İçeriğe geç

Zombi Aşkım

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Zombi Aşkım

Bölüm 3

3.Bölüm: Karanlığın İçindeki Ses

Dila'dan:

Tak... Tak... Tak...

Havalandırmanın içinde yankılanan metal sesleri ikimizin de nefesini kesmişti.

Karanlığın içinde olduğumuz için önümüzü zar zor görebiliyorduk. Telefonumu cebimden çıkarıp fenerini açmaya çalıştım.

Şarjım sadece %14'tü.

"Bunu dikkatli kullanmam lazım..." diye düşündüm.

Feneri açınca havalandırmanın içi aydınlandı. Her yer örümcek ağları ve kalın bir toz tabakasıyla kaplıydı.

Doğukan nefes nefese yanıma geldi.

Doğukan "Ses önden geldi."

Başımı salladım.

İkimiz de konuşurken sesimizi olabildiğince alçaltıyorduk.

Bir süre hiçbir ses çıkmadan ilerledik.

Sadece dizlerimizin metale sürtünme sesi duyuluyordu.

Derken...

Tak...

Ses tekrar geldi.

Bu kez çok daha yakından.

Refleks olarak Doğukan'ın kolunu tuttum.

Dila "Sence... biri mi var?"

Doğukan cevap vermedi.

Onun yüzüne baktığımda bembeyaz kesildiğini fark ettim.

Yaralandığından beri çok farklı görünüyordu.

Alnında ter damlaları oluşmuştu.

Dudakları da eskisinden daha solgundu.

Dila "İyi misin?"

Doğukan zorla gülümsedi.

Doğukan "İyiyim."

Yalan söylediğini anlamıştım.

Ama üzerine gitmedim.

Tam o sırada ileride küçük bir ışık gördük.

Havalandırmanın çıkışı olmalıydı.

İkimiz de hızlandık.

Çıkış kapağı hafif aralıktı.

Doğukan kapağı yavaşça itti.

Gıcırdayan ses ikimizi de irkiltti.

Aşağı baktığımızda okulun kütüphanesine çıktığımızı fark ettik.

Burası sessizdi.

Çok sessiz...

Bu sessizlik bana hiç güven vermiyordu.

Önce ben aşağı indim.

Sonra Doğukan da sessizce yanıma atladı.

Kapıyı tekrar kapattık.

Kütüphanedeki rafların arasında kimse görünmüyordu.

Yerde onlarca kitap vardı.

Masalar devrilmişti.

Camlardan biri kırılmıştı.

Dışarıdan ambulans sirenleri duyuluyordu.

Ama yardım eden kimse yoktu.

Şehir sanki tamamen durmuştu.

---

Doğukan'dan:

Kolumdaki yara zonklamaya başlamıştı.

Az önce uyuşmuştu.

Şimdi ise dayanılmaz şekilde yanıyordu.

Dila fark etmesin diye kolumu arkamda tutuyordum.

O zaten yeterince korkmuştu.

Bir anda burnuma çok ağır bir koku geldi.

Kan...

Bu kokuyu normalden çok daha net alabiliyordum.

Başımı salladım.

"Ne oluyor bana?"

Kendime bunu sormaktan yorulmuştum.

Dila raftan bir su şişesi buldu.

Dila "Bak! Su buldum."

Şişeyi bana uzattı.

Kapağını açtım.

Ama nedense içmek istemedim.

Boğazım kuruyordu.

Fakat su bana hiç çekici gelmiyordu.

Bu durum beni daha da korkuttu.

Şişeyi geri uzattım.

Doğukan "Sen iç."

Dila şaşırdı.

Dila "Senin daha çok ihtiyacın var."

Doğukan "İstemiyorum."

Dila bir şey demedi.

Sessizce suyu içti.

---

Dila'dan:

Doğukan'ın davranışları gittikçe değişiyordu.

Bu hiç normal değildi.

İçimde kötü bir his vardı.

Ama bunu ona belli etmek istemiyordum.

Tam konuşacakken...

Alt kattan cam kırılma sesi geldi.

İkimiz de irkildik.

Ardından ayak sesleri...

Biren fazla kişi vardı.

Doğukan hemen önümde durdu.

Beni korumaya çalışıyordu.

Ayak sesleri merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı.

Kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki sesini herkes duyacaktı.

Doğukan fısıldadı.

Doğukan "Masaların altına."

Hemen büyük bir çalışma masasının altına girdik.

Nefesimizi tuttuk.

Ayak sesleri giderek yaklaşıyordu.

Bir...

İki...

Üç...

Tam sekiz kişi...

Hepsi okul üniforması giyiyordu.

Ama yüzleri tanınmayacak kadar değişmişti.

Kolları kan içindeydi.

Yavaş yavaş rafların arasında dolaşıyorlardı.

Bir tanesi durdu.

Başını bizim olduğumuz tarafa çevirdi.

Hırıltı çıkarmaya başladı.

Dila "Bizi gördü mü?"

Doğukan başını hafifçe salladı.

Henüz emin değildi.

O sırada cebimdeki telefon titredi.

Mesaj sesi...

İkimiz de dona kaldık.

Telefonumu sessize almayı unutmuştum.

Enfektelerin hepsi aynı anda başlarını bize çevirdi.

Doğukan'ın gözleri büyüdü.

Doğukan "Koş!"

Masanın altından çıktığımız gibi kütüphanenin diğer ucuna doğru koşmaya başladık.

Arkamızdan gelen hırıltılar bütün binayı dolduruyordu.

Enfekteler peşimizi bırakmıyordu.

Koridora çıktığımız anda karşıdan da üç enfekte geldi.

Sıkışmıştık.

Dila "Doğukan!"

Doğukan hızla etrafına baktı.

Sağ tarafta "Fen Laboratuvarı" yazısını gördü.

Kapıyı açtı.

İçeri girdik.

Kapıyı kapatıp dolaplarla destekledik.

Enfekteler dışarıdan kapıyı yumruklamaya başladı.

GÜM! GÜM! GÜM!

Kapı her darbede sallanıyordu.

Nefes nefese yere oturdum.

Artık gerçekten gücüm kalmamıştı.

---

Doğukan'dan:

Laboratuvarın içini incelemeye başladım.

Masaların üzerinde deney tüpleri, mikroskoplar ve çeşitli kimyasallar vardı.

Bir köşede öğretmenin masası duruyordu.

Üzerinde açık bırakılmış bir dizüstü bilgisayar vardı.

Ekranı hâlâ açıktı.

Dila yanıma geldi.

Dila "Çalışıyor mu?"

Bilgisayarın kapağını kaldırdım.

Şaşırtıcı şekilde hâlâ açıktı.

Ekranda yarım kalmış bir belge vardı.

Belgenin başlığını okuyunca ikimizin de tüyleri diken diken oldu.

"Enfeksiyon Vakası - Gizli Rapor"

Dila şaşkınlıkla bana baktı.

Dila "Bu... bu virüsle ilgili olabilir."

Tam belgeyi okumaya başlayacakken...

Bilgisayarın ekranı bir anda karardı.

Elektrikler kesilmişti.

Aynı anda laboratuvarın dışından çok güçlü bir çarpma sesi geldi.

ÇAT!

Kapının üst kısmı çatlamıştı.

Ve karanlığın içinden...

İnsan olmayan boğuk bir ses duyuldu.

"Bu... ra... da..."

Dila korkuyla elimi sıktı.

Ben ise ilk kez içimden şu düşüncenin geçtiğini fark ettim:

"Ya kapıyı açarsam?"

Bu düşünce bana ait değilmiş gibi hissediliyordu...

Devam Edecek...si geldi.

ÇAT!

Kapının üst kısmı çatlamıştı.

Ve karanlığın içinden...

İnsan olmayan boğuk bir ses duyuldu.

"Bu... ra... da..."

Dila korkuyla elimi sıktı.

Ben ise ilk kez içimden şu düşüncenin geçtiğini fark ettim:

"Ya kapıyı açarsam?"

Bu düşünce bana ait değilmiş gibi hissediliyordu...

Devam Edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.