•
Evimize minik bir kopyamın geleceğini öğrendiğimizde bütün ailemize tek tek haber vermiştik. Çünkü herkes bugünü bekliyordu.
Sinirlerimizi bozan bir Demirhan vardı.
Her fırsatta aşkım kızım tabiri ile benden önce kızımızı sevmesi beni gıcık ediyordu. Bazen sinirlenince karnıma dokunmasına izin bile vermiyordum.
Öküz işte.
Geçtiğimiz zaman dilimi içerisinde Kumru doğum yapmıştı. Nesli Soner abi olmadan gelmişti çünkü birbirimizi özlemiştik.
-"Güzelim sevgilim."
Yanaklarımı öperken suratımı asık görünce gülmeye başlamasıyla karnına vurdum.
Gülerek sırtıma sarıldı.
-"Tamam önce seni seveceğim sonra kızımızı. Hem size çikolatalı pasta alırım. Barışırız olur mu?"dediğinde maalesef affettim.
-"Peki barıştık. Öp."diyip yanağımı uzattım.
Birden fazla öpücüğe maruz kaldığımda gülme seslerim artmış keyifle boynuna sarılmıştım.
-"Neden erken geldin?"diye sordum.
-"Çünkü Batı bizi yemeğe çağırdı. Bende aramak yerine yanına gelip söylemek istedim."
Bugün sabah Kumru'yla konuşmuştum.
-"Yormayalım bir daha."
-"Bende öyle dedim ama ısrar etti. Ne zamandır birlikte bir şeyler yapmıyoruz."
-"Pekâlâ o zaman hazırlanayım."diyerek ellerimi tatlı göbeğime koydum.
-"Bir şeyler alayım mı?"
Merdivenlere yönelirken başımı aşağı yukarı salladım.
-"Fıstıklı baklava!"
Arkamdan güldüğünü duyunca yüzümü astım.
-"Sana mı yoksa misafirliğe gittiğimiz eve mi sevgilim?" diye alayla sordu.
-"İki kutu al öyleyse."dedim seslenerek.
Üst kata çıkar çıkmaz önce kızları aradım. Kumru son iki saattir yemek hazırlığında olduğunu söyledi. Nesli de onlardaymış ve miniklere bakıyormuş. Bana neden kimse haber vermiyordu diye trip attığımda suçu kocama atmışlardı.
Orası da doğruydu.
Onlarla konuşurken bir yandan hafif bir makyaj yapmıştım. Ardından dalgalı saçlarımın üstünden hızlıca düzleştirici ile geçerek ayağa kalktım.
Yediklerimin çoğu karnımdaki pamuğa faydalı olduğundan normalden fazla büyüktü. Doğurana kadar kim bilir ne hale gelecektim.
Yirmi haftalık göbeğimle rahat edeceğim triko elbiseyi dolaptan alarak iç çamaşırlarımın üstüne giyindim.
Yansımamdan gözlerimi çekip karnımı okşadım.
Günde onlarca kez dokunsam bile her dokunduğumda içim kıpır kıpır oluyor duygusallaşıyordum.
Gün geçtikçe içimde onun büyüdüğünü bilmek öyle tarifsiz bir duygu ki.
Ve ben karnımda olmasından çok mutluydum.
-"Ben geldim hazır mısın?"
Başımı geriye çevirip ellerimi indirdim.
-"Ne kadar hızlısın."
-"Arabayla gittim geldim hemen. Siz de ne kadar güzel olmuşsunuz böyle."
Gülümseyerek yaklaşmasını bekledim. Önce dudaklarımı öptü ardından karnımı.
Ayağıma kısa taba rengi bot geçirdikten sonra evden çıktık.
Arabaya bindiğimizde Demirhan yine abartarak poşet poşet bir şeyler almıştı.
Mahallede evlerine gelmemiz bir kaç dakikamızı aldı.
-"Bana da versene."
-"Yok ben taşırım. Asansör yok zaten yavaş yavaş çık sen güzelim." dedi.
-"Bari tatlıyı ver."dediğimde poşeti uzatmıştı.
Arka arkaya apartmanı çıktık. Kapıda bizi karşılayan Batı abi elimdeki poşeti alarak içeri girmemi bekledi.
-"Abi bir kere elin boş gel. Korkma aç bırakmayız seni."diye dalga geçince kıkırdayarak çantamı vestiyere astım.
-"Ne alakası var lan? Sana almadım ben Kumru'ya aldım. Yesin yeğenimi doyursun diye."
Batı abi homurdanarak onu içeri sokarken bende direkt mutfağa geçtim.
-"Kolay gelsin." diyerek Kumru'yu öptüm.
-"Sağ ol canım hoşgeldiniz."
-"Ellerimi yıkayayım geliyorum."diyip çıktım.
Demirhan'da arkamdan gelerek banyoya girdi. Ellerimi yıkarken karnıma sarılıp boynumu öpüyor beni huylandırıyordu.
-"Ya dursana ayıp ayıp. Aynı evde yaşıyoruz!"diye sessizce kızsam bile gülmeden edemiyordum.
-"İstediğim yerde öperim. Karım değil misin?"
Ellerimi kurularken dudağımdan bir öpücük alarak ellerini yıkamaya geçti.
Çıkmadan şekilli güzel poposunu avuçlayıp öyle çıktım.
Salonda Nesli'nin yanına giderek koltukta uyuyan Serra'nın başını öptüm. Ardından yerde oturan Nisan'ı kucakladım.
-"Ne var ne yok hamiş?"diyip göz kırptı.
-"Sorma fenayım. Her yere serilip uyuyasım geliyor."derken salona erkekler girdi.
-"Bak annem burada bebek var." Nesli kucağımdan Nisan'ı çekip minik elini karnıma koydu.
Hiçbir şey anlamayan gözlerine gülüp saçlarını okşadım.
Akşam yemeğini yedikten sonra masayı kaldırmıştık ki eksiklerimiz geldi. Yemeği dışarıda yiyen çiftimiz Aslı ve İlker çaya gelmişlerdi.
Sedat'ın başka bir planı olduğundan yoktu. Soner abi zaten İngiltere'deydi.
-"Nasıl gidiyor? Gözüm şirkette hep seni arıyor." İlker yanıma oturunca dudağımı büktüm.
-"Ne yalan söyleyeyim bende çalışmayı özledim. Ama hiç enerjim olmuyor."diye mırıldanıp avucumu karnımda gezdirdim.
-"Olsun önemli olan senin iyi olman. Prenses nasıl?"derken gülen gözleri karnımdaydı.
-"Yeni doyduk. Keyfi yerindedir."dedim gülerek.
Herkes sohbet halindeyken benim kocamın keskin bakışları karşıdan bana vuruyordu.
Gözlerim Aslı'nın kucağında olan Serra'ya kaydı.
-"Bana da versene birazcık."diyince İlker'in üstünden kollarıma uzattı.
Minik bedenini karnımın üstüne gelecek şekilde kucaklayıp güzel kokusunu içime çektim.
Orada iki saate yakın oturmuştuk. Sohbet etmek sürekli yalnız olduğum için iyi gelmişti.
-"Kalksak mı biz artık?"dedim Demirhan'a bakarak.
Uzun süre oturunca belim ve sırtım ağrıyor yatma ihtiyacı hissediyordum.
-"Oturuyorduk ne güzel."dedi Kumru.
-"Siz gelirsiniz artık. Uzun süre oturamıyorum biliyorsun."dedim ve kalkacakken Demirhan kalkıp ellerimi tuttu.
-"İçeride uzan diyeceğim ama istemezsin."
Başımı salladım.
-"Yok canım gidelim artık."dedim.
-"Biz de kalkalım bari. Nesli seni eve bırakalım yürüme."diyen İlker de kalkmıştı.
Demirhan elini belime destek yapmış usul usul okşarken varlığıyla rahatlıyordum.
Vedalaşıp evden çıkmamızla birlikte herkes evlere dağılmıştı.
Evimizin merdivenlerini yine kocamın kucağında çıkarken bu durumdan bir hayli mutluydum.
Demirhan'ın ilgi ve alakası böyle mükemmel olmasa aynı huzuru bulur muydum sanmıyorum. Hamileliğim onun sayesinde üst düzey güzellikte geçiyordu.
Hayattaki en ama en büyük şansım kesinlikle kocamdı.
'
Günler geçip giderken biz kızımızın odasını düzenliyorduk. Mobilyaları elbette babasının tasarımı olarak yapılmıştı. Diğer odalara göre daha küçük olanını hazırlıyorduk.
Minimal sevimli bir odası olsun istiyordum.
Ara sıra alışverişe çıkıp gerekli gereksiz bir sürü kıyafet alıyordum. Her beğendiğim parçayı üzerinde görmek istedikçe kendimi tutamıyordum. Haliyle Demirhan da bir şey söylemiyordu.
Yatak odamızın iki kapı ötesinde gün ışığı alan odayı yeniden boyatmıştık.
Kapıyı açınca sağ duvarda büyük beyaz bir dolap vardı. Orta gözlerini oyuncaklarla doldurmuş sağ ve sol dolapları ise tamamen renkli elbiselerle doluydu.
Odanın sol tarafı ise minik pamuğumun büyüyeceği alandı.
Her şey içime tam anlamıyla sinmiş bulunmaktaydı. Demirhan'a şurayı sevmedim diyeceğim tek bir nokta yoktu.
Her şey mükemmeldi.
Geriye sadece dünyaya gelmesini beklemek kalıyordu.
-"Sevgilim. Ne yapıyorsun?"
Kapıya dönüp ellerim karnımda yanına ilerledim. Bugün yedi ayımız dolmuştu.
Gittikçe büyük bir göbeğe sahip oluyordum.
-"Bakıyorum öyle. Bakmaya doyamıyorum."diyip gülümsedim.
Göğsüne yaslanmak istediğimde karnımdan dolayı tam anlamıyla ona sokulmayı bırakalı uzun zaman olmuştu.
-"Ne tesadüf. Bende sana bakmaya doyamıyorum."
Dudakları arsızca boynumda gezinmeye başlayınca başımı geri çektim.
Hormonların etkisi anında baş gösteriyordu. Kasıklarımda oluşan sancı hiç eksilmeyen libidomun sayesindeydi.
-"Beni baştan çıkarma."diye uyardım.
Yatakta pandaya dönüşen bedenimle cinsel hayatım çok etkilenmişti. Nefes nefese kalarak istediğim verimi alamıyordum hemen yoruluyordum.
-"Ama böyle dolgun hatlarınla evde dolaşırken sana karşı koyamıyorum."
Sarılıp sırnaşma çabalarını zorlukla püskürtmüştüm. Gündüz vakti enerjimi tüketemezdim.
-"Uslu dur lütfen. Hiç halim yok."diyerek ondan olabildiğince uzağa kaçtım ve koridora girdim.
Seksi bedenine ben tahammül edemezken durmadan yanıma sokulup oramı buramı elliyordu.
-"Lidya...kuşum sen babanın azgınlıklarını duyma tamam mı bebeğim?" Karnımı okşayıp merdivenlerden inerken azgın birileri de peşimden geliyordu.
-"Kızıma kötü şeyler söylemesene."
Kıkırdayıp merdivenleri indim.
Kızımızın ismini geçtiğimiz ay seçmiştik. Görür görmez içim ısınmıştı. Demirhan da sevince hızlı bir alışma evresine girmiştik.Başka bir isim aramamaya karar vermiştik.
-"Kızın doğunca görürüm ben seni."
-"Babasını şu kadarcık seviyorsa geceleri bize müsaade eder."
Kahkaham evde yankılanırken mutfaktan su alıp salona gittim. Koltuğa oturmuş ayaklarını pufa uzatmıştı.
Bugün pazardı. Ve biz evdeydik.
Rahat bir pijama takımı giyinmiş koca göbeğimle evin içinde dolaşıyordum.
Son bir ayım kalmışken değil yürümek yatıp kalkmaya mecalim yoktu.
Ama ben ne yapıyordum? Kendimi bırakmadan evde bile olsa yürümeye çalışıyordum.
-"Ne rahatsın valla. Senin yerinde olsam daha ne isterim?"diye söylendim ters bakışlarımla.
Bir elim belimde diğeri göbeğimin üstünde kocama gıcık olma saatim gelmişti.
-"En zorlu aşama bana aitti. Kabul et."
Pislik ya.
Yanına gidip ensesindeki saçını çekince inleyip güldü.
-"Tabi çok zorlandın değil mi? Edepsiz seni."dedim kısık gözlerimle ona bakarken.
Kollarını geriye atıp başını da koltuğa yasladı.
-"Tabi kızım ne sandın? Doğru boşalma pozisyonlar-"
Ağzının üstüne hafifçe vurunca karnını tutarak gülmeye başlamıştı.
Azgın herif.
Dudaklarımdan onaylamaz sözler sessizce çıkarken küçük adımlarla yürümeyi sürdürdüm. Karnımın büyüklüğü zayıf bedenimde haliyle olumsuz etkiler yaratıyordu.
Taşımakta zorlanıyordum.
-"İçimde mi kalsa daha iyi çıkartsam mı karar veremiyorum."diye kendi kendime konuştum.
-"Öyle seçeneklerin var mıymış?"
Bu adam canı sıkıldıkça benimle alay ediyordu.
-"Konuş sen konuş. Bir daha rüyanda görürsün çocuğu."derken yürümeyi bırakıp koltuğa yaklaştım. Üst kattaki oturma odasındaki koltuklar alçak olduğu için buradakilere oturup kalkmam daha rahat oluyordu.
Oturduğu yerden yaklaşıp belimin arkasına minder koydu. Öne doğru kayarak rahat bir pozisyon aldım.
Zayıf bedenimde koca bir göbek oluşması ve bütün hareketlerime kısıtlama getirmesi dünyanın en tuhaf olayıydı.
-"Güzelim daha ikinci üçüncü gelecek. İlkini bir atlatalım."
Pijama üstümü göğüslerimin altına çekip karnıma elini koydu.
-"Söylemesi kolay."dedim mırıltıyla. Bütün gece uykularımı kaçıran doğum anını düşünüyor korkuyordum.
Karnıma birer birer dudaklarını bastırıp başını göğsüme koydu. Karnım büyüyene dek bana sokulup göğüslerimde uyumaya alıştığı için uzun zamandır bunu yapamıyordu. Geceleri mümkün olduğunca dikkatliydi.
Bende ona sarılıp yatamıyordum. Doğru düzgün uyuyamıyordum bile.
Elimi kaldırdım ve saçlarında gezdirdim. Başımı çevirip öptüğümde verdiği nefesle tebessüm ettim.
-"Rahat mısın?"diye sordu.
-"Evet. Bir şey olmaz korkma."diyip yanağımı başına yasladım.
Öyle söyleyince biraz daha yaklaşıp bir elini arkadan belime doladı ve yüzünü boyun girintime yerleştirdi.
-"Kızımız da senin gibi güzel mi kokacak?"diye mırıldandı tenime doğru.
Gözlerimi kapatıp ensesini okşadım.
-"Daha güzel kokacaktır. Kime benzeyecek acaba?"dedim ve gülümseyip gözlerimi açtım.
-"Sana benzerse işimiz var demektir. Senin güzelliğinle baş edemiyordum onunla nasıl edeceğim?"
Huysuz tavrına kıkırdayıp saçlarını öpüp kokladım.
-"Yanımızda sen olduğun sürece bize bir şey olmaz ki."
Burnunu boynuma sürtüp iç çekerek öpücük kondurdu.
-"Asla."dedi fısıltıyla.
Sıcak basmasıyla çenesini tuttum ve kaldırdım.
-"Tamam şey çok yaklaşma yeter." dediğimde tepkime gülmüş yanağımı öpmüştü.
-"Yaklaşırsam ne olur bebeğim? Mesela beni mi istersin?"derken eli kıvrak bir hareketle bacaklarımın arasına kayınca yutkunarak gözlerimi irilettim.
-"Yapmasana be adam! Son ayım bak tehlikeli. Şak diye suyum gelir görürsün." Öyle bir şey olur muydu bilmiyorum ama biz yine de ihtimalleri göz ardı etmeyelim.
Öyle söyleyince hemen arsızca kadınlığıma dayanan elini çekip uslu uslu oturdu.
-"Bunun bir de kırk gün beklemesi varmış. Can mı dayanır?"diye hayıflandı.
Kaşımı kaldırıp
-"Sen bunları nereden öğreniyorsun?"diye sordum.
Küçük çocuk gibi omuz silkti.
-"Soner'le Batı söyledi."der demez ağzım şok içinde aralandı. Elimi dudaklarıma kapatırken tuhaf gülme sesleri çıkartıyordum.
-"İnanmıyorum size. Azgın azgın birbirinizi bulmuşsunuz! Bunları mı konuşuyorsunuz siz?"
Dudağı yukarı kıvrılınca geniş omzuna elimle vurdum.
-"Soner çetele tutuyordu. Dakikasına kadar."
Kahkahalarım arasında çocuğumu gülerken fırlatırım diye korkarak kendimi zorla durdurdum.
-"Ay ne fenasınız siz."dedim gülmeyi sürdürürken.
-"Tut beni kalkacağım."diye ekledim sonra.
Ayağa kalkıp üzerime eğildi. Bir eliyle elimi diğeriyle belimi tutarak beni ayağa kaldırdı.
Günümüz böyle şen şakrak bazen ağrılı sancılı geçmişti.
°
İlerleyen günlerde ise artık hiç yalnız kalmak istemez olmuştum. Ciddi anlamda basit bir iş yaparken bile beş kere dinleniyordum.
Mesela merdivenleri çıkmak benim için zulüm olmuştu.
-"Gerçekten çok yoruldum."
Duygu karmaşasına girmiş halde kendimi ağlarken buldum.
Uzandığı koltukta beni böyle gören Demirhan hızla ayağa fırlayıp yanıma geldi ve başımı göğsüne yasladı.
-"Az kaldı Peri kızım. Çok kısa bir süre sonra kızımız kucağımızda olacak. Ağrın mı var?" diye sorarken hıçkırıp başımı iki yana salladım.
Geceliğimden açıkta kalan bacaklarımı işaret ettim.
-"Halime baksana. Şişmekten hareket edemiyorum." Vücudum inanılmaz ödem toplamıştı. Ayak parmaklarıma kadar şişkinliğim vardı.
Kalkamıyor tek başıma yatamıyordum. Bunun yanında kasıklarımda sancılar oluyordu. Ara sıra karnımda yer değiştirip canımı da yakıyordu ve ben o anlarda hiç kıpırdayamıyordum.
-"Tamam güzelim...sevgilim gel yatağımıza gidelim."
-"Yatabiliyor muyum sanki?! Nereye gideyim nereye yatayım ben?"
Ağlamalarım arasında beni ayağa kaldırmış iç çeke çeke yatak odasına kadar götürmüştü.
-"Uyumadan önce duş almak ister misin? Küveti doldurayım hem rahatlarsın gevşersin. Olur mu bitanem?" Islak gözlerimi öpüp yanaklarımı okşadı.
Başımı usulca aşağı yukarı salladım. Yatağa oturma mücadelesi yerine ayakta kaldım.
Demirhan banyoda küvetin musluğunu açıp yanıma gelmişti.
-"Önce şunu açalım."
Pembe penye geceliğimin düğmelerini çözmeye başladı. Kollarımdan sıyırıp yere bıraktığında bir süredir sütyen takmadığım çıplak göğüslerime baktı. Göğsü inip kalkarken bakışlarımı göğsüne sabitledim.
İki beden büyümüş süt dolu olduğunu umarak düşündüğüm göğüslerimin arasına minik bir öpücük kondurdu.
Doğrulmadan bel boşluğumu minik temaslarla uyuşturuyordu. Göğüs oluğumdan uzaklaşıp dudaklarını omzuma çıkarttı.
Aynı anda diğer eli karnımda geziniyordu.
-"O kadar güzel ve...o kadar kutsalsın ki. Sana bakarken bütün ruhumla karşında aciz kalıyorum. Bedeninde bizim parçamızı büyütüyorsun. Bu muhteşem."
Tenime fısıldadığı rahatlatıcı kelimelerle gözlerim kapanmıştı. Başımı hafifçe sağa yatırmış teninden yükselen güvenle gevşediğimi hissediyordum.
-"İyi ki varsın."diye mırıldandım. Elimi kaldırıp ensesine ardından sırtına doğru kaydırdım ve yüzümü yüzüne yaklaştırdım. Dudaklarım yanağına değerken elleri durmadan çıplak bedenimde gezinip yükümü hafifletiyordu.
-"Anne olmak...çok eşsiz. Ama senden gelen bir varlığa sahip olmak...bunun bir tanımı yok."
Sözlerimin peşinden duygusal yoğunlukla gözlerimden damlayan yaşlar benim yanağımdan onun yüzüne değmişti.
Derin bir solukla çenesini omzumdan kaldırdı ve gözlerimin altını sildi. İfadesiz yüzüne baksam hiçbir şey göremezdim. Ama gözleri. Gözleri öyle duygu yüklü şekilde parlıyordu ki bilerek gözlerini kaçırdığını görünce gülümsedim.
-"Hadi sizi yıkayacağım."diyerek o tuhaf havamızı dağıttı.
Elimden tutarak bizi banyoya götürdü ve kapıyı kapattı. Küvetin yanında külodumu indirip yerde bıraktı. İki elimi sıkıca kavradı.
-"Dikkatli bas seni tutuyorum."dedi.
Ayağımı kaldırıp küvete yavaşça girdim. Ellerimi bırakmadan suyun içinde oturmama yardımcı oldu.
Duş kabinden sabunluk ve duş jeli alarak küvetin yanında durdu. Dizlerinin üstüne çöküp ıslanan saçlarımı nazikçe köpürtmeye başladı.
Suyun ve dokunuşlarının etkisiyle gittikçe mayışıyordum. Keşke burada uyumak şansım olsaydı. Uzun zaman üstüne bu kadar hafiflemiştim.
Saçlarımı bitirip vücudumu yıkamaya geçti. Önce boynumu ardından kollarımı köpürttü. Başımı geriye atmış yarı aralık gözlerimle güzel yüzünü izliyordum.
Ağrıyan göğüslerimden haberdar olduğu için usul usul onları köpürttü. Sonra koca göbeğimi gülümseyerek yıkarken ona gülümsemenin ne kadar yakıştığını düşünüyordum.
Büyülü bir şeye bakarcasına kızımızın büyüdüğü karnımı izliyordu.
Hala akmakta olan musluğun altında elimi durulayıp kaldırdım ve yanağına koydum.
Bu dokunuşumla transtan çıkmış gibi gözlerini karnımdan çekti.
-"Seni çok seviyorum."diye mırıldandım.
Nemli kirpiklerim yorgunlukla kapanmak üzereydi. Islak elimi tutup dudaklarını bastırdı.
-"Bende...çok...çok fazla."
Yüzümde tebessümle kısa süreliğine şekerlemeye dalmıştım. Kocam ise o sırada üşümemem için elinden geleni yaparak vücuduma değen suları sıcak tutmaya çalışıyordu.
•••
İyi geceler herkese ❤
Sevimli tatlı bir bölüm olduğunu düşünüyorum.
Umarım siz de beğenmişsinizdir. Sizi seviyorum.
Görüşmek üzere❤