İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 41 · 10 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 41

41

•••

İngiltere'de geçirdiğimiz iki gün öyle güzeldi ki. Nesli uykuya yenik düşene kadar sabahlara dek sohbet etmiştik.

Sanırım onu böyle mutlu ederek bir hayli sevap kazandık diyebilirim.

Hamileyken çok tatlıydı. Görüntülü konuşuyorduk ama canlısı başka olmuştu.

Aklım bir yandan da Demirhan da iken günler nasıl geçti de döndük sormayın. Havaalanında ilk işim boynuna atlamak olmuştu.

Evimize sabahın ilk ışıklarında girmiştik. Bugün İlker'den bir ayrımcılık isteyerek izin koparmıştım. Çünkü kocamla hasret gidermek ve dinlenmek istiyordum.

-"Yani aşkım iki günde isteyerek kirletemezsin." Mutfağım ne hale gelmişti.

Her yerde bardaklar tabaklar dışarıdan aldığı yemek paketleri daha neler.

-"Güzelim akşam toplayacaktım ama uyuya kalmışım. Sen çık üste ben hallederim."diyince başımı olumsuz anlamda salladım.

-"Hemen hallederim sorun değil."

Mutfağı birlikte kısa sürede topladık. Ardından üst kata çıkıp güzelce duş aldım ve yol yorgunluğumu attım.

'

Günler günleri kovalarken çoktan bir hafta geçmişti. Batı abilerin davetiyle onlara çaya gelmiştik. Onlar televizyon odasında maç izlerken biz de mutfaktaydık.

-"Sizce İlker'le bir geleceğimiz olabilir mi?"

Aslı'ya aynı anda baktığımızda asılan yüzünü dikkatle inceledim.

-"Siz istedikten sonra her şey olur aşkım o nasıl soru?"derken ağzıma bir dolu kaşık makarna koydum.

Az önce geldiğimizde canım domates soslu makarna çekmişti. Hemde deli gibi. Kumru da sağ olsun kalkmış benim için yapmıştı.

-"Babam kahveci...annem kuaför...buradan çıkıp o ultra lüks zenginliğe gelemiyorum. Hep bir eğrelti duruyormuş gibi oluyorum. İlker o hayata doğmuş. Ben kendimi ait hissedemiyorum."

Omuzlarını düşürünce uzanıp yanağını okşadım.

-"İlker'in gözü gönlü seninle öyle dolmuş ki bunların hiçbirini sorun etmiyordur."

-"Hem sen o ortamları bırak. Önemli olan onun yanında mutlu olman. Ben görüyorum Aslı o adam seni gerçekten çok seviyor."dedi Kumru.

Aslı'nın hemen gözleri parıldamış yanakları pembeleşmişti.

-"Sevilmek çok güzel."diye mırıldandı.

Kıkırdayıp başımı salladım.

-"Sanki sen sevmiyorsun."dedim.

-"Çok seviyorum. Yanında kendimi prenses gibi...küçük bir bebek gibi hissediyorum. O beni öyle güzel severken ben nasıl sevmem ki?"

Sohbetimiz aşık olduğumuz adamlar üstünden sürüp giderken kocamı özlediğimi fark edince sandalyeden kalktım.

-"Birazcık gidip bakayım geliyorum." diye bir nevi kıvrandığımda benim arkamdan alayla gülüyorlardı.

Salona girmeden erkeklerin gür sesleri evi dolduruyordu.

-"Siktir ordan."

Demirhan'ın Sedat'a fırlattığı minderle küfürü arasında kaşlarımı kaldırıp bakındım.

-"Ne oluyor?"diye sorduğumda kavgalı gürültülü hallerini bir kenara bıraktılar.

Demirhan yakasını düzelterek koltuktan kalktı.

-"Bir şey yok güzelim." Önümde durup saçlarıma dudaklarını bastırdı.

-"Bak nasıl hemen kedi oluyor. Boyundan posundan utan be adam."Sedat'ın sözlerine kahkahalar atan Batı abi yüzüne minder kapattı.

-"Kocamla dalga geçme o saçlarını tek tek yolarım."derken işaret parmağımı sallamış gözlerimi kısmıştım.

Demirhan sırıtarak kolunu omzuma attı.

-"Havanı alırsın koçum. Bak karım nasıl koruyup kolluyor beni."

Dayanamayıp güldüğümde salona sırtımı döndüm ve başımı kaldırdım.

Burnumun ucunu öpmüştü.

-"Ne zaman bitiyor?"diye sordum.

-"Az kaldı gitmek mi istiyorsun?"

Başımı iki yana salladım.

-"Hayır sordum sadece."

Yanaklarımı tutup alnımı öptüğünde gülümsedim.

-"Birazdan kalkarız bebeğim."

Mutfağa geri döndüğümde masanın üstünde duran kurabiye tabağını önüme çektim.

-"E çüş Peri. Evi yedin."

Aslı'nın sözleriyle gülümseyen yüzüm soldu. Bacağını çimdikleyip koluna vurdum ve tabağı ona itekledim.

-"Yemediğimde gözün mü var? Al yemiyorum."

-"Ya saçmalama ye kızım." Kumru tekrar tabağı önüme koyduğunda kollarımı göğsümde bağladım.

Omuz silktim. Aslı hala pis pis gülüyordu.

-"Aşkım ben senin için diyorum. Ondan sonra iki gram aldım diye depresyona girersin." Aslı'nın sarılma çabasına dayanamayıp onu affettim.

-"Regl olacağım. O yüzden önüme geleni yiyesim var."diye homurdandım.

Yaklaşık yarım saat daha laflamıştık. Maç bittiğinde Demirhan'ın kalkmasıyla birlikte kalktık ve arabayla eve geldik.

Girişte kucağına çıktığım kocam beni merdivenlerden taşırken çoktan gelmiş uykum yüzünden gözlerim kapanıyordu.

Uykulu gözlerle zar zor gecelik giyinip yatağın içine girdim. Yumuşak yorganın altında iyice mayışırken belime sardığı kollarıyle sıcak göğsüne çekildim.

-"Peri kızım...canımın içi."

Saçlarıma minik minik öpücükler bıraktığında dudaklarım yukarı kıvrıldı.

-"Seni seviyorum." diye fısıldadım.

Sırtımı okşayıp sıkıca sarıldı.

-"Seni çok seviyorum bebeğim."

'

Evliliğimizin dördüncü ayını bu hafta doldurmuş bahara giriş yapmıştık.

Kızlarla işlerin yoğunluğundan geçtiğimiz hafta sadece görüşmüştük. Yani Demirhan'ların maç günleri bize buluşma günleri oluyordu.

Aradan bir hafta geçtiğinde şirketin terasında kahve içmiş Nesli ile uzun uzun konuşmuştum.

Odama geri döndüğümde bahara girmiş bile olsak henüz hala soğuktu. Bu yüzden titreyerek sandalyeye çöktüm ve bilgisayarımı açtım.

Gün boyu yeni çekim yapacağımız ürünleri incelemiştim.

Kapım tıklatıldığında başımı kaldırdım.

Cam kapının ardından içeriye Seren girdi.

-"Kesinleştirdik. Mekanı ayarladım sana da haber vereyim dedim."

-"Kaçta geleyim?"diye sordum.

Bu akşam Merve'nin doğum gününü kız kıza kutlayacaktık.

-"Sekiz de çıkarsın evden yarım saate gelmiş olursun. Ben sana atıyorum mekanı."diyip odamdan ayrıldı.

Saat altı olduğunda şirketten çıkmak üzere toparlanmıştım.

-"Gidelim bebek."

Erdem bir anda önümde belirip kolunu uzatınca gülerek elimi koluna sardım.

Beni eve bıraktığında ilk işim Demirhan'ı aramak oldu.

-"Güzelim geldin mi bebeğim?"

Yatağa oturup gülümsedim.

-"Evdeyim sevgilim. Sen ne zaman geleceksin?" diye sordum.

-"Biraz işim var. Bir saat sürebilir istersen sen ye beni bekleme güzelim."

Dudağımı büktüm. Onu özlemiştim.

-"Ee sen aç değil misin?"

-"Şuan değilim eğer acıkırsam buraya söylerim bir şeyler. Sen gidecek misin?"

Evet sabah ona bu akşam kutlama yapacağımıza dair bilgi vermiştim.

-"Evet sekizde çıkarım. Bir şeyler atıştıracağım. Yemek yapmıyorum öyleyse?"

-"Yok güzelim keyfine bak."dedi.

-"Tamam aşkım sana kolay gelsin." dedim ve vedalaşıp kapattım.

İlk önce mutfakta kendime sandviç hazırladım. Meyve suyuyla birlikte üst kata geri çıktım. Yerken bir yandan düz saçlarımın uçlarına maşayla hareket katıyordum.

Soyunup altıma siyah bir pantolon giyindim. Sutyenimi çıkartıp büstiyeri giyindiğimde güzel görünmüştü.

Ardından dişlerimi fırçalayıp makyajımı tazeledim. Çantamla kabanımı hazırladığımda saat sekiz olmak üzereydi.

Kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki kızlar arayıp vazgeçtik deseler üstümü çıkarmadan uyuya kalırdım.

Merdivenleri indiğim sırada dış kapı açıldı.

Kocam gelmiş!

Görmeden gitmeyeceğime sevinerek son basamaktan zıpladım.

-"Hoşgeldin."

Yanına ulaştığımda dudaklarını dudaklarıma bastırdı.

-"Hoş buldum."

İçeri girmesini bekledikten sonra kabanımı giyindim.

-"Biz eve geliyoruz karımız gezmeye gidiyor."

Homurdandığı zaman başımı omzuma doğru yatırıp masum masum bakmaya çalıştım.

-"Kızları kıramadım yoksa benim de hiç halim yoktu."dedim.

-"Alacaklar mı seni?"diye sorunca başımı iki yana salladım.

O sırada gözleriyle üzerimi süzüyordu. Eğilip dolaptan yüksek topuklu siyah sivri burun botlarımı çıkarttım.

-"Taksiyle gideceğim."

-"Bu halde akşam akşam taksiyle mi gideceksin Peri? Bırakırım seni yürü."

Katı tavrına itiraz etmedim. Yeniden botlarını giyinip evden çıktı. Peşinden çıktığımda kısa sürede trafiğin içine girmiş bulunduk.

Araba sıcak diye iyice uykum gelmişti.

-"Erken gel. Eve gece yarısı geleyim deme."

-"Peki baba."diye mırıldandım.

Dalga geçmem onu sinirlendirirken kaşlarını çatmış bir hışım bana dönmüştü.

-"Peri."dedi uyarıcı tonda.

-"Tamam sevgilim gecikmem. Pasta keseriz biraz oturur kalkarım."

-"Haber verirsin gelip alırım." dedi.

Geldiğimiz mekan deniz kenarında lüks bir otelin restoran kısmıydı. Demirhan pek hoşlanmayarak etrafı incelerken uzanıp yanağını öptüm.

-"Çok içme."diye ekledi.

Başımla onayladım.

-"Dikkatli sür görüşürüz." Son kez dudaklarını öptüm ve arabadan indim.

Saat ona gelirken elimde bitirdiğim kadehi masaya bıraktım. Geldiğimizden beri canlı müzikle eğleniyorduk.

Daha fazla oyalanmak istemediğim için Demirhan'a haber vermiş kızlardan ayrılmıştım.

Kapının önüne adım attığımda kırmızı bir spor araba dikkat çekici şekilde durdu. İçinden çıkan adamı gördüğüm an tanıyınca yüzüme tebessüm yerleştirdim.

Üniversiteden arkadaşımdı. Büyük işlere girdiğini duymuştum fakat yıllardır hiç görüşmemiştik.

Vale arabasına bindiğinde ceketini düzeltip başını kaldırdı. Restoran girişinin yanında ayakta dikilen bedenime gözleri kaydı. Göz göze geldiğimizde önce gözlerini kıstı.

Tanıması uzun sürmedi.

Uzaktan dahi pahalılığını belli eden takımıyla yürüyüp gelirken gülümsüyordu.

-"Gerçekten sen olamazsın?" derken kaşını kaldırmıştı.

-"Neden şüphen mi var beyefendi?"diyip kıkırdadım.

Gülüşü büyürken elini saçlarından geçirdi ve bir adım daha yaklaştı.

-"Seni gördüğüme sevindim Peri."dedi ve kollarını açtı.

Nezaketen hafifçe sarılıp geri çekildim.

-"Bende öyle Erdi. Nasılsın?"

-"İyiyim. Hayat bana güzelleşti biliyorsun."dedi sırıtarak.

-"Ya ya bilmez miyim?"

-"Sende ne var ne yok?"

-"İş güç. Bir de...evlendim."Gözümde canlanan kocam içimi sevinçle doldururken ciddi anlamda Demirhan gözümün önünde durdu.

Geldiğini görmemiştim!

Arabayı nasıl duymadım?

-"Hadi canım! Hiç duymadım ne zaman evlendin?!"

Erdi'nin arkasında duran Demirhan koyu bakışlarını Erdi'ye dikmişti.

-"Eşim." diyerek yana kaydım ve elimi Demirhan'a uzattım.

Erdi bir an irikilip döndü.

-"Merhaba."dedi.

-"Demirhan...üniversiteden arkadaşım Erdi." diye tanıttım.

Demirhan başıyla selam verip

-"Merhaba...memnun oldum." derken gerginliği bana akın akın nüfuz ediyordu.

-"Bende öyle."diyerek tekrar bana döndü Erdi.

Bu hareketin pek iyi olmadı sanki.

-"Müsait bir zamanda kahve içelim. Numaranı bulurum şimdi tutmayayım sizi. İyi akşamlar." Demirhan'a da resmen ayıp olmasın diye öylesine bakıp döndü gitti.

Gelsin bakalım fırtınalar.

Başıyla otelin önünde duran arabayı işaret etti. Uslu uslu önünde yürüyerek arabanın kapısını açtım bindim.

-"Demirhan."

Bana kısık gözleriyle öyle sert bir bakış atınca oturduğum yere sindim.

-"Sana tek bir şey diyeceğim Peri."

Bakışlarımı kucağıma düşürüp sessizliğimi korudum.

-"Aynı şekilde bana sarılan bir kadın görseydin yine aynı şekilde böyle sakin sakin oturur muydun? Sadece soruyorum. Bir de siktiğimin puştu beni adam yerine koymuyor güya! Beni siklemiyor karıma buluşma teklif ediyor."

Arabanın içini titreten sesi karşısında yutkunup ona doğru döndüm.

Nefes alış verişi bile öfke barındırıyordu.

-"Haklısın özür dilerim o tavrı gösterecek birisi değildi. Eskiden tanıdık diye...şey...yani ne bileyim kızmakta haklısın."

O öfkesiyle bir anda kahkaha atınca korkmadım diyemem.

-"Hayret Peri hanım ilk kez kendisini haklı görmedi!"diye alayla konuştu. Sinirini arabadan çıkarmak istercesine hızlı sürdüğü için elim emniyet kemerine kaydı.

-"Yavaş olur musun lütfen?"

Göğsüne doldurduğu havayı sertçe üflerken hızını yavaşlattı.

-"Yarın öbür gün gider o yavşakla kahveni de içersin. Demirhan laf söyleyebilir mi? Asla! Çünkü medeni olmak böyle bir şey değil mi Peri? Kocam geniş mezhepli olsun istiyorsun değil mi?!"diye bağırırken bir yandan sigara yaktığı için ödüm kopuyordu.

Gözümü yoldaki arabalardan çekmeden dişlerimi birbirine bastırdım.

Konuşup daha da sinirlenmesini istemiyordum. Ama ben sustukça o daha çok bağırıyordu.

Eve vardığımızda neredeyse şükredecektim.

Kapıyı kırarcasına üstüne vurup merdivenlere yöneldi. Arkasından çıkarken durgundum.

Üstüme ağır bir duygusallık çökmüştü.

-"Yüzüme bakmayacak mısın?"diye sordum.

Kıyafetlerini çıkartırken yüzünü dolaba bana sırtını döndü.

-"Rahat bırak beni Peri. Sinirliyim."dediğinde çenesini sıkarak konuşmuştu.

-"Ya adamın üstüne ben mi atladım? Niye böyle davranıyorsun? Evet tavrı saygısızca oldu ama-"

-"Ne söyleyip iyi niyetinle örtbas edeceksin merak içindeyim! Beni daha fazla delirtme Peri! Elin piçi sana nasıl sarılıyor lan nasıl?! Gözümün önünde adamın kollarının arasına girdin!"

Arkasını dönüp bileğime elini sardı. Vücudumu sarsarken kalbim yerinden oynayacak kadar hızlı çarpıyordu.

-"Canımı yakıyorsun."Korkuyla büyümüş gözlerimi gözlerine dikip elimi çekmeye çalıştım.

Bileğimi acıttığı yoktu. Kalbimi acıttığı için söylemiştim.

Öfkeyle hiddetle bıraktı ve odadan çıktı.

Elimi göğsüme kaldırdım. Dolu dolu gözlerimden firar eden yaşlarla durumu kavramaya çalışıyordum.

Demirhan'ı çıldırtacak bir kıskançlığı vardı. Resmen gözü dönmüştü.

Bir kaç dakika kendime gelmek için olduğum yerden kıpırdamadım. Diğer elimde hala tutmakta olduğum çantamı kenara koyduktan sonra kabanımı da çıkarttım ve odadan ayrıldım.

Yatak odasında yoktu. Oturma odasına ve terasa baktım orada da değildi.

Alt kata bakındım gözükmeyince omuzlarım düştü.

Sonrasında bahçeye açılan kapıya ilerledim. Arka bahçeyi aydınlatan ışıklar sayesinde ayakta durmuş sigarasını içen Demirhan'ı gördüm.

Gömleğinin önü tamamen açık soğuk rüzgarın karşısında duruyordu.

-"Demirhan."diye seslendim.

Bir eli cebindeyken bana doğru döndü.

Sustum.

Sigarasını bitirmesini bekledim. Söndürüp geldi ve içeri girdi. Bir şey diyecekken yanımdan geçti.

İç çekip peşinden gittim. Soluğu banyo kapısında almıştım. Açık bıraktığı kapının önünde soyunup duşa girdi.

Arkamı döndüm ve giysi odasında üzerimi çıkarttım. İç çamaşırlarımla beklerken makyajımı çıkartıyordum.

Durup aynada yüzüme baktım. Alt dudağım titreyip gözlerime yaşlar doldu.

Sızlayan burnumu çektiğimde niye bir anda ağlamaya başladığımı bilmiyordum.

Ellerimi yüzüme kapattım. İçim sıkışıyordu. Tek istediğim içim çıkana kadar ağlamaktı.

Suyun sesinin kesildiğini duyana dek ağlamıştım. Saçlarımı ittirip gözlerimi sildim ve ayağa kalktım.

Ayak seslerini duyunca odadan geçip banyonun önünde yürüdüm. Başım eğik yüzüne bakmadan çıkmasını bekledim ve girdikten sonra kapıyı kilitleyerek duşun altına girdim.

Kısa sürede banyodan çıktığımda saçlarımı kurutmuş öyle çıkmıştım.

Geceliğimi giyinmiş yatakta beklerken dakikalar geçmesine rağmen Demirhan gelmiyordu.

Ağlamak için direnç gösteren duygularımı bastırmadan yatağın içine girdim ve dizlerimi karnıma doğru çektim. Gözümden akan yaş yastığa düşerken gözlerimi kapattım.

Niye saçma sapan ağlıyordum ki?!

Diğer yanıma dönecekken kapı açılıp kapandı ve ışıklar söndü. Kıpırdamadım. İnce yorganı burnuma kadar çekmiş yatağa gömülü halde yatıyordum. Ağladığımı görsün istemiyordum. Ama yaşlarımı silsem görecekti.

Zaten bana bakacağını sanmıyorum.

Yatağın diğer yanı çöktü. Heybetli bedeni yatağı ağırlığıyla sallarken bir kaç santim ötemdeydi.

Sarılmamıştı.

Titrek bir soluk üfledim.

Sonra dayanamadım. Yüreğim el vermedi sıkıştı sıkıştı durdu.

Sağ tarafımın üstüne dönerek yanağımı göğsüne koydum ve elimi çıplak karnına sardım.

Bir kaç saniye içinde kolunu altımdan geçirip belime doladı ve yan dönüp saçlarımı koklayarak öptü.

-"Özür dilerim. Sana kötü hissettirdiğim için."diye mırıldandım kısık sesimle. Hala gözlerim dolu dolu göğsüm ağrılıydı.

Sırtımı okşayıp yüzümü boyun girintisine getirdi.

-"Özür dilerim bende sana bağırmamalıydım."dedi.

Elimi yanağına çıkartıp sakallarını okşadım. Tuttu ve bileğime dudaklarını bastırdı.

Ardından yana dönerek kendi abajurunu yakınca onu izledim. Tartışırken tuttuğu bileğime bakıyordu. Herhangi bir iz olmasa bile gözlerinden pişmanlık aktı.

Sonra dönüp bana bakınca kaşları çatıldı ve hızla dirseğinden destek alarak kendini kaldırdı.

-"Ağladın mı sen?" Elini gözümü altında gezdirip saçlarımı geriye itti.

Omuz silkip göğsüne sokuldum.

-"Bir daha o güzel gözlerinden tek bir damla aksın istemiyorum."

Sarıldığım zaman tek yaptığı şefkatli cümleler kurup ben uyuyana dek saçlarımı okşamaktı.

•••

Merhabaaa ❤

Size bir sorum olacak. Hala finali belirlemedim biliyorsunuz.

Ama aklımda olan hikâyenin ilk bölümünü küçücük yayınlamamı ister misiniz?

Burayı final verdikten sonra yazabilirsem yeni kurguya devam ederim diyorum. Fakat ona da henüz hiç başlamadım. Hatta hikâye başlığı bile düşünmedim.

Fikirlerinizi bekliyorum ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.