey olmadı.

Sonra Hasan’ın vücudu titremeye başladı.

Dizlerinin üzerine çöktü.

Nazlı korkuyla bir adım attı.

— Tolga!

— Bekle!

Hasan nefes almakta zorlanıyordu.

Bir süre sonra titremeleri azaldı.

Kırmızı gözlerindeki yoğunluk yavaş yavaş kayboldu.

Hasan başını kaldırdı.

— Su…

Kuzey hemen su uzattı.

Hasan bardağı iki eliyle tuttu.

İçti.

Sonra Tolga’ya baktı.

— Ben neredeyim?

Tolga’nın yüzünde inanılmaz bir şaşkınlık oluştu.

— Bizi hatırlıyor musun?

Hasan kaşlarını çattı.

— Tabii ki.

Tolga derin bir nefes aldı.

— İşe yaradı.

Nazlı gülümsedi.

— İlk insan.

Annesi ise hemen uyardı:

— Hayır. İlk insan değil.

Herkes ona baktı.

— İlk başarılı insan.

Hasan’ın iyileşmesinden sonra ekip zaman kaybetmedi.

Hastaneden kurtarabildikleri birkaç enfekte kişi seraya getirildi.

Tedavi tek tek uygulandı.

İlk hastada sonuç alındı.

İkincisinde de.

Üçüncüsünde ise beklenmedik bir şey oldu.

Hasta önce sakinleşti, ardından yeniden saldırganlaştı.

Tolga hemen geri çekildi.

— Doz yetmedi.

Annesi başını salladı.

— Hayır. Vücudu farklı tepki veriyor.

Nazlı notları inceledi.

— Her enfekte aynı sürede dönüşmüyor. Belki hastalığın aşamasına göre tedavi değişiyor.

Tolga ona baktı.

— O zaman daha erken müdahale etmeliyiz.

Kuzey başını salladı.

— Yani ne kadar geç kalırsak, kurtarma ihtimalimiz o kadar azalıyor.

Tolga cevap vermedi.

Çünkü bunun ne anlama geldiğini biliyordu.

Şehirde binlerce insan vardı.

Ve zamanları yoktu.

Tam o sırada Nazlı’nın elindeki cam tüp yere düştü.

Çıt.

Cam kırıldı.

İçindeki sıvı yere yayıldı.

Nazlı refleksle geri çekildi.

Ama yerdeki kırık cam parçası eline değdi.

— Ah!

Tolga hemen yanına koştu.

— Nazlı!

Nazlı eline baktı.

Küçük bir kesik vardı.

— Bir şey yok.

Tolga’nın yüzü değişti.

— Elini yıka.

— Tolga, sadece küçük bir çizik.

— Nazlı, hemen!

Nazlı onun ses tonunu duyunca sustu.

Annesi de yaklaşmıştı.

— Kesik, bulaşmış sıvıyla temas etti mi?

Nazlı cevap vermeden önce yere baktı.

Kırılmış tüpün içindeki sıvı hâlâ elinin kenarındaydı.

Bir an sessizlik oldu.

Tolga’nın yüzündeki ifade değişti.

— Hayır…

Nazlı ona baktı.

— Ne?

— Enfekte örnekti.

Nazlı’nın yüzü soldu.

Kuzey hemen dezenfektan getirdi.

Ama çok geçti.

Nazlı birkaç saniye sonra başını tuttu.

— Başım dönüyor.

Tolga onu tuttu.

— Otur.

— İyiyim.

— Nazlı, otur!

Nazlı sandalyeye çöktü.

Gözlerini kapattı.

— Tolga…

— Buradayım.

— Çok uykum geldi.

Tolga’nın kalbi hızlandı.

Çünkü bu, hastalığın ilk belirtilerinden biriydi.

Ama Nazlı saldırganlaşmadı.

Bağırmadı.

Kimseye saldırmadı.

Sadece gözlerini kapattı.

Ve derin bir uykuya daldı.

Saatler geçti.

Nazlı hâlâ uyuyordu.

Nefesi düzenliydi.

Kalp atışı normaldi.

Ama uyandırılamıyordu.

Tolga başından ayrılmıyordu.

— Ne olur uyan…

Annesi mikroskop sonuçlarını inceliyordu.

— İlginç.

Tolga hemen döndü.

— Ne buldun?

— Nazlı’nın vücudundaki değişim diğer hastalardan farklı.

— Nasıl?

— Hastalık ilerlemiyor.

Tolga ayağa kalktı.

— Ne?

— Sanki bir şey onu durduruyor.

Kuzey ekrana baktı.

— Kendi bağışıklığı mı?

Annesi başını salladı.

— Hayır.

Sonra gözleri seranın arka tarafındaki bitkilere kaydı.

Mor renkli sarmaşığı gördü.

— O olabilir.

Tolga sarmaşığa baktı.

— Mor sarmaşık mı?

— Evet.

— Bununla ne ilgisi var?

Annesi yavaşça konuştu.

— Nazlı enfekte olduğunda kanındaki değişim başladı. Ama diğer hastalardan farklı olarak tamamen dönüşmedi.

Tolga’nın aklına geldi.

— Çünkü mor sarmaşık mı?

— Belki.

Kuzey kaşlarını kaldırdı.

— Denemek zorundayız.

Tolga birkaç saniye Nazlı’ya baktı.

Sonra karar verdi.

— Hazırlayın.

Annesi mor sarmaşığın küçük bir parçasını aldı.

Bu kez herkes çok daha dikkatliydi.

Bitkinin özünü hazırladılar.

Tolga Nazlı’nın yanına oturdu.

Elini tuttu.

— Beni duyuyorsan…

Nazlı tepki vermedi.

— Lütfen dayan.

Tedaviyi uyguladılar.

İlk dakikalarda hiçbir değişiklik olmadı.

Tolga başını eğdi.

— Olmadı.

Nazlı’nın parmakları hafifçe hareket etti.

Tolga bir anda doğruldu.

— Bekleyin.

Nazlı derin bir nefes aldı.

Göz kapakları titredi.

Sonra gözlerini açtı.

Tolga dondu.

Nazlı ona baktı.

— Tolga?

Tolga’nın gözleri doldu.

— Buradayım.

Nazlı birkaç saniye etrafına baktı.

— Ben ne kadar uyudum?

Kuzey gülerek nefes verdi.

— Fazla.

Nazlı başını kaldırmaya çalıştı.

— Her şeyi hatırlıyorum.

Tolga onun elini daha sıkı tuttu.

— Bizi korkuttun.

Nazlı hafifçe gülümsedi.

— Seni de mi?

Tolga cevap vermedi.

Sadece ona baktı.

Annesi ise mikroskop ekranına bakıyordu.

Yüzündeki ifade değişti.

— Tolga…

Tolga döndü.

— Ne oldu?

Kadın ekrandaki görüntüyü gösterdi.

Nazlı’nın hücrelerindeki değişim durmuştu.

Ama daha önemlisi…

Enfeksiyonun etkisi tamamen ortadan kalkmaya başlamıştı.

Annesi fısıldadı:

— Mor sarmaşık sadece hastalığı durdurmuyor.

Tolga yaklaştı.

— Ne yapıyor?

Kadın gözlerini ekrandan ayırmadan cevap verdi:

— Hastalığın vücuttaki etkisini geri çeviriyor.

Serada sessizlik oldu.

Tolga yavaşça Nazlı’ya baktı.

Nazlı da ona bakıyordu.

Ve ikisi aynı anda aynı şeyi anladı.

Artık ellerinde yalnızca bir umut yoktu.

Bir tedavi vardı.

Ama onları bekleyen asıl soru şuydu:

Bu tedaviyi binlerce insana ulaştırmak için ne kadar zamanları kalmıştı?

Bölüm sonu

2 yorum