İçeriğe geç

Zombi Aşkım

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Zombi Aşkım

Bölüm 2

2.Bölüm: Kırmızı Alarm

Dila'dan:

Arkamızdan gelen ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.

Dila "Doğukan... geliyor!"

Arkamı döndüğüm an Samet'i gördüm. Gözleri kıpkırmızı olmuştu. Ağzının kenarlarından kan akıyordu. Bizi gördüğü anda insan gibi değil, bir avcı gibi üzerimize koşmaya başladı.

Doğukan "Koş Dila! Sakın arkana bakma!"

Elimi tuttu ve koridorda olabildiğince hızlı koşmaya başladık. Etrafta devrilmiş sıralar, yere düşmüş çantalar ve kan izleri vardı. Çığlık sesleri bütün binayı dolduruyordu.

Tam merdivenlere yaklaşmıştık ki...

Samet bir anda Doğukan'ın üzerine atladı.

Doğukan "AAAH!"

Dila "DOĞUKAN!"

Samet dişlerini Doğukan'ın koluna geçirmişti.

Doğukan bütün gücüyle onu tekmeleyerek üzerinden attı.

Dila korkudan donup kalmıştı.

Doğukan "Dila! Kaç!"

Kendime geldim ve yerde duran yangın tüpünü alıp Samet'e doğru savurdum. Tüp tam omzuna çarpınca birkaç saniyeliğine sendeledi.

Bu fırsatı değerlendirdik.

Doğukan'ın kolundan kan akıyordu.

Dila "Çok kanıyor!"

Doğukan "Boş ver... koş..."

Onun omzuna girerek merdivenlerden aşağı inmeye başladım.

Her adımda acıdan yüzünü buruşturuyordu.

Doğukan'dan:

Kolum yanıyordu.

Sanki ısırılan yerin içinde ateş dolaşıyordu.

Ama Dila bunu fark etmemeliydi.

O zaten yeterince korkmuştu.

Doğukan "Ben iyiyim..."

Dila "Yalan söyleme! Kanıyor!"

Hiç cevap vermedim.

Başım dönmeye başlamıştı.

Dila'dan:

Aklıma bir anda revir geldi.

Dila "Revire gidelim! Belki ilk yardım malzemesi vardır."

Doğukan başını hafifçe salladı.

Koridor sessiz görünüyordu.

Kapıya ulaştık.

İçeri girdik ve hemen kapıyı kilitledim.

Dolapları sürükleyip kapının önüne koyduk.

Derin bir nefes aldım.

Şimdilik güvendeydik.

Hemen ilk yardım dolabını açtım.

Sargı bezleri, oksijenli su, bandajlar...

Titreyen ellerimle Doğukan'ın kolunu temizlemeye başladım.

Doğukan dişlerini sıkarak acıya dayanmaya çalışıyordu.

Dila "Dayan... lütfen dayan."

Doğukan "Sen ağlama..."

Ama gözyaşlarımı durduramıyordum.

Bandajı sardım.

Isırık izi çok kötü görünüyordu.

Doğukan'dan:

Kolumdaki ağrı giderek artıyordu.

Bir anda bütün vücudumu üşüme kapladı.

Nefes almak zorlaşıyordu.

Dila "Yüzün bembeyaz olmuş."

Doğukan "Biraz dinlenirsem geçer."

Geçmeyeceğini ben de biliyordum.

İçimde garip bir his vardı.

Sanki damarlarımın içinde bir şey dolaşıyordu.

Dila'dan:

Bir anda Doğukan'ın eli buz gibi oldu.

Alnına dokundum.

Ateşi çok yüksekti.

Dila "Hayır... hayır... enfekte olmuş olamazsın."

Doğukan cevap vermedi.

Başını duvara yasladı.

Nefesi hızlanmıştı.

Tam o sırada...

TAK! TAK! TAK!

Kapıya sert bir şekilde vurulmaya başlandı.

İkimiz de irkildik.

Dışarıdan boğuk sesler geliyordu.

Sadece bir kişi değildi.

Kapının önünde birden fazla enfekte vardı.

Dolaplar sallanmaya başladı.

Dila "Ne yapacağız?"

Doğukan güçlükle ayağa kalktı.

Yüzünde zoraki bir gülümseme vardı.

Doğukan "Merak etme... seni koruyacağım."

Tam bunu söylediği anda gözlerinin kenarında ince kırmızı damarlar belirmeye başladı.

Dila'nın kalbi duracak gibi oldu.

Virüs yavaş yavaş etkisini göstermeye başlamıştı...

Dila'dan:

Kapıya vuran sesler giderek şiddetleniyordu.

GÜM! GÜM! GÜM!

Dolaplar her darbede biraz daha öne kayıyordu.

Ama benim gözüm sadece Doğukan'daydı.

Az önce gözlerinin kenarında beliren kırmızı damarlar şimdi daha belirgindi.

Dila "Doğukan... gözlerin..."

Doğukan "Nesi var?"

Dila "Korkutuyorsun beni."

Doğukan aynaya baktı.

Birkaç saniye sessiz kaldı.

Doğukan "Galiba... müdür haklıydı."

Dila "Hayır! Sen öyle olmayacaksın."

Doğukan "Ya olursam?"

Bu soruya cevap veremedim.

---

Doğukan'dan:

Kolumdaki yara artık acımıyordu.

Daha kötüsü oluyordu.

Hiç hissetmiyordum.

Parmaklarımı sıkmaya çalıştım.

Uyuşmuş gibiydiler.

Başım dönüyordu.

Bir anlığına Dila'nın yüzü bile bulanık görünmeye başladı.

Doğukan "Dila..."

Dila "Buradayım."

Doğukan "Eğer bana bir şey olursa..."

Dila "Sus!"

Doğukan "Dinle."

Dila gözyaşlarını silerek bana baktı.

Doğukan "Beni bırakıp kaçacaksın."

Dila "Asla."

Doğukan "Söz ver."

Dila "Hayır."

Doğukan "Dila..."

Dila "Ben seni bırakmam. Gerekirse birlikte ölürüz."

Kalbim parçalanıyordu.

---

Dila'dan:

Onun elini tuttum.

Eli buz gibiydi.

Bir anda... GÜM!

Kapının üst kısmı kırıldı.

Enfekte bir el içeri uzandı.

Dila "Kapı kırılıyor!"

Hızla revire baktım.

Pencereler demir parmaklıklıydı.

Kaçacak yerimiz yoktu.

Tam o sırada gözüm tavandaki havalandırmaya takıldı.

Dila "Doğukan! Havalandırma!"

Doğukan başını kaldırdı.

Doğukan "Oradan geçebiliriz."

Bir sandalye çekip üzerine çıktım.

Kapağı açmaya çalıştım ama sıkışmıştı.

Doğukan son gücüyle yanıma geldi.

İkimiz birlikte kapağı ittik.

Kapak açıldı.

Önce beni yukarı çıkardı.

Sonra kendisi çıkmaya çalıştı.

Tam o anda...

Kapı tamamen kırıldı.

Üç enfekte aynı anda revire daldı.

Doğukan "Git!"

Dila "Seni bırakmam!"

Doğukan enfektelerden birini tekmeleyerek bana baktı.

Doğukan "Hadi!"

Elimi uzattım.

Son gücüyle havalandırmaya tutundu.

Onu yukarı çektim.

Enfekteler ayaklarını yakalamaya çalışıyordu.

Nefes nefese kapağı kapattık.

Aşağıdan hırıltılar gelmeye devam ediyordu.

---

Doğukan'dan:

Havalandırmanın içinde sürünerek ilerliyorduk.

Burası karanlık, dar ve toz içindeydi.

Birkaç dakika sonra durduk.

Nefes almakta zorlanıyordum.

Bir anda gözlerimin önüne garip görüntüler gelmeye başladı.

Sanki önümde insanlar vardı...

Onlara saldırmak istiyordum.

Başımı iki elimin arasına aldım.

Doğukan "Hayır..."

Dila "Ne oldu?"

Doğukan "İçimde... çok garip bir his var."

Dila "Nasıl bir his?"

Uzun süre sustum.

Bunu söylemek bile istemiyordum.

Doğukan "Sanki... insanlara saldırmak istiyorum."

Dila'nın yüzündeki ifade bir anda değişti. Korkmuştu.

Ama yine de elimi bırakmadı.

Dila "Geçecek."

Doğukan "Ya geçmezse?"

Tam o sırada havalandırmanın ilerisinden metal bir ses geldi.

Tak... Tak... Tak...

İkimiz de donup kaldık.

Bu ses bizim çıkardığımız bir ses değildi.

Karanlığın içinde...

Birisi daha vardı.

Devam Edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.