•
Tanıtım konuşması sonrası davetliler kokteyl ile devam ederken yanımda Aslı vardı. Az önce Demirhan ve İlker terasın açık kısmına sigara içmek için geçmişlerdi.
Otelin çatı kısmındaydık.
-"Buyrunuz efendim."
Seren elinde minik bir tepsiyle geldiğinde ona gülümsedim. Az önce içki almak için etrafta dolaşıyordu. Muhtemelen bir garsondan kapmıştı.
Şampanya kadehini alırken Erdem de uzaktan göründü. Kadehlerimizi hafifçe dokundurup büyük bir yudum aldım.
O sırada belime sarılan kol nedeniyle geri çekilirken sırtımı Demirhan'a yasladım.
Arkamdan yanağımı öpüp çekildi. Kalabalık arasında gördüğüm yüz ona yaklaştı. Bu Adil beydi. Daveti veren kişi.
Demirhan tanıştıklarını bana sessizce söylemiş yanımdan Adil beyle konuşarak uzaklaşmıştı.
İkinci kadehini aldığımda bar masasından uzaklaşacaktım ki Erdi ile karşı karşıya geldik.
Beni gördüğünde önce dikkat etmedi sonra şaşırıp gülümsedi.
-"Hey ne güzel tesadüf."
Şansıma siktir çekmek istiyorum.
-"Ya tabii nasılsın?"dedim istemeye istemeye.
-"İyiyim gelsene şöyle sohbet edelim." Eliyle belimi ittirince irkilip kenara çekildim ve bar taburesine yaslandım.
Bir kaç dakika hiç ilgimi çekmeyecek sohbetler ettiğimizde gözlerim daima Demirhan'ı arıyordu.
-"Kusura bakma eşim merak edecek."dedim en sonunda.
-"O da mı burada? Pardon tuttum seni. Sonra tekrar görüşürüz canım."
Yanından hafif bir tebessümle ayrılıp gidecektim ki bir anda belime dokundu ve yanağımı öptü.
Aynı anda omzunun üstünden Demirhan'ın yüzü belirdi.
İfadesiz ancak gözleri saf bir öfkeyle tutuşmuş halde bakıyordu.
Erdi çekildiğinde hiçbir şey demeden ileriye doğru yürüyecektim ki Demirhan aynı anda bu yöne gelmeye başladı.
Yanımdan geçerken koluna yapışmıştım fakat hiç etki etmeden. Bir kaç adımla Erdi'ye ulaştı ve kolunu tuttuğu gibi terasın kapısına sürükledi.
Ne olduğunu anlayamayan Erdi paldır küldür peşinden gittiğinde arkalarından gittim.
-"Demirhan lütfen!"dedim korkuyla.
Kalabalıktan sıyrılıp koridora çıktığı gibi Erdi'ye bir yumruk patlattı.
-"İlk gördüğümden beri bunu yapmak istemiştim."Soğukkanlılıkla yere düşen Erdi'ye baktığında farkında olmadan çığlık atmıştım.
Kapının tarafında olan insanların şok edici bakışlarıyla çoktan dikkatler bu yöne çevrilmişti.
Aslı koşarak yanıma geldi. İlker Demirhan'ı çekerken yerin dibine girmek istedim.
Erdi kan damlayan burnunu tutup kalktığı esnada güvenlik görevlileri olaya müdahale etti. Davet sahibi de yanımıza geldiğinde yok olup uçmayı diliyordum.
Hem sinir hem utanç duygularım birbirine girmişti.
Orada daha fazla durmadık. Kimse bizi dışarıya kovmadı fakat Demirhan elimden tutarak beni çıkartınca İlker ve Aslı da gelmişti. Hatta Erdem'le Seren bile.
Kapının önünde yaşadığım şoktan ötürü hala kendime gelememiştim. Ama asla ağzımı açıp konuşmuyordum.
-"Birader gözünü seveyim ne yapıyorsun sen?"dedi İlker Demirhan'a doğru.
Demirhan yeleğinin düğmelerini açıp hiddetli soluklar alıyordu.
-"Ağzına sıçacaktım onun bakma yeri değildi. Ne demek lan karımı öpmek?! "
-"Yeri olmadığını şimdi mi fark ettin?!"diye nihayet konuşabildiğimde öfkesi sönmemiş gözleri bana çevrildi.
-"Ne diyorsun sen ya? O sikik beyinlinin seni öpmesi...yapamaz kızım onun ağzını sikerler beni delirtme!"
Üstüme üstüme yürüdüğünde nefesimi üfleyip sinirden dolan gözlerimi başka yere çevirdim.
-"Sana inanmıyorum. Gerçekten inanmıyorum. Rezil olduk ya rezil! Kızabilirsin öfkelenebilirsin ama o orada yapılır mı?! Yüzlerce insanın önünde adama yumruk attın! Sen aklını mı kaçırdın?!"
Caddenin üstünde birbirimize bağırmamızı diğerleri keserken valenin getirdiği arabaya beni oturtan Erdem oldu.
Saçma sapan bir şekilde içli içli ağlamaya başlamıştım.
Arabanın dışında konuşulanları duymasam bile hala onu sakinleştirmeye çalışıyorlardı.
Aslı kapıyı açıp bir kaç kelime söylese de duymamıştım.
Sinirlerim ciddi anlamda bozulmuştu.
Uzanıp torpido gözünden mendil çıkarttım. Gözlerimin altını silerken arabaya oturdu. Yeleğini arkaya attıktan sonra arabayı çalıştırdı.
-"Ağlayıp durma. Sana hiç kimse dokunamaz. Anladın mı beni dokunamaz?!" Bana döndüğünde çenemi tutup yüzümü kendine çevirdi.
Elini ittim ve titrek bir iç çekişle çeneme süzülen yaşı sildim.
-"Sikeyim böyle işi ben."
Araba ilerlerken tek duyulan benim iç çekişlerimdi.
-"Ağlamayı kes."
-"Bana bağırıp durma!"
Pürüzlü sesimin yankılandığı arabayı evin önünde durdurduğunda bana döndü.
Onu dinlemek yerine kapıyı açıp arabadan indim.
Titreyen ellerimle evin kilidini çevirip içeri girdim. Orta yerde öylesine çıkarttığım ayakkabılarımı bırakarak merdivenlere yöneldim.
Vücudumda da hissettiğim titremeyle merdivenlerin başında sabit kaldım. Derin derin nefes alsam bile geçmeyince direkt banyoya gittim.
Lavabonun başında midem çalkalanırken yüzüm bembeyaz kesilmişti.
Aynada gördüğüm yansımam tamamen dağınıktı. Saçlarımı kulağımın gerisine atıp makyajımı çıkarttım.
Suyu kapattığımda hala midem ağzımdaydı.
Yaşadığım adrenalin kaynaklı olduğunu bildiğimden bir kaç saniye sakinleşmeyi bekledim. Ardından banyodan çıkıp giysi odasına girdim.
Elbisemi sıyırırken neredeyse çekiştirerek yere bırakmıştım. Üzerime gecelik geçirdiğimde ağzıma gelen ekşimsi tatla birlikte koşarak banyoya gittim.
Klozete eğilerek içim çıkarcasına öğürdüm. Bir yandan saçlarımı tutup yaşlı gözlerle öğürürken kendimi berbat hissediyordum.
Zar zor sifon tuşuna basmıştım fakat doğrulmaya gücüm yetmediğinde klozete tutundum.
Hıçkırıp başımı eğdim.
-"Peri! Peri ne oldu?!"
Karnımdan tutarak beni kaldıran koluna yaslandım. Yönümü lavaboya çevirdiğimde hala beni tutuyordu. Ağzımı çalkalayıp ellerimi ve yüzümü yıkadım.
İğrenç. Tek kelimeyle.
-"Ne oldu? Neyin var? Hastaneye gidelim mi?"
Saçlarımı itekleyip yüzümü okşayan elini tuttum indirdim.
-"İyiyim."dedim çatallaşmış sesimle.
Kollarının arasından çıktıktan sonra geceliğimle birlikte külodumu yere bıraktım. Duş kabinine girdiğimde hala bana bakıyordu.
Sırtımı döndüm ve suyu açtım. Kendime gelebilmek için aldığım duş sonrası dişlerimi fırçalayarak banyodan çıkmıştım.
Bornozumla birlikte yatağın üstüne kıvrıldım. Sanki bütün enerjim çekilmiş gitmişti.
Yattığım tarafa oluşan çöküntü nedeniyle kapalı duran gözlerimi araladım. Islak saçlarımı yüzümden çekti.
Yataktan destek alıp kalktım. Ayaklanmama müsaade etmeden bedenimi kucaklayınca sustum. Giysi odasına girip beni pufa oturttu.
Dolabımdan iç çamaşır ve bir takım pijama çıkarttı.
Bornozumun kuşağını açıp omuzlarımdan indirdikten sonra aldığı külodu bacaklarımdan geçirdi. Elinden çekip kalçamı hafifçe kaldırdım ve giyindim.
Pijama üstünü başımdan geçirip giydirdikten sonra belimden tutarak ayağa kaldırdı. Üstünde hala düğmeleri açık kırışmış gömleği duruyordu.
Yoğun sigara kokusuyla karışık alkol kokusu aldım.
-"İyi misin?"diye fısıltıyla sordu. Dudaklarını alnıma değdirince burnum sızlamıştı. Gözlerim hızla yaşlarla doldu.
Elimin tersiyle gözlerimi silmek istediğimde benden önce davrandı. Yaşlarımı silip yüzümü kaldırdı.
Neye ağladığımı bile bilmiyordum ki. Yalnızca sinirlerim bozulmuş dolmuştum.
Titreyen dudağımı ısırarak önünden geriye doğru adım attım. Bir şey söylemeden yatak odasına girdim ve yatağın içine uzandım. Örtüyle kapandığımda midem ağrıyordu.
Çok geçmeden yatakta yer edinen varlığı kendini belli etti. Sarılmasa bile nefesini ensemde hissediyordum.
Çok zor da olsa uyumayı başarmıştım.
'
Ertesi sabah oldukça erken bir saatte uyanmıştım. Gece çok bitik olduğum için sabah da aynı şekilde olacağımı düşünüyordum.
Şiş ve kızarık gözlerime rağmen hazırlanmak için yataktan çıkarken Demirhan uyuyordu.
Elimi yüzümü yıkayıp giysi odasına geçtim. Çantamdan telefonumu aldım ve kenara koyacakken bildirimlere baktım.
İlker dün gece mesaj atmıştı. Haliyle şimdi görüyordum.
Dinlenmemi ve bugün işe gelmememin sorun olmayacağını yazıyordu.
Bütün şirketin bugün arkamdan konuşacağını biliyordum. Kötü haber tez yayılırdı bildiğimiz gibi.
Makyaj masama tutunup alnımı sıvazladım.
En tanınan iş adamının lansmanında yarattığımız bu rezaleti nasıl unutacağımı bilmiyorum.
Oflayarak sırtımı dikleştirdim. Kenardan bulduğum lastiği aldım ve saçlarımı özensiz bir şekilde üstten topladım.
Yatak odasına geri gittim. Saat daha çok erkendi. Yatakta kendi tarafıma uzandığım zaman sırtım geniş göğsüne yaslandı. Bedenime yaklaşmış uykusunda sarılmıştı.
Çok sürmeden dinlendirici uykuya daldım.
Güne ikinci gözlerimi açışım Demirhan'ın sesiyle olmuştu.
Sırtım dönük olduğu için onu göremiyordum fakat telefonla konuştuğu belliydi.
-"Evet Adil bey tahmin edersiniz ki anlık bir öfkeydi. Kişisel algılamayın lütfen kusura bakmayın davetinizde tatsızlık yaşattım."
Adil bey?
Dün gece lansmanın sahibi olan Adil bey mi?
-"Biliyorum biliyorum sağ olun o konuda şüphem yok. Yine de arayıp konuşmak özür dilemek istedim."
Dilimin ucunu ısırıp gözlerimi yumdum. Onun huyunu biliyordum. Bunu yapıyor olmasına şaşırmadım. Ancak yine de...üzülmüştüm işte. Kendine hakim olmalıydı.
-"İyi günler görüşmek üzere."
Sesi kesildi. Yataktan kalkmıştı. Adım sesleri uzaklaştı sonra su sesi geldi.
İç çekerek sırt üstü döndüm. Vücudum halsiz gibiydi.
Yaklaşık beş on dakika içinde Demirhan banyodan çıktı. Göz ucuyla ona baktım. Saçlarını kuruladığı havluyu indirirken uyanık olduğumu görmüştü.
Yatağa yaklaşıp yanıma geldi ayakta durdu.
-"İşe gitmedin. Kötü mü hissediyorsun? Gece kontrol ettim ateşin falan da yoktu. Miden nasıl?"
Kurumuş dudaklarımda dilimi gezdirdim.
-"İyiyim. Sorun yok. Sen neden işe gitmedin?" Yatak odasına vuran güneşe bakılırsa saat öğleye yaklaşmış olmalıydı.
-"Seni bırakmak istemedim."
Belli belirsiz başımı salladım.
-"İyiyim ben."
-"Gözlerin pek öyle demiyor. Hala rezil olduk diye bana kızıyorsan hatırlatayım senin o puşt arkadaşın yüzünden rezil olduk."
Derin bir nefes alıp ellerimi örtüye koydum. İttirip kalktım.
-"Bunu seninle tartışmak istemiyorum. Çünkü sen gereksiz şiddetini savunacaksın. " dedikten sonra banyoya girdim.
-"Gereksiz öyle mi? Pardon ya elin herifi karımı öperken onu rahatsız ettim. Valla helal olsun."
Arkamdan gelen bağırtısıyla sırtımı kapattığım kapıya yasladım.
Yüzüme soğuk su çarpıp bir kaç saniye gözlerimi kapattım. Hala içeriden durup durup ettiği küfür sesleri geliyordu.
Yüzümü kuruladım. Banyodan çıktığımda muhtemelen sinirlenip attığı yerden yastığı aldım ve yatağa koydum. Yatağı gelişi güzel düzelttim.
Midemde yine geçmeyen bir ağrı vardı. Aç hissetmiyordum ama dün geceki kusmamdan ötürü açlık ağrısı vardı.
Giysi odasından dışarı çıkan Demirhan'la başımı çevirdim.
Üzerini giyinmişti. Odadan çıktığı için arkasından çıktım. Merdivenleri indiğimizde kapıya yöneldi.
Kaşlarımı çattım.
-"Nereye? Kahvaltı yapmayacak mısın?"diye sordum.
Dolaptan ayakkabılarını çıkartıp yere koydu.
-"İşim var."dedi yüzüme bakmadan.
Soğuk tavrıyla burnum sızlarken başımı dik tutmaya çalıştım.
-"Az önce beni bırakmak istemiyordun."dedim hafiften titreyen sesimle.
Böyle her şeye ağlayacak mıyım ben?
-"Gerek yokmuş iyiymişsin."dedi ve dış kapıyı açtı.
Çıkıp kapattığı kapıyla bakışırken dudaklarım aralandı. Aynı esnada gözlerimden birer damla yaş süzüldü.
Olduğum yerden kıpırdamam bir kaç dakikamı almıştı. Yanaklarımda hala kurumamış yaşlarla merdivene döndüm.
İlk basamağı çıkarken trabzana tutunmuştum.
Kapının kilidine anahtar sokulma tıkırtısı kulağıma ulaştı. Basamakları çıkmadan yalnızca başımı çevirerek baktım.
Açtığı kapıdan direkt gözlerini gözlerime dikti. Kapatarak içeri girdi ve ayakkabılarını çıkarttığı gibi yanıma geldi.
-"Özür dilerim."
Bir anda belime kollarını dolayınca gözlerim tekrar yaşlarla doldu. Ellerini ittim ve zor da olsa onu kendimden ayırıp hızla basamakları çıktım. Peşimden koşar adım geliyordu.
Koridorda yeniden bedenimi sardığında kendimi ağlamaktan alamıyordum.
-"Özür dilerim...özür dilerim. Ağlama." Yüzümü gözümü saçlarımı durmadan öpücüklere boğuyordu.
-"Hayır ben özür dilerim."derken ağlamaktan sesim zor çıkıyordu. İki yana salladığım başımı elleriyle kavrayıp dudaklarımı öptü.
-"Hayır benim suçumdu. Kendime hakim olmalıydım."dedi dudaklarımın üstüne.
-"Sana herkesin içinde bağırdım."dedim hıçkırarak.
Neye ve neden ağladığımı sorgulamadan ağlayarak konuşuyordum.
-"Bende herkesin içinde öyle yapmamalıydım. Bende sana bağırdım özür dilerim. Sana dokunduğunu görünce kendimi kaybettim. Seni üzmek istemedim. Ne olur ağlama." Yanaklarımı okşayıp yaşlarımı sildikten sonra yüzümü göğsüne yasladı.
Midemde oluşan ağrı yoğun bir bulantıya yer verdiğinde Demirhan'ı itekleyerek yatak odasındaki banyoya koştum. Soluğu klozetin başında öğürerek aldığımda Demirhan hemen arkamdaydı.
Stresten ve yaşadığım üzüntüden tepki veren vücudum yine bitkin haline döndü.
Boş boş öğürerek doğrulduktan sonra lavabonun başında kendime gelmeyi bekliyordum.
-"Hastaneye gidiyoruz."
Başımı salladım.
-"Bir şeyler yersem toparlarım. Fazla stresten oldu."diye mırıldandım.
Saçlarımın arasını öpüp bedenimi kendine döndürdü ve sarıldı.
-"Seni üzmek istemedim. Bir anlık sinirle çıktım sonra...aklım başıma geldi. Biz böyle bir çift değiliz. Ne olursa olsun seni bırakıp gitmemeliyim."
Alnıma dudaklarını bastırıp çekildi.
Göğsünde dinlenmem biraz zaman aldı. Beni kucakladığında yine reddetmedim.
-"Sana kahvaltı hazırlayacağım. Sonra geçmezse hastaneye gideceğiz tamam mı?"diye sorarken bedenimi yatağa bırakmıştı.
-"Olur."dedim kuru sesimle.
Son kez öpüp odadan çıktı. Geri gelmesi neredeyse yarım saat sürmüştü.
Getirdiği tepside tost ve sıcak bir çay vardı.
-"Sen yemeyecek misin?"diye sordum tek bardak gördüğüm için.
Doğrulup başlığa yaslandım. Dizlerime tepsiyi koyduktan sonra yanıma oturdu ve saçlarımı öptü.
-"Hazırlarken atıştırdım sen ye sonra bende yerim."dedi.
Tosttan bir ısırık aldım. Ardından ona uzattım. İstemese bile ısrar edince zorla bir ısırık aldırdım.
Sıcak çay mideme iyi gelirken daha iyi hissediyordum. Karnım doymuş midem rahatlamıştı.
Tepsiyi mutfağa geri indirip geldi. Benim gibi başlığa yaslandıktan sonra ise beni göğsüne çekmişti.
-"Aslı'yı çağırdım. Annemlere söylesem şimdi onları pek istemeyeceğini düşündüm. Bende çok beceremem diye Aslı sıcak bir çorba yapar sana dedim."
Başımı kaldırıp ona baktım. Burnumu öptü.
-"İyiyim ben yapardım."diye mırıldandım.
-"Hayır sen bugün yataktasın. Hatta İlker'le konuşacağım yarın da gitme. Yüzün bembeyaz." diyince göğsüne sokularak gözlerimi kapattım.
-"Olmaz öyle. Yarına bunu konuşuruz." dedim ve düzenli soluklarla kokusunda dinlendim.
Kapı çalana kadar kıpırdamamıştık.
Günün geri kalanında gelen Aslı bana çorba pişirmiş zorla yedirmişti. Demirhan ise Hasan baba çağırdığı için bir saatliğine atölyeye gitmişti.
-"Çok tartıştınız mı?"
Başımı Aslı'ya çevirdim.
Mutfak masasında yan yana oturuyorduk. Saatler önce yataktan çıkmıştım. Yatmam için bir neden yoktu. Gerçekten iyiydim.
-"Kısmen."dedim huzursuz şekilde.
-"Aman siz şimdi tartışır az sonra barışırsınız. Aşkınız öyle bir enerjisi var."diyince ister istemez kıkırdadım.
-"Saçma bir akşamdı. Boşver." dedim ardından.
Demirhan gelmeden Kumru aramıştı. Kahveye çağırıyordu.
Bunu kocama kabul ettirmek zor olmuştu çünkü hasta olduğumu söyleyip duruyordu.
-"Tamam çıkabiliriz."
Üzerime basic bir tişört ve tayt kombini yapmış kapıya gelmiştim. Aslı ve Demirhan beni bekliyordu.
-"Çok inatçısın."diye homurdandı Demirhan.
Elimi tutup evin kapısını kilitledi. Mesafe yakın olmasına rağmen beni yürütmemek için arabayla gidiyorduk.
Kumru'ların evine geldiğimizde Nesli ve Soner abi de buradaydı.
-"Benim minik tatlı kuşum." Nisan'ı öpücüklerimle huysuzlaştırırken kendimi geri çekemiyordum. Öyle tatlı ki.
-"Güzelim rahat bıraksana bak ağlayacak." Demirhan kucağımdan çekip kendi göğsüne alınca dudağımı büktüm.
Diğer kolunu omzuma atınca Nisan'la aynı göğüste yatmanın mutluluğuyla gülümsedim ve minik elini öptüm.
Diğer herkes kendi halinde sohbet ediyordu.
Bense içten içe bir bebeğimiz olsa ne kadar mutlu olacağımızın hayalini kuruyordum.
•••
Merhaba yeni yıla yetiştiremedim.
Herkese iyi yıllar diliyorum. Umarım bir sonraki yılbaşına kadar birbirinden güzel anılar biriktiririz ve yüklerimizden arındığımız güzel bir yıl geçiririz ❤