İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 31 · 10 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 31

31

•••

Günler günleri kovalarken huzursuz gergindim. Hem regl dönemim hem de Demirhan'ın yüzündendi.

O ders verdiği kız iki haftadır neredeyse sürekli Demirhan'ın yanında bitiyordu. Henüz gözlem yapma aşamasındaydım. Savunmaya geçmeden önce düşmanımı tanıyordum. Yine de sinirliyim. Aynı odanın içinde baş başa dip dibe çizim yapıyor olmaları beni çıldırtmaya yetiyordu.

-"Ne diyorsun Erdem ya?"

Aklıma sızan katran karası kötü düşünceler sebebiyle Erdem'e patlayınca anlattığı beğenmiş olduğu kadınlara ara verdi.

-"Aa deliye bak ne bağırıyorsun?!"diye benim gibi bağırdı.

Ellerimle yanaklarımı tutup masaya çöktüm.

-"Tadım tuzum yok Erdem."dedim hayıflanarak.

-"E haklısın sende bebeğim. Benim de sevgilim karşı cinsin yakından kokusunu alsa-"

Kafasına vurduğum şaplakla gülmeye devam etti. Utanmadan dalga geçiyor. Ben burada ağlayacağım!

-"Çık odamdan yoksa saçlarını yolacağım."

İşim kalmadığı için bende toparlandım. Çantamı almış şirketten çıkacakken Erdem kendini affettirmek için beni eve bırakmayı teklif etti.

Hayır diyemedim.

Bir kaç saat önce kısacık bir konuşma yaptığımız Demirhan bey ne işle meşguldü merak ediyordum.

Bu yüzden mahallenin girişinde Erdem'i durdurdum. Vedalaşıp indiğimde dükkanın önünde Sedat'la karşılaştım.

-"Naber güzellik?"diyip yanağımı sıktı.

-"İyi diyelim iyi olsun senden?"derken bile yüzüm sirke satıyordu.

-"İyi benden de mola vermiştim."dedi elindeki sigarasını işaret ederek.

-"Demirhan içeride mi?"Sorum karşısında kaşlarını kaldırıp indirdi ve başını salladı.

-"Özel ders zımbırtısıyla ilgileniyor. Bugün geç kaldı işleri vardı."

Aman ne güzel.

Yapmacık bir şekilde güldüm.

-"Kolay gelsin diyeyim değil mi?!" dedim imayla.

Dudağını büktü.

-"Hakkındır yenge."dedi dalga geçercesine.

Önümden çekilip geçmem için yol açtı. İçeride bir kaç adam daha vardı bu yüzden hızlı adımlarla odasının kapısına geldim.

Neden kapalı acaba neden?!

Kızı uzaktan bir kere görmüştüm. O da babası almaya geldiğinde arabaya binerkendi. Onun haricinde ben çalışırken burada olduğu için görememiştim.

Yüzümü toparladım. Asık suratımı ifadesiz hale getirdiğimde beklemeden kapıyı tıklattım. Bir kaç saniye bekleyip araladığımda masanın arkasında oturan iki çift göz bana doğru çevrilmişti.

Hiç belli etmeden kızı bir çırpıda inceledim. Siyah saçları ve beyaz teniyle güzel bir genç kızdı. Yüzünde çok fazla makyaj vardı.

Önemli olan ayrıntıyı veriyorum.

Masaya yaslandığında görünen neredeyse 90 bedenlik göğüsleriyle öyle bir dekolteli giyinmişti ki bir an gözüm dönecekti.

Ancak profesyonel şekilde hiç renk vermedim.

-"Pardon müsait değil miydin?"dedim tebessüm ederek.

Umarım içerdiği tehlikeyi belli etmiyorumdur.

Elinden kalemi bırakıp ayağa kalkan adamı izledim.

-"Müsaitim tabiki güzelim sormana gerek yok. Gelsene."

Şu geçen günlerde bu konuya olan rahatsızlığımı dile getirmemiştim. Ara sıra hissettiği huysuzluklarımı dönemsel ruh halime bağlamış geçiştirmiştim.

-"Yok sizi bölmeyeyim. Geçerken uğramıştım eve gidiyordum."derken sevimli olmaya çalışıyordum.

Bu saf halimi büyük bir kıvraklıkla yakalamış olan kız masaya dirseğini koyup eğreti tebessümüyle bakıyordu.

Yani öyle bir bakıyor ki ben buradayım sen neredesin der gibi!

-"Bugünlük bitirelim."dedi masada oturan kıza dönüp. Kızın yüzü düşer gibi olsa da toparladı.

Sonra bana döndü.

-"Seni almaya gelecektim yemek yeriz diye ama saatin farkına varmamışım güzelim kusura bakma." derken kolundaki saatine bakmıştı.

-"Yoo hiç sorun değil. Bende az önce yedim sonra yeriz sevgilim. İşin bitince görüşürüz." Vücudumu saran öfke dalgalarıyla iyi hissetmezken yapacaklarımdan korkarak geriye adım attım.

Sakin ol Peri sakin.

-"Evden alırım seni." dediğinde ne için olduğunu sormadan öylesine onaylayıp oradan uzaklaştım.

Demirhan'dan yana gram şüphem yoktu. Zaten bu öfkem ona da değildi. Ama kız niyetini belli etmişti. Bu yüzden saç diplerime kadar öfkeyi hissediyordum.

Eve girdikten sonra banyoda karşılaştığım görüntüyle birleşen kasık ağrılarım berbat bir akşama el sallıyordu.

Sızlanarak banyoda soyundum. Sıcak suyun altında karnımı ısıtmaya çalışırken vücudumun karıncalanma hissi ve hassaslığı enerjimi almıştı.

Çok üşümemeye dikkat edip suyun altından çıktım. Odama döndüğümde giyinmeden bornozla yatağa kıvrılmıştım.

Telefonumu elime alır almaz çaldı.

-"Efendim Demirhan?"derken sesim bir hayli bitkindi.

-"İyi misin sen?"

Yatakta doğrulup ayağa kalktım.

-"Karnım ağrıyor halsizim."dedim mırıldanarak.

Gittikçe artacağını bildiğim sancılar öncesi vücudumu ısıtmam gerekiyordu.

-"Ne oldu? Hasta mı oldun? Doktora gidelim neyin var güzelim?"

Görmese bile başımı salladım.

-"Yok...regl olmuşum onun ağrısı."diye yanıtladım.

-"Ha anlaşıldı. İstediğin bir şey var mı?"dedi bir kaç saniyelik bekleyişinin ardından.

Olmadığını söyleyip vedalaşarak kapattım. Üzerime penye bir şort ve tişört giyinerek yatağın içine girdim.

Derdimi hissetmiş gibi odama annem gelmişti.

-"Anne acilen sıcak su getirir misin? Bir de ağrı kesici. Sanırım ölüyorum." Her ay klasik olan repliğimdi. Fakat gerçekten bu ağrıyı yaşamamış olan asla anlayamazdı.

Yanıma gelip yorganımı omuzlarıma kadar örttü. Elini yorganın altına sokup buz gibi olmuş olan ayaklarımı tutunca kaşları çatılmıştı.

-"Hemen çorap giyiyorsun! Ayrıca o saçların kurutulacak. Geliyorum birazdan." diyerek odadan çıktı.

Elimi karnıma bastırıp yan döndüm. Dizlerimi kendime doğru çektim. Yatakta asla çorap giyemediğim için yine giymeyecektim ve ısınmalarını bekleyecektim.

Annem ilk önce fön makinesini getirdi. Yatağın yanında prize takıp alta inmişti.

Ağlamaklı halde saçlarımı biraz da olsa kurutup makineyi yere bıraktım. Hangi şekle girersem gireyim geçmeyen bir sancıydı.

Geçen dakikalarda oturmuş kalkmış tekrar yatakta yorganın içinde kaybolmuştum. Odanın kapısı açıldığında ben iki büklüm yatıyordum. Başımı kapattığım kısmı havalanıp açılınca gözlerimi de araladım.

Tanıdık koku beni şaşırtırken kaşlarımı çatıp başımı çevirdim.

-"Demirhan?"

Bir şey demeden üzerime eğilip boynuma dudaklarını bastırdı. Öyle bir soluk alarak öpmüştü ki içim titredi.

-"Aklım sende kalınca dayanamadım." dedi.

Diğer yanıma döndüğümde yere diz çökmüştü. Ellerimi tutup birer birer öptü.

-"İyiyim."dedim mırıldanarak.

Lambaderden yayılan loş sarı ışık altında ayrı bir yakışıklı görünüyordu.

Bir elini yanağıma çıkarttı.

-"Öyle görünmüyorsun. Hep böyle mi geçiyor güzelim?"derken bir yandan açılan kolumu yorganla örtüyordu.

Başımı sallayarak onayladım.

Aynı anda kapım tıklatıldı. Demirhan yavaşça yerden kalkarken annem elinde tepsiyle girmişti.

-"Şunu alsana oğlum."Kolunun altına sıkıştırdığı sıcak su torbasını işaret etmişti. Demirhan öne atılıp aldı.

Sıradan bir regl dönemimdi. Demirhan'ın böyle endişelenip gelmesine açıkçası biraz utanmıştım.

Annem elindeki tepsiyi makyaj masamın üstüne bıraktı. Buharı tüten fincanı alıp yanıma yaklaştı ve komodine koydu.

Papatya çayı.

-"Sağ ol anne."dediğim sırada yerde duran fön makinesini de almıştı.

-"Çorap giyindin mi?"diye sorunca dudağımı büktüm.

Bana ters bakışlar atmıştı. Bu konuda hiç anlaşamıyoruz.

-"Öyle dolaş üşüt sonra böyle sızlanırsın. Bir şey isterseniz seslenirsiniz."diyerek odamdan söylene söylene ayrıldı.

Nefesimi üfleyip sırt üstü döndüm. Odamın ortasında elinde ayıcıklı su torbamla bekleyen Demirhan'a kıkırdadım. Sancıdan bayılmak üzereydim ama çok tatlıydı.

-"Karnına mı koyuyorsun?"diye sordu ona güldüğümü anlayınca. Yanıma yaklaştığında başımı sallamıştım.

Hafifçe yatak başlığıma yükseldim.

-"Ayaklarıma."diye yanıtladım. Elinden alacakken ayak ucuma yönelince durdum.

Yorganımı kaldırıp torbayı bıraktı. Eliyle ayağımı tutmasıyla irkilmiştim.

-"Annen haklı Peri! Nasıl üşümüşsün!"

-"Ne yapabilirim? Sevmiyorum." Çocuk gibi omuzlarımı silkip torbanın üstüne ayaklarımı koydum. Yorganı örtüp yatakta bıraktığım boşluğa oturdu.

-"Artık aynı eve girdiğimizde icabına bakacağım ufaklık. Kendine hiç dikkat etmiyorsun." diyip fincanı aldı ellerime bıraktı.

İç çekerek bir yudum aldım. Yüzümü buruşturmadan duramıyordum. Dizlerimi biraz daha karnıma doğru çektim.

-"Odan sıcak neden üşüyorsun ki?"

-"İçim yanıyor dışım üşüyor. Değişik bir şey bu anlayamazsın."Sesim ağlamaklı çıkarken cümlem onu güldürmüştü.

Biraz daha yaklaşıp yanağımı öptüğünde yanmamak için fincanı kenara bıraktım.

-"Isıtayım mı seni?"Tatlı sorusu karşısında kayıtsız kalmak ne mümkündü?

Yüzümden anlamış olacak ki yönünü değiştirip sırtını yatak başlığıma dayalı duran yastıklara yasladı. Hiç durmadan karnına sarılıp başımı göğsüne koyarken sancım öylesine dayanılmaz hale gelmişti ki dişlerimi birbirine bastırıyordum.

Bacaklarımı oynatıp nefesimi tutmuş halde yatıyordum.

Sırtımı okşayan eli dahi yardımcı olmuyordu.

-"Demirhan."dedim güçlükle.

-"Efendim bebeğim."diyip saçlarımı öptü.

-"Gitsen mi acaba? Ben böyle rahat rahat acı çekemiyorum."diye itirafta bulundum.

Başını çevirmişti.

-"Ne diyorsun güzelim? Yok ya böyle olmayacak kalk sen acile gidiyoruz."

Yataktan fırlamasıyla kalakaldım.

-"Saçmalama. Geçer bir kaç saate."

Yorganımı kaldırıp ellerimden tuttu.

-"İtiraz yok. Gerekirse serum bir şey taktırırız. Sen acı çekerken ben böyle oturamam."

Evet dedi ve başardı. Bütün itirazlarıma hiç aldırış etmedi. Hazırlanmamı odamın içinde bekledi.

Saçlarımı gelişi güzel topuz yapmıştım. Altıma kalın bir tayt geçirmiş yine kalın bir kapşonlu sweatle tamamlamıştım.

Alt kata inerken kasıklarıma vuran sancılardan zorla iniyordum. Yatmama izin verse kendi kendime sancımı çekecektim. Her zaman olan bir şey için boşuna telaş yapmıştı.

-"Anne baksana."diye seslendim koridordan.

Arkamda bekleyen Demirhan'la sabit durmaya çalıştım.

-"Nereye böyle?"dedi kızarcasına.

-"Acile götürüyorum Elif teyze. Gider geliriz aklın kalmasın."diyen Demirhan'dı.

Annem o konuşunca çatılı kaşlarını düzeltmişti.

-"E iyi olur tamam. Bende hazırlanıp gelseydim."

-"Yok yok gerek yok anne. Sen babama söylersin." dedim ve daha fazla yerimde duramayınca dolaptan düz taban dizlerime kadar gelen çizmelerimi giyindim.

Arabaya bindiğimizde ellerim karnımda oturuyordum.

-"Sen böyle hep inatçı mıydın?"

Ona ters ters baktığımda o yola bakıyordu.

-"Ne alakası var? İlk defa yaşamıyorum ki."

-"Öyleyse gidip baktırırız. Normal bir durum mu değil mi diye bende öğrenmiş olurum."

Gözlerimi devirdim.

-"Ağrı kesici içmeme izin vermiş olsaydın çok sürmeden hafifleyecekti."dedim.

Hiç cevap verme gereksiniminde bulunmadı. Hastaneye geldiğimizde normal olarak serum takmışlardı.

Sonrasında beni eve bırakıp kendisi de eve geçmişti.

İlerleyen günlerde Demirhan'ın yanına gidip gelen kızı düşünüp sinirlerimi bozmamaya karar vermiştim. Ne olursa olsun ben sevgilime güveniyordum.

Bugün erkenden uyanmış yarı uykulu halde hazırlanmıştım. Koşuşturmalı yoğun bir gün olacağı için rahat giymeye dikkat etmiştim.

Evin önünde beni bekleyen taksiye atladığımda çekim yapacağımız otelin ismini verdim.

Aynı zamanda Seren'e yolda olduğumu bildirmiş Demirhan'a da çıktığıma dair mesaj atmıştım.

Şirketten vakit bulup evimize dahi gidememiştim. Kızlarla da zar zor buluşuyorduk. Kumru'nun evlilik telaşı bir yana artık Nesli de buna katılmıştı. Aileler öğrenmişti. Yakın bir zamanda isteme tarihine karar verilecekti.

Evet bizim tarihimiz de belli oldu. Kendimi unuttuğum için neredeyse o günü de unutmak üzereyim.

Bir sonraki hafta sonu geleceklerdi. Düşündükçe kalbim spazm geçirir gibi sıkışıyordu.

Neyse ki yanımda Demirhan var oldukça her şeyin üstesinden kolayca geleceğimizi biliyordum. Şu sıralar biraz uzaktık. Üzücü olan buydu. Bazı dönemler şirketin işleri yoğunlaşırdı. Bu dönemde o zamanlardan biri ve benim pek boş zamanın olmuyordu.

Otelde bize ayrılmış odaya girer girmez kalabalık çekim ekibiyle karşılaştım.

Seren'in yanına sıvıştığımda kamerasını ayarlamakla meşguldü.

Günün çoğunluğu burada geçmişti. Bir cilt bakım ürünü çekimi yapılmıştı.

Oradan şirkete geçerken elimde sandviç Demirhan'la mesajlaşıyordum.

Bir kaç gün daha bu ve bunun benzerinde geçmişti.

Günler günlük akıştan daha hızlı ilerlemiş istemeyle birlikte nişanımız büyük bir heyecanla tamamlanmıştı.

Aile arasında desek bile ailelerimiz geniş olduğu için ev kalabalık hale gelmişti.

Nişan gününe kadar bana uyku uyutmayan heyecanım o gün neredeyse yok olmuştu.

Pudra renginde minik yıldız desenleri olan midi boy sevimli bir elbise giyinmiştim.

Altına elbisemle aynı tonda bantlı bir topuklu ayakkabı giyerek gerçek anlamda periye benzemiştim.

Her güzel günümüz rüya gibi geçiyordu.

Nişan kısa sürmüştü. Yada bana kısa gelmişti. Fakat verdiğimiz bütün mücadelelere rağmen şuan parmağımızda özenerek seçtiğimiz alyanslarımız takılıydı.

Evet hayat güzellikler sunuyordu. Asıl iş sabırla beklemekteydi.

-"Bu nasıl?"

Nişanımızdan sonraki hafta sonu Demirhan'la evdeydik. Ustalar bir yana bende boş bir köşeye tünemiştim. Demirhan da bana duvar boyası renklerini gösteriyordu.

-"Bence bütün duvarlar beyaz olsun."dedim en sonunda. Çünkü renkler aklımı karıştırıyordu.

-"En başta öyle demiştim güzelim ama pek sallamadın beni." diyince koluna çimdik attım.

-"Geniş düşünüyorum ben hemen karar veremiyorum."dedim kaşlarımı çatıp.

Benimle alay edercesine güldükten sonra kararımızı bekleyen boya ustasına doğru ilerledi.

İki katlı evimizin dışı da beyazdı. Koyu griye boyanmış panjurlarıyla çok havalı görünüyordu.

Dışarıda yağmur yağdığı için bahçe hala tadilata girememişti. Ama evin içinin yarısı bitmiş diyebilirdik.

Boyadan sonra zemin yapılacaktı. Çok iş var gibi görünüyor ama Demirhan öyle istikrarlı çalışıyordu ki kısa sürede tamamlayacaktı.

İçimi rahatlatan bir diğer konu o ders verme saçmalığı sonlanmıştı. Demirhan zaten istemiyordu. Ayıp olmasın diye kabul etmişti fakat artık işlerimiz yoğunlaştığı için bahanesi olmuştu.

-"Ne düşünüyorsun bakalım?"Bir anda arkamdan sarılınca gözlerimi deniz manzarasından çektim.

Üst katta denize bakan ve yatak odamız olacak olan odadaydım.

-"Zaman bir an önce geçse. Evimizin içine girsek ve güzel bir yuvamız olsa diye düşünüyordum."diye aklımdan geçenleri söyledim.

Topladığım saçlarımdan açıkta kalan boynuma minik öpücükler kondurdu. Bu odada kimse olmadığından rahat davranıyordu.

-"Az kaldı Peri kızım. Zor günleri atlattık şimdi sıra güzel günlerimizde."

Gülümsedim. Evet öyleydi.

-"Evet...yakında."dedim.

Boynumda derin bir iç çekip biraz daha sıkı sarıldı.

-"Sana içim gidiyor."

Ürpertici bir ses tonunda kurduğu cümleyle yönümü ona çevirdim. Sessizce yutkunup gözlerine baktım.

Dudaklarımızı birleştirdiğimizde ellerim ensesine kaymıştı.

Daha tadını bile alamadan ayak sesi duyunca alelacele çekildim.

Huh.

Ne şans ama.

Gelen Hasan amcaydı.

-"Hoşgeldin baba." Demirhan kabarmış göğsüyle babasına döndüğünde kıkırdamamak için kendimi tuttum.

-"Mesut'la geldik. Mutfağın ölçülerini alacaktı."

Demirhan başını sallayarak alt kata giderken Hasan amca elini omzuma sardı.

Evet baba demeye alışmam gerekiyor.

-"Bizimki çalışsın ben gelinimi yemeğe götüreyim ne dersin?"diyip göz kırptı.

Kocaman gülümsedim.

-"Olur tabii."

-"Ama kesin peşimize takılır. Bırakmaz seni hayta." dediğinde kendimi daha fazla tutamayıp kıkırdadım.

Merdivenleri inerken Hasan amca da gülüyordu.

Güzel bir ailem olacaktı. Güzel bir aileye dahil olmuştum. Başka ne isteyebilirdim ki?

•••

Merhabaa❤

Umarım beğenmişsinizdir.

Bir önceki bölümde bahsettiğim gibi uzatmadan ayrıntılara girmeden geçiyorum.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzre ❤❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.