•••
Yol bitene kadar bir daha uyumamıştım. Bazen telefonla oynamış bazen camdan yolları izlemiştim.
Nihayet Bodrum'a ulaşmış yazlıkların olduğu siteye giriş yapmıştık.
Ultra lüks değildi ama hiç yoktan iyiydi. Mesela bahçede havuz olsaydı daha mutlu olabilirdim. Fakat yürüyüş mesafesinde bir beach club vardı.
Dinlenip hemen oraya koşmak istiyordum.
-"Yemeği şimdi mi sipariş edelim yoksa uyandıktan sonra mı?"
Bavulları taşırken Batı abi bunu Demirhan'a sormuştu.
-"Ben yatar akşama kalkarım birader. Siz yiyin." Gözleri gerçekten kapanıyordu.
-"Odaları bir an önce paylaşalım." dedi Aslı yazlığa girdiğimizde.
Girişinde geniş ferah bir oturma alanı vardı. Salonla birleşik mutfak da güzel görünüyordu.
Diğer yazlıklar arasına duvarla örülmüş şirin bir bahçesi vardı. Akşamları kahve içmek için iyi bir alan olacaktı.
-"Bu katta tek kişilik bir oda var." dedi Batı abi.
Sedat bunu duyar duymaz koşarak odayı sahiplenmişti.
Haliyle biz üst kata çıkmıştık. Bavulları taşıma işi beylere aitti çünkü aşırı derecede ağırlardı.
Çift kişilik yataklı olan odayı kızlarla paylaşmak zorundaydık. Aslı , Nesli ve ben bu odada kalacaktık. Muhtemelen Kumru da içten içe bizle katılmayı istiyordu.
Yüzünden akan utangaçlık o kadar belliydi ki. Batı abiyle ilk kez baş başa kalacak olmaları heyecan verici olsa gerekti.
Diğer iki yataklı odayı Soner abiyle Demirhan almıştı.
Bavullarımızı odaya bırakıp gittiklerinde bu yatakta nasıl üç kişi yatacağız diye düşünüyordum.
Öncelik olarak güneşten ve yoldan terleyen bedenim beni çok rahatsız ediyordu. Bavulumun üstüne yerleştirdiğim havlularımı alarak koridora çıktım.
-"Banyoya ilk ben giriyorum!" diye herkese seslendim.
Girişimle çıkmam bir oldu. Şampuan almayı unutmuştum.
-"Elimi yüzümü yıkayacağım."
Kapıda önüme dikilen Demirhan nedeniyle kalakaldım. Bunu bana bakmadan söylemişti.
Yana çekilip odamıza girdim. Nesli büyük bir çantaya şampuanları duş jellerini koymuştu ama bunlar bize hiç yetmezdi. Almayı aklıma kazıyıp odadan çıktım.
Banyonun kapısında durdum. Demirhan havluyla yüzünü kuruluyordu.
Dudaklarımı kemirerek çıkmasını bekledim.
Banyoda duşumu almış odaya koşarak geçmiştim. Kızlar dolaba eşyalarını yerleştiriyorlardı. Bende bavuldan siyah bir tanga alıp havlunun altından giyindim.
Üzerime oversize tişört geçirdikten sonra yatağın ortasına yayıldım.
-"Uyuycak mısın?" diye soran Aslı'yı mırıltılarla onayladım.
-"Bavulunu yerleştirelim mi?"
Nesli'yi de aynı şekilde onaylayıp popomu kıpırdatarak iyice yerleştim.
Hareket etmeyen düz bir yerde uyumanın rahatlığıyla kısa süre derin mi derin bir uykuya düşüverdim.
'
Gözlerimi açtığımda çok saçma hissediyordum.
Hala yorgun,uykulu ve baş ağrılı halim vardı. Çok da acıkmıştım.
Yataktan ayılarak uyanmam bir kaç dakikamı almıştı. Kalkıp yüzümü yıkadım ve odaya dönerek dolaba yöneldim. Büyük dolabın en sonuna benim eşyalarımı koymuşlardı.
Üzerimdeki tişörtü çıkarttıktan sonra sutyen giyme gereği duymadan bir pijama takımı giyindim. Üstü oldukça düz basicti fakat şortu biraz kısaydı ama sorun etmedim.
Sonuçta bikini mayo giyeceğiz. Kısa giymenin bir sakıncası yoktu.
Tek çekincem Demirhan.
Ben mahallede şort bile giymezdim. Daha önce çıplaklığımı hiç bu denli görmemişti.
Utanıyor muydum?
Belki biraz.
Nedenini bilmiyorum. Diğerleri gibi yakınım olmadığından olabilir mi?
Ah her neyse.
Kendimi bir anda parfüm sıkarken buldum. En son saçlarımı topluyordum.
Ne bu özenti Peri?!
Parfümü geri koyup odadan hızlıca çıktım. Gürültüleri bahçeden geliyordu. Salonun kayan kapısından bahçeye çıktığımda tek eksiğin ben olduğumu gördüm.
-"İyi akşamlar dostlar." Esneyerek bahçeye adım attım.
-"Hangi masaldı pardon? Uyuyan güzel?"
Sedat'a abartıyla göz devirip nereye otursam diye baktım. E bana sandalye kalmamış?
-"Mutfaktan kap gel hadi." Soner abi bunu söyleyince gitmeye çok üşendim.
Nesli'nin sandalye koluna popomu dayayıp zar zor oturdum. Ortada olan patates kızartmasına uzandım.
-"Bensiz yemişsiniz. Boğazınızda kalsın." demeyi ihmal etmedim.
Kızlar kıkır kıkır güldüklerine ters ters baktım.
-"Biz öğlede yedik. Bunları Demirhan abi yedi." demeleriyle başıma bir ateş sarıldı.
Ağzıma attığım patates eşliğinde öksürerek sandalyeden kalktım.
-"Şey...ben ne yiyeceğim?" diyip konuyu değiştirdim.
-"Mutfakta var." dedi Nesli.
Arkamı döndüğüm gibi hızlı adımlarla mutfağa gittim. Paket halinde duran burger çantasını aldıktan sonra diğer elimle uzun tabureyi aldım ve bahçeye döndüm.
Sohbete katılmadan yalnızca karnımı doyurmuştum.
Saat 9 olmuştu.
-"Çıkıp dolaşalım mı? Kahve falan içeriz." diye sordum kızlara bakarak.
Saatlerdir bu masada oturuyorduk.
-"Yarına çıkarız ya hiç yürümeye halim yok." Sedat bunu söylediğinde bakışlarım ona döndü.
-"Size sormadım ki. Kızlara soruyorum." dedim omuz silkip.
Beylerin yüzü bu lafım üstüne değişince gülmeden edemedim.
-"Çıkmak istiyorsanız yalnız olmaz." dedi Batı abi.
-"Niye olmuyormuş?"
-"Bence de neden olmuyormuş? Her yere birlikte mi gideceğiz?" Bana katılan Aslı olmuştu.
-"Aileniz sizi bize emanet ettiğine göre,evet hanımlar her yere birlikte." dedi Soner abi.
-"Oldu canım başka?" Ayağa kalkıp kaşlarımı çattım ve onlara baktım.
-"Peri uzatma güzelim. Gündüz çıkarsınız akşam birlikte çıkarız."
Derin bir soluk üfledim.
-"Sizinle tartışmayacağım."
Telefonumu alarak içeri geçtim. Günün ikinci kahvesi için mutfağa doğru ilerledim.
Arkamdan adım sesleri geliyordu. Dönüp bakmadım. Ama o bilindik kokuydu.
Yanımda durarak dolaptan bardak aldı ve su doldurup geri çıktı.
Çok mu kolay geçmişti?
Benim geceleri ruhum parçalara ayrılırken o huzurlu muydu? Hiç mi içi sızlamamıştı?
Yıllarca ona tek bir kelime dahi söylemek içimden gelmemişti.
Ama sormak isterdim. Hiç mi sevmemişti beni? Ben hiç sevilmemiş miydim?
Belki onlarca soru sorabilirdim. Hesaplar sorar bastırılmış öfkemi haykırırdım. Ama neyi geri getirecekti?
İçimin yandığı yıllarım geri gelir miydi?
Kahveyi boşverip makineyi kapattım. Merdivenleri yukarı çıkarken kızlar da arkamdan geliyordu.
Yaşadığım duygu bocalaması için biraz yalnızlığa ihtiyaç duyuyordum. Ama mümkün gözükmüyor.
-"Ya kızlar...böyle dümdüz yatacak mı dersiniz? "
Kumru yatağa dizlerinin üstünde oturup hepimize göz gezdirdi.
İç çekerek üstü boş olan komodine oturdum bağdaş kurdum.
-"Kendini kasmayı bırak artık. Sana sevgisini başka türlü göstermesine izin ver." dedim.
Haliyle hemen yanakları kızardı.
-"Kız bu bir şey yapamaz ya." diyen Nesli gülerek yatağın ayak ucuna uzandı.
-"Demesene öyle!" Kumru poposunu mıncıklayıp kaşlarını çattı.
Gülümsedim.
-"Rahat ol. Batı abinin cinsel hayatını konuşmak istemiyorum ama eminim seni yönlendirir. İstemediğini hissederse zorlamaz." diyip sustum.
Heyecanını bastırmak için onunla biraz daha sohbet ettik. Sevdiğim vücut losyonunu ona sürdürüp daha iyi hissetmesini sağladım.
Koku önemliydi.
Yatma vaktine kadar sohbet etmiştik. Kızların uyku düzeni bozulmadığı için onlar direkt yatağa girmişlerdi. Göz ucuyla baktığımda nasıl yanlarına sığacağımı düşünüyordum.
Kumru odadan çıkalı yarım saat olmuştu. Kızlar da uykuya dalmıştı.
Telefonumu ve kablosuz kulaklığımı alarak odadan çıktım. Ev sessizdi. Ses çıkarmamaya özen göstererek alt kata indim.
Demirhan salondaydı. Gördüğüm an iki saniyelik duraksama yaşadım. Geri gidip gitmemede kararsız kalırken dizlerim titremişti.
Televizyon açıktı ama sesi yoktu. Karşısında koltuğa yayılmış sigara içiyordu.
Sertçe yutkunup harekete geçtim. Mecburen önünden geçecektim. Hızlıca yürüdüm. Açık duran kapıdan balkona çıkarak bahçe takımına yöneldim.
İki kişilik olan hasır koltuk kızlarla sıkışmaktansa daha cazip göründü.
Minderini başımın altına koyarak koltuğa sıkıştım. Uykum gelene kadar burada duracaktım. Demirhan odasına gittiğinde ise koltukta uyurdum.
Çok geçmeden içeride bir hareketlilik oldu. Sedat ve Demirhan'ı gördüğüm anda duruşumu düzeltip açıkta kalmış popomu kapatarak oturdum.
-"Niye yatmadın?" diye sordu Sedat.
İkiside bu tarafa yöneldi. Karşımdaki tekli koltuklara oturdular. Bir anlık Demirhan'a baktım. Gömleğinin yarıya kadar olan düğmeleri açık duruyordu.
Bakmasana ya.
-"Uykum yok ki. Burası da çok sessiz sıkıldım." diyip ofladım.
Sedat elini saçında gezdirip kısa bir an Demirhan'a baktı.
-"Çıkalım biraz. Bende sıkıldım valla. Bir şeyler içer geliriz ne dersin abi?"
Onunla göz göze gelmemek için yoğun bir çaba sarf ediyordum.
-"Olur fark etmez." diye yanıtladı.
İçten içe sevinmiştim ama asla belli etmiyordum.
-"Giyiniyorum o zaman?" dedim Sedat'a sorarcasına.
Onaylayınca odanın yolunu tuttum. Telefonumun ışığıyla makyaj çantamı bulup dolaptan elbise aldım. İçine uygun ten rengi dantel bir külot çıkartarak banyoya girdim.
Elbiseyi rastgele seçmiştim ama güzel olmuştu.
Saçlarımı el yordamıyla düzeltip ensemde sıkıca topuz yaptım. Yüzüme renk getirecek beş dakikalık makyajdan sonra odaya geri gittim. Beyaz bantlı kısa topuklu bir terlik seçip çantamı alarak odadan çıktım.
Alt kata indiğimde Sedat da üzerini değiştirmişti. Demirhan aynı duruyordu.
-"Hadi gidelim." dedim.
Yürürken havalanan kısacık eteğime dikkat ederek kapıya yöneldim.
-"Şöyle öne doğru bir santim eğilsen adamı katil edersin Peri." dedi Sedat arkamdan gelirken.
-"Abartma ya." dediğim sırada Demirhan'ın kilidini açtığı arabasına ilerledim.
Ne kadar alıştım değil mi?
-"Ne abartma kızım. El kadar şey."
Gözlerimi devirip arka koltuğa yerleştim.
-"Sevgilim olsan ancak bu kadar söylenirsin Sedat." diye mırıldanıp telefonumdan saate baktım.
Onlar da oturmuşlardı. Bildiğim bir mekanın ismini girip konumuna tıkladım.
-"Abilik ve sevgililik hemen hemen aynı şeyler."
Telefonun ekranına bakarken kıkırdadım.
-"Kardeşinle öpüşemezsin üzgünüm." der demez bir anlık Demirhan'ı unutmuştum.
Kendime okkalı bir küfür savurdum. Kendi aramızda gayet rahat konuşurduk. Ancak bu aramızda Demirhan hiç olmadığı için şuan boş boğazlık etmiştim.
Sedat yadırgamadan gülerek radyoyu açtı. Ben ise kıpkırmızı olmuş halde telefonumu Sedat'a uzattım.
Demek istediğimi anlamış yolu Demirhan'a tarif ediyordu.
-"Erdem mesaj attı."
-"Ne yazmış?" diye sordum camdan bakarken.
-"Gittiniz mi falan."
Sonra yazarım düşüncesiyle sesimi çıkartmadım. Kısa sayılabilecek mesafede geldiğimiz yol kenarına arabasını park etti.
İndiğimizde her yer o kadar cıvıl cıvıl ve hareketliydi ki yüzümde gülümseme oluştu.
Yan yana yürüyor oturacak masalara bakıyorduk. Sokaklara atılmış masalarda insanlar şarkılara eşlik edip eğleniyorlardı.
-"Şöyle alabiliriz sizi." Garsonun eliyle işaret ettiği masaya benim geçmemi bekleyip arkamdan oturdular.
Bir kadeh şarap istediğimde Demirhan'ın yandan bakışlarına maruz kaldım.
İçemez miyim pardon demek istemiştim.
-"Evdekiler bizi haşlayacak." dedi Sedat. Gülerek yanağımı tuttum.
-"Uyumasaydı onlar da. İçleri geçmiş hepsinin. Gerçi Batı abilerin ışığı yanıyordu ama bilemiyorum. "
Sedat'la karşılık attığımız kahkaha da elimi dudaklarıma getirdim. Zorla susmuştum.
Çok kötüyüz çok.
-"Afiyet olsun." Garson boş kadehlere şarapları doldurdu. Ben istedikten sonra Sedat ve Demirhan'da menüye bakmamış aynısını istemişlerdi.
Demirhan yuvarlak masada bana yakın olan yerde oturuyordu. Stresten dizimi titretip dururken kalbim sıkışıyordu.
Nazikçe boğazımı temizledim. İkisinin arasında sigara dumanında kalmıştım. Uzanıp telefonumu aldım ve İnstagramdan kamerayı açtım.
Storyde Sedat'ı etiketlerken bana Demirhan'ı da etiketle diyince ona bir tane patlatasım geldi.
-"Takipleşmiyoruz." diyip burnumu kaşıdım.
Salak bu çocuk.
Şaşırıp kaşlarını kaldırdı.
-"Yabancı mı sanki ne demek takipleşmiyoruz ?"
Elimden telefonumu çekip aldığında nefesimi tuttum. Muhtemelen Demirhan'a istek atmıştı. Bana yaptığını ona yapınca Demirhan ters bir bakış attı ama sesini çıkarmadan telefon kilidini açtı.
Bayılacağım şimdi şak diye.
Daha sonra takipten çıksam çok mu umursamış gibi görünürdüm?
Bunu kızlarla konuşmalıyım.
-"Yürüyelim mi?" diye sordum.
Evet ilk kadehten mayıştım.
Demirhan hesabı ödediğinde itiraz etmiştim ama hiç oralı olmamıştı.
Hareketli sokak aralarında yürürken Sedat dondurma yemek isteyince o tarafa gitmişti. Bende sap gibi Demirhan'ın yanında kala kaldım.
Kalabalık bir grup biraz sarhoş halde tökezleyerek gülerek yürüyorlardı.
Demirhan refleks olarak elini belime attı.
Ben orada bittim.
Geçenlere değmemem için kendine doğru çekti. Elim otomatik olarak aniden göğsüne kaydı.
Ne nefes alabildim ne gözümü kırpabildim.
Eğer hayal görmüyorsam o da sanki kendine gelmiş donakalmıştı. Gözleri gözlerime kenetlendiğinde içime dolan tonlarca ağırlık beni çekti aldı.
Hiçbir şey demeden ışık hızıyla göğsünden çekilirken sıcak eli belimden kaydı düştü.
Kalbim ağzımdaydı. Nefes nefese ona arkamı döndüm. Bu kadar çabuk duygusallaşmam komik değil miydi?
-"Ee ne tarafa gidelim?"
Soluk borumu yakan nefeslerimi görmezden gelmeye çalıştım. Tırnaklarımı avuç içime geçirerek arkaya döndüm.
-"Uykum geldi benim. Eve gidelim." dedim Sedat'a.
Sesim içime kaçmış gibi çıkmıştı. Bunu hiç umursamadım.
-"E iyi gidelim madem." derken dondurmasını yemeye döndü.
Arabanın yanına gelir gelmez oturup kapıyı kapattım. Bakışlarımı kucağıma sabitledim. Vücudum değişik tepkiler veriyordu.
Ben yıllar boyunca atlattığımı sanarken hiç geçmemiş olduğunu anladım.
Ben bu gerçekle ne yapacağım?
Yazlığın kapısından içeriye sırayla girerken bir an önce kafamı dinlemek için yalnız kalmam gerekiyordu.
-"İyi geceler." diye mırıldanarak merdivenleri en önde çıktım.
Çantamla terliklerimi sessizce odaya bırakıp geri çıktım. Banyoda elimi yüzümü yıkamış odaya dönmüştüm.
Uyuyup aklımda dönenleri unutmam lazımdı.
Pijama takımı giyinip kızların yanına girmeye çalıştım ama bu kadar sıkışık yatmam imkânsızdı. Ben geniş geniş rahat yatmayı seven birisiydim.
Yastık ve çarşaf alarak alt kata yol aldım. Koltuğa kıvrıldığım gibi gözlerim kapandı.
Temas ettikçe beynim eskiye dönüyordu.
Gözlerim geri açıldı. Kendime neden bunu yapıyordum ki?
Doğrulup oturdum.
Kalbi bana sımsıcak olan adamın nasıl uzaklaştığını hatırladım.
Yanak içlerimi ısırarak derin bir nefes aldım. Karanlıkta dolaşan bakışlarım bulanıklaşmıştı.
Bu hayatta en iğrenç duygu varsa o da sevdiğinizin sizden uzaklaşmasını hissetmektir.
Çok çaresiz lanet bir his.
Her baş başa kalışımızda avuçlarıma değen dudakları olurdu. Ondan yaşça küçük oluşumu umursardı. Şefkatini göstererek severdi.
Mesela biz hiç öpüşmemiştik.İçi giderdi beni severken. Bunu her seferinde görür hissederdim.
Nasıl olmuştu da bana kıyabilmişti?
Soğukluğunu anladığım günlerin geceleri benim için kabustu. Kızlara bunu anlatamaz kendi kendimi yerdim. Çok ağlamıştım. Ama onu karşıma alıp ne oluyor sana diyememiştim.
Ne kadar seversem seveyim o yaşlarda çekingendim. Benden büyük oluşundan dolayı çekinerek yaklaşırdım.
Abimi bahane etmeye başlamıştı. Güya ona karşı olan vicdan azabı ağırlaşmaya başlamışmış.
Elimi tutarken abim yok muydu? Vardı. Sonradan ne değişmişti?
Üniversite sınavıma az bir zaman kaldığında zar zor fırsat bularak baş başa kalmıştık. Yine o uçuruma gitmiştik.
Bu seferki diğerlerinden farklıydı. Artık bana yabancılaşmaya başlayan sevdiğim adama korka korka bakıyordum.
Gittiğini hissedip gerçekten gitmesinden deli gibi korkmak nasıl bir histi anlatamam.
Ama doğru hissetmiştim. Gitmişti.
-"Bütün hislerim gerçekti Peri. Yemin ederim seni kandırmadım. Ama olmuyor."
Gözlerimin rengini gözlerine kazıyan adam son günlerde olduğu gibi şimdi de gözlerime bakmıyordu. Bunu yaparken zorlandığı belliydi.
Sanki yanımda nefes bile almak istemiyor gibiydi.
Gecelerdir ağlamış gözlerimde yaş kalmamıştı. Eğer gözlerime baksaydı dışarı vuran acıyı görecekti.
Bakmadı.
-"Özür dilerim." diye sürdürdü sözlerini.
Dibe vuran hırçın dalgalara bakarken üzerimize atan ince yağmur tanelerini hissettim.
Sessiz kaldım. Boğazım düğümlenmişti. Günlerdir korkusunu çektiğim o an sonunda geldi dedim kendi kendime.
-"Sen daha çok küçüksün. Önünde büyük bir hayat var. Ben senin geleceğinin önünde durmak istemiyorum."
Gülmek isterdim. Acıyla gülmek isterdim. Dudaklarım kıpırdamadı. Sanki kirpiğim oynasa hıçkıra hıçkıra ağlayacaktım.
Çok acıyor yapma!
Dayanamıyorum devam etme demek istiyorum.
Ne diyor bu adam böyle? Hiç mi acıması yok?
-"Bir şey söylemeyecek misin?" Sesi mi titriyor onun?
Sanmıyorum. Vicdanı olsaydı bana bunu yapmazdı.
Dişlerimi sıkı sıkı bastırdım. İçim kan ağlıyordu.Dudaklarının tazeliği olan avuç içlerimi acıtarak tırnaklarımı geçirdim.
-"Sakın pişman olma." dedim.
Çünkü onu asla affetmeyecektim.
Arkamı döndüm ağaçların arasından yola çıktım. Peşimden gelmedi. Gelse de ben çoktan ondan gitmiştim anlamıştı.
Ben kalbimi de en taze hislerimi de o gün o uçurumdan atmıştım.
•••
Merhabaa ❤
Bölümü nasıl buldunuz?
