•••
Koşuşturmalar bir yana bıkkınlığım bir yana iken kendimi odama kilitleme isteğim artıyordu.
Şirketin terasta yer alan kafesinde tabureye oturmuş düşünüyordum.
Birikmiş işler beni bekliyordu. Normalde şirkette bunalır gelmek istemezdim ama şu sıralar şirket bana kafa dinleme yeri gibi geliyordu.
-"Kahve makinesini yanına bırakayım istersen?"
Kafeteryada çalışan Cenk'e göz devirip verdiği ikinci bardağı yudumluyordum.
Tekrar konuşacakken sustu duruşunu düzeltti. Haliyle arkaya bakma ihtiyacı duydum.
İlker bey otomatik açılan kapıdan terasa çıkmıştı. Sigarasını yakacakken beni fark edince yanıma doğru geldi.
-"Merhaba."
-"Merhaba İlker bey."diye mırıldanıp bara doğru eğilmiş bedeni toparladım.
Uzun bacaklarıyla kolayca yanımdaki tabureye oturdu.
Cenk çoktan türk kahvesini hazırlamaya başlamıştı.
-"Yorgun görünüyorsun. İzin de almadın zor bir süreç."dediğinde dudağımı büktüm.
-"Keşke şirkette yatabilsem. Ne izni?"dediğim gibi kahkaha patlattı.
-"Pekâlâ ev daha yorucu demek ki anlıyorum."
İstemsizce gülüp omuzlarımı düşürdüm.
-"Yorucudan ziyade çok bunaltıcı. Böyle stresli ve gergin işler beni çok yoruyor. Ben daha rahat rahat ilerlemek istiyorum ama...ailem ve Demirhan'ın ailesi çok telaşlı. Hemen her şey olsun diye kafayı yemiş- Of İlker bey...kusura bakmayın oturdum size ne anlatıyorum ya?"
Ellerimle yüzümü kapatıp bir kaç saniye utancımı yaşadım.
Elini sırtımda hissettiğimde ellerimi indirdim.
-"Sorun değil. Dediğin gibi stresli dönemler. Ama geçip gittiğinde hiç yaşamamış gibi hissedeceksin. Kardeşimden biliyorum."diyip hafifçe gülünce gülümsedim.
Sanırım patronum düşündüğüm gibi sadece ve sadece çapkın bir adam değilmiş. İyi bir adammış.
-"Umarım bir an önce öyle hissederim. Teşekkür ederim İlker bey."diyip kahvemden bir yudum aldım.
-"Aslında sana bir şey soracaktım."
Sözünün devamını getiremeden telefonum çalınca açmamı söyledi. Bende sorun olmayacağını anlayınca Demirhan'ın aramasını yanıtladım.
-"Efendim hayatım?"diyerek açtım.
-"Güzelim ne yapıyorsun?"
Yan gözle İlker beye baktım. Kahve fincanıyla bakışıyordu.
-"Moladayım. İlker beyle kahve içiyoruz." dedim.
-"Kaçta çıkacaksın gelip alırım?"
-"6 gibi çıkarım sanırım."derken İlker bey başını bana çevirdi.
-"Öğleden sonra çıkabilirsin."dedi kısık sesiyle.
Kararsız kalsam bile başımı salladım.
-"İlker bey öğleden sonra çıkabilirsin diyor."dedim Demirhan'a.
-"İyi öyleyse bir saate oradayım güzelim."
-"Tamam bekliyorum." derken içimden umarım işlerimize küçük bir mola veririz diye geçiriyordum.
Telefonumu bıraktıktan sonra İlker beye döndüm.
-"Bir şey söylüyordunuz."
Önümüzde bir şeylerle uğraşan Cenk'i baş işaretiyle gönderdiğinde iyice meraklanmıştım.
Dirseğimi bar masasına yaslayıp elimi çeneme yasladım.
Oyalanmak amaçlı çevirip durduğu kol düğmesini bıraktı ve gözlerini bana döndürdü.
-"Aklımı oyalayan bir konu var. Açıkçası bunu böyle söylemem ne kadar doğru bilmiyorum çünkü böyle bir şey daha önce yaşamadım."
Hafifçe kaşlarımı çattım. Dinlemeye devam ettim.
-"Konu...Aslı."
İçimde yaşanan şoku yüzüme yansıtmadım fakat gözlerim irileşmişti.
-"Aslı mı?"
Başını salladı.
Hislerim kuvvetlidir.
-"Yalan söylemek istemiyorum. Ulaşabileceğim tek yol sen olduğun için sana söylemek istedim. Gördüğüm anda farklı bir şey olduğunu hissettim ve o günden beri gözümün önünden kaybolmadı. Bana hayatında birisi olmadığını söylersen çok mutlu olacağım." diyip zoraki şekilde güldü.
Ben gülemedim. Çünkü söz konusu en yakın arkadaşımdı.
Dudağımı ısırıp derin bir nefes aldım. İlker bey öyle bir beklentiyle bekliyordu ki ne diyeceğimi bilemedim.
-"İlker bey...yani...evet hayatında kimse yok. Ama.." diyip durdum.
Kaşını kaldırdı.
-"Ne ama?"
-"Size bunu söylemek istemiyorum. Gerçekten kusura bakmayın ama Aslı sizin tanıdığınız hiçbir kadına benzemez."
Elini kaldırıp başını iki yana salladı.
-"Hakkımda söylenenleri tahmin edebiliyorum. Amacım arkadaşına zarar vermek değil. Gerçek anlamda onu tanımak istiyorum."
Aslı'nın bunu duyduğunda istemeyeceğini biliyordum. Fakat kaderdi bu. Belli mi olur?
Bir kaç dakika kendi içimde düşündüm. İlker bey ilk defa içini açarak konuşmuştu. Yine de emin olamıyordum.
-"Aramızı yap gibi saçma şeyler söylemeyeceğim." Gerginliği dağıtmak için gülünce bende düşüncelerimi bırakıp kıkırdadım.
Çöpçatan olacak halim yoktu.
-"Aslı'ya bundan bahsetmeyeceğim. Şuan karşımda duran patronum olarak değil normal bir insan olarak size tavsiye vereceğim. Eğer bir şeyler olsun istiyorsanız kendiniz çabalayın. Ama işiniz hiç kolay olmayacak." dedim havaya kaldırdığım kaşımı indirmeden.
Gülümsemesi büyüdü.
-"Beni mahalleye davet etmeye ne dersin?"
Küçük bir kahkahayla başımı sağa doğru yatırdım ve tabureden yavaşça kalktım.
-"Mahallemizde biraz dikkat çekebilirsiniz. Ama düğünüme tabiki davetlisiniz."
Yanından ayrılıp alt katta çantamı toparlamıştım. Erdem ve diğerleriyle vedalaştıktan sonra binadan çıktım. Merdivenlere vuran yağmur damlaları nedeniyle kapının önünde beklemeye başlamıştım.
Bugün hava çok soğuk değildi fakat yağmurluydu. O yüzden siyahlara bürünmüş güne uygun giyinmiştim.
Kıpırdanıp dururken şirketin önünde duran arabaya gözlerim kaydı. Ellerimi saçlarımın üstüne doğru kaldırıp koşar adım merdivenlerden indim.
Halime gülerken arabaya ulaştığımda sevdiğim kokuyla çevrelenmiş arabanın içinde Demirhan'a döndüm.
Göz göze geldiğimiz gibi aynı anda birbirimize doğru eğildik ve dudaklarımızı birleştirdik.
Geri çekildiğimde dudaklarıma yerleşmiş tebessüm eşliğinde içim huzurla dolmuştu. Böyle anlarda bütün derdimi tasamı unutuyordum.
-"Özlemişim." diyip burnunu burnuma sürttü.
Kıkırdadım ve dudağının kenarını tekrar tekrar öptüm.
-"Her gün birlikteyiz. Ama bende çok özledim."dedim.
Göğsüm mutlulukla sıkışıyordu. Sakallarının kapladığı çenesini ve yanağını okşayıp koltuğa sindim.
-"Evet benim güzel sevgilim ne yapmak istiyor?"dedi.
Başımı döndürdüm.
-"Yapmamız gereken işler yok mu?"
-"Yok. Var da yok. Al işte bu kadar susuyor." Çalmaya başlayan telefonuna söylenerek uzandı ve açtı.
-"Buyur usta?" diyince gerisini merak etmeden başımı cama çevirdim.
Yağmur damlaları hızla düşüp süzülüyordu.
Aklımı yoran o kadar düşünce vardı ki hiçbir şeye takılıp aklımı dağıtamıyordum. Kim nere sürüklerse o yöne gidiyordum.
İzin günlerimde annemle alışverişe çıkıyor eksikleri tamamlıyorduk. Çeyiz anlamında hiçbir şeyim yoktu ve bu annemler için en önemli konuydu. Onların aldıklarını beğenmeyeceğimi bildiğinden her şeyi birlikte alıyorduk.
Bir diğer konu kına hazırlığıydı. Ve en önemlisi gelinlik. İnce ayrıntılardan bahsetmiyorum bile.
Bana şöyle geniş geniş uzun bir zaman verilse tadını çıkararak yapsam yeterliydi.
Ama öyle bir ihtimalimiz yoktu. Çünkü bir an önce evlenmek istiyorduk.
Telefonumun çaldığını duyunca düşüncelerimden sıyrıldım. Uzanıp ceketimin cebinden çıkarttım.
Nesli arıyordu.
-"Efendim?"dedim.
-"Aslı'yla dolaşıyoruz. Bir kaç model denedim attım baksana nasıl?"diyince aramayı sonlandırıp Whatsapp'a tıkladım.
Evet bir de Kumru'nun düğünü için elbise bakıyorduk. Böyle sıra sıra evleniyor olmamız bir yerde komikti.
Herkes de kendi telaşına düşmüştü. O yüzden birbirimize yardımda bulunma imkânlarımız kısıtlıydı.
-"Şöyle yüzün düşüyor ya benim bütün ruhum çekiliyor."
Sesiyle irkilip başımı telefondan kaldırdım. Yine kara düşüncelere dalmış gitmiş olduğumu fark etmemiştim.
-"Yok sevgilim dalmışım."
Bana yandan bir bakış atıp işaret parmağıyla burnuma vurdu.
-"Sanki seni tanımıyorum. Çok bunaldın biliyorum. Ama yavaş davransak süre uzayacak. Sana kavuşmam uzayacak. Bende bunu istemiyorum." dedi yola bakarken.
Nesli'ye hızlıca beğendiğim elbiseyi atıp telefonumu kitledim ve koluna sarıldım.
-"Bende istemiyorum. Hem evlendikten sonra unutturursun bana olmaz mı?"dedim cilveli bir halde ona sokulurken.
Dudağının kıvrıldığını gördüm. Boşta duran elini sırtıma doğru atıp saçlarıma kısa bir öpücük kondurdu.
-"Sana her şeyim feda güzelim. Şu evimizin içine bir girelim her şeyi halledeceğim söz."
Ona inanıyordum.
Güzel ve zevkli günler bizi bekliyordu!
'
İki gün önce gerçekleşen Kumru'nun kınası sonrası üzerimizdeki yorgunluğu atmak biraz zor olmuştu.
Pazar günü sabahında yataktan zor bela kalkmış duşa girmiştim. Annem bu sabah Demirhan'ları kahvaltıya çağırmıştı.
Hızlı bir duş sonrası saçlarımı gelişi güzel kurutup kendi haline bıraktım. Üzerime bir tayt ve uzun bol tişört giyinip odamdan çıktım. Annem sabahın kör vaktinde kalkmış kahvaltı masasını çoktan hazır hale getirmişti.
Sanki yabancı geliyor. Nigar teyze şimdiye kadar her gün evimizdeydi.
-"Kızım öğle oldu öğle."
-"Yorgunum anne ne yapabilirim? Gözümü açamıyorum."
Koltukta oturan babamın yanına oturduğum an annem kolumdan tutup kaldırdı.
-"Ekmekleri getir koş." dedi.
Mutfağa girmiş geri çıkarken kapı çalmıştı. Annem adeta seke seke geldi.
Gelenlerin yanında Elvin ablayla çocuklarda vardı. Hemen Asya'yı kucaklamış öpücüklere boğmuştum.
-"E Demirhan?"dedi sorarcasına annem.
-"Erken çıkmıştı ben yetişirim dedi gelir birazdan." diye açıkladı Nigar teyze.
Salona girdikten sonra ben ayakta kaldım. Asya başını omzuma yaslamış yatarken onu hafif hafif sallıyordum.
-"Yapılacak başka bir şey var mı diyeceğim ama hazır görünüyor."dedi Elvin abla gülümseyip.
-"Sağ ol kızım. Demirhan gelsin otururuz."diyen annemdi.
Nerede bu adam?
En son telefonuma uzandığım zaman kapı çaldı. Alelacele Asya'yı annesine verince bana bıyık altından gülmüştü.
Hemen kapıya yöneldim ve açtım.
-"Neredesin sen?"dedim direkt.
Ters ifademi görünce içeri adım atarken kaşlarını çatmıştı.
-"Hesap mı vereceğiz kızım?"demesiyle ağzım aralandı.
Kapıyı suratına çarpma isteğimi gerçekleştirmeden başını eğmiş gülüyordu. Ayakkabılarını çıkarmasını fırsat bilip ensesine bir tane vurdum.
-"Almam seni dul kalırsın görürsün. Bir de dalga geçiyor."
Gülme sesi arttığında arkamı dönüp gidecektim ki belime sarıldı ve boynuma dudaklarını bastırdı.
-"Güzel kokulu sevgilim. Özledim seni."
İçim hemen yumuşuyor olmaz ki böyle.
-"Şaka yaptım ben bütün hesaplarımı sana veririm. Karıma hesap vermeyeceğim de kime vereceğim?"
Sesimin çıkmadığını anlayınca konuşmaya devam etmiş yüzümü güldürmüştü.
Uyuz ya.
-"Tamam affettim."diyip önüme döndüm.
Yanaklarımı tuttu ve sıcak dudaklarını alnıma değdirdi.
-"Yavrum nerede kaldınız?"
İçeriden seslendikleri için derin bir solukla geri çekildim. Bakışlarım gömleğinin sardığı göğsünde gezinirken içime bir şeyler dolmuştu.
Dayanamayıp beline kollarımı doladım ve sıkıca sarıldım. Güldüğünü hissettiğimde elleri sırtıma yerleşmişti.
-"Bu bende özledim deme şeklin mi bebeğim?"diye mırıldandı kulağıma.
Gülümseyip başımla onayladım. Yanağımı göğsüne yasladığım yerden çekip kollarımı da çektim.
Birlikte içeri döndük. Masaya oturduktan sonra kahvaltıya beklemeden başlamıştık.
Yanımda sevdiğim adam olunca hava durumundan konuşsak bile gülesim geliyordu. Tuhaf saf bir huzur. Anlatmaya kelime yeter miydi?
İç çekişime dönüp bakınca tebessüm ettim. Göz kırptı.
Kalbim pır pır etti.
-"Ne oldu?"dedi dudaklarını kıpırdatıp.
Ailelerimiz olsa bile o an düşünmedim. Ona doğru eğilip kulağına yaklaştım.
-"Seni seviyorum." diye fısıldadım gülüşüm arasından.
Nefesinin hızını hissetmek ayrı bir zevkliydi.
Çekildiğimde dişlerini sıkmış parıldayan bakışlarıyla bana bakıyordu.
Evet beni öpmek istiyor.
-"Doruk da hepsine gelmek istedi ama bir türlü izin ayarlayamadı." Annemin hayıflanmasına döndük.
Abimle ara sıra konuşuyorduk. Eskisi gibi değildik. Olur muyduk bilmiyorum ama sanırım mutluluğum ağır bastıkça geçmişi unutmaya başlamıştım.
-"Düğüne gelir canım ne olacak?"dedi Nigar teyze.
-"İnşallah bakalım."diyerek sürdürdü annem.
Konu yine dönüp dolaşıp eksiklere gelmişti. Alışverişe çıkmamız gerekiyordu. Alınacaklar asla bitmiyordu.
Kahvaltıdan sonra koltukta pineklemek ve kahve keyfi yapmak isterdim. Lakin çıkacaktık.
Üzerimi giyinmek için odama çıkarken Elvin abla bizimkilere kahve yapıyordu.
Odaya girer girmez önce düzleştiriciyi fişe taktım. Ardından makyaj masama oturdum. Yüzüme renkli bir nemlendirici sürüp hafif allıkla renklendirdim.
Elimden geldiğince en hızlı makyajımı biraz far ve maskara ile tamamladıktan sonra dudaklarıma renksiz bir balm sürüp sandalyeden kalktım.
Hızlıca saç uçlarımın üstünden geçtim. Dümdüz olduklarına kanaat getirdikten sonra fişten çıkartıp dolabıma yöneldim.
Çıplak kalıp ten rengi dantel iç çamaşır takımı giyindim. Altıma krem renkli pantolonu geçirdiğim sırada kapı tıkladı.
-"Efendim?"diye seslendim.
-"Benim."
-"Gel."dedim Demirhan'ın sesi olunca.
Kapıyı aralayıp yarı çıplak bedenime baktı. Hazırlanmaya odaklı olduğum için bedenimi unutmuştum. Bir an bocaladım fakat uzun sürmedi.
Göreceğini görmüş adam.
-"Yine sabrım sınanıyor." Nefesini tutmuş kısık sesle homurdanmıştı.
Gülerek dolabıma döndüğümde odama girip kapıyı kapattı.
Sutyenimin üstüne pantolonun tonlarında ince bluz geçirdim. Ardından askıdan ceketimi çıkarttım.
Yatağıma oturmuş koca bedeniyle beni izleyen adama döndüğümde ellerini yatağa dayadı ve hafifçe geri eğildi.
Yersiz sızlamayla karşılaşan kasıklarım beni şaşırtıyordu.
Dudağımı ısırıp aralık duran bacaklarının arasına girdim ve dizine oturdum. Fırsat bulmuşken dudaklarımı dudaklarına bastırdım.
Uzun zamandır şehvetle harmanlanmamıştık. Çünkü o kadar boş vaktimiz olmamıştı.
-"Seni yatağa yatırmak istiyorum."
Yakıcı bakışları dudaklarımdayken titrek bir soluk verdi. Göğsünün kabarması onun her an saldıracağı anlamına geliyordu.
Ufak ufak dizinden kalktım.
Yoksa bizi kim tutar?!
-"Çok ayıp. Aşağıda ailelerimiz varken."dedim kaldırdığım kaşımla.
Ayaklarıma çorap geçirirken o da ayağa kalkmıştı.
-"Tahrik eden sensin ben mi ayıpçı oluyorum?"Büyük bir hayal kırıklığıyla bana bakarken dayanamayıp kahkaha attım.
Ağzının içinden sabır çekip pantolonunun önünü düzeltti. Hızlı bir kaldırma kuvvetine sahibim kabul ediyorum.
-"Sevgilimi öpmeyecek miyim? Hem şunun şurasında ne kadar kaldı ki? Heyecanın kaçmasın kendini balayına sakla."diyip çantama telefonumu ve cüzdanımı attım.
-"Yok artık. İnsafın yok mu kızım?Dokunsan boşalacak hale getirdin amına ko-"
Dudaklarım aralanırken elimi ağzına kapattım.
-"Edepsiz!"diye fısıldadım.
Şans eseri annem üst kata falan çıksa gür sesini rahatlıkla duyardı.
Omuz silkip kapıyı açtı. Önden çıktığında elimi şekilli kalçasına attım. Hafif bir şaplakla kıkırdadığımda dönüp bana bakmıştı.
-"Popon çok seksi."dedim sırıtarak.
Yarım ağız gülüşüyle gözlerini devirdi ve merdivenlere yöneldi. Arkasından inerken ensesindeki saçlarını okşayarak inmiştim. Durmadan ona dokunasım geliyordu. Adam haklıydı.
Evdekilere çıktığımızı haber verip dış kapıya yöneldik. Vestiyerden krem renkli botlarımı aldığımda kombinim tamamlanmış oldu.
Hem rahat hem güzel. Kesinlikle.
-"Önce eve uğrayalım. Banyonun ölçüsünü almamız lazım halı bakacağız."dediğim an o bıkkınlık içeren bakışları gözlerine yerleşti.
-"Ya yavrum onu annemlerle halledersin."
Kaşlarımı çatıp durdum.
-"Pardon ama sen sıkılıyorsun ben bayılıyor muyum? Birlikte alacağız. Yürü."
-"Tamam karıcığım!"
Arabasına yöneldiğinde o gıcık ses tonuna karşılık mecburen kahkaha attım.
Uyuz gerçekten uyuz.
Arabaya oturduğumda hala gülüyordum. Dediğim gibi önce evimize gittik. Listeme gerekli ölçüleri aldıktan sonra yolumuz alışveriş merkeziydi.
•••
Merhaba iyi geceler ❤
Yine biraz gecikti ama tamamladığım gibi yayınlıyorum.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.