İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 42 · 11 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 42

42

•••

Sabah nedense uykumdan uyanmış bir daha uyuyamamıştım. Bugün cumartesiydi. Bu yüzden sıcak yatağımdan kalkmama gerek yoktu.

Dün akşamın ruhsal yorgunluğu beni bitirmişti.

Yanağımın altına sıkışmış olan elimi çekip arkaya döndüm. Demirhan alnını sırtıma yaslamış her zamanki değişik pozisyonunda uyuyordu.

Ben dönünce boşluğa düşen başını yastığa yerleştirip yüz üstü döndü.

Gülümseyip omzuna dudaklarımı değdirdim ve gözlerimi yumdum.

Belki bir saat öyle yatmıştım. O uyanmadan kalkıp gitmek istemesem bile karnım acıkmıştı.

Bu yüzden sessizce kalktım ve elimi yüzümü yıkayıp sabahlığımı giyindikten sonra mutfağa indim. İlk yaptığım çay demlemek oldu. Demirhan çay içmeden kahvaltı yapmıyordu.

İkimize fazla gelecek olsa da bir sürü kahvaltılığı masaya dizdim. Kızarttığım patateslerin üstüne sosisler ekleyip tabağı koydum. Krep tabağıyla birlikte çikolata da koyduktan sonra haşlanmış yumurtaları soymaya başladım.

-"Günaydın. "

Boşluğuma denk gelince bir an irkildim.

-"Günaydın."derken arkaya bakış atıp önüme döndüm.

Sanırım uykusuzluğun verdiği bir huysuzluk vardı.

-"Misafir çağırdın galiba?"

Sesi yakından gelince göz ucuyla baktım. Masaya yaklaşmış ağzına patates atıyordu.

-"Yoo."dedim omuz silkip.

-"Çok vaktim yok. Ama uğraşıp yaptıklarını yiyebilirim." Belime sarıldığı zaman derin bir nefes aldım. Yüzünü boynuma gömüp tenimi öptü.

Aldığım nefes huzurla çıkarken biraz buruk kalmıştı.

-"Önemli bir iş mi?"diye sordum kırgın çıkan sesimle.

Başını aşağı yukarı salladım.

-"Yarına bütün gün birlikte oluruz. Telafi ederim. İstersen kızları çağır yalnız kalma."

Ellerimi yıkayıp ona doğru döndüm. Kalçamı tezgaha yasladığımda ellerini belimde bıraktı.

-"Annemlere giderim belki."diye mırıldandım.

Çıplak göğsünü izlerken parmakları çeneme kaydı. Yaklaşıp ıslak bir öpücüğü dudaklarıma kondurdu.

Kasıklarımdan bacaklarıma doğru bir uyuşukluk yayılırken titrek bir solukla boynuna sarıldım ve alt dudağını dudaklarımın arasında ezerek öptüm.

Boğuk homurdanması dudaklarımda kayboldu.

Eli sabahlığımı ve geceliğimi sıyırıp kalçama ulaştığında kendimi tutamadan inledim. Aynı anda etimi sıkarak kendini bana bastırdı.

Saniyesinde böyle bir sertliğe kavuşması aklımı başımdan almaya yeterli geliyordu.

Sesli derin bir nefes çekti. Zorlukla birbirimizden ayrıldığımızda alnını alnıma yasladı.

-"Kalbin her seferinde böyle kuş gibi çırpınacak mı?"

Sessizce gülüp dudağımı ısırdım.

-"Sanırım."diye fısıldadım.

Bel oyuntumu okşayıp diğer elini enseme koydu ve başımı göğsüne yasladı. Sarıldığında göğsüne sığınmak bütün yorgunluğumu almış götürmüştü.

-"Seni yemeyi tercih ederdim ama o güzel parmaklarınla hazırladığın kahvaltıyı yemeliyim."dedikten sonra saçlarımın arasını öpüp çekildi.

Birlikte oturduğumuz masada sandalyemi kendi yanına çekmiş sanki benim elim yokmuş gibi beni yediriyordu.

-"Sen ye işe gideceksin aç kalma." desem bile itiraz edip beni doyuruyordu.

Mecburen kısa sürdüğünden dolayı Demirhan üzerini giyinmek için yanımdan gitti.

Masayı toparlayıp mutfağı temizleyene kadar Demirhan geldi. Lacivert boğazlı bir triko altına yine lacivert pantolon giyinmişti. Üstüne ince montunu giyerken yanaklarımı öptü.

-"Erken gelirim istersen dışarıda yemek yeriz."

Başımı salladım.

-"Ben hazırlarım evde yeriz."

Onunla kapıya yürüyüp kenara çekildim. Botlarını giyindi dışarı çıktı. Kapının önünde parmak ucumda kalkıp boynuna uzanınca sıkı sıkı sarılmayı ihmal etmedi.

Vedalaşmamız biraz zor olduğundan sayısız öpücüklerimiz son bulur bulmaz uzaklaştı.

Arabanın çıktığını gördükten sonra içeri girdim.

En iyi kafa dağıtma yöntemi olan temizliğe girişmeye karar vermiştim.

'

Günler birbirini kovalayıp aylar geçerken biz evliliğimizin dokuzuncu ayını doldurmuştuk.

Rutinimiz hep aynıydı.

Ev iş. İşten dönünce birlikte uyuyana kadar vakit geçirmek o kadar.

Ancak artık farklılık vardı. Nesli ve Soner abi buraya gelmişlerdi.

Minik kızları iki gün önce burada dünyaya gelmişti. Bugün de işten çıktığım gibi onların yanına gitmiştim. Soner abinin ailesiyle kalıyorlardı.

Herkeste bayram havası vardı.

Öyle güzel bir bebekti ki insan bakmaya doyamıyordu.

-"Hoşgeldiin."

Nesli yattığı yataktan yorgun gülümsemesiyle beni karşıladı. Henüz toparlanamadığı için onlara hazırlanmış yatak odasındaydı.

Kapıyı kapatıp yanına ilerledim ve ona bakmadan direkt Nisan'a baktım.

-"Teyzem! Prensesim!"

-"İyiyim canım sağ ol ya." Nesli'nin sesiyle kıkırdayıp yatağın ucuna oturdum.

-"Kıskanma be." Nisan'ı dikkatle kucağıma aldığımda dudağımı büktüm.

-"Melek misin acaba sen?"diye mırıldanıp sarı tel tel saçlarını öptüm.

Sanki iki gün önce doğan o değilmiş gibi iri gözleriyle etrafa bakıyordu.

-"Soner içeride mi?"

Nesli'ye dönüp başımı salladım.

-"Ben geldiğimde markete gidiyordu."dedim.

-"Batı abiyle Kumru da gelecek ya bir şeyler alacaktı."dedi.

Ay ben Nisan'a koşa koşa geldim kocamı aramayı unuttum!

-"Kumru bugün kontrole gidecekti değil mi?"diye sorarken Nisan'ı yatağa bırakıp pantolonumun arka cebine soktuğum telefonu çıkarttım.

Ve evet Kumru hamileydi. Çok istiyordu. Bu yüzden bu hamilelik onunla birlikte bizi de mutlu etmişti. Henüz bir aylıktı. Minicik.

-"Evet her şey yolundaymış."

Başımı sallayıp Demirhan'ın numarasına tıkladım.

İkinci çalışta açmıştı.

-"Efendim hatun?"

Sesini duyunca yüzümde tebessüm oluştu.

-"Aşkım ben Nesli'ye geldim haber vermeyi unuttum. Beni buradan alırsın olur mu?"

-"Ya ne alması? Gelsin o da." Nesli ayağıyla dizimi dürtükleyince gözlerimi kapatıp açtım.

-"Duydun."dedim Demirhan'a.

-"Duydum duydum. Gelirim. Bir şey istiyor musunuz güzelim?"diye sordu.

-"Sen al bir şeyler."dedikten sonra vedalaşıp kapattım.

Yeniden Nisan'ı kucağıma aldığımda kokusunda mest olarak boynunu onlarca kez öptüm.

-"Siz gittiğinizde ben ne yapacağım?"diye hüzünle sordum.

Nesli de yüzünü astı.

-"Bende gitmek istemiyorum. Sizle burada kalmak istiyorum. Sizi çok özlüyorum ya."

İkimiz de aynı anda duygusala bağlayıp göz yaşları akıtınca dayanamayıp güldük.

Hadi o lohusa bana ne oluyor acaba?!

Soner abinin annesi bizi çağırana kadar yatak odasından çıkmamıştık. Nisan'ı az önce emzirdiği için yine göğsüme yapıştırmış koltuğa öyle oturmuştum.

Battaniye örttüğüm sırtını okşarken yanağımı başına koymuş hafif hafif sallanıyordum.

Nesli de tatlı ve komposto yiyip içerken daha iyi görünüyordu.

Çok geçmedi ki kapı çaldı. Namık amca yani Soner abinin babası kapıyı açmaya gitmişti.

Gürültüyle içeri doluşanlara bakarken yakışıklı kocamla göz göze geldik. Derin yakıcı bir nefes alıp gülümsedim.

Hep bir ağızdan selam verdiler.

Yavaşça ayağa kalktığımda Demirhan yaklaşıp yanağımı öptü.

-"Yine Nisan'a yapışmışsın."diye mırıldanınca kıkırdadım.

-"Ellerimi yıkayıp geleyim ben." O çekilirken Kumru yanıma koşturdu.

Hemen arkamı döndüm.

-"Daha yeni aldım. Vermem ki!"

-"Yaa versene! Beş dakika hadi!"

Kıyamayarak ona uzattım. Yan yana koltuğa oturduk.

-"Teyzesinin prensesi. Oğlum olursa seni oğluma alacağım."

Mırıltısına kahkaham eşlik ettiğinde diğerleri bize baktı. Dudaklarımı birbirine bastırdım.

Salona Batı abiyle Demirhan arkasından Soner abi girdi.

-"Oğlum aç mısınız?" Ceylan teyze elinde el havlusuyla gelip sordu.

-"Yok teyzem yedik biz."dedi Batı abi.

Gözlerim Demirhan'a kaydı.

-"Bende çıkmadan yemiştim sağ ol Ceylan teyze."dedi.

Soner abi babasıyla yemek için mutfağa gidince bende Nisan'ı tekrar kucağıma aldım. Kumru su almaya kalkmasıyla yanım boşaldı. Haliyle Demirhan kalkıp yanıma geldi ve parmağını Nisan'ın minik eline getirdi.

-"Gitmeden bize gelseniz diyoruz. Akşam yemeğine hep birlikte toplanırız."dedi Kumru.

Hemen olaya dahil oldum.

-"Yok sen uğraşma ben zaten sizi davet edecektim."

-"Ay ne uğraşması Peri? Yemek yaparken düşüp bayılmam."dedi ama enerjisi olmadığını biliyorduk. Zaten bayılıp hamileliğini öğrendiği için ona dem vuruyordu.

-"İtiraz yok. Senin yorulmaman lazım." diyerek konuyu kapattım.

Nesli de Kumru da onaylamıştı.

Sonrasında Namık amca ve Ceylan teyze alt kata Soner'in amcasına gidip bizi yalnız bıraktılar.

Çay servisi yaptığım esnada demliği ocağa koymuştum ki arkamda sıcacık bedeniyle mest eden kokusuyla Demirhan belirdi.

-"Aşkım?"diyerek ona döndüm.

-"Hımm?"Odak noktası dudaklarım olunca göz devirip kıkırdadım.

Ellerimi geniş göğsüne koyduğumda ince haki yeşili gömleğinden belli olan kasları yutkunmama neden oldu.

-"Hani biz evliyiz ya...böyle orada burada sıkıştırmana gerek yok biliyorsun değil mi?" Alay etmemle yüzü asılırken burnuma vurup geri çekildi.

-"Çok bilmiş. Eve gidince gösteririm sana sıkıştırmayı." Elini hızlıca jean pantolonumun üstünden kadınlığıma koyup bastırınca dudaklarım açıldı.

-"Terbiyesiz!"diye fısıltıyla kızdım.

Ne arsız kocam var!

Mutfaktan sırıtarak çıkmıştı. Bende mutfağın ışığını kapatıp arkasından çıktım.

Yaklaşık bir saat daha oturduktan sonra kalkma kararıyla kapıdaydık. Aramıza sonradan katılan Sedat'ın kolunun altında apartmandan çıkarken arkadan gelen darbeyle sarsıldık.

-"Her gördüğün yerde niye karıma yapışıyorsun oğlum?"

-"Ya abi deli misin ya? İyi ki bir karın oldu vallahi. Karım da karım karım da karı-"

Ensesine yediği şaplakla susmak zorunda kalınca Kumru'yla kıkırdadık.

Onlarla da vedalaşıp arabaya oturduk. Üstüme sinmiş Nisan'ın kokusuna gülümseyerek Demirhan'a başımı yasladım.

-"Sahile inelim mi?"diye sordum.

Direksiyondan çektiği elini yanağıma koyup okşadı.

-"Önce ayakkabılarını değiştirmek istemez misin bebeğim?"diyince ayağımda ki kroko desenli yüksek topuklularım aklıma geldi.

-"Şey evet sanırım." Şapşallığım karşısında o muazzam gülüşü yüreğimi sarstı.

Saçlarımı öpüp arabayı köşeden caddeye çıkarttı. Biraz daha ilerlediğimizde açılan otomatik kapıdan bahçemize girdi.

Evde spor ayakkabı giyinmiş karşı sahile geçiş yapmıştık. El ele yürürken Temmuz ayının ılık akşam rüzgârı yüzümüze çarpıyordu.

-"Ne o daldın? Kimi düşünüyorsun küçük hanım?" Belimdeki parmaklarını oynatınca kıkırdayıp göğsüne sokuldum.

-"Senden başka kimi düşüneceğim ben?"

-"Hımm...öyle mi diyorsun?"Burnumun ucunu sıkıp ardından dudaklarını değdirdi.

Başımı salladım.

-"Kocan yanı başında ne düşünüyorsun?" Beni bir çırpıda önüne çektiğinde kollarımı beline doladım.

-"Ne kadar yakışıklı...ımm karizmatik ve seksi bir kocam var diye düşünüyordum."Cümlemin sonuna doğru kıvrılan dudaklarıyla ağız dolusu gülümsememi sonlandırdı.

Uzanıp dudaklarımı kavradı. Sahilde yürüyen diğer insanlar uzağımızda olsa bile utanarak geri çekildim.

Alnımı göğsüne yasladığımda çenesi başımın üstüne dayanmıştı.

-"Bazen gerçekten bunları yaşıyor muyuz diye düşünüyorum."

Mırıl mırıl sesi içime ferahlık yayarken tebessüm edip kokusunu içime çektim.

-"Bende öyle. Her şey rüya gibi."diye fısıldadım.

Saçımın tepesini öpüp sırtımı okşadı.

-"Sen başlı başına güzel bir rüyasın Peri kızım."

Ona olan asırlık aşkım içimde git gide büyüyordu.

-"Rüyanın en eşsiz kahramanı da sensin." Gülerek başımı geriye attığımda dudaklarımdan bir öpücük çaldı.

-"Evimize dönelim mi? Koynunda yatmaya doyamıyorum özlüyorum."dediğinde başımı sallayarak onayladım.

Her gece rutinimiz olan kucağına tüneyip televizyon izleme keyfim gelmişti.

Eve döndüğümüzde üzerimizi değiştirip yatağa girmiştik. Sırtını başlığa dayamış aralık bıraktığı bacaklarının arasına ben girmiştim. İnce pikeyi karnıma kadar çekip geriye göğsüne yaslandım.

Televizyondan izlediğimiz dizinin yeni bölümünü açtıktan sonra ellerini tutup kucağımda birleştirdim.

Teni tenime değdikçe yüreğim sıkışıyordu. İnsan kocasına hala alışmaz mı? Ben alışamadım. Hep kalbimi tekletmeyi başarıyor.

-"Yaz tatiline baş başa çıkıp sonra herkesi dahil etsek? Birlikte eğlenirdik."dedim gözlerimi ekrandan çekmeden.

Dudaklarını saçlarımın arasında kıpırdattı.

-"Herkes kim güzelim?"

-"İşte bizimkiler. Sen konuşsan Soner abiler de kalsa gitmese?"diye kedi gibi mırıldanırken dudağımı büktüm.

-"İlker geçen gün atölyeye geldi. O da Aslı'yla tatile çıkabilmek için birlikte plan yapalım dedi. Bende konuşuruz dedim."

Kaşlarımı havalandırıp hızlıca arkaya döndüm. Dizlerimin üstünde oturduğumda gözleri bana kaymıştı.

-"Aslı aramız bozuk demişti."

Hevesle girdiğim konuya gözlerini devirdi.

-"Dedikodu yapacağın en son kişiyim bebeğim."

Omuzlarımı düşürüp boynuna uzandım. Bacaklarını daraltınca kasıklarının üstüne oturdum.

-"Ya ama bahsetmiştir İlker. Hadi söyle."diye direttim.

Başını sallayıp geceliğimin dantel eteğinin altına ellerini soktu.

-"Bir şey söylemedi. Söylese bile sana söylemem."

Kıstığım gözlerimle ona kötü kötü bakarken benim aksime erkeksi boğuk kıkırtısı odaya yayıldı.

Bir eli belimi diğeri kalçamı yoğururken homurdandım.

-"Öküz."

Hiç beni takmadan geceliğimin eteklerini tuttuğu gibi başımdan çıkarttı.

-"Çok ayıp...kocaya öküz?"

Kollarımı göğsümde bağlayınca çıplak göğüslerim sıkıştı.

İddialı seksi süzmesine karşı koyamıyordum ki.

Dili ayrı bakışları ayrı konuşuyordu.

Dantel tangamın üstünden kadınlığıma parmağını sürtünce tepeden tırnağa ürperdim.

Kollarımı çözüp nefesimi üflerken göğsümü indirdim.

İşaret parmağının tersini boydan boya bastırarak sürttü. Titrek bir soluk seslice dudaklarımdan firar etti.

-"Bak ne diyeceğim.." Belimden sırtıma doğru kaydırdığı eliyle beni göğsüne yapıştırdı. Dudaklarımız birbirine denk geldi.

Ilık nefesi nefesime karışırken bütün mekanizmam yerle bir oldu.

-"Bu gece seninle defalarca kez sevişmek istiyorum."

Sertçe yutkundum. Sözleri tahrik etmek için yeterliydi.

Devam etti.

-"Ve defalarca içine boşalmak istiyorum."

Boğazımdan başıma doğru yükselen ateşle kuruyan dudaklarım aralandı. Kasıklarım uyuşmaya başlamıştı. Kendimi ona bastırırken buldum. İstemeden inlemiştim.

Gözleri gözlerimdeydi. Elini kalçamın kıvrımına getirip sertçe avuçladı. Serbest bırakıp aynı sertlikle vurduğunda nefesimi bırakarak inledim.

Kasıklarımı saran titreme bütün vücuduma dağıldı.

Dilim damağım kurumuştu. Nemlendirmek için dudaklarına uzandığımda bu hamlem boşa çıktı. Çünkü başını geri çekmişti.

Sonra kendimi altında buldum. Sallanan göğüslerimin arasına eğildi. Boşluğa ıslak bir öpücük kondurdu.

Yüzlerimizi hizalayıp dilini dudağıma değdirdi.

-"Korunmak istemiyorum. Korunmanı istemiyorum." diye fısıldadı.

Zaten dağılmış olan beynim söylediklerini zar zor idrak etti.Kapanmak üzere titreyen gözlerimi geriye açarak gözlerine baktım.

Bunun anlamı bariz açıktı.

Dudağımı yalayıp göğsüme hava doldurdum.

-"Demirhan.."

Dudaklarıma bastırdığı dudaklarını çektikten sonra bir kaç saniye tepkisiz durdu.

Karnım sancılanıyordu. Ne diyeceğimi bilememiştim.

Ellerini yatağa dayayıp kendini biraz daha geri çekti.

-"İstemiyor musun?"Bir duygu barındırmayan sesinin altında hayal kırıklığı yatıyordu.

Bakışlarımı çıplak göğsüne oradan yüzüne değdirdim. Göğsümün orta yerine bir ağrı yerleşmişti. Heyecandan belki de stresten bilmiyordum.

Başımı iki yana salladım. Kendini üstümden kaldıracakken elimi ensesine atıp durdurdum.

-"İstiyorum."Dilimden güçlükle çıkan kelime sanki bedenine bir can daha katmış gibi irileşti.

Dudakları dudaklarımı talan etmeye o an başladı. Kayıp giden birbirine doymak bilmeyen dudaklarımızın arasında dolaşan dili beni inletirken dudağını ısırıp gözlerimi kapattım.

Dakikalar sonra dudaklarımı bırakmış göğüslerime yönelmişti. Ucuna dilini değdirip bastırdı. İrkilip dizlerimi hafifçe kendime çektim. Kadınlığıma değen sertliği boxerını delecek gibiydi.

Avucuna sıkıştırıp ısırarak emmeye başladığı zaman inlemeyle karışık çığlığım duyuldu.

Damağına göğüs ucumu sıkıştırmış dil darbeleriyle aklımı alıyordu.

Diğer eli karnımdan aşağıya kasıklarıma kaydı. Külodumdan içeri sızdırıp kadınlığımın arasına parmağını kaydırdı.

Yoğun bir ıslaklık olduğunu hissediyordum. Kolayca içime kayan parmağı bunun kanıtıydı.

Gözlerim geriye gidip kapanırken belim yay gibi kıvrıldı.

Tanrım.

-"Demirhan...yap...ma...ahh."

İkinci parmağını ekleyip ileri geri hızla girip çıkarken göğsüme işkence etmeyi sürdürüyordu.

Nefes nefese başını geri ittim. Elini tutup çektiğimde tek yaptığım boxerını indirmek oldu.

Kısık sesli gülüşüne aldırmadan kendi külodumu da çabucak aşağı indirdim.

Bacaklarımın arasındaki yerini aldığında hiç beklemeden kendini içime kökledi.

Boğazımı yakarak çıkan inlemem sonucunda uyuşan bedenimi öylece bıraktım.

Her darbesinde kasılıp tırnaklarımı sarıldığım beline geçiriyordum.

O gece yorgunluktan bitap düşene kadar bedenlerimiz bir olmuştu. Terlerimiz birbirine karışmış tadı damağıma işlenmişti.

Kasıklarım artık onu kaldıramayacak kadar sızlarken hala kadınlığımın çevresinde kalıntıları vardı. Ilık ılık döküldüğü içime bu gece hiç olmadığı kadar sahip olmuştu.

Göğüslerim kızarık yer yer morarmaya dönmüştü. Halimin kalmadığını anladığında küveti sıcak suyla doldurarak beni oraya taşımıştı.

Yaklaşık yarım saat su soğuyana dek banyodan çıkmamıştık. Yatağa döndüğümüzde saat üçü geçiyordu.

Uykuya dalmam neredeyse yarı baygınlık gibi olmuştu. Gözlerimi kapattığım an Demirhan'ın kollarında uykuya yenik düşmüştüm.

Bizim için belki de en mühim kararımızın hevesimizin doğduğu bir geceydi.

•••

İyi geceler biricik okuyucularım ❤

Bölüm çok çok minicik yazılmıştı. Sizi bekletmemek için oturdum bir çırpıda yazıp bitirdim.

Kontrol edemedim eğer hatalar varsa söylediğinizde düzeltirim.

Yeni yayınladığım hikâyeye geri dönüşleriniz o kadar güzel ki heyecanıma heyecanınızı eklediniz diyebilirim.

Galiba dayanamayarak ikinci bölümü yazıp yayınlayacağım. Ama ona ilgim kayarsa Zinhar'ı hak ettiği şekilde bitirememekten endişeleniyorum.

Lafın kısası bölümü beğendiniz mi?

Bir sonraki bölümde görüşürüz ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.