İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 47 · 9 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 47

47

•

Altıncı haftamda şaşırtıcı şekilde sonlanan mide bulantımla birlikte işe geri dönmüştüm.

Bu tempoya alışmam kolay olmuyordu. Daha çabuk yoruluyor daha sık oturma ihtiyacı hissediyordum. Bir de aşık olduğum topuklularımın içinde ayaklarım fazlasıyla şişiyordu.

-"Hadi yemeğe gidelim. Yoldan Demirhan'ı alırız."

Yanımda beliren İlker'le elimdeki tableti masaya bıraktım.

-"Demirhan'ın işi uzun sürecekti gelebilir mi sanmıyorum ama ben hayır diyemem."diyip gülümsedim.

İki canlıyım ben.

Bebeğim artık daha çabuk acıkıyor.

-"Aslı ev misafir dolu dedi çıkamıyormuş."

Üç gün sonra nişan yapacakları için son hız hazırlık yapıyorlardı.

-"Evet halaları gelecekti."dedim.

-"Pekâlâ o zaman biz çıkalım. "

-"Ceketimi alıp geliyorum."diyerek odama geçtim.

Koyu kahve keten ceketi krem renkli askılı bluzumun üstüne geçirdim. Havalar akşamları iyice serinlemişti.

Bu aylarda hasta olmak en son isteyeceğim şey.

Odamdan çıkarken bir yandan Demirhan'ı arıyordum.

Ona haber verdikten sonra karşı restoranda İlker'le yemek yemiştik. Beni eve bıraktığında Demirhan hala evde değildi.

Bütün gün bunaldığım kıyafetlerimden kurtulup sıcak bir duş aldım ve bornozumla yatağa uzandım. En sevdiğim aktivite bu olabilirdi.

Elimde telefon alışveriş sitelerinde geziniyordum.

Artık önceliğim miniğim olmaya başlamıştı.

Ona tamamen sağlıklı zıbınlar bodyler bakıyordum. Öyle minikler ki bakarken bile duygulanıyordum.

Kendi kendime gülümseyip bornuzumun önünü açtım ve elimi karnıma koydum.

İçimde büyüyüp kendini göstermeye başlayacağı günleri iple çekiyordum.

Benim minik pamuğum.

-"Güzelim?"

Yatak odasının kapısında görünen yüzüyle ona baktım. Gözleri bedenimde gezinmişti.

-"Hoşgeldin sevgilim."diyerek doğruldum ve o yanıma gelene kadar kalktım. Belimden tutup kendine çektiğinde boynumu uzun uzun öpmüştü.

-"Nasıl özlemişim."dedi iç çekerek.

Ensesini okşayıp yanağını öptüm ve başımı çektim.

-"Bizde seni özledik babası!"dedim sırıtarak.

Dudağının kenarı yukarı kıvrıldı. Bedenimi yatağa yatırıp üzerime eğildi ve hala açıkta olan çıplak bedenime baktı.

Uzanıp karnıma dudaklarını bastırdı. Tekrar tekrar öpüp parmaklarıyla okşarken saçlarıyla oynuyordum.

-"Babana biraz müsaade edersen anneni seveceğim bebeğim."

Dudaklarımı birbirine bastırıp gülmemeye çalıştım.

Karnımda yer alan dudaklarını çekerek yavaşça diz kapaklarımı tuttu ve iki yana araladı.

Nefesimi tutmuş hareketsiz yatıyordum. Sıcak dudakları kadınlığımda minik bir zelzele yaratmıştı.

Ufak öpücükleri bile titrememi arttırırken üzerime gelerek dudaklarımı kavradı.

Araladığım dudaklarımla dilimi diline değdirip hararetli bir öpücüğü başlattım. Yalnızca kollarımda kalan bornozu hızlıca çıkartıp yere attıktan sonra ellerimi gömleğine götürdüm. Düğmeleri birer birer söküp muhteşem gövdesini açığa çıkarttım.

İnlemem dudaklarında ezilirken kalp atış hızım normalin çok üstündeydi.

-"Sana sahip olmanın hayaliyle yanıp tutuşuyordum. Şimdi karnında...ikimizin parçası var.Gerçek mi bu?"

Soluk soluğa dudaklarıma mırıldanırken kendini aniden içime ittirince zevk dolu inleyişim odada yankılandı.

-"Tenine aşığım hatun. Her zerrene ayrı tapıyorum. Şurası var ya...aldığım en güzel nefesler buraya ait."

Burnunu göğüs oluğumda gezdirirken dudaklarını göğüslerime birer birer bastırdı.

Aralık dudaklarım hızlı soluklarımdan kurumuştu.

Çenesini tutarak başını kaldırdım ve dudaklarına uzandım. Alt dudağını dudaklarımla sıkıştırıp emmeye başladığımda içimde yaptığı hareketleri hızlandırmıştı.

Öyle ki öpüşmeye halim yoktu ve çığlık çığlığa inliyordum.

Dakikalar sonra titreyerek kendimi kollarına bıraktığımda içimden çıkıp boynumu öperek sakinleşmemi bekledi. Ardından bedenini yanıma attı.

-"Bebeğimiz büyüdüğünde de rahatça sevişebilecek miyiz?"

Yorgun gülümsememle göğsüne yaslandım.

-"Pek sanmıyorum."diye mırıldandım.

Duş almaya bile mecalim yoktu. Bu yüzden oracıkta göğsünde uyuya kalmıştım.

'

Aslı ve İlker'in nişanını atlatmış artık rahatlamıştık. Aradan bir ay daha geçmişti.

On birinci haftamın dolduğu gün Nigar annelerde oturuyordum. Mahalledeki bir kaç kadınla birlikte annem de buradaydı.

-"Çıkıp dolaşalım mı biraz?"

Az önce gelen Aslı yanıma yaklaşınca ona baktım.

-"Sahile mi gitsek? Hava alırdık."dedim bende.

-"Hava serin ama hasta olursun. Sonra Demirhan abi keser bizi."diyince kıkırdadım.

O sırada kapı çalmıştı. Sandalyeden kalkacakken Elvin abla oturmamı işaret etti.

İçeriye şişkin karnıyla Kumru ve Sevgi teyze girdi. Gülümseyip onlara hoşgeldiniz dedim.

-"Ay aman nasıl da büyümüş maşallah. Gel otur ayakta kalma yavrum."

Kumru yanıma sandalyeye oturacakken kadınlardan birisi çekiştirip koltuğa oturtmuştu.

-"Ablam ancak kalktı geç gelebildim kusura bakmayın hanımlar."dedi Sevgi teyze.

Benim de halimi hatrımı sorup boş bir yere oturmuştu.

İç çekerek dikleştiğimde oturmaktan belim ağrımaya başlamıştı. Bu yüzden çay bardağımı alarak ayağa kalktım.

-"Ben getireyim annecim ne istedin?"dedi hemen Nigar annem.

-"Yok anne otur sen."

Evet çok enerjik değildim ama elim ayağım tutuyordu çok şükür. Annemler etrafımda dönüp durdukça ben yoruluyordum.

Mutfağa girdiğimde kızlar da arkamdan gelmişlerdi. Elvin abla tezgahta yıkadığı borcamı bıraktı.

Kızlarla birlikte masaya oturduğunda elimi belime koymuş kalçamı tezgaha yaslamıştım.

-"Batı bu akşam biraz dışarı çıkma planı yaptıklarından bahsetti. Demirhan abi seni yalnız bırakmak istemiyormuş. Batı da Peri'yle konuş diyor."Kumru gülerek telefonunu bıraktığında kaşlarımı çattım.

-"Deli bu adam. Sanki ona hep yanımda dur diyorum." Zaten uzun zamandır hiç kendine vakit ayırmamıştı. Daima yanımdaydı.

-"Bilmem ben konuş kocanla. Olmadı onlar gelene kadar birlikte otururuz."

-"Bizde çıkarız canım ne olmuş?"diyip omuz silktim. Kumru da sürekli evdeydi. Batı abi yoğun çalıştığı için dışarıya çıkacak fırsatı çoğunlukla bulamıyorlardı.

Portmantoda olan çantamdan telefonumu alarak yanlarına geri döndüm.

Demirhan'ı ararken mutfakta ileri geri yavaşça yürüyordum.

-"Efendim güzelim?"

-"Müsait misin hayatım?"diye sordum öncelikle.

-"Karıma ve bebeğime her zaman müsaitim."

Gülümseyip başımı eğdim. Otomatik olarak karnıma kayan elimle minik pamuğumu okşadım. Karnım artık az da olsa büyümüştü. Ufak bir çıkıntı oluşmuştu.

-"Biz kızlarla bu akşam birlikte bir şeyler yapalım diyoruz."dedim.

-"Dışarıda mı?"

-"Evet."

-"Ee iyi şey o zaman bende çocuklarla çıkayım bir iki saat."dediğinde sessizce güldüm.

-"Olur sevgilim. Ben seni daha fazla meşgul etmeyeyim." diyip vedalaştım ve kapattım.

Hava kararmaya yakın evdeki kadınlar kalkıp gittiğinde bizde kızlarla olan plandan bahsettik. Elvin ablaya da gelmesini söylemiştim ama Asya biraz kırgın olduğu için onu bırakmak istemedi.

Haliyle biz üçümüz evden çıktık. Kızlar üstlerini değiştirmek için evlerine geçtiğinde bende mahallede yürümeye başladım.

Atölyenin önünde Hasan babayla karşılaştığımda beni içeriye getirmişti. Hemen bir yerden kaptığı karton bardakta çayı elime tutuşturdu.

-"Baba gerçekten bir sürü şey yedim. Patlıyorum."derken kenarda yeni döşenmiş koltuğa oturmuştum.

Benim kocam nerede acaba?!

-"Olsun kızım. İç sıcak sıcak. Bizim hergele yukarı çıkmıştı. Dur bakayım."

Merdivenlerin oraya ilerleyip Demirhan'a seslenmişti.

Ne tuhaf bir insanım. Her gece yatakta yanına girdiğim adamı göreceğim diye heyecanlanıyordum. Üstelik o adamdan hamileyken!

Komik.

-"Oo güzeller güzeli yengem gelmiş."

Sedat çıkıp geldiğinde yanağımdan bir makas aldı.

-"Ne oldu baba? İşimiz var herhalde bağırıp duruyorsun." Geldi benim koca.

Merdivenlerden uzun boyuyla eğilerek indiğinde bu tarafa baktı. Anında yüz hatları yumuşamıştı.

-"Güzelim niye geldin?"

-"Ulan gelemez mi hayta?! O nasıl soru?" Hasan baba Demirhan'ın omzuna bir tane patlatınca sırıttım.

-"İstemiyorsan gideyim?"diyerek ayağa kalktım.

Sıcak çaydan yudum alırken Hasan baba omzuma sarılmış Demirhan'a ters ters bakıyordu.

-"Gelinim beni görmeye gelmiş. Sana gelmemiş ki."diyip burun kıvırdı.

Kıkırdayarak huysuzlanan kocamı izledim.

Kısa bir süre yanlarında durduktan sonra kapının önünde kocamla vedalaşıyordum.

-"Dikkat et tamam mı? Hava serinliyor kalın giyin üşütme. Yada birlikte mi gitsek? Ben böyle rahat edemem."

Yüzümde olan ellerini indirip nefesimi seslice üfledim.

-"Aşkım abartmıyor musun? Yapışık ikiz miyiz biz? Bebeğimiz karnımda farkındasın değil mi? O içeride iyi sağlıklı bende iyiyim."dedikten sonra beline sarıldım.

Saçlarımı okşayıp öptü.

-"Olsun sen yine de dikkat et."

Yanından ayrıldıktan on dakika sonra eve vardım.

Dışarıda kızlarla iki saate yakın oturmuş çay kahve derken sohbetin tadını çıkartmıştık.

Demirhan'lar gelip bizi almayı teklif etseler de yakınlarda olduğumuz için kendimiz dönmek istemiştik.

Kapının önünde beni bekleyen kocamla evimize girmiş üst kata çıkmıştık. Günün yorgunluğunu atmak daha rahat uyuyabilmek için yatağa girmeden duş aldım.

-"Masaj yapayım mı sana?"

Hiç hayır diyemeyeceğim teklif karşısında gülümseyerek yüz üstü döndüm.

Bacaklarımdan sırtıma kadar her yerimi rahatlatmıştı.

-"Çok iyi geldi."diye mırıldandım.

Sırtıma dudaklarını bastırıp kolunu belimden geçirdi ve beni göğsüne çektikten sonra üstümüzü örttü.

-"Çok yoruluyorsun. En azından bir daha ki ay izne ayrıl. Doktor da daha fazla dinlenmen gerektiğini söylüyor."

Kapalı gözlerimi aralayıp yanağımı göğsüne sürttüm.

Hamilelik enerjimi çok fazla alıyordu. Hep yatıp uyuma isteğiyle doluydum. Ama bir yanım kendimi bırakmak istemiyordu.

-"Sanırım en doğrusu o olacak."dedim kısık tonda.

Hiç istemesem de zaten şirkette verimli şekilde çalışamıyordum.

-"Evet bebeğim. Senin iyi olman her şeyden önemli."Saçlarıma dudaklarını bastırıp elini sırtıma koydu.

Sırtımda parmaklarını gezdirip ılık nefesini saçlarıma vurunca dayanma gücüm kalmamıştı.

Huzurla uyuya kalmıştım.

'

Bir sonraki ayı beklemeden o hafta İlker'le konuşmuş süresiz izne ayrılmıştım.

Benim için farklı bir histi. Ama güzeldi. Minik bebeğimiz için bunu yapmalıydım.

Artık daha uzun uyuyabiliyor yatakta istediğim kadar dinleniyordum.

On dört haftalık sürenin dolduğu sabah nedense erkenden uyanmıştım.

Yatak soğuktu. Demirhan yoktu. Uzanıp telefonumu aldım ve mesaj atmış mı diye baktım.

Her sabah unutmadan atıyordu ve bu sabah olmayınca uykumdan kolayca ayıldım. Direkt numarasına tıkladım.

Çok sürmeden açmıştı.

-"Geliyorum sevgilim. Sana sıcak börek almak için çıkmıştım."

Ben bu adamı sevmeyip ne yapayım?

-"Üşüme çabuk gel."

Konuşmamız sonlandığı zaman bir miktar sulu göz olmuş olabilirim.

Demirhan gelene kadar yataktan çıkmamıştım. Yalnızca elimi yüzümü yıkamış geri uzanmıştım.

Ellerim karnımda açtığım televizyona öylesine bakıyordum.

Dakikalar sonra kapı açıldı. Kocamın yüzü yüzümde gülümsemeye neden olurken yanıma geldi ve yatağa oturup yanaklarımı öptü.

-"Günaydın dünyanın en güzel hamilesi."

Kıkırdayarak boynuna sarılınca başını göğsüme bıraktı ve elini karnıma koydu.

-"Günaydın sevgilim. Üşümüşsün."dedim soğuk yanaklarını okşarken.

-"Dışarısı çok soğuk. Bugün kesinlikle evde kalıyorsun."

Başını kaldırıp önce karnımı öptü ardından yataktan çıktı.

-"Kahvaltı öncesi sana bir sürprizim var. Beğenecek misin merak ediyorum."

Kaşımı havaya kaldırıp hemen yataktan çıktım.

-"Neymiş o? Hediye mi aldın yoksa?!"dedim sırıtarak.

Gülerek beni kucakladı.

-"Yani pek hediye sayılmaz."

Yatak odasından çıkarak yönünü oturma odasına çevirdi. Kapalı kapının önünde durdu ve yere basmamı sağladı.

-"Bir süredir bitirmeye çalışıyordum. Sabah sen uyurken gidip aldım geldim."

İyice meraklandığım için yerimde kıpırdanıp kapıya uzandım.

Açtığım kapıda oturma odasının ortasında gördüğüm şeyle yüzüm dondu.

Sızlayan burnumla birlikte arkamda tepkimi bekleyen Demirhan'a baktım.

-"Ya...sana inanamıyorum."dedim titreyen ağlamaklı sesimle.

-"Beğendin mi?"

Başımla onaylayıp gözümden damlayan yaşı sildim.

-"Sen mi yaptın?"diye sordum.

Beni onayladığında yaşların arasında gülümseyerek bir kaç adım attım.

Ahşap küçük bir beşikti. O kadar güzeldi ki.

-"Çok güzel çok beğendim!"

Parmaklarımı beşikte gezdirirken minik bedeniyle içini dolduracağı zamanı düşünüp güldüm.

-"Ayrı bir oda yapacağız ama böyle yanımızda durması için daha ufak bir şey olsun istedim."

Yanıma gelip sarıldı ve iki eliyle karnımı kavradı. Ellerimi ellerinin üstüne koyduğumda başımın üstünü öpmüştü.

-"Ellerine sağlık. Eminim bebeğimiz de sevecektir."diyip gülümsedim.

Ardından ona doğru dönüp dudaklarını üst üste öptüm.

Yukarı kıvrılmış dudaklarıyla tatlı tatlı gülümsüyordu.

-"Şimdi karnınızı doyurmamız gerek hanımefendi. Öncesinde daha kalın bir şey giyin."derken ince dantelli geceliğime bakıyordu.

Başımı salladım. Beşiği yatağımızın yanına taşıyıp bıraktıktan sonra bir süre güzelliğine baktım. Sonra üzerime kalın pijama takımı giyinmiştim.

Demirhan alt katta mutfaktaydı.

Merdivenlerden dikkatlice inerek yanına gittim. Birlikte kahvaltı hazırladık ve güzelce karnımızı doyurduk.

Sandalyeye yaslanmış karnıma bakarken nefesimi üfledim.

-"Ben spora başlayacağım."dediğimde başını kaldırıp bana baktı.

-"Saçmalama güzelim zaten zorla yemeye başladın."

Kaşlarımı çatıp kollarımı göğsümde bağladım.

-"Şişiyorum! Ellerim bile şişti baksana."

Anında gözlerim dolduğu için oturduğu yerden uzanıp ellerimi tuttu ve öptü.

-"Hayır güzelim. Hem öyle olsa bile bu gayet doğal ve normal. Ayrıca sen her halinle çok güzel bir kadınsın. Şu minik suratını asma."diyip burnumun ucunu öptü.

-"Popom da büyüdü."diye homurdandım.

Yüksek sesle güldüğünü duyar duymaz omzuna bir tane patlattım.

-"Ben memnunum."dedi üstelik.

-"Uyuz!Öküz! Kolaysa al sen karnında taşı."

Burnumu çeke çeke mutfaktan çıktığımda arkamdan sesleniyordu.

Üst kata çıkmadan salona oturduğum zaman Nesli görüntülü aramıştı. Onunla konuşurken muhtemelen mutfağı toparlamış olan kocam çok geçmeden yanıma gelmişti.

-"Sen ağlamıyor muydun?"

Bakın dalga geçiyor benimle.

-"Küserim bak."dedim ona.

Nesli bize gülerken Demirhan yanaklarımı öpmüştü.

-"Ben çıkıyorum. Sende kendini yorma diyeceğim ama zaten hep yatıyorsun."

-"Ya..!" Minderi tuttuğum gibi suratına fırlattım.

Kahkaha atarak eğildiği an minder arkaya uçtu. Biblolarım kırılacak diye aklım çıkmıştı.

-"Pisliksin Demirhan. Git şu evden. Çok fena küstüm Nesli şahit."

Koltuğa geri oturup telefonu elime aldım.

-"Şaka yapıyorum hayatım ne küsmesi? Sende beni ciddiye alıyorsun."

Omuz silktim.

Ayakkabılarını giyerken hala gülüyordu.

-"Seni seviyorum." diye seslendi ben cevap vermediğimde.

Dayanamayıp ona doğru döndüm baktım.

-"Montunu çıkarma. Dikkat et."dedim.

Başını sallayarak kapıdan çıkmış gitmişti.

Günün geri kalanında sayısız aldığım kitapları okumuş hamilelik ile ilgili bilgilerimi çoğaltıyordum.

Çok zorlamadan evi temizlemiş üstüne yemek ve tatlı yapmıştım. Ev hanımlığı dışarı çıkıp her gün işe gitmekten daha zordu.

Ama sanırım artık günlerimin böyle geçmesine alışmalıydım.

•

Merhaba ❤

Umarım beğenmişsinizdir 🙏

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.