•••
Ormandaki günün sonrasında herkes işlerine dönmüştü. Akşam üstü lise zamanından ezbere bildiğim otobüsle mahalleye dönmek bana eziyet gelmişti.
Bir de mahalle boyu yürüyecektim.
-"Nedir bu çektiğim ya?" Çantamı omzuma asıp yolun taşlarını incelerken eve yaklaşıyordum.
Ama öyle bir şey oldu ki feleğim şaştı desem yeridir.
Mahallenin çocuklarından birisi bisikletle bana çarptığı gibi benim dünyam yıkıldı. Kendimi yerde çocuğu başımda buldum.
-"Peri abla! Peri abla vallahi duramadım abla iyi misin?!"
Ayağımın acısıyla inleyerek doğrulmaya çalıştım. Çarptığı bacağım fena ağrıyordu. Ayağım mı bacağım mı hangisi daha kötü anlayamadım.
-"Mete! Ne oldu?"
Tanıdık ses endişeliydi. Hızlı adımlarla yanıma koşmuştu.
Çünkü onun dükkanının yakınındaydım.
-"Demirhan abi duramadım. Peri ablaya çarptım."
Elimi kaldırıp yerden destek aldım.
-"İyiyim tamam korkma." derken acıdan kıvranıyordum.
Bileğimin ağrısı beynime vuruyordu.
-"Dur bir Peri."
Soluğum ciğerlerimde takılı kalırken Demirhan kolayca topuklu ayakkabımı çıkarttı.
En sevdiğim ayakkabım. Topuğu kırıldı.
-"Bırak beni iyiyim dedim." Ayak bileğimi tutan elini ışık hızıyla ittirdim. Ufak dokunuşu bütün bedenimi alev alev yakmıştı.
Saçma sapan bir atakla ayağa kalkmaya çalıştığımda neredeyse ağlayacaktım.
-"Dursana daha kötü olacak! Yardım etmeye çalışıyorum!"diye kulağımın dibinde kükredi.
Ayakta duramayışımı gördüğü gibi kolumu tutmuştu. Yıllar sonra gelen bu tanıdık temas aklımı bulandırdı.
-"İstemiyorum. Sanane ya sanane?! Dokunma bana." Silkinip geri çıktım. Tek ayağıma bastığımda beceriksizliğime saydırıyordum.
Geri devrilecekken beni bir saniye içinde kucakladı. Şok oldum.
Resmen şok oldum.
Kendimi arabasında buldum. Konuşacak uzvum uyuşuktu. Dilim dönmüyordu. Belki de nefes bile almıyordum.
-"İndir beni." dedim kendime geldiğimde.
Gözlerim kucağıma sabitlenmiş öylece duruyordum. Bir nevi kitlenmiştim. Ağrıyı falan unutmuştum.
Aldığı derin solukla içim sıkıştı.
Durumu sorgulamaya daha fazla dayanamadım. Bileğim gerçekten çok ağrıyordu.
Eğilip tutmaya çalıştığım an ağzımdan inleme kaçtı.
Çok ters düşmüştüm. Bileğim burkulduğu zaman üzerine düşmüştüm.
-"Her şey beni buluyor." Kısık sesle mırıldanırken acıdan ne yapacağımı şaşırmıştım.
Yakınlarda olan hastanenin önünde durduğumuzda başımı Demirhan'a çevirdim. Kontağı kapatıp telefonunu cebine attıktan sonra arabadan indi.
O gelene kadar kapıyı açmıştım. Diğer ayağımın üstüne basarak inmeye çalışacaktım fakat olmuyordu.
-"Yapma." diye sertçe uyardı.
Kırpıştırdığım kirpiklerim arasından çehresine baktım. Sakallarla çevrili yüzü her zaman olduğu gibi soğuktu.
Sanki ben al beni hastaneye getir demiştim.
-"Getirdin sağ ol! Gidebilirsin." dedim ve kaşlarımı çatıp eğildim. Diğer topuklumu çıkartıp arabanın zemininde bıraktım.
Sinir.
Kenardan tutunarak dişlerimi sıka sıka yere bastım.
-"Bırak şu inadı daha kötü olacak." der demez yine kucağına çıkıverdim.
-"Ya bıraksana! Senin yardımına ihtiyacım yok. Senden gelecek hiçbir şeye ihtiyacım yok anladın mı?!" Sesimi yükselttiğimde çevremizde dönüp bakanlar olmuştu.
Demirhan yine duvar gibi beni kucağında taşıyordu. Acilin girişinde koltuğa oturmamı sağladığında bedenime dokunan yerleri hissettim. Karıncalanıyordum.
Acil doktoruyla konuşup hemşirenin yardımıyla beni sedyeye almışlardı.
-"Kimliğini ver." dedi yüzüme bakmadan.
Çantamdan çıkartıp uzattıktan sonra Demirhan gitmiş doktor bileğimi muayene ediyordu. Ben acılar içindeydim.
Doktor muhtemelen zedelenme olduğunu çatlak gibi bir durumun olmadığını söyleyince çok rahatlamıştım. Bir de alçıyla uğraşamazdım.
Yine de röntgen çektireceğim için toparlanıp doğruldum. Hemşire tekerlekli sandalye yaklaştırıp oturmama yardımcı oldu.
Odadan çıktığımız gibi anne ve babamla karşılaştım. Endişe içindeydiler.
Demirhan yoktu. O haber vermiş gitmişti. İstediğim gibi.
Hastaneden çıkarken ayak bileğim tamamen sargılıydı. Üzerine basmamam gerekiyordu. Bunu nasıl becerecektim bilmiyorum.
Acilin kapısında arabada bekleyen Demirhan çektiğim ağrıyı arttırıyordu.
Arabasına bindiğimizde annem ona teşekkür ediyor minnettarlık gibisinden falan filan konuşuyordu. İlgilenmiyordum.
Getirmeseydi. Ben kendimde giderdim.
Mahalleye girdiğimizde bizimkiler başıma toplanmıştı. Onlarla birlikte eve girmiştik.
Dışarıda kalan Demirhan'a hiç bakmadım. Teşekkür de etmedim. Bunun için pişmanlık duymuyorum.
Bileğim şiştikçe benim ağrım artıyordu. Bir ağrı kesici içmiş yatağa girmiştim.
Ertesi gün haliyle evdeydim. Akşam şirketi aramış haber vermiştim. Yürüyemeyeceğim belliydi gidemeyecektim.
İlk gün iş çıkışı şirkette en yakın arkadaşım Erdem gelmişti. Bizimkilerle eş zamanlı olunca yabancı kaldığı için çok oturmadan kalkmıştı.
Ertesi gün içtiğim ağrı kesici etkisiyle annemin yardımını alarak kuaföre gitmiştim.
Aslı'nın annesi benim için sandalyeye yumuşak bir minder koymuştu. Şimdi birinde oturmuş diğerine sargılı ayağımı uzatmış çekirdek çitliyordum.
Yoldan geçenlerle sohbet etmem dedikodu öğrenmem cabasıydı.
Boş olmak ne eğlenceliymiş ya. Mahallenin tadını unutmuşum.
-"Popom uyuştu." dedim yanıma gelen Aslı'ya.
Kaş bıyık aldırmaya gelen Sevim teyzeyi yolcu etmiş yanıma oturmuştu.
-"Müessesemizde popo masajı bulunmamaktadır. "
Yüzümü buruşturup bir avuç daha çekirdek aldım.
Hava kararmaya döndüğünde Demirhan'ın atölyesinde çalışan Sedat mesai sonunda bu tarafa doğru geliyordu.
-"Dur dur!" diye bağırdım.
Arada mesafe olsa da duymuştu.
-"Bana çikolatalı süt alsana."
Ağzını oynattığında küfür savurduğunda bilsem de kıkırdayıp geri yaslandım.
İki dakikalık yolda sütümü alarak gelmişti. Boş sandalyeyi çekip oturdu.
-"Sakatım ben kızmıyorsun değil mi?" Numaradan yaptığım acındırmayla birlikte süte pipetini takıp dudaklarıma dayadım.
-"Yok canım ne kızacağım? Hem sakat ne kızım? Alt tarafı burkuldu."
Omuz silkip sütüme odaklandım.
-"Kısa süreliğine sakatım işte." diye geçiştirdim.
Akşam olmasıyla kuaför kapatılınca bizde bu sefer Soner abilerin evine gitme kararı almıştık. Lise zamanında özenerek yaptıkları bir çatı katı vardı. Bizi ara sıra oraya alırlardı fakat genelde erkek erkeğe vakit geçirdikleri bir çatıydı.
Gittiğimizde hatırladığımdan daha da güzel olduğunu gördüm. Eşyaları yenilemişler bir oyun konsolu köşesi oluşturmuşlardı.
-"Oynayalım mı bir el?"
Koltuğa oturup Sedat'a kolumla vurdum. Ortada duran siyah sehpaya uzattığım ayağımla rahatım yerindeydi.
-"Dur açayım." diyerek kırmızı kolu bana uzattı.
Açtığı araba yarışı şimdiye kadar zevkle oynadığım tek oyundu.
Oynamayı Demirhan öğretmişti. Uzun zamandır oynamamıştım.
-"R8 benim hiç affetmem." dedim kıkırdayarak.
Modeli ve rengi seçtikten sonra tamamlayıp Sedat'ın seçmesini bekledim.
Aslı ve Nesli çatı katının küçük mutfağında çay demliyorlardı. Soner abi ise uzun balkona masa ve sandalye açıyordu.
Çok geçmeden Batı abinin geldiğini sandığım kapı zili çaldı. Batı abi gelmişti ama yalnız değildi. Demirhan arkasından girmişti.
Televizyon ekranına dönerek ona bakmayı kestim. Her görüşümde kalbime tuhaf şeyler oluyordu. Buna engel olmalıydım.
Sedat'la oynadığımız bir kaç turluk yarışta o kazandığı için az biraz tripliydim. Kollarımı göğsümde bağlayıp geriye yaslanmış oyun kolunu çoktan bırakmıştım.
-"Beni unuttunuz galiba."
Bir anda hepsi balkona çıkınca yalnız kaldım.
Seslenmem üstüne Kumru yanıma geldi ve koluma girdi. Onun yardımıyla çıktığım balkonda sandalyeye oturup rahat bir nefes aldım.
İnsanın sağlığından önemli başka bir şeyi yokmuş gerçekten.
-"İşte orayı tadilata sokalım dedik. Büyük ferah bir yer."
Çay bardağını dudağımdan çektiğimde sohbeti son derece sessiz kalarak dinliyordum. Ama içimde tutamayacaktım.
-"Neden illa burada yaşamak istiyorsunuz ki? Oraya yapacağın masrafla tatile gidersiniz." dedim gözlerimi büyüterek.
Yorumum üstüne zaten çok istekli olmayan Kumru bakışlarını Batı abiye dikmişti.
Evlenmeyi düşündükleri için nerede yaşarız diye sohbete girmişlerdi. Batı abi mahallede ki evden söz ediyordu.
-"Eşimiz dostumuz burada. Niye bilmediğimiz yerlere gidelim? Hem nesi var mahallemizin?" dedi Batı abi diklenerek.
Aman hiç de toz kondurmazlar.
-"Bir şeyi var demedi Batı. Seni eşinden dostundan ayıran yok zaten ama dediği gibi daha güzel modern bir dairede oturmayı tercih ederim." dedi Kumru.
Muhtemelen o da içinde tutuyordu.
-"Şahsen benim şuan öyle bir durumum olsa...ne işim var burada?" Kaldırdığım kaşlarımı indirip Nesli'ye baktım. Yüz ifademe kısık sesle gülmüştü.
Oturduğumuzdan beri ağzından bir kaç kelime dışında laf çıkmayan Demirhan'ın varlığı yokluğu belli olmuyordu. Kare masanın çevirdiğimiz kenarlarında karşımda oturuyor sigara içiyordu.
-"Güzelim sen şimdi süslü şaşaalı mekanlara alıştığın için burayı beğenmezsin. Ayrıca mahalleden biriyle de evlenmezsin herhalde. Seni o plaza veliahtları ancak kaldırır."
Soner abinin iğneleyici ve alay karışımı tavrı üstüne nefesimi dışarı üflemiş gözlerimi devirmiştim.
Ne evlenmesi canım?
-"Ay ne alakası var Soner abi? Bende burada büyüdüm. Sadece her şey bu mahalleden ibaret değil." dedim.
-"Biz burada ekmek parası kazandığımız için bırakıp gitmek kolay olmuyor Peri." Batı abi sözlerini bana gözlerini Kumru'ya dikmişti.
Hissedilen soğuk rüzgar hepimizin yüzünde belirdi.
-"Neyi iğneliyorsun şimdi? Ortaya konuşuyoruz." diyerek kaşlarını çattı Kumru.
-"Ne ortaya konuşuyorsun ya? İçinden geçeni söylüyorsun. Anlat bilelim neyi isteyip istemediğini. İleride içinde kalmasın." Batı abinin sert sözleri sessizlik yarattı.
Sırtımı dikleştirip kızlara baktım. Ağzımı tutsaydım böyle bir gerginlik oluşmayacaktı.
-"Bağırma kıza Batı. Düşüncelerini sana değil de kime söyleyecek?"
Dişlerimi birbirine bastırıp sessizce yutkundum. Bu sözleri Demirhan tersleyerek söylemişti.
-"Yok o sadece kızmayı biliyor Demirhan abi." Kumru sandalyeden kalkıp bir hışımla içeri girdi. Arkasından Aslı gidecekken Batı abi onu durdurup kendisi gitmişti.
Omuzlarımı düşürdüm.
-"Ben tetikledim sanırım. Ne bileyim tartışacaklarını." diye mırıldandım mutsuzluk içinde.
-"İlla ki olacaktı. Karşılık konuşup karar vermeleri gerekiyor. Senlik bir durum değil." dedi Soner abi.
-"Yani...biliyorsun Kumru liseden beri mahalleden sıkılıyordu." dedi Aslı.
Evet öyleydi. Belli ki Batı abiyle bunu ciddi ciddi konuşmuşluğu yoktu.
-"Çocuğun kazandığı iki kuruş. Siz de biraz mantıklı düşünün. Kaç bin liralık kira mı verecek yoksa karnını mı doyuracak?" Demirhan'dan yine bekleyen bir kaç cümle çıktı. Bunu söylerken gözleri uzun denecek saniyeler boyunca üzerimde kalmıştı.
Söyleyecek sözlerim olsa da sustum. Onu görmemezlikten geldikçe sinirleniyordu. Nefes alışverişinden bile hissediyordum.
-"İkisi de çalışıp daha mutlu olacakları makul bir yerde yaşayabilirler." dedi Nesli de.
-"Öyle dediğiniz gibi olmuyor kızlar. Onun da kafasında ölçüp biçtiği bir şeyler vardır. Sıkıntılı yaşamaktansa daha garanti yerleri tercih etmesi normal."
Kısık sesle oflarken canım sıkılmıştı.
-"İstediğimde kalkıp yer değiştirememek çok zor."
-"İş yerinden sorun çıkardılar mı?" diye sordu Sedat.
Başımı iki yana salladım.
-"İlker bey aradı. İyi hissettiğinde dönebilirsin dedi."
Aslı ve Nesli imayla kaşlarını kaldırdılar.
-"Hem zengin hem düşünceli." dediler aynı anda.
-"Saçmalamayın." diye kısık sesle kızdım.
Demirhan göğsünü şişirip balkon duvarına doğru yaslanırken ona kaçamak şekilde bakmıştım.
Konuşmamızdan sıkılıyor olsa gerek. Gelmeseymiş.
-"Neyse gevşemeyin kızlar erkek muhabbetini kesiniz lütfen. Çay getiriyorum." Soner abi huysuz tavırla söylenip kalktı ve mutfağa geçti.
Ona yol vermek için kalkan Demirhan yanımda dağ gibi dikilmişti. Artık tanıdık gelmiyordu.
Ne kokusu ne bakışı.
Gelmesindi zaten. Eskiler eskide kalmıştı. Biz de artık tanıdık değildik.
-"Bu arada yazlığı ayarladım. Söylemeyi unuttum."
Batı abi geri döner dönmez yüzleri güldürmüştü. Kızlar uzun zamandır bu haberi bekliyordu. Aileleri tatile gitmeye yalnızca yanlarında güvenilir birisi olursa izin vereceklerdi.
Batı abinin amcasının yazlığı vardı ve bir ay önce konuşup ayarlayacağını söylemişti.
-"Ya çok sevindim. Hemen izine çıkıyorum." dedi Nesli.
-"Hepimiz ayarlayalım ondan sonra. Sen alabilecek misin?" diyerek bana döndü Batı abi.
-"Bilmiyorum ki konuşmam lazım. Aslında Erdem'le bir kaç günlüğüne Alaçatı'ya gidecektik önce onunla konuşayım." dedim.
Hafta sonu gidip dinlenir döneriz demiştik. Bayadır plan hakkında konuşmamıştık.
-"Tamam o zaman. Sen abi?"
Demirhan kendine dönen bakışlarla birlikte masaya diktiği bakışlarını kaldırdı.
-"Hayır deme bak. Babam sen olursan kesin izin verir abi ya." Aslı böyle söyleyince diğer beyler ona burun kıvırmışlardı.
Kıkırdamadan edemedim. Mahalleli hala eski usul Demirhan'a güveniyorlardı.
-"Bakarız söz vermiyorum." dediği sırada çatı katının kapısı tıklatıldı.
Açıp gelen Sedat peşinden Şeyma ile gelmişti. Yıllar yıllar öncesinden tanıdığım çocukken asla anlaşamadığım Şeyma.
Soner abinin kuzeniydi ve bu apartmanda yaşıyordu.
-"Sesinizi duyunca uğramak istedim. Rahatsız etmiyorum değil mi?" Gözleri önce masada dolaşmış ardından direkt olarak Demirhan'a kitlenmişti.
-"Yok gel otur." Soner abi ayağa kalkıp bir sandalye daha çekti.
-"Geçmiş olsun." dedi bana kısa bir bakış atıp.
Yapmacık tebessümle gözlerimi çevirdim.
-"Sağ ol." diye geveledim.
-"Nigar teyze nasıl? Dün biraz halsizim diyordu."
Evet evet. Mahallelinin gözüne girmeye çalışan kızlardan. Çocukken bile böyleydi. Gıcık olurdum.
Demirhan elini ensesine attığında siyah kısa kollu tişörtünden kol kası tamamen gerilmişti.
Hangi ara vücut çalışmaya başlamıştı?
-"İyi iyi sorun yok." derken Şeyma'ya hiç bakmamıştı.
Of banane. Ne bakıyorsam Allah Allah!
İlerleyen dakikalarda Kumru ve Aslı yorgun olduklarını söyleyerek evlerine gitmişlerdi. Onlarla birlikte Batı abiyle Sedat kalkınca biz kalmıştık.
Nesli yanımda omzuma yaslanmış online sitelerden bikini mayo bakıyordu.
Soner abi Demirhan'la telefondan futbolla ilgili bir şey izlerken Şeyma sadece Demirhan'ı izliyordu.
Ayıp be ayıp!
Gözümün önünde...neyse.
-"Ayağım iyileşsin alışverişe çıkarız deneyip alırsın." dedim Nesli'ye.
-"Mesai geç bitiyor pek vaktim kalmıyor ki."
Alternatifleri düşünürken Şeyma'yı babası çağırınca gitmek zorunda kalmıştı. Ama muhtemelen gözleriyle ruhu hala aramızdaydı.
-"Şeyma sana bak bak doyamadı Demirhan abi." Benden kaçmayan Nesli'den hiç kaçmazdı.
Demirhan'a bakmadan masada tabakları çeviriyor oyalanıyordum.
Ama içimde yükselen hisleri anlatamıyordum.
-"Annemler sokuyor aklına."dedi kısık sesle mırıldanarak. Söndürdüğü sigarasının peşine yeni bir tanesini daha yakıyordu.
Neye içiyordu bu kadar?
-"Hoşlanıyor senden yıllardır görüyoruz." diyen Soner abiyle göğsüm tuhaf bir şekilde sıkıştı.
İç çekerek gökyüzüne doğru baktım.
-"Boşverin önemsiz."
Geçiştirmesi üstüne dudaklarımdan histerik bir gülüş sesi koptu.
Sever boşvermeyi önemsememeyi.
Nesli aklımı okuyordu. Boğazını temizleyip sandalyesinden kalktı.
-"Şey biz de kalkalım. Peri yatsın dinlensin." dedi hızlıca.
-"Ben seni bırakayım. Demirhan Peri'ye yardım eder. Git gel yapma bir daha." Soner abinin kalkmasıyla nefesimi tuttum.
-"Yok ya ne olacak?!" dedim hemen.
-"Bir sakıncası mı var?" Soner abi kaşını kaldırınca bende nefesimi verdim.
-"Hayır neyse tamam." diye mırıldandım.
Nesli'nin tutmasıyla sandalyeden kalktım ve kapının pervazını tuttum. Onlar hızlıca masayı toplamış mutfağa bırakmışlardı.
Soner abi balkon masasını ve sandalyelerini alma aşamasında ben baştan aşağı titriyordum.
Gerçekten sebebi yoktu.
Demirhan balkondan çıkıp yanımda durdu. Sanki o da ne yapacağına karar verememiş gibi bir kaç saniye bocaladı. Ardından buz kesmiş elimi sol eliyle kavrayıp sağ elini belime koydu.
Aldığım soluk takılı kaldı. Çıkamadı.
Elimi kapıdan çekip onun desteğine kendimi bıraktım. Titrek nefeslerimle bu nazik dokunuşunu düşünmemeye çalıştım.
Apartmandan inene dek soluk soluğa başım eğik durmuştum. Sessiz sokağa çıktık. Soner abiyle Nesli hala topluyorlardı. Bu yüzden biz önden çıkmıştık.
Zar zor yutkundum. Farkında olmadan elini sıktığımda başını bana döndürmüştü. Bense ona hiç bakmıyordum.
-"Acıyor mu?" diye sordu. Sesi boğuk zor çıkmıştı.
Eli elime değmeyeli yıllar olmuştu. Şimdi niye benim burnum sızlamıştı?
Ben neden geçememiştim?
-"Acımıyor." dedim oldukça kısık sesimle.
Çok acıttın. Artık acımıyor.
-"Hala aynısın." dedi.
İçime işleyen tok sesi karşısında sakin kalmaya çalışıyordum.
Konuşmasın benimle lütfen.
-"Değilim." diye ters bir cevap verdim.
Sertçe nefesini üfledi.
-"Acıyor diyemiyorsun."
Evet demezdim. Ama önceden demezdim.
Bakışlarım ileriye sabit,kalbim yerinde değildi.
Kurumuş dudaklarımı ıslatırken eve yaklaşmıştık. Işıklar yanıyordu. Zile basmadan elimi elinden çektim ve duvara tutunarak gözlerinin içine baktım.
Gözlerimi gözlerine bağlar gibi baktı.
Benim gözlerim yıllar önceki gibi değildi. Ona yabancılaşmıştı. Bunu görüyordu.
-"Evet acıyor. Ama ben artık seninle acımı bile paylaşmam." dedim evimizin ziline bastım.
Sırtımı dönmüştüm. Bir zamanlar onun bana döndüğü gibi.
•••
Demirhan olsun muuuu ne dersiniz?
Bölümü nasıl buldunuz?
Gece yayınlayamadım çünkü uygulamada sorun vardı.
Geçmişi bir anda ortaya koymadan ilerlemeye çalışıyorum. Umarım sıkılmazsınız.
Benim için de farklı bir hikaye oluyor. Umarım bende sıkılmam ahahsjs