•••
Günler günleri kovalarken benim ayağım iyileşmiş,hepimiz tatil planımızı tamamlamıştık.
Tatilin en güzel kısmı arabayla gidiyor oluşumuzdu.
Uzun yolculuklar her zaman keyif verici oluyordu.
Batı abinin sürdüğü arabada yalnızca Kumru vardı. Bagajı küçük olduğu için onun arka koltuğuna iki bavul koymuştuk.
Soner abide ise Sedat ve Aslı vardı. Onların yanında da bavul olduğu için geriye bilin bakalım kim kaldı?!
Evet ben!
Nesli ve ben ne tesadüf ki Demirhan'ın arabasındaydık. Kimse duymadan kızlarla tartışmıştım. Gitmemeyi bile düşünmüştüm. Günlerdir kaçtığım aynı ortamda bulunmadığım adamın arabasında kaç saat yol gidecektim.
-"Hadi yavrum dikkat edin. Ararız biz."
Arkamızdan el sallayan ailelerimize gülümseyip arka koltuğa oturdum. Demirhan rahat olsun diye zemine iki bavulu sıkıştırmıştı. Kapıya sırtımı yaslayıp ayaklarımı uzattım. Nesli öne oturmuştu.
Serin olsun diye akşam yola çıkıyorduk.
-"Ben birazdan uyurum haberiniz olsun. Yer değiştiririz." Nesli başını arkaya çevirince onu onayladım.
Mahalleden uzaklaştığımız sırada arkadan Demirhan'ı izliyordum. Bunu yaptığımın farkında değildim sadece gözüm dalmıştı.
Üstünde beyaz bir tişört altında siyah keten şortu vardı. Bir kolunu kapıya yaslamış boynunu tutarken diğer eli direksiyondaydı.
İkimiz için de tuhaf durumlar yaşıyorduk. Onu bir daha görmemeyi düşünürken aynı arabaya girmek tekrar tekrar burun buruna yaşamak tuhaftı.
O da bu durumdan rahatsız mıydı?
-"Başka bir şey istiyorsanız alayım. Yiyecek içecek?" Bir anda konuşunca nefesimi üfleyip bakışlarımı kaçırdım.
Bakkal kapanmadan bir sürü yiyecek almıştı zaten.
-"Ben istemiyorum." dedi Nesli. Bir yandan telefonunu arabaya bağlamayla ilgileniyordu.
Dikiz aynasından kahveleri bana çevrildi. Sessiz bir soruydu.
-"Bende istemiyorum." diyip olduğum yerde kıpırdandım.
Ortaya çıkarttığım terliklerimi ayağıma geçirip iki koltuğun arasına kaydım.
Arabada rahat etmek için diz üstü siyah bir tayt ve crop giyinmiştim.
Biraz dekolteliydi fakat ben rahattım. Ayrıca yanımda hırka vardı mola verirsek giyerim diye düşünmüştüm.
-"İstek parçanız var mı?" diye sordu Nesli.
-"Aç istediğini." dedim omuz silkip.
Kısık sesle açtığı şarkıyı dinlerken akıp giden şehirin ışıklarını izliyordum. Demirhan'ın arka koltuğuna yaklaşıp başımı camdan dışarı çevirdim.
Aradan bir saat geçmişti. Araba sessizdi. Herhangi bir konuşma olmuyordu. Sıkılmıştım.
Araba buram buram Demirhan kokarken nasıl bu yol çekilecekti?
-"Bayılıyorum." Nesli Demirhan'a baktığında Demirhan yavaşça sağa çekti.
Telefonumu alarak terliklerime uzandım ve asfalta bıraktım. Ayaklarıma geçirerek indiğimde bacaklarımın ağırdığını hissettim.
Nesli çoktan arka koltuğa uzanmış aldığımız küçük örtüyle uyumaya başlamıştı.
Hava serindi. İyi gelmişti.
-"Mola mı?" Batı abi arabayı durdurup camdan başını çıkarttı.
-"Yer değiştirdik." dedim.
-"İyi hadi bakalım devam." Arka arkaya iki araba ilerlediğinde bende dolaşıp ön koltuğa geçtim. Demirhan da oturup motoru çalıştırdı.
Aşağı eğilip saçlarımı tepeden rastgele topuz yaptıktan sonra arkaya yaslandım.
Uykum gelmişti. Ama burada uyuyamayacağım kesindi. Özellikle yanımda bu adam varken.
Kolunu yasladığı deri bölümden kaldırınca usulca kolumu yerleştirdim. Aynı pozisyonda uzun süre kalamama huyum vardı. Elimin içiyle yanağımı tuttum ve radyoya uzandım.
Ekranın köşesine parmağımı değdirip radyo kanallarına bastım.
Başlayan şarkıyı duyduğumda elimi çektim. Ona fazla yakın durduğumu anlamam uzaklaşmamı sağlamıştı. Sağ tarafa döndüm camdan bakmayı sürdürdüm.
Sezen Aksu'nun huzur verici sesi arabada yankılanıyordu. Issız yollardan geçerken kulağımda tınısı olan şarkılardan en güzeliydi.
Sende kendi payından bir hatıra seç
Ne olur o ben olayım , beni unutma
Göğsümde var olan sızı kendini gösterdi. Camdan yansımasını görüyordum. Göz ucuyla bana bakıyor yola dönüyordu.
Heyecanla karışık farklı hisler kalbimdeydi. Çoğunlukla hüzün.
Beni unutma unutma
Beni unutma
Bilirsin unutulmak
Dokunur ya her insana
Şakaklarımı ovalayıp yutkundum. Nereden rastlıyordu böyle şarkılar anlamam.
Uzandım ve sesini kıstım. Artık kendime böyle şeyleri yaşatmayacaktım.
Sanki 7 yıl değil de 7 gün önceymiş gibi tazelik hissetmem olacak iş değildi.
Ortamızda olan bölmeden su şişesini alıp bir yudum içtim. Bir damacana içsem yine içime sinen yangın dinmezdi.
Parmaklarım plastik şişeyi sararken olmaması gereken anılar gözümün önünde belirdi.
-"Güzelim olmaz diyorum ısrar etme."
Sinirimi çıkartmak için direksiyonu çekiştirince bileğimi yakalayıp elimi eline hapsetti.
-"Ya herkes gidecek! Ben evde oturup üzüleyim mi?" dedim dudağımı bükerek.
Arabayı sürerken parmak boğumlarımı birer birer öptü. O böyle yapınca benim yüreğime çok fena şeyler oluyordu.
-"Ben seni başka zaman götürürüm. Ama işim var diyorum kızım. Yalnız gidemezsin."
Oflayıp elimi çektim. Kaşlarını çatıp tekrar elimi kavradı dizine bıraktı.
-"Asma güzel yüzünü."
Mezuniyet yaklaştığı için biraz eğlenmek istemiştik. Sınıftakilerle denize gidecektik. Ama Demirhan gitmemi istemiyordu.
Sessizliğimi korudum. Kendisi çalışıyor yoğunluktan vakit buldukça beni yanına alıyordu.
Abimden dolayı da sık sık buluşamıyorduk. Çünkü ikisi hep birlikteydi.
-"Güzelim. Peri kızım...baksana yüzüme."
Arabayı durdurup yüzümü avuçlarının içine aldı. Burnumun ucuna öpücükler kondurduğunda çoktan gülümsüyordum.
Dayanamıyorum ki!
-"Ne güzel gülümsüyor senin dudakların."
Bu sefer yanaklarımın kızarmış noktalarını minik minik öptü. Hiç kimsenin bilmediği yanı benimle çıkıyordu. En çok bu haline aşıktım.
Sanat eseriymişim gibi beni seviyordu.
Her zaman olduğu gibi dudağımın kenarına tüy kadar hafif bir öpücük bıraktı. Sıcak kahveleri bir anlığına kapandı.
Bu saniyelik öpücükle vücudu gevşiyordu. Mutluluğunu hissetmek beni iki kat mutlu ediyordu.
28 yaşında bir adamın benim gibi yeni reşit olmuş bir kızı sevmesi akıl alır gibi değildi. Tabiri caizse pamuklara sarıyordu.
-"İzin yok mu?" dedim öpücüğünün etkisiyle mayışmış halde.
Burnunu burnuma sürtüp gözlerini araladı. Kalbim yerinden çıkıyordu.
-"Sana hayır demeye gönlüm el vermiyor."
Dudaklarıma yerleşen kocaman gülümsememle uzandım ve boynuna sarıldım. Yan koltukta olmama rağmen ona böyle sarılmaya alıştığım için zor gelmiyordu.
Yüzünü boyun girintime yerleştirdi. Derin bir nefes çekti içine.
-"Kokunu almadan bir gün geçirmek istemiyorum."
7 yıl geçirdi. O sözler içimden geçip gidemedi.
Yanaklarımın içini ısırıp arabanın camını sonuna kadar açtım. Gözlerime doluşan saçma sapan yaşlar geri gidene kadar rüzgara kapıldım.
Boğazımda yer edinen ağrıyla yutkunamıyordum bile. Yutkunsam gözüm dolacak yapmasam o ağrı göğsüme inecekti.
Ben aynı çaresizliği çok yaşamıştım. Çok gece yaşamıştım. O geceler bitmek bilmezdi.
Aynı çukura tekrar düşmeyeceğim.
-"Koltuğu biraz yatır istersen. Uyursun."
İç çekerek dikleştim. Camı kapattım çünkü üşümüştüm.
-"Bavullar?" derken sesim kısık çıkmıştı.
Aynalardan yolu kontrol edip arabayı durdurdu. Bana döndü ve kenara basarak koltuğu otomatik olarak öne kaydırdı. Ardından bavulların izin verdiği kadar yatırabilmişti.
Yakınlığı nefesimi kesiyordu.
Durmuştu. Çenesini sıktığını görüyordum. Çekildi ve tekrar yola devam etti.
Yan dönüp ellerimi yanağımın altına koydum. Başka örtü olmadığı için büzüşmüş kendimi ısıtıyordum. Demirhan'ın camı yarıya kadar açıktı. Oradan esiyordu.
Muhtemelen uykusu gelmesin diye açmıştı.
Ona dönük yatıyordum. Bacağında duran kemikli eline baktım. Ritmik hareketlerle kıpırdatıyordu.
-"Üşüdün mü?" diye sordu.
Gözlerimi kapatıp geri açtım. Dudaklarımı ıslattıktan sonra araladım.
-"Biraz." dedim.
Koltuğun arkasında asılan hırkasını alıp bana uzattı.
-"Gerek yok iyiyim böyle." diyip gözlerimi yumdum. Yan yattığım için sıkışan göğüslerimi düşündüm.
Fazla mı açıktaydılar?
-"Al şunu." Tek eliyle çıplak omuzlarımdan belime doğru örttü.
Bedenim kasılıyordu. Varlığını kabullenmek istemiyordum. O varlığını bir kere kaybetmiştim.
Sesli bir soluk verdim. Uyumasam daha iyiydi. Yalnız sürmesine içim rahat etmezdi.
Öylece uykuya dalmadan yatmak dayanılmaz olunca sırt üstü döndüm.
O sırada Demirhan'ın telefonu çaldı. Radyonun yanında duruyordu. Ekranda Soner yazısı vardı.
-"Abi ilerde dinlenme tesisi var. Çekelim oraya bir saat uyuyalım. Ben bittim." dedi Soner abi.
-"Bana da uyku bastırdı." Ensesini kaşıyıp saçlarını karıştırdı.
Gözleri çökmüştü. Bütün gün hepsi çalışıyordu. Dinlenmeden yola çıkmıştık.
-"Tamam daha zorlamayalım birader."
Çok değil on dakika daha gittiğimizde dinlenme tesisine vardık. Bir kaç otomobil ve otobüs vardı. Araba durunca terliklerimi giyip kapıyı açtım.
Demirhan da açmış inmişti. İlerleyip kaputa oturdu ve sigara yaktı.
Havanın soğukluğu karşısında inat etmek istemedim. Hırkasını koltuktan alıp üzerime giyindim.
-"Niye uyumadın sen?" diye sordu Batı abi.
Arabalara baktığımda Sedat dahil hepsi pert uyuyordu.
-"Demirhan direksiyon başında uyur diye korkmuştur." Sırıtan Soner abiye döndüm.
-"Yok ondan değil uyuycaktım şimdi." dedim.
-"Üşüme gir sen." dedi Batı abi.
Başımı sallayarak arabaya döndüm. Hırkayı çıkartmadan koltuğa uzandım. Avuç içlerim terlemişti.
Saniyeleri sayıyordum. Bir yandan da onları izliyordum.
Sigaraları biter bitmez arabalara döndüler. Demirhan camı üstten biraz açık bıraktı ve kapıları kilitledi.
Uykudan gözlerim kapanıyordu. Daha fazla duramayacaktım. Fakat her yerim heyecandan titriyordu.
Soluklarını dinlemeye hasret kalan kalbim şimdi kendini kapatmıştı. Ne duymak ne görmek istiyordu. Aynı acıya tahammül edemezdi.
Düşüncelerimle savaş halindeydim. Fakat uykuya yenilmem uzun sürmemişti.
Sarsıntıyla uyandığımda nasıl olduysa rahat bir uykudan kalkmıştım. Hava hala karanlıktı. Kıpırdanıp gözlerimi ovuşturdum.
Demirhan'a baktım. Direksiyon başındaydı.
Uyandığımı hissetmiş gibi gözleri gözlerime çevrildi.
-"Neden uyandın?" diye sordu.
Yanağımı kaşıyıp sırt üstü döndüm.
-"Rahat edemedim." diye yanıtladım ardından diğer yöne yattım. Sırtımı dönmüş oldum.
-"Yastığı buraya koy öyle uzan." Yola bakarken aradaki deri bölmeyi havaya kaldırdı. Geriye dönüp baktım.
En azından pozisyon değişmekte fayda var. Hafif eğimli koltuk uyumaya hiç müsait değildi.
İstemeye istemeye küçük yastığı dediği yere koydum. Bacağının yanına başımı koymak iyi bir seçenek değildi ama mecburen yapacaktım.
Ufak bedenimle koltuğa sığdığımda ayaklarımı kapıya dayamıştım. Üzerimdeki hırkasına sarılarak gözlerimi kapattım.
Nasıl bir yerdeyiz?
Nasıl oldu da yine bir aradayız?
Ben buna nasıl alışacağım?
Başım bacağına değiyordu. Kokusu daha bir fazla burnumdaydı.
İçimden geçen tek şey ondan uzağa gitmekti. Onu görmemek ona yenilmemek istiyordum.
Ben Demirhan'a karşı hiç galip gelmemiştim ki.
İnsan gittiği yere ruhunu götürdükçe hiçbir şey değişmiyordu. Fakat ben hafızamı silmiş gibi yaşıyor geride kalanları unutmaya çalışıyordum.
Demirhan'ın hareket etmesiyle geriye doğru bakmak için başımı kıpırdattım.
-"Termosta kahve var." dedim fazlasıyla kısık umursamaz tutmaya uğraştığım sesimle.
Aşağıdan ona bakan gözlerime saniyelik baktı. Cevap vermeyince doğrulup yerde duran çantayı açtım. Termosu alıp kapağını açtım ve ona uzattım.
-"Sağ ol." dedi yalnızca. Hiç uyumuş gibi durmuyordu. Kesin uyumamıştı çünkü daha yorgundu.
-"Acelemiz yok biraz daha mola verseydiniz." dedim içim acıyınca.
Ne olursa olsun insandı. Ben şahsen şimdiye direksiyonda uyumuştum.
Geri uzanırken baktığımda termosu bacak arasına koymuş sigara yakıyordu.
-"Sıkıntı yok iyiyim şuanlık. Sen uyu." dedi yolu izlerken.
Esneyip yüzümü elime yasladım. Yine zamansız bir uykuya yenik düşmüştüm.
Yarı uyanık yarı uyur geçirdiğim iki saatin sonunda tekrar uykumdan uyanmıştım.
Radyoda kısık bir şarkı çalışıyordu. Araba yine hareket halindeydi. Saat sabaha karşı 4 civarında olmalıydı.
Kulağımı müziğe verdim. Ciğerlerime sinen kokusuyla uyanmak bana iyi gelmemişti.
Al gece yarılarımı benden
Al çıkmaz sokaklarımı
Ara sıra soluklarını işittim. Düzensiz derin nefesler veriyordu. Gözlerimi kapalı tutmayı sürdürdüm.
Çok zordu.
Sen buldukça kaybettiğim , yürüdükçe uzayan yol
Neden beni izlediği hissine kapılıyordum? Yalnızca his olmalıydı.
Hayal kuruyordum. O beni kendinde yıllar önce bitirmişti. Şimdi ikimiz de eski tanıdık olmuştuk.
Sen yanağımı acıtan soğuk
Çakmak sesiyle sigara kokusu geldi. Kokusunu gölgeliyordu. Bu iyiydi.
Eskiden de bu kadar içiyor muydu?
Aldığım titrek nefesle yeniden şarkıya odaklandım.
Sen canlı çıktığım yangın
Gözlerimi açtım. Bulanık görüşüm yine beni etkileyen hislerimden dolayıydı. Dağılmış saçımdan tokamı alırken doğruldum. Bakışları üzerimdeydi.
Şarkıyı çok az duyulacak kadar kıstı.
Benimse dikkatim gökyüzüne gitmişti. Doğacak olan güneşin kızıllığı gecenin karanlığına sızmıştı.
-"Mola verelim mi?" dedi yüzümü incelediği sırada.
Başımı yavaşça salladım.
-"İyi olur." derken arka koltuğa baktım.
Nesli öyle güzel yayılmış uyuyordu ki kıskanmadan edemedim. Benim her yerim uyuşmuştu.
Uzanıp telefonunu aldı. Gördüğüm kadarıyla Soner abiyi arıyordu.
-"Sen devam et geliyorum." dedi ve kapattı.
Direksiyonu sağa kırıp ıssız yolda insiz olan petrol ofisine çekti. Saçlarımı düzelttiğim ellerimi indirip kapıyı açtım.
Ellerime kadar uzanan büyük hırkasıyla önümü kapatsam bile bacaklarım üşümüştü.
-"Kahve alayım mı sana?" diye soru yöneltti. Benimle aynı anda inmişti.
-"Olur. Şekersiz." dedikten sonra wc yazısı olan yere hızlı adımlarla ilerledim. Tedirgindim çünkü burada çıt bile çıkmıyordu.
Korku filmlerindeki gibi insizdi.
İçerideki kabinden çıkıp ellerimi yıkadıktan sonra ayağımla kapıyı ittirdim.
Bir kaç adımlık mesafede simsiyah giymiş bir adamla göz göze geldim.
Eğer ihtiyacımı gidermemiş olsaydım şuan ki korkuyla bacaklarımdan aşağı salmıştım.
Yandaki erkek kabinine girince neredeyse koşarak market bölümüne gittim. Demirhan kahve bardağını kenara bırakmış elleri cebinde bekliyordu.
O anın korkusu içimi öyle ürpertmişti ki yanına gider gitmez koluna elimi sardım ve fazlaca yaklaştım.
Hızlı soluklarımdan terslik olduğunu anlaması yaklaşık iki saniye sürmüştü.
-"Ne oldu?" derken yüzümü kontrol etti. Diğer kolumu eliyle tutmuştu.
İster istemez geriye baktım. Göğsüm hızla inip kalkıyordu.
-"Hiç. Bir adam gördüm de ürktüm. Issız yer ondan sanırım." diye açıkladım.
Büyük eli hırkasıyla sarılmış kolumu hafifçe okşadı. Az öncekinden daha da hızlanan kalbim neye uğradığını şaşırmıştı.
-"Gördüm giderken normal birisi. Bir şey mi söyledi?" derken kaşları çatılır gibi oldu.
Avını görmüş kaplan gibi dikilmiş arkama bakıyordu.
-"Hayır. Hadi gidelim." Farkında olmadan kolunu çekiştirdiğimi görünce elimi çektim.
Ne bu temas Peri?!
Kendine gel.
Aldığı buharı tüten kahveyi arabanın yanında bana uzattı. Geri bindiğimizde daha dinç hissediyordum. En azından soğuk ve korku yiyince böyle olmuştum.
Çıplak ayaklarımı deri koltuğa koyup dizlerimi karnıma çektim ve hırkayla sardım. Sonrasında kahvemi yudumlamaya başlamıştım.
Uzun zamandır bakmadığım telefonumu aldığımda gelen bildirimleri kontrol ettim. Manzarayı kaçırmadan story atarak ekranı kilitledim.
Bu araba yolculuğu zevkli olur diye tercih etmiştik. Eğer Nesli panda gibi yatıp uyumasaydı daha fazla eğlenebilirdik.
-"Siz daha mola vermediniz mi?" dedim.
Konuşkan birisi iseniz suskun kalmak bazen çok zor oluyor.
Başını iki yana sallayıp sakalını kaşıdı.
-"Gidince dinleniriz. Batı yarım saat geride o biraz uyudu."
Yüzüne dalıp giden gözlerime hakim olamadım. Yaş aldıkça yakışıklı bir adama dönüşmüştü. Eskiden de yakışıklıydı ama yaş olunca ayrı bir karizmatik havası olmuştu.
Sanane Peri sanane.
Kendi kendime göz devirip biten kahve bardağını poşete attım.
Lütfen bu yol bir an önce bitsin. Ve biz gidene kadar bir daha bu kadar yakın olmayalım.
•••
Merhabaaaa güüünaaayydııınn
İçimden anlık gelen bir ilhamla dün gece yazıp bitirdiğim bölümü elbette size kıyamayarak yayınlıyorum
Yorumlarınızı bekliyor olacağııım
Açıklama kısmımız da henüz boş orayı bir ara halledeceğim
Bir sonraki bölüm ne zaman gelir bilemiyorum görüşmek üzere ❤❤❤