İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 46 · 12 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 46

46

•••

Mutluluktan hıçkırıklarla ağladığım göğsünden saçma sapan bir şekilde gülümseyerek çekildim.

-"Seni çok seviyorum."diye fısıldadı.

Dudaklarını dudaklarıma bastırdığında doktoru anımsayarak geriledim ve başımı eğdim.

-"İlk fotoğrafı."Kaşlarını kaldırıp gülerek uzattığı ultrason resmine bakakaldım. Benden önce uzanıp alan Demirhan'a bakarken yanaklarımı siliyordum.

Hastaneden ayrıldığımızda içim farklı hislerle doluydu. Demirhan'ın saniye saniye dönüp sıkıca tuttuğu elimi öpmesi kalbimi iyice hızlandırıyordu.

-"Kahvaltı yapalım öyle eve gidelim."diyince başımla onayladım.

Hala inanasım gelmiyordu.

Resmen karnımda minik bir can var.

İkimize ait.

Bizim parçamız.

Bebeğimiz.

-"Üç haftalık. Bütün halsizliğim midemin böyle olması...hiç düşünmemiştim."dedim nefesimi üfleyip.

-"Sürekli mide bulantısı çekiyordun. Bir ara aklıma geldi ama bende çok üstüne düşünmedim."

Başımı salladım.

-"Çok istiyordum. Gerçekleşince bir tuhaf oldum nasıl anlatılır bilmiyorum. Varlığını bilmediğim her gün zararlı bir şey yaptım mı diye düşünüyorum."diye mırıldandım kendi kendime.

Alkol bile tüketmiştim. Fazla olmasa bile yinede bunlar gözümde beliriyordu.

-"Düşünme onları. Bundan sonra dikkat edeceğiz güzelim." Elini uzatıp yanağımı okşadı.

Yakınlarda bir kafede kahvaltı için durduğumuzda yine çeşitli kokular yüzünden hiçbir şey yiyememiştim. Demirhan söyleniyordu ama yapacak bir şeyim yoktu.

-"Ne yedireceğim ben sana hayatım söyler misin?"dedi bir yandan kızgın yüz ifadesiyle.

Kemerimi takarken omuz silktim.

-"Aç değilim ki."

-"Ne yedin de değilsin acaba? Kokusuz ne var anasını satayım? Peynirli börek seversin sen alayım mı?"

Yüzümü buruşturdum.

-"Hayır şuan hiç yiyemem."

-"Güzel karım aç duramazsın. Neyse eve gidelim bakacağız."dedikten sonra trafiğe yakalanmadan hızlıca eve varmıştık. En hızlısı yarım saat oluyordu.

Eve girdiğimiz an daha iyi hissediyordum. Hastanede olduğumdan dolayı ilk önce duş almak istedim ve yatak odamıza çıktım.

Kısa bir duş sonrası bornozumla çıktığımda kendimi kocamın huzurlu kollarında buldum.

-"Daha iyi misin?"

Sorusunu başımla onayladım ve göğsüne yaslandım.

Telefonumun sesiyle ondan ayrılıp çantama yöneldim. Aslı'nın aramasını görünce yatağa oturup öyle açtım.

-"Geldiniz mi? Dayanamadım daha fazla."

-"Geldik geldik evdeyiz."derken ıslak saçımı geriye doğru atıp gülümsedim.

-"Ay kesinleşti mi? Baktı mı doktor?"

Gülen gözlerim kocamın sıcak bakışlarıyla buluştu.

-"Evet."dediğim sırada içim mutluluktan sıkışıyordu.

Aslı sevincime ortak olurken kısa bir konuşma yapmıştık. Peşinden çok geçmeden İlker aradığında banyoda Demirhan saçlarımı kurutuyordu.

Tezgaha koyduğum telefonu açıp fön makinesini fişten çıkarttım.

-"Güne daha iyi bir haberle başlayamazdım. Tebrik ederim." dedi açar açmaz.

Arkamdan sarılan Demirhan'ın göğsüne sırtımı yaslarken kıkırdadım.

-"Teşekkür ederiz."

-"Nasılsın? İyi misin? Kendini iyi hissedene kadar gelmene müsaade etmiyorum haberin olsun."

Gözlerimi devirip aynadan Demirhan'a baktım.

Hafta sonu bu durumdan haberi olan İlker'i muhtemelen Demirhan böyle yapmıştı.

-"İyiyim ben. Hasta değilim hamileyim."

Sesli şekilde dile getirmek dahi öyle heyecan vericiymiş ki.

Demirhan yüzünü boynuma gömüp bornozun üstünden ellerini karnıma koydu. İç çekip gevşedim.

-"Olsun en azından bir hafta evde dur. İtiraz yok. Tekrar tebrik ederim bir şeye ihtiyacın olursa söylemekten çekinme."dedi İlker.

-"Olur. Çok sağ ol teşekkür ederim. Ama işe geleceğim o konuda anlaşalım."

Bir kaç dakika daha sohbet edip kapattıktan sonra hafif nemli saçlarımı tepeden toplayıp banyodan çıktım.

-"Sana sandviç hazırlıyorum. Ve meyve suyu." dedikten sonra dudaklarıma öpücük kondurup yanımdan gitti.

Şort ve tişört takımlı pijamayı giyindiğimde karnıma bakmaktan çekiniyordum. Vücudum titriyordu.

Ne kutsal bir histi.

Bir süre yatak odasında oyalanmış ardından alt kata inmek için merdivenlere yönelmiştim.

Basamakların sonunda Demirhan beni görüp hızlıca geldi ve kucağına aldı.

-"Ya güzelim sen niye geliyorsun? Yatıp dinlensene. Hem artık öyle sürekli aşağı yukarı inip çıkmak yok."

Ağzımla gözlerim aynı oranda açılırken kolumu boynuna sardım.

-"Aşkım daha dur bugün öğrendik. Sence de biraz abartmıyor musun?"

Bana ters ters bakıp bedenimi salondaki koltuğa yavaşça bıraktı.

-"İlk aylar önemli ve tehlikeli. Dikkat etmemiz lazım güzel karım benim."diyip saçlarımı öptü.

Geriye yaslanırken ellerim refleks olarak karnımda buluştu.

-"Bir şey sormak istiyorum kocam."dedim bir yandan sırıtırken.

-"Bizim üçüncü çocuğumuz oluyor da benim mi haberim yok? Bu ne tecrübe?"

Göğsünü kabartıp üstten üstten bana bilmiş gibi baktı.

-"Ben her konuda tecrübeliyim kızım ne sandın?"

Kıkırdayarak başımı yana yatırdım.

-"Muhteşem bir kocam var."

Gülümsediğinde daha bir mutlu oluyordum. Önümde eğilip ellerimi çekti ve dudaklarını tişörtümün üstünden karnıma bastırdı.

-"Sizin için elimden gelenin en iyisini yapacağıma söz veriyorum."

Bir süredir şaha kalkmış hormonlarım yine duygusal çöküntüye geçti.

Burnum sızladığında hemen gözlerim dolmuştu.

Demirhan mükemmel bir baba olacak.

-"Niye sulandı o güzel gözlerin?"dedi gülerek.

Yaklaşıp gözlerimi birer birer öptü.

-"Bizi uzun ve yorucu bir dönem bekliyor."derken de şaka yapmıyordum.

Yorucu olan ben olacaktım. Demirhan'a sabır diliyordum.

'

Aradan bir hafta geçtiğinde dün akşam ki aile yemeği sonrası yataktan mutlu kalkmıştım.

Herkesi bize davet etmiş hatta gelemeyen abimi bile görüntü aramış hamile olduğumun haberini vermiştik.

Herkesin sevincini düşündüğümde kendi kendime tebessüm ettim.

Neredeyse bir aydır olduğu gibi bu günlerde de uykumdan zorla uyanıyordum. Şimdi gözlerimi açtığımda Demirhan yanımda yoktu. Muhtemelen erkenden çıkmıştı.

Telefonumu alıp saate baktım. Demirhan mesaj atmıştı.

'Günaydın Peri kızım kahvaltı yapmadan evden çıkma. Eğer yorgun hissediyorsan hiç çıkma.'

'Sizi seviyorum'

Gülümseyerek telefonu göğsüme kapattım.

Sık sık bu adamın ağzını yüzünü ısırmak istiyorum.

Yataktan zorla kalktıktan sonra banyoda elimi yüzümü yıkayıp alt kata indim.

İlker ile yaptığımız anlaşmada hamileliğim boyunca şirkete öğlede gidecek akşam altıda çıkacaktım. Yani yarım gün çalışacaktım. Hiç yoktan iyiydi çünkü hareketsiz kalmak istemiyordum.

İki gün önce sipariş ettiğim hamilelik kitapları dün gelmişti ve hızlıca göz atmıştım. Ayrıca Nesli ve Kumru da aynı öneriyi vermişti. Önemli olan kendini bırakmamak ve hareket halinde olmaktı.

Doğurana kadar kitap okuyacaktım. Öğrenmem gereken bir sürü şey olduğunu hissediyorum.

Minik bebeğime tam donanımlı bir anne olmak istiyorum.

Bugün dünden biraz daha iyi olduğum için kendime tost yaptım. Dün mide bulantısından mutfağın yakınına bile gelememiştim.

Karnımı doyurup üst kata çıktığımda direkt giysi odasına geçip oturdum. Önce saçlarımı düzleştirdim. Ardından sade günlük makyajımı yaptım.

Bugün hava sıcaktı. Açık renk mom jean üstüne büstiyer kombinleyip giyindim. Bedenimin tadını çıkarmam gereken zamanlardaydım.

Altına beyaz ince bantlı topuklularımı giydiğimde hazırdım.

Parfüm sıkıp çantamı ayarladım ve kocamı aramak için telefonumu aldım.

Merdivenleri dikkatle inerken Demirhan üçüncü çalışta açmıştı.

-"Efendim bebeğim?"

-"Çıkıyorum ben sevgilim haber vereyim dedim."

-"Bekle beş dakika geliyorum."dedi. İtiraz etsem bile kabul etmedi.

Bahçede onu beklerken demir kapıdan çıktım. O dakikada araba yaklaşmıştı. İnmeden ben bindim.

Uzanıp yanağına sıcak bir öpücük kondurdum.

-"Günüm şimdi aydınlandı."derken dudaklarıma tekrar tekrar öpücük kondurmakla meşguldü.

Kıkırdayarak yanağını okşadım.

-"Seni çok seviyorum."demeyi ihmal etmeden koltuğa yaslanıp kemerimi taktım.

Yol boyunca elim elinin içindeydi. Şirketin önüne geldiğimizde elini düz karnıma koyup okşadı.

-"Dikkatli ol olur mu? Şu sikik ayakkabıları da giymekten vazgeç güzelim. Tehlikeli ve zararlı."Yumuşak dille kızarken uzanıp dudağını öptüm.

-"Kötü hissettiğimde çıkartırım endişelenme."dedim geri çekilip.

Karnımdaki elini elimle hafifçe sıkıp kemeri açtım. Beni göndermek istemeyen bakışlarıyla onu arabada bırakarak indim.

-"Sende dikkat et. Görüşürüz aşkım."dedim kapıyı kapatmadan.

Gözleri üstümden bir saniye bile ayrılmadan şirkete girene kadar bakmıştı.

Gün boyu stüdyoda çekimler için vakit geçiriyordum. Çoğu zaman yerimde oturmuş ağzıma badem fındık gibi çerezler atıyordum.

Midemi bulandırmayan tek yiyecek olunca abartarak yiyorum evet.

-"Dayısının çiçeği ne yapıyormuş?"

Karnımı elleriyle seven Erdem'e göz devirip kalçamı yasladığım masadan uzaklaştım.

-"Cinsiyet ayrımı yapmasana ya! Benim bebeğim daha oluşum aşamasında."diye yalandan kızdım.

-"Sanane kızım. İçimden geldiği gibi severim ben."

Ona takılmadan işime geri döndüm. Akşama doğru üstüme uyku bastırmıştı. Resmen gözümü zor açık tutuyordum.

Seren'le akşam yemeğini yerken restoranın koltuğuna uzanıp uyuyasım gelmişti. O derece.

Neyse ki beni almaya gelen kocam yakınlardaydı. Hızlıca uykuya dalabilirdim.

-"Esneye esneye uykumu getirdin Peri. Kalk bir yüzüne rüzgar vursun." dedi çantasını toplarken.

Hesabı ödeyip kapıya çıktığımızda bilmem kaçıncı kere esniyordum. Bana gülerek koluma girdi.

Cadde boyu biraz insanların arasında yürümüştük. Restorana yakın olduğumuzdan Demirhan yol üstünde bizi fark ederek yanımızda durmuştu.

-"Seni de bırakalım."dedi Demirhan Seren'e.

-"Arabam otoparkta sağ ol. Hadi size iyi akşamlar."El sallayınca kapıyı kapatıp nefesimi üfledim.

-"Öpmek yok mu hanımefendi?"

Kocamın sitemli sesine bile gülecek halim yoktu.

-"Aşkım o kadar uykum var ki. Pıt diye uyuyacağım."diyip koluna sarıldım ve başımı omzuna yasladım.

Saçlarımı öpüp trafiğe geri girdi.

-"Çok mu yoruldun?"diye sordu.

-"Yok. Ama uyku bastırdı."dedim yarı uyur halde.

Zaten çok sürmeden gözlerim uykuya yenik düşmüş kapanmışlardı.

Yatağa değen bedenim rahatlarken yanağımla buluşan dudakları gözlerimi aralamama neden oldu.

-"Uyu güzelim."

Ayakkabılarımı çıkarttığını hissettim. Uykumun arasında üzerimi de çıkarttığında yatağa rahatça kıvrıldım.

Vücuduma iyi gelen şekerleme uykumdan ayıldığımda oda karanlıktı. Ancak yanıma uzanmış saçlarımı okşayan kocamın varlığı vardı.

-"Uyanmamı mı bekledin?"diye sorarken sesim boğuk ve uykuluydu.

Yüzünü yaklaştırıp burnumu öptü.

-"Bana sarılınca daha rahat uyuyorsun. Yalnız bırakmak istemedim."

Gülümseyip gözlerimi kapattım. Sıcaklığını hissederek uyumak benim için en güzeliydi. Bunu biliyordu.

-"Karnımız acıktı."diye mırıldandım.

İç çekerek bedenime sarıldı ve boynumu öptü.

-"Ne yemek istersiniz bakalım?"

Dudaklarımı birbirine bastırıp düşündüm.

-"Pizza vee....ımm patates kızartması!" Kesinlikle canım şuan çok çekmişti.

Gülerek saçlarımı öptükten sonra arkasına döndü. Komodinden telefonunu almıştı.

-"Yeter ki yemek iste ben daha ne isterim ki?"diye kendi kendine mırıldanıyordu.

Sipariş verdikten sonra birlikte yataktan kalktık. Banyoda makyajımı güzelce temizleyip saate baktım.

Henüz sekiz olmuştu. Günün ikinci akşam yemeği için iştahımın gereksiz olduğunu biliyordum. Ama az beslendiğim için ne zaman acıksam saat fark etmeksizin yiyordum.

Giysi odasında uzun kollu mini siyah gecelik giydim.

-"Çorap giyin."

Yatak odasından sanki beni görüyormuş gibi seslenince gözlerimi devirdim.

Pamuklu yumuş yumuş olan uzun çorapları ayağıma geçirip yanına gittim ve kucağına oturdum.

Boynuna sarılırken belime kollarını doladı.

-"Canını sevdiğim. Miden bulanmıyor değil mi?"

Başımı iki yana salladım.

-"İyiyim şimdilik."diyip kulağının gerisine dudaklarımı bastırdım.

Büyük eliyle karnımı okşadıktan sonra kalçamı tutarak ayağa kalktı.

Oturma odasına geçip beni koltuğa bıraktı. Hasır sepette olan örtülerden biriyle üzerimi iyice örttükten sonra televizyonu açmıştı.

Yemeklerin gelmesiyle bir güzel yemiş koyun koyuna yatmıştık. Her akşam olduğu gibi önce annemlerle sonra kızlarla konuştum. Herkes her gün halimi hatrımı soruyordu.

Telefon konuşmalarım bittiğinde Demirhan'ın göğsüne yaslanmış bir yandan alışveriş sitelerinde geziyordum.

-"Ya baksana ne kadar tatlı?"Ekranı ona çevirdiğimde bulutlu tulumu gösterdim.

Minicik bir yenidoğan tulumuydu.

Uyuyana kadar bütün gerekli gereksiz bebek eşyalarında gezinmiştik. Bakması bu kadar zevkliyken onun minik bedenini giydirmek kim bilir ne kadar güzel olacaktı.

'

Ertesi günler midemin hassasiyeti daha fazla artmıştı. Berbat ötesi bir duruma gelmiştim. Bir hafta boyunca şirkete dahi gidemedim.

Bütün gün televizyonun karşısında yatıyordum ve evde annem yanımda duruyordu.

-"Annem yavrum hadi iki lokma ye."

Elinde tepsiyle yanıma gelip cam sehpayı çekti ve oturdu.

-"Yok hiç yiyesim yok anne. Kusmaya bile halim yok."diyip koltukta kıvrıldım.

Orta sehpadan telefonunu çekip alırken kaşlarını çatmıştı.

-"Vallahi ararım Demirhan oğlumu alır seni hastaneye götürür!"

Tehdite bak.

-"Ya anne anlasana yiyemiyorum."dedim ağlamaklı sesimle.

Atıştırabildiğim kuru yemişlerle günü geçirirken Demirhan gelmişti. Yanında Elvin abla ve Nigar annem de vardı.

-"Yemek yememişsin."

Yanıma oturup yüzümü incelerken annemler de kaçamak bakışlarla bize baktığı için dudağımı hafifçe ısırdım.

-"Yiyemiyorum işte."dedim mırıltıyla.

Elvin abla yanında getirdiği sütlaç kasesini kaşıkla bana verdi. Bugün canım çektiğinde tesadüf olarak Elvin abla sütlaç yaptığını söylemişti.

-"Teşekkür ederim."dedim gülümseyip.

Tekli koltuğa oturunca bir kaşık sütlaç aldım.

-"Akşam yemeği yiyeceksin. İtiraz yok. Aç kaldığın için daha çok miden bulanıyor." Saçlarıma dudaklarını bastırıp iç çekti.

-"Yemeye çalışırım."dedim sütlacı mideme indirirken.

Bu saate kadar ağzıma bir lokma tatlı koymamışken sütlaç çok iyi gidiyordu.

-"Çok güzel olmuş ellerine sağlık abla."

-"Afiyet olsun canım. Sen ye ben her gün yaparım."diyince tebessüm ettim.

Altıncı haftama girmiş bir hamile olarak mide sorunumdan dolayı doya doya mutluluğunu yaşayamıyordum.

-"Ben masayı kurayım. Sende üstünü değiştir oğlum."dedi Nigar anne biraz geçince.

Demirhan başını sallayarak ayağa kalktı.

-"Babamlar da gelseydi. Hep birlikte yerdik." dedim.

-"Aman yok kızım sen rahat rahat yat. Biraz toparlan yeriz."dedi Nigar annem.

Annemle ikisi mutfağa inerken Elvin abla da evine geçmişti. Beni görmek için gelmiş çocukları eşine bırakmıştı.

Oturma odasında yanlız kalınca örtüyü ittirip ayağa kalktım ve peluş terliklerimi giyindim. Koridora çıkıp yatak odamıza doğru yürürken bütün gün yatmanın hamlığını çekiyordum.

Kapalı kapıyı açtım içeri girdim. Demirhan da o sırada banyodan çıkmıştı. Yarı çıplak görünce nefesimi üfleme ihtiyacı duydum.

-"Bir şey mi oldu güzelim?"Sadece altında boxer ile yanıma gelip yüzümü tuttu.

Başımı iki yana salladım.

-"Seni özledim sadece."diye mırıldandım kurumuş dudaklarımla.

Eğilip dudaklarımı öperken gözlerini kapatınca beline sarıldım.

Dudaklarımı nazikçe öpüp çekildi.

-"Bende çok özledim. Bütün gün burnumda tütüyorsun bebeğim."

Gülümseyip dudağının kenarını öptüm ve göğsüne yaslanıp teninin güzel kokusuyla iç çektim.

Sonrasında Demirhan'ın üstünü giymesi ile birlikte alt kata yemeğe indik.

Zor da olsa karnımı doyurmuş annemlerle kocamı sevindirmiştim.

Ertesi sabah erkenden doktor randevumuz vardı.

Sabah yataktan mide bulantısıyla fırladığım için güne öğürerek başladım ve bu pek iyi olmamıştı.

Banyoda artık yeter diyerek ağlarken ağzımdaki metalik tat midemi iyice bulandırıyordu.

-"Gel buraya. Sakinleş sevgilim ağlama geçti."

Demirhan belimden tutarak lavaboda yüzümü yıkadı. Tezgaha bir elimle tutunup diğer elimle ağzımı çalkaladım. Boş mideyle öğürdüğüm için boğazım sızlıyordu.

Banyoda beni kucakladığı gibi oradan çıktı. Yatak odamızın küçük balkonuna çıkmıştık. Sabahın sıcak güneşiyle temiz havası daha iyi hissettirirken sandalyeye oturmuş beni de kucağına yatırmıştı.

Göğsüne koyduğum başımı biraz daha boynuna doğru çekip saçlarımı düzeltti.

-"Sen böyle kıvranırken benim içim daralıyor. Hep böyle mi olacak?"diye sessizce sordu.

Omuz silktim.

-"Bilmiyorum."dedim çatallaşmış sesimle.

Saçlarımı öpüp sırtımı okşarken onun düzenli nefeslerini dinlemiş sakinleşmiştim.

Hazırlanmak için içeriye yarım saat sonra döndük.

Kısa kollu basic bir elbise ve spor ayakkabı giyindikten sonra elimde badem kesesiyle arabaya oturmuştum. Kahvaltı yapacak halim yoktu o yüzden ağzıma badem atıyordum.

Doktorumuz minik bebeğimizde bir sorun olmadığını söylemişti. Ancak benim mide sorunumun ne zaman geçeceğinin belirsiz olduğunu da söyledi.

Hastane çıkışında kahvaltı yapmak yerine Demirhan kahve dükkânına girmişti. Bana kruvasan kendine sıcak kurabiye ve kahve almış arabaya dönmüştü. Sahil kenarında aldıklarımızı yerken enerji dolduğumu hissediyordum.

Bitirip çöpe attıktan sonra arabaya yaslanmış kocamın önünde ona yaslı halde denizi izliyordum.

Karnıma koyduğu elleriyle hafif hafif göbeğimi okşarken gülümsedim.

-"Umarım kocaman bir karnım olur."dedim kıkırdayarak.

Omzuma yasladığı yüzünü boynuma gömüp uzunca öptü.

-"Sonra ben çok kilo aldım diye ağlarsın."dedi homurdanarak.

Gözlerimi devirdim.

-"Hiç de bile." Yani yapabilirim. Olur öyle şeyler.

-"Sen böyle yememekte ısrar edersen bebeğimiz de kilo alamayacak. Doktoru duydun değil mi?"

Ciddiyete bürününce dudağımı sarkıttım.

Geçici bir dönem olduğuna inanmak ve öyle olmasını istiyordum.

İçten içe büyük bir endişe duyuyordum. Annelik duygusu dört bir yanımı sarmıştı. Sanırım artık nefesimi tutup sağlıklı yemekler yemeliydim.

Kendi kendime bunun sözünü vererek kocamın kollarında olmanın tadını çıkartmak için ona döndüm.

Aklımdan geçen şey şuydu...bu kadar yakışıklı kocam varken birden fazla çocuk yaparak bu durumu değerlendirmekti.

Kendi düşünceme kendim güldüğümde Demirhan neye güldüğümü öğrenmek için büyük bir uğraş vermişti. Ama asla söylememiştim.

Bu konuda ciddiyim. Evet.

•••

İyi geceler 🐥

Yorulmuş tükenmiş size geç kalmış yazarınız olarak öncelikle özür diliyorum.

Sizi bu kadar bekletmek istemiyorum biliyorsunuz ama yazamayınca hiç yazılmıyor. Zorlasam da olmuyor çıkmıyor. Kendime gelmeyi bekleyince de zaman geçiyor.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Sizi seviyorum ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.