•••
Bütün gün evde yatmaktan sıkıldığım için kızları çağırmıştım. Evin arka bahçesinde ki ufak alan bize yeteceğinden dolayı oraya minderler atmış sıcak bir ortam yapmıştım.
İşten çıktıklarında eve uğrayıp geleceklerdi.
Onlar gelmeden atıştırmalık bir şeyler almak istediğimden evden çıkmak için üzerime bir hırka geçirdim. Tayt ve askılı crop giyiniyordum.
Cüzdanımı alarak evden çıktığımda hava kararmıştı.
Mahalle bakkalı bir kaç bina ötedeydi. Hızlı adımlarla yürürken diğer dükkânlara uzaktan bakıyordum.
Büyük bir bina olan mobilya atölyesine gözüm kaydı. Kapının önüne küçük ahşap bir masa atılmıştı. Etrafında tabureler vardı ve bilin bakalım kim oturuyordu?
Demirhan babasıyla birlikte burada çalışıyordu. Kendi mobilya mağazaları da vardı ama o burada yaratıcı kısımdaydı. Mobilya tasarımları çizimleri onun elinden çıkıyordu.
Şimdi ikinci görüşümdü. O kafasını kaldırmadığı için beni görmemişti. Fakat karşısında oturan Sedat çoktan görmüştü.
-"Kız nereye?!" Mahalle teyzesi kıvamında seslenince nefesimi dışarı üfledim.
-"Bakkala." diye yanıtlarken yönümü değiştirmeden yürümeyi sürdürdüm.
Gözüme çarpan atıştırmalıkları doldurup dışarı çıkmıştım. Sedat çay bardağını masaya koydu ve yanıma koştu.
-"Yardım edeyim. Senin ellerin incinmesin."
Tam verecekken dalga geçtiği için dirseğimle vurdum ve vermekten vazgeçtim.
-"Ben taşırım sen zahmet etme." dedim çattığım kaşlarımla.
-"Kızma hemen ya." Bir çırpıda yanağımı öpüp ağır poşeti elimden aldı.
Gerisin geri eve döndüğümde haliyle Sedat'a teşekkür etmiştim.
Kızlarla konudan konuya geçerek her şeyi konuştuğumuz bir akşam oluyordu.
-"Demirhan abiyle-"
-"Lütfen Aslı." dedim direkt.
Onunla ilgili hiçbir şeyi dile getirmek istemiyordum.
-"Ya yıllardır tek bir kelime konuşmuyorsun! Bari ne hissettiğini söyle." dedi Nesli dizime vurup.
Gözlerimi devirirken kahveden büyük bir yudum aldım.
-"Hiçbir şey hissetmedim kızlar. Bitti gitti o mesele. Hepimizin hayatı farklı, hepimiz farklı insanlar olduk." diye kendimi inandırdığım cümleleri kurdum.
Kumru bana masal anlatma der gibi bakıyordu.
-"Yıllar değişse de insan kalbini değiştiremiyor Peri'cim." dedi kaşını kaldırıp.
-"Gayet de değiştiriyor. Söküp atıyorsun geçiyor. Özellikle seni bırakmayı seçiyorsa sende onu geçmişte bırakabiliyosun." Dilim birbirine dolana dolana hızlıca konuşmuştum.
Kızlar sus pus olurken bacaklarımı uzatarak minderin üzerinde iyice yayıldım.
-"Demirhan abiye hala kızgınsın. Bizden gizleme aptal değiliz."
Tahammül edemediğim tek konu.
-"Kızgın değilim. Sadece onu yok sayıyorum.Lütfen konuyu tekrar açmayın." Temkinli sessiz konuşmamda kapıyı gözetlemiş annemin duymasından endişe etmiştim.
-"Sen nasıl diyorsan öyledir." Kapanan konuya dönüş olmadan biraz daha konuşmuş gülüşmüştük.
Ertesi gün sabah erkenden kalkmış güzel bir duş almıştım. Gür saçlarımı özenerek düzleştirdikten sonra günlük makyajımı yaparak dolabın karşısına geçtim.
Dün gece düşündüğüm elbiseyi askıdan alıp üzerime giyindim.
Hava şuan çok bunaltıcıydı fakat şirkette klimalarla sıcaklığı hissetmiyorduk.
Küpelerimi takarken diğer yandan iş yerinde ilk günden beri arkadaşım olan Erdem'le konuşuyordum. Beni almaya gönüllü birisi!
-"Konumu attım şimdi görüşürüz." diyerek kapattım.
Elbisemin altına beyaz bantlı yüksek topuklu seçtim. Yatağın ucuna oturup giydim ve aynaya baktım.
Ayakkabılarım temizdi. Aksi halde annem beni elleriyle boğardı.
Ufak çantama gerekli eşyalarımı attıktan sonra hızlıca alt kata indim. Konuşma sesleri duyduğum için yönümü mutfağa çevirmiştim.
Nigar teyze dahil olmak üzere Sevgi teyze de buradaydı. Kahvaltı yapıyorlarmış.
-"Günaydın. " dedim gülümseyerek.
Dönüp gülümsediler. İlk geldiğimiz gün evde bize yardım ettikleri için ilk karşılaşmamız değildi.
-"Günaydın kızım. İşe mi gidiyorsun?" diye sordu Nigar teyze.
Kendisi tahmin edersiniz ki Demirhan abimin annesiydi.
Başımı salladım.
-"Evet başladım."
-"Ağzına bir şey atsaydın annem."
-"Yok anne Erdem almaya geliyor yoldan kahve alırız." dedim.
Yanlarından ayrılarak evden çıktığımda yüzümü buruşturdum. Bu ince topuklarla her gün nasıl işe gideceğim?
Mahallenin taşları girintili çıkıntılıydı ve kesin bir kere düşerdim.
-"Of ya." Çantamdan telefonumu alırken ileri doğru yürüyordum. Erdem bir daha mahalleye girmez beni caddeden alırdı diye düşünmüştüm.
Kısa bir mesaj yazarak kapattım. Topuğumun farklı yerlere girmemesi için fazlasıyla dikkat ederek yürürken kuaförden çıkan Aslı beni görünce kahkahayı basmıştı. Elindeki havluyu askıya atıp yanıma yaklaşınca olduğum yerde durdum.
-"Bir yağız delikanlı çağıralım seni kucağında taşısın prenses."
Terleten saçlarımı geri atıp göz devirdim.
-"Can çekişiyorum Aslı gülme." diye uyardım.
-"Taksi çağırsaydın ya." derken iyice yaklaştı ve koluma girdi. Onun desteğiyle daha rahat adımlar atmaya başladım.
-"Her gün taksiyle gidersem maaşımı bağışlamış olacağım." dedim bir yandan yere bakarken.
-"Artık birimizin araba alması şart. "
Kesinlikle!
-"Daha çok çalışmamız lazım." diyip güldüm.
Babam da pek araba kullanmayı sevmediği için hiç alma gereği duymamıştı.
-"Sağ ol bebeğim görüşürüz." Yanaklarımızı gülümseyerek öptükten sonra Aslı kuaföre dönmüştü.
Bende bakkalın önüne geldiğim için soğuk bir su alıp geri çıktım.
Sokağa yaklaşan bir kamyona bakarken gördüğüm yüz karşısında gözlerimi kaçırdım.
Kamyona yeni yapılmış mobilyalar yükleniyordu.
Demirhan tam görüş açımda taşıyan adamları izliyordu.
Oyalanmadan tekrar yürümeye geçtiğimde biraz ileriden gelen Audi model araba gözlerimin ışıldamasını sağladı.
-"Bir tanesin Erdem." diyerek açtığım kapıdan arabaya oturup kapattım. İçi buz gibiydi.
-"Günaydın bebek. Filtre kahve?"
Kocaman gülümseyip kahve çantasını açtım. Erdem herkesin isteyeceği türden bir arkadaştı.
Bütün gün şirkette ordan oraya koşturmuş çekimler için ürün seçimi yapmıştım. En son sosyal medyalarıyla ilgilendiğim bir kaç firmanın çekimlerini bitirdikten sonra beğendiğim ayakkabıları deniyordum.
-"Efsane olmuş."
Seren çektiği fotoğraflara bakarken bana göz atmıştı.
Ayakkabı çok iyi bir tasarımdı.
-"İlk izin günümde gidip alacağım." diye mırıldanıp ayakkabıyı çıkarttım ve kendi topuklumu giyindim.
-"İyi akşamlar yarın görüşürüz." diyip stüdyodan çıktım. Üst katta Erdem'in odasına girecekken patronun olduğunu görünce hiç rahatsız etmeden kendi bölümüme geçtim.
Çantamı aldığım sırada telefonum çalmaya başlamıştı.
Soner abi arıyordu.
-"Efendim Soner abi?" derken asansöre ilerliyordum.
-"Çıktın mı Peri? O taraflarda işim vardı eve geçiyorum."
-"Ah çok iyi oldu. Şimdi çıkıyorum." derken enerjim yükselmişti.
-"Tamamdır beş dakikaya oradayım."
Plazanın çıkış kapısında merdivenlerden inmiş kenarda bekliyordum. Az önce çıktığım kapıdan İlker beyin çıkışını görünce duruşumu düzelttim gülümsedim.
-"Birini mi bekliyorsun?"
İlker bey genç bir iş adamıydı. Daha doğrusu babasının parasıyla yükseliyordu diyebiliriz. Biraz da çapkındı.
-"Evet İlker bey. Abim almaya geliyor."
Elini cebine koyarken şoförü yanından ayrılıp vale ile gelen arabasına geçmişti.
-"Evin uzakta mı?" diye sorarken herhangi bir art niyet hissetmediğim için gergin değildim.
-"Biraz uzak sayılır İlker bey."
Kaşını kaldırıp yüzümü inceledi. Aynı anda araba sesi gelince başımı çevirdim. Soner abi gelmiş İlker beyin arabasının arkasında durmuştu. Beynimden vurulmama neden olan şuydu ki ön koltukta oturan Demirhan'dı.
-"İstersen şirket arabalarından tahsis edebilirim." İlker beye döndüğümde şaşkınlığımı hiçbir şekilde belli etmeden tebessüm ettim.
-"Çok naziksiniz. Fakat böyle bir ayrım yapılmasını istemem. İyi akşamlar İlker bey." Savurduğum saçlarımla adımlar atarken kendimi epey özgüvenli hissediyordum.
Yüzümdeki iddialı tebessüm bozulmadan arka kapıyı açarak bindim ve eteğimi düzelttim.
-"Merhaba." dedim ortaya.
Soner abi dikiz aynasından bakarken Demirhan kılını kıpırdatmadı.
-"Kim bu?"
Çevremdeki bütün erkekler kıskanç demeyi unutmuşum.
-"Şirketin sahibi. İlker bey,patronum." diye açıkladım.
Benim bu kalbim...niye böyle çarpar ki?
Kendine gel.
Durduk yere hızlanma.
-"İyi bakalım." diyip konuyu kapattı.
Mahalleye gelene kadar ön tarafa bakmamak için o kadar kasılmıştım ki boynum ağırmıştı.
-"Biz de Demirhan'ın arabayı servise bıraktık oradan geliyorduk. Aklıma gelince aradım hemen."
Başımı öylesine salladım.
-"Sağ ol abi bende taksiyle dönecektim." dedim.
-"Rastladıkça alırız." derken arabayı park etmişti.
Arabadan teşekkür ederek indikten sonra göz göze gelmeden evin yolunu tutmuştum.
O akşam yorgun olduğumdan dolayı ertesi akşam kızların ısrarıyla mahallenin kafesinde canlı müzik dinlemeye gelmiştik.
-"Konuşup geliyorum."
Şirketten arkadaşım arıyordu. Bu yüzden masadan kalkmak bana iyi gelmişti.
Çünkü masada duygusuz tepkisiz oturan bir Demirhan vardı.
Sigara içenlerin çıktığı bahçede telefon görüşmesi yapmış hava almak için kenarda tabureye oturmuştum.
Geleli iki saat oluyordu. Biz geldikten sonra erkek tayfası yanımıza gelmiş bitmesini bekliyordu. Sebebi ise geç saatte yalnız oturmayalımmış.
Demirhan'la bu kadar sık bir araya gelmek istemiyordum. Bunun sebebi...yoktu. Yalnızca istemiyordum.
Hoşlanmıyordum.
Onun beni görmesini de istemiyordum. Çünkü zamanında reddetmişti.
-"Ne yapıyorsun burada?"
İrkilip döndüm.
Batı abiyle Demirhan gelmişti. Batı abi karşımdaki tabureye oturup sigarasını yaktı.
-"Hava alıyordum." dedim mırıldanarak.
-"Otursana kardeşim."
Yanımızdan uzaklaşmak üzere olan Demirhan duraksadı ve bir adımla geri gelip sağ tarafımda olan tek tabureye oturdu.
Boyundan ve heybetinden sığmayınca bacağı bacağıma değecek korkusuyla yana kaydım.
-"Kalkıyım ben."
-"Otur ne kalkıyorsun?" dedi Batı abi.
Bence de neden kalkıyorum? O kalksın.
Omuz silktim. Dirseklerimi dizlerime yaslayıp avuç içlerimle yüzümü tuttum.
Kalbim yine gereksiz bir sıkışmayla baş başa kaldı.
Ben bunu çok zor atlatmıştım. Tekrar olmamalı. Tekrar aynı kırgınlığımı hatırlamamalıyım.
-"Nasıl gidiyor işler?"
Yerde gezinen bakışlarımı Batı abime çevirdim.
-"Yoğun yorucu." dedim gülümsedim.
Demirhan yanımda kıpırdanıp sigara dumanını üfleyince yanlışlıkla yüzüne baktım.
Az kalsın kelimelerimi unutuyordum.
Hala aynı etki mi?
-"Kolay olan iş mi var sanki." diye yorumda bulundu.
Demirhan'ın yanında daha fazla konuşmak içimden gelmedi. Ağzını açıp tek kelime bile etmiyordu.
Hiç değişmediğini görüyordum. Az ve gerektiği kadar konuşur fazlası olmazdı.
-"Ben geçiyorum Batı." Bir anda kalkınca istemsizce baktım.
Üstten üstten bana bakmasıyla göz göze geldik. Yorgun görünüyordu. Yaş almış yüzünde yorgunluk gözle görülüyordu.
-"Birlikte kalkardık."
-"Yorgunum. Israr ettin diye geldim." dedi ve arkasını dönerek gitti.
Baktım.
Her gidişi tanıdık gelecekti.
-"Siz neden konuşmuyorsunuz? Yıllardır bir araya geldiğinizi görmedim."
Dudağımı büktüm.
-"Herhangi bir nedeni yok. Sizin gibi yakınım değildi." Daha yakınımdı uzağım olmayı seçti.
-"Hepimiz aynı yerde büyüdük kızım nasıl değildi."
-"Bilmiyorum abi böyle gelişti." dedim ve daha sormaması için ayağa kalktım. Benimle kalkınca içeri geçmiştik.
Uygun bir gün bulamadığımızdan en sonunda hafta sonu piknik için anlaşılmıştı.
Sabah erkenden uyanmış üzerime rahat bir şeyler giyinmiştim.
Altımı bilerek uzun tutmuştum çünkü herhangi bir ısırık yada böcek girme vakası yaşamak istemem.
Benim vaktim olmadığından içecekleri alma görevini üstlenmiştim. Aslı bir pasta yapmıştı.
Erkekler ise mangal malzemelerini alacaklardı.Nesli de tabak çanak görevindeydi. Evet bitti.
Tepeden at kuyruğu yaptığım saçlarımı aynadan kontrol edip gözüme kahverengi bir gözlük taktım.
Kapının önünde iki araba gördüğümde nefesimi tutmayı ihmal etmedim.
-"Günaydın." Sedat arabaya yaslanmış yarı kapalı gözleriyle konuşmuştu.
Haline güldüm.
-"Günaydın uykucu."
Dolaptan alıp çantalara koyduğum bir kaç çeşit içeceği yere bıraktım. İki adımda ellerim koptu.
-"Yardım etsene ya." dediğimde Sedat doğrulup gelene kadar bagajla uğraşan Demirhan'ı önümde buluverdim.
Bu ne hız?
-"Sağ ol." diye ağzımın içinden geveledim.
Önümde durur durmaz bir gölge oluşturan bedeni aynı hızla yanımdan uzaklaştı.
-"Güüünaaaydıııın!!"
Enerjisi şuan hiç etkili gelmeyen Nesli'ye burun kıvırdım.
Büyümüş avukat olmuş hoplaya zıplaya geliyordu.
Batı abi,Soner abinin arabasına Kumru ile oturmuştu. Arkaya Kumru'nun yanına Sedat baygın şekilde dizlerine yattığı için ister istemez vücudum gerildi.
-"Sedat git sen diğer arabaya. Kalksana ya." Kapıyı kapatmadan sessizce kızmış onu dürtmüştüm. Ama nafile.
Benden hızlı davranmış çoktan uykuya dalmıştı.
Of!
Of!!
-"Bir şey olmaz Peri." Nesli belime dokunduğunda iç çekerek kapıyı kapattım.
Uzak kalayım dedikçe dibinde bitiyorum.
Oflaya puflaya arabasına yaklaştım. Beyaz spor bir Mercedesti.
İyi para kazandıklarını önceden biliyordum belli ki daha da iyi olmuştu.
Bu defa hızlı davranıp arka kapıyı açtım. Diğer tarafı Aslı açmıştı. Öne ise Nesli binmişti.
Bindiğim tarafın kapısını hırsla kapatınca Demirhan'ın kafası hızlıca bana döndü.
-"Yavaş." dedi. Erkeklerin arabalarına olan hassasiyetiyle karşı karşıyaydım. Kaşlarını çatmış kapıya bakıyordu.
Sesimi çıkarmadan başımı cama çevirdim. Halbuki içimden geçen kapıyı ikinci kere aynı hızla üstüne çarpmaktı.
Geldiğimiz orman hepimizde anılar bırakan bir yerdi. Yıllardır görmediğim ormana ayak bastığım gibi burnumun sızlaması hiç iyi değildi.
Ben pes etmek için güçlenmemiştim. Kendine gel Peri.
Elim kapıda cansız dururken esintiyle birlikte ağaçlara baktım. Başımı oynattım.
Göz göze geldik.
Bunu sen istemiştin.
Kafamı çevirdim. Bundan sonra ona olan tavrım olduğu yere bakmamaktı.
Bana burada sarıldın.
Beni burada bıraktın.
-"Tutun bakalım kızlar. Sedat ayıl be birader! Mangalı taşı bari."
Soner abinin sesiyle geçmişten sıyrılıp boğazımı nazikçe temizledim. Kırgınlıklarımla ezilen ruhum bu sefer sakindi. Kapıyı usulça kapattım ve kızlara yardım etmeye koyuldum.
Uçuruma yakın bir yere kalın kilimleri sermiş malzemeleri çıkartıyorduk. Erkekler çoktan mangalın ateşini yakmışlardı.
Demirhan dudaklarında sigarasıyla ateşi kontrol ederken ona neden baktığımı anlamayıp bakışlarımı çektim.
-"İyi misin?" Kumru fısıltıyla sormuştu.
Başımı sallayarak onayladım.
Bardakları koyarken telefonum çalmaya başlayınca çantamdan aldım ve uçurumun kenarına yürüdüm.
Arayan abimdi. Ona bulunduğumuz yeri söylemiş halini hatrını sorarak kapatmıştım.
Durduğum yerden biraz uzakta arkamda kalıyorlardı. Sanki geri gitmeye gücüm yoktu. Gidesim yoktu. Üzerini kapattıklarım eşiliyordu. Bundan oldukça rahatsızlık duyuyordum.
Ne yapacaktım bilmiyorum. Sanırım kızlarla konuşup onların bu toplu etkinliklerine katılmayacağımı söylemeliydim. Eskiden olduğu gibi biz ayrı onlar ayrı bir araya gelirlerdi.
Geçmiş ruhumda farklı bir sızıydı. Belki saçma gelebilir ama ben tek seferde o defteri kapatmıştım.
Hiçbir erkeğe aynı hevesle yaklaşmıyordum.
Bu çok acıydı.
Çünkü hala derinlerde bir yerlerdeydi. Bunu inkâr etmiyor yalnızca tarihe gömüyordum. Gömecektim.
Asla aynı hatayı yapmayacaktım. Sevgimi hiçbir erkeğe göstermeyecektim. Ki başka bir erkek sevemezdim orası ayrı.
Yerimde bir başkası olsa çoktan unutmuş yeni bir aşka yol almıştı. Ben öyle değildim. Aynı heyecanı, isteği başka birinde bulamıyordum. Aramamıştım da.
Bazen olur ya birini seversin o ölene kadar kalbinde seninle yaşar.
Bende olan tek fark kalbimde değildi. Hayatımda da değildi. İyileştirmediğim bir yaraydı o kadar.
-"Peri."
Öyle dalmıştım ki Sedat'ın dokunmasıyla yüreğim ağzıma gelmişti.
Arkama dönerken elimi kalbimden çektim.
-"Gelsene ne duruyorsun?" diyince başımı sallayıp onu takip ettim.
Kalp atışlarım normale döndüğünde abimin selamını onlara ilettim ve yere oturup ağaca yaslandım. Sırtımı çok acıtıyordu.
-"Hırkanız var mı ya?" dedim yüzümü buruşturup.
Hep sırtım çizilmişti.
Hepsi bana bakmış başlarını olumsuz anlamda sallamışlardı. Demirhan'ın bir şeyler mırıldandığını duysam da anlamamıştım. Aynı zamanda Sedat Demirhan'ın arabasının anahtarını alıp o yöne ilerledi. Döndüğünde elinde siyah kare minik bir minder vardı.
-"Al koy."
Dişlerimi birbirine bastırıp yerde bağdaş kurdum. Uzattığı minderi almış kenara koymuştum.
-"Gerek yoktu yaslanmam." dedim ifadesiz bir tonda.
Kızlar biliyor erkekler bu soğuk tavrıma anlam vermemişlerdi ama bir şey de demediler. Demirhan ise geri kalan zaman diliminde kaşları çatık durmuştu.
Tek dileğim şu pikniğin bir an önce bitmesiydi.
•••
Merhabaaa ❤
İkinci bölüm biraz daha olaysız geçiyor. Henüz gelişme olduğu için direkt olarak bir şeyler olamıyor haliyle...
Peri olarak düşündüğüm karakter.
Ama Demirhan'ı hala bulamadım. Araştırma aşamasındayım.
Bölümü nasıl buldunuz ?
Siz nasıl olaylar yaşamalarını istersiniz ?
Ayrıca ilk bölüm için gelen yorumlarınıza çooook teşekkür ederim ❤❤❤