•••
Ertesi gün ve ondan sonraki günler boyunca şirketteydim. Demirhan'ı iyi olduğuma ikna etmiş işe gelmiştim.
O talihsiz akşamı hafızamdan silmiştim. Kimse de bir şey dememişti.
Günler yoğun geçiyordu. Gündüz reklam çekimleriyle ilgileniyor bazı akşamlar iş yemeklerinde oluyorduk. Haliyle eve geldiğimde yalnızca dinleniyordum.
Bu bir hafta öyle geçmişti. Sanki normalden fazla yoruluyordum. Sabahları uyanmam o kadar zorlaşmıştı ki üst üste kaç tane alarm kuruyordum anlatamam.
Nesli'lerin de gitmesiyle iyice sakinleşen günlerimiz vardı. Sırada Aslı ve İlker'in nişanı vardı.
Bugün ise hafta sonuydu. Yatakta yaptığımız keyifi bitirip kalkamıyorduk.
Göğsüne başımı koymuş yatarken saçlarımı okşadığı için haliyle mayışmıştım.
-"Dışarıda kahvaltı yapalım mı?"
Derin bir nefes alıp başımı geriye attım.
-"İyi olur aslında ama kendimi çok bitkin hissediyorum."
Haftanın her günü kalkıp hazırlandığım için hafta sonu yataktan çıkasım gelmiyordu.
-"Öyleyse yatarız bebeğim." Yan dönerek karnıma sarıldıktan sonra beni göğsüne çekti.
Gülümseyip boynuna sokuldum. Elimi yavaşça ensesine çıkarttığımda parmaklarım yumuşak saçlarına değdi.
-"Bugün temizlik de yapmamız gerek. Karına yardım etmeye ne dersin?"derken biraz geri çekilmiştim.
Burnunu burnuma sürtüp dudaklarıma uzun bir öpücük kondurdu.
-"Bence temizlik için birisini çağıralım. Bizde karımla yataktan çıkmayalım."diyerek bir çırpıda üzerime çıktı.
Gülerek boynuna sarıldım.
-"Hayır hiç kandıramazsın." dedim.
Eğildi ve önce yanaklarımı sonra dudaklarımı öperek boynuma yol aldı.
-"Bir kerecik?"
Kıkırdayıp çıplak sırtını okşadım. Hafta içi olan yoğunluk ve yorgunluktan dolayı gece hayatımız hareketli geçmemişti.
Dudaklarımı dudağının kenarına bastırdığımda istemsizce iç çektim.
-"Sadece bir kerecik mi?"diye fısılayarak sordum.
Göğsünden yükselen havayla elini sırtıma attı ve dudaklarıma uzandı. Kana kana içmek tabiriyle dudaklarımı öperken kendimi inlemekten alıkoyamıyordum.
Geceliğimin açık yakasını kenara çekerek göğsümü açtı. Dudaklarımdan kopmadan avucunu göğsüme yerleştirdiğinde mecburen dudaklarından ayrıldım ve yüksek sesle inledim.
Avuç içiyle sıkıp okşadığı göğsümü dudağı esir aldı.
Damağıyla diliyle ezerek emdiğinde altında kıvranmaktan başka bir şey yapmıyordum.
Kasıklarını kasıklarıma ittirmiş yalnızca baskı uyguluyordu. Evet bu kısımda hiç dayanıklı olamıyorum.
Dudağıma dişlerimi geçirip ellerimi beline kaydırdım. Boxerının kenarını ittirerek aşağı kaydırdığımda göğüs ucumu bırakarak yarım ağız gülmüştü.
-"Her seferinde itiraz edip sonra dayanamıyorsun."diye homurdandı ve boynuma sokulup ıslak bir öpücük bıraktı.
Gerisi bilindiği üzere uzun ve zevk dolu dakikalardı. Her seferi rüya gibi geçiyordu.
Yataktan iki saat sonra ancak çıkabildiğimizde soluğu banyoda almıştık.
Yürümek yerine göğsüne sokulunca beni kucağına almasıyla boynuna sarıldım.
-"Ne oldu kedi? Sen bu sıralar fazla miskinsin. Ordan oraya atlayıp zıplayan karımın enerjisi nereye kaçtı?"
Giysi odasında pufa oturmamı sağlayıp bornozla bedenimi kurulamaya başladı.
-"Şirkette fazla yoruluyorum."
Dudaklarımı dudaklarıyla örtünce iç çekerek öpüşüne karşılık verdim. Geri çekilip yanağımı öptü.
-"Bir süre çalışmasan? İlker'le konuşurum."derken beni ayağa kaldırmıştı.
Başımı olumsuz anlamda salladım.
-"Hiç olur mu öyle şey aşkım? Bende normal bir çalışanım. Ayrımcılık istemiyorum."
Yanaklarımı kavrayıp dudağımın kenarını öptü.
-"Ama bende evimizde dinlenmeni istiyorum."
Çıplak göğsüne ellerimi koyup başımı yasladım.
-"İyiyim ben sevgilim. Hem çok acıktım hazırlanıp çıkalım."diyerek konuyu değiştirdim.
Onu o kadar seviyordum ki bazı anlar kalbime sığmıyormuş gibi hissediyordum.
Kokusu bile gülümsememe yetiyordu.
-"Saçlarını iyice kurut."
Göğsünden ayrılmış banyoya gidecekken arkamdan seslenince gülümseyerek ilerledim.
Saçlarımı kurutup kendi düz haline bıraktım. Giysi odasında Demirhan'ı göremesem bile muhtemelen balkonda sigara içtiğinden emin olarak masaya oturdum. Sadece güneş kremi ve dudak nemlendiricisi sürerek kalktım.
Zaten bütün hafta full makyaj ile geziyordum.
Dolaptan aldığım şort ve bluz ikilisini giyinmeden ten rengi iç çamaşır takımı giyindim.
Takılarımla tamamlarken Demirhan gelmişti. Altında bej rengi keten pantolonuyla üstü çıplak duruyordu.
Tatilde iyice bronzlaşmış aklımı başımdan alacak bir karizmaya erişmişti.
Nefesimi usulca üfleyip öne adımladım ve parmak ucumda yükselerek boynuna uzandım.
Sıcacık teninde boyun girintisine zar zor dudaklarımı bastırdığımda bütün hücrelerim huzur dolmuştu.
Belime sarılınca gülerek geri çekildim.
-"İnsanın bu kadar yakışıklı kocası olunca dışarı çıkası gelmiyor." dedim ciddi ciddi.
Kahkaha atınca iyice moralim bozuldu. Her şekilde yakışıklı.
-"Merak etme alyansım hep parmağımda."diyip elini kaldırınca haliyle kıkırdadım.
-"Aferin kocam."Dudaklarını öptüm ve geri adım attım.
Üzerine beyaz hakim yaka gömlek giyinmesini izledikten sonra cüzdanını ve telefonunu aldı. Bende çantamı alıp dolaptan beyaz terliklerimi aldım.
Evden çıktığımızda durak noktamız deniz kenarında bir restoran oldu.
Kahvaltıyı yaparken sigara kokusundan ve denizden esintiyle gelen yosun kokusu sebebiyle midem ağzıma gelmişti.
Halbuki Demirhan'dan en alışık olduğum sigara kokusuydu. Ancak daha fazla yiyemeyeceğimi anladığımda önce lavaboya girmiş sonra restorandan çıkmıştık.
Demirhan arabayı getirmiş girişte beni beklerken direkt oturdum ve camı açtım.
Uzanıp ellerimi tuttu.
-"İyi misin güzelim? Doğru düzgün yemedin. Ne alayım sana söyle?"
Elimi öpüp bacağının üstüne koydu. Başımı salladım.
-"Şimdi bir şey yemesem daha iyi olur."dedim alnımı sıvazlarken.
-"Eve mi gitmek istersin? Yoksa dolaşalım mı?"
-"Biraz yürüsek olur."dedim ve derin bir nefes aldım.
Yakınlardaki alışveriş merkezine geldiğimizde zar zor park yeri bulmuş inmiştik. Önce girişten birer kahve aldık.
İçeride ilk olarak ev eşyaları satan mağazaya girdiğimizde indirim görünce midemi falan unuttum.
-"Ayın aynı günlerinde indirim oluyor zaten güzelim her şeyi almaya çalışmasan da olur."diye arkamdan homurdandı.
Gözlerimi devirdim. Ardından vücuduma gelen şok darbesi ile elimdeki vazoyu bırakarak Demirhan'a döndüm.
-"Bugün ayın kaçıydı?"diye sorarken beynim yanacak gibi hissediyordum.
Gözlerini kısıp telefonuna baktı sonra başını kaldırdı.
-"26 ağustos."
Sertçe yutkundum.
Ensemden boşalan terleri hissediyordum. Yoğunluktan fark etmediğim bir şey olmuştu.
-"Ne oldu?"diyerek elleriyle yüzümü tuttu.
Donmuş bakışlarımı zorlukla yüzüne çıkarttım.
-"Hiç...hiç şey şunları alıp çıkalım mı pek iyi hissetmiyorum."dediğimde kaşlarını çatmıştı.
Bırakalım desem daha çok dikkatini çekecekti o yüzden kenara çekildim ve kasadan gelmesini bekledim.
Nefesim daralıyor göğsüm sıkışıyordu.
Elinde çantayla geri geldiğinde arabaya geri döndük.
-"Peri hayatım bir şey mi oldu? Tarihi sordun aklın gitti. Hayırdır?"
Gözlerimi yoldan çekerek omuz silktim.
-"Yok ya şey hani evlilik yıl dönümümüz bir anlık çıkmış aklımdan. Hani yaklaşıyor ya bir şey düşünmedim diye falan..."
Daha ne kadar saçmalardım bilmiyorum o yüzden sustum.
-"Bu mu yani? Bu kadar?" dedi yola bakarken.
-"Evet aşkım."diyip hafifçe öksürdüm.
Bir hafta önce olmam gereken regl günümün geciktiğini söylemek istemedim. En azından bir şeylerden emin olmadan onu heveslendirmemeliydim.
Ama içim içimi yemeye başlamıştı. Nasıl dayanacaktım?!
Eve döndüğümüzde Sedat Demirhan'ı atölyeye çağırmıştı. Bu benim için büyük bir fırsattı.
Demirhan evden beni bırakmak istemese bile zorla gittiğinde hemen telefona sarıldım.
-"Aslı Aslı koş yetiş!"dedim açtığı gibi.
-"Ay ne oluyor?!"dedi benim gibi bağırarak.
-"Regl olmadım! Mahallede eczane var ama oraya geçsem Demirhan görecek. Hemen iki üç tane test alıp bize gel lütfen."
-"Ay gerçekten mi?! Hemen koşuyorum kapat kapat!!"
Telefonu mutfak masasına bırakıp elimi ağzıma kapattım. İleri geri kalbim küt küt atarken yürüyüp vakit geçirdim.
Yerimde zıplamamak için zor duruyordum.
Aradan yirmi dakika geçtiğinde kapı çaldı. Hiç bakmadan açtım. Aslı apar topar içeri girip kapıyı kapatmasıyla elime poşeti tutuşturdu.
-"Çabuk yap öleceğim heyecandan!"dedi.
Gülerek poşeti göğsüme bastırdım.
-"Sen bir de bana sor. Bacaklarım titriyor!"
Nefes nefese banyoya girdim. Düşüp bayılmamak için önce klozetin üstünde bir kaç dakika oturdum. Nefesim bile düzene girmiyordu.
Üç testi de yapıp tezgaha koydum. Aslı kapının arka tarafında durmadan tıklatıp soruyordu.
Sırtımı dönmüş kapalı gözlerimle heyecandan ölmek üzereydim.
-"Bakamayacağım galiba."dedim ağlamaklı sesimle.
-"Hadi ya! Bak bak."diye seslendi.
Gözlerimi açtım. Ellerim göğsümde nefesimi tutarak döndüğümde bakışlarım sıraladığım testlerde gezindi.
Çift çizgi
Çift çizgi
Çift çizgi
Dizlerimin titremesiyle tezgaha tutundum.
-"Ne oldu? Giriyorum bak!" der demez kapıyı açtı.
O an bulanıklaşan gözlerimle ona baktım. Mimiklerimden anlayan yüzü değişirken dudağını ısırdı.
-"Pozitif mi?"diye fısıldayarak sordu.
Yanağımdan süzülen yaşla birlikte başımı aşağı yukarı salladım.
Birbirimize dakikalarca sarıldık. Omzunda mutluluktan ağlarken yerimizde tepinmeyi ihmal etmedik.
Peçetelerle gözlerimizi silerken mutfakta oturmuştuk.
-"İnanmıyorum. Yani kendim hamile olsam ancak bu kadar mutlu olurdum."
Gülümseyerek yeniden dolan gözümü sildim.
-"Hastaneye gitmemiz lazım."dedim.
Gözlerini büyütüp burnunu çekti.
-"Deli misin önce kocana söylemelisin! Ay ben gidiyorum. Demirhan abi az sonra gelir siz baş başa olun. Vallahi yüreğim dayanmaz." dedi ve çabucak toparlandı.
Ona teşekkür edip evden uğurladığımda vücudumdan bütün gücüm çekilmiş gibi hissediyordum.
Testlerin doğruluğundan tamamen emin olmasam bile farklı bir ihtimal olsa üçünden birisi negatif çıkardı.
Ayağa kalkıp üst kata çıkmaya halim yoktu. Belki de yarım saat salonda oturdum. En son yatak odasına ulaşabildiğimde banyoda elimi yüzümü güzelce yıkadım.
Saçlarımı toplayıp uzun soluklarla üzerimi çıkarttım. İç çamaşırlarımla giysi odasına geçecekken yatak odasının kapısı açıldı.
-"Karım beni en sevdiğim şekilde bekliyormuş. Bilseydim koşa koşa gelirdim."
Ortada belimden yakalayıp kucağına alınca gülerek göğsüne yattım.
Tam bir şey söyleyecekken saniyelik bile olsa unuttum gerçekle yüzüm değişti. Elimi enseme atarak geri çekildim.
-"Şey...kahve mi içsek?"
Gözlerini devirip belimde olan ellerini sıklaştırdı.
-"Ne kahvesi güzelim? Ben seni içmek isterim."
Başka bir anda fazlasıyla tahrik ve libido yükseltici olan sözlerine gergince gülümsedim.
-"Yok...ımm...şimdi değil. Biz şey yapalım eee bahçeye çıkalım evet."
Kesinlikle havaya ihtiyacım vardı.
Büyük elleri yanaklarımı kavradı ve yaklaşıp dudaklarımı öptü. Öpüşüyle kapanan göz kapaklarıma birer buse kondurdu.
-"Neyin var Peri kızım?"
Kalbim ağzıma gelmişti. Derin bir nefes aldım ve gözlerimi aralayıp sıcak kahvelerine baktım.
-"Sana bir şey söylemem gerekiyor."dedim bir çırpıda.
-"Söyle sevdiğim söyle güzelim." Dudaklarımı tane tane öperek yanağımı okşamayı sürdürdü.
Beni pek ciddiye almıyordu çünkü aklı fikri başka yerlerdeydi. Az sonra böyle umursamaz kalabilecek miydi sanmıyorum.
-"Ben galiba hamileyim."
Alaylı gülen yüzü solarken algılamakta sorun yaşıyordu. Hatta saçma sapan güldü sonra tekrar durgunlaştı.
Nefesimi tutmuş öylece bekliyordum.
-"Ne dedin? Hamile mi dedin?" Afallamış yüz ifadesiyle kolları bedenimden ayrılıp iki yanına düştü.
-"Hamile? Hamilesin?"
-"Galiba."diye fısıldadım göğsüm sıkışırken.
-"Hamile misin?"
Rahatlamak için seslice üflediğim nefesin sonucu kollarından tutup basbaya sarstım.
-"Kendine gelir misin artık?! Ben bile böyle şoka girmedim Demirhan. Nefes al."diye de ekledim.
Sonra kendine gelebildi. Evi inleten sevinciyle beni bez bebek gibi savurup duruyordu.
-"Dur bir ay canım çıktı!"
Belimden tutmuş döndürürken midem ağzıma gelmişti.
-"Baba oluyorum kızım baba oluyorum! Ben senin daha ayağını yere değdirir miyim?"
Deli bu adam.
Gülerek omzuna yaslandım.
-"Henüz kesin değil ya doğru değilse?"dedim boşa çıkarsa diye.
Eğer öyle olursa üzülürdük.
-"Ben hissediyorum var." diyince kıkırdadım.
-"Hayatım benim hissetmem daha doğru olabilir sanki."dedim.
İç çekerek boynumu öptü ve beni yatağa bırakıp telefonunu çıkarttı. Onu izlerken birisini aramıştı.
Telefonda her kimle konuşuyorsa en iyi kadın doğum uzmanını öğrenmeye çakışıyordu.
Gözlerini üstümden çekmediği için gülümseyesim geliyordu.
Çok sürmedi ki pazartesi gününe doktoru ayarlamıştı.
Yanıma oturduğunda bir elini bacaklarımdan diğerini belimden geçirerek beni kucağına çekti. Saçlarımı öperken başımı göğsüne yaslamıştı.
-"Mutluluktan göğsüm patlatayacak gibi hissediyorum."dedi kısık sesiyle.
Gülümseyip boynuna sokuldum.
-"Bende öyle. Nasıl regl olmam gerektiğini unuttum hiç bilmiyorum."
Yanağımı okşadı.
-"Ama...olmazsa üzülmeyelim."
Başımı kaldırıp yanağını öptüm.
-"Üzülmeyelim."diye tekrarladıktan sonra boynuna sarıldım.
Sanırım ikimiz için de en zor bekleyiş bu olacaktı.
Fakat şöyle bir şey var ki sonu güzelse biz beklemeye alışmış bir çifttik.
'
-"Hadi güzelim hadi!"
Çantamı koluma asarken Demirhan'a ters ters baktım.
Zaten stresten uykularım bile kaçmıştı bir de sürekli acele ediyordu iyice gerilmiştim.
Kimseye söylemeden pazartesi günü olduğu gibi hastaneye gelmiştik.
Arabanın kapısını kilitleyip elimi tuttu. Çekiştirerek yürüdüğü için ona yetişmekte zorlanıyordum.
Heyecandan kalbim deli gibi atıyordu.
-"Demirhan yavaş olsana ya!"
Stresten bayılacağım o olacak.
-"Bebeğim sen fazla yavaşsın. Bekleyecek bir kaç dakikam bile kalmadı."dedi asansöre girerken.
Derin nefesler alıp verirken hava sıcak olmasına rağmen üşüyordum.
Odanın önüne geldiğimiz an Demirhan yine direkt içeri girdi. Bari kapıda biraz sakinleşmeyi bekleseydik!
-"Hoşgeldiniz." dedi masasında oturan doktor.
-"Hoş bulduk hoş bulduk." Demirhan'ın sabırsız tavrı karşısında gergince tebessüm edip koluna dokundum.
-"Cumartesi günü yaptığım testler pozitif çıktı. Emin olmak için geldik." dedim.
Doktor kalemini bırakıp ayağa kalktı.
-"Heyecanlı görünüyorunuz hemen bakalım isterseniz. Buyrun sedyeye şöyle."
Evet doktor bey sizde acele edin tam olsun.
Çantamın sıkıca kavradığım sapını bollaştırıp koltuğa bıraktım. Hafifçe başımı salladım.
Odanın yan kısmında kalan bölümde sedyeye oturdum. Ellerim titrerken geriye uzandım.
Doktor bey gelip tabureye oturmuştu.
-"Karnınızı açar mısınız?" derken bir şeylerle uğraşıyordu.
Demirhan uzanıp giydiğim bluzun eteklerini tuttu. Tıpkı benim gibi elleri buz gibiydi. İrkildim.
Göğüslerimin altına kadar çekmişti. Derin bir soluk aldım.
Karnıma sürülen jelle birlikte nefeslerim sıklaşırken ultrason cihazını karnımın alt kısıma değdirdi. Gözleri ekrandaydı.
Bakamadım.
Ben Demirhan'a Demirhan doktora bakıyordu.
Dudaklarımı ısırdım. Soğuk soğuk terler döküyordum.
Doktor bir iki dakika sonra gülümseyerek başını bana çevirdi.
-"Tebrik ederim test sonuçları doğruyu göstermiş."
•••
Merhaba ❤
Biraz kısa oldu yine ama beklemenizi istemedim.
Diğer bölümü de olabildiğince hızlı yazmaya çalışacağım.